23 Mart 2012 tarihinde Düzenlenen Özelleştirme Yasası’na yönelik basın toplantısı

Değerli Basın Mensupları,

 

Ulusal Birlik Partisi’nin hazırladığı ve Cumhuriyet Meclisi gündeminde bulunan Özelleştirme Yasa Tasarısı, halkımızın yararını gözetmeyen, büyük yanlışlar ve çelişkilerle dolu, Anayasanın eşitlik ilkesi ve demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan ve ayrıca şeffaflıktan çok uzak bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Bu şekliyle Özelleştirme Yasa Tasarısı’nın kamu yararına sonuçlar doğurması olanaksızdır. Ulusal Birlik Partisinin hazırladığı bu tasarı, özelleştirmeyi değil, kamu kurum ve kuruluşlarının peşkeş çekilmesine zemin yaratmayı hedeflemektedir.

 

Tasarının mevcut hali, KKTC Halkının sahip olduğu en başta stratejik ekonomik sektörler olmak üzere, en önemli kurumların bile, “özelleştirme” adı altında peşkeş çekilebileceğine işaret etmektedir. Dahası, yasa öylesine hoyratça hazırlanmıştır ki, halka ve devlete ait her ne varsa satılabilecek ve devletin en temel görevleri dahi, sonradan geri döndürülemez biçimde kontrol dışı kalabilecektir. Böylesi bir anlayış kabul edilemez. Kamu yararı gözetmeyen bu yaklaşım, yurtseverlikle de bağdaşmaz. Devleti halk adına yöneten UBP Hükümeti, özelleştirilecek kurumlarda ve işletmelerde yalnızca KKTC vatandaşlarının istihdam edileceği ve vatandaşların bu işlemler sırasında pozitif ayrımcılıkla ekonomik olarak geliştirileceğine dair herhangi bir düzenlemeyi bile gereksiz görerek, aslında peşkeş niyetlerini de ayan beyan ortaya koymuştur.

 

Özelleştirmenin temel getirisi, kamu yararı öngörerek ve zarar eden kurumların, çalışanların hak ve çıkarlarını koruyarak verimli ve ekonomik biçimde çalıştırılmasıyken, UBP Hükümeti özelleştirme yoluyla yeni bir işsizler ordusu yaratmayı göze almaktadır. İstihdam yaratmak bir yana, yeni işsizleri, dolayısıyla da yeni sosyal sorunları toplumun önüne yığma çabasının ardında, UBP’nin daha fazla hükümette kalma ihtirası vardır. Tasarıda öngörülen şekliyle özelleştirmeden elde edilecek gelir yeni yatırımlara yönlendirilmek yerine, borçların ödenmesinde kullanılacaktır. Dolayısıyla, ekonominin kısa ve orta vadede büyütülmesine bu akıl dışı yasa tasarısı ile herhangi bir katkıda da bulunulmayacaktır.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

Tasarının bütün maddeleri baştan sona çelişkiler içermektedir. Örneğin haksız rekabetin oluşmasını engelleyecek düzenlemeler tasarıda yoktur. Rekabet Kurulunun onay vermediği hiçbir özelleştirmenin yapılamaması gerekirken, tasarıda bu konuda herhangi bir kaygı gözetilmemiştir. “Ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket eden Ulusal Birlik Partisi, yasa tasarısını Rekabet Kurulu’nun itirazı ve hilafına rağmen özelleştirme yapabileceği yönünde düzenlenmiştir. UBP Hükümeti, böylesine önemli bir konuyu, her zamanki gibi, hiçbir demokratik teamülün sorumluluğunu hissetmeden, ne kendi yeterince tartışmış ne de tartıştırmıştır. Hükümet, konuyla ilgili hiçbir kurum, sendika, ya da sivil toplum örgütünün görüşlerini dikkate almadan, çağ ve akıl dışı bir yasa tasarısıyla, tüm topluma adeta meydan okumaktadır. Halkımızın çıkarlarını ve düşüncelerini gözetmeyen bu davranışı kabullenmek mümkün değildir.

 

Ulusal Birlik Partisi’nin bu yasa tasarısıyla aslında demokrasiden de hiçbir biçimde nasibini almadığı çok net olarak bir kez daha ortaya çımıştır. Kendini halktan aldığı yetkiyle, devleti yöneten değil, devletin tek sahibi gibi gören bir anlayışla hazırladığı bu yasa tasarısıyla UBP hükümeti, Bakanlar Kuruluna ucu açık ve çok geniş bir yetki öngörmektedir. Ne Cumhuriyet Meclisi, ne de devletin diğer kurumları, hükümetin vereceği bir özelleştirme kararının hem süreçlerinde hem de sonucunda söz ve yetki sahibi olamayacaktır. Dolayısıyla halkın ucuz, kaliteli ve istikrarlı hizmet almasının temel taşı olan stratejik ekonomik sektörlerin özelleştirilemeyeceğine ilişkin bir düzenlemenin bu tasarıda yer almamasının altındaki asıl gerçek, halkın iradesine rağmen UBP’nin her alanda halkın mallarını peşkeş çekmeye hazırlanmasıdır.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

Ciddi hassasiyet gösterdiğimiz, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ile Telekomünikasyon Dairesi gibi stratejik ekonomik kurumların özerkleştirileceği ve siyasi boyunduruktan arınmış olarak faaliyetlerini sürdürmesine zemin yaratılacağına tasarıda değinilmemektedir. Bu art niyetli tavrı gördükçe, bu konuda olmazsa olmaz bir durum ortaya çıkmaktadır.

 

Ülkemizin özel koşullarını hiç dikkate almadan hazırlanmış bu yasa tasarısı ile kendi başarısızlığını örtmeye çalışan hükümet, Kıbrıs Türk Halkının sahip olduğu ekonomik varlıkları teker teker satarak ortadan kaldıracaktır. UBP Hükümeti bu konuda herhangi bir çekince duymuyor olabilir. Yıllardır tanıklık ettiğimiz, geleneksel UBP yaklaşımı hep “benden sonra tufan” olmuştur. UBP kendini ve sağladığı kişisel çıkarları güvence altında tutabilmek için Kıbrıs Türk Halkı’nın top yekün kaybına hep umursuz kalmıştır ve bugün yaptığı da bundan başka bir şey değildir.

 

Bu görüşlerden hareketle, aşağıdaki konular bizim için vazgeçilmezdir ve pazarlık konusu dahi yapılamaz.

 

          Bu yasada, Stratejik ekonomik sektörlerin özelleştirilmesinin önü net biçimde kesilmeli ve ülkesel koşulların gözetildiği bir model yaratılmalıdır. Bu konuda Avrupa Birliği uygulamaları örnek alınmalıdır.

 

          Bu yasada, Kıb-Tek ve Telekomünikasyon Dairesi gibi stratejik ekonomik sektörlerin özelleştirilemeyeceği yasada çok açık ve kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yazılmalıdır. Bu kurumların verimli biçimde etkinliklerini sürdürebilmeleri için özerkleştirilmeleri yine geniş tabanlı bir uzlaşıyla temin edilmeli ve siyasi vesayetten kurtulmaları sağlanmalıdır.

 

          Geriye kalan kurumlar için, her özelleştirme konusu meclise gelmelidir. Özelleştirilmesi öngörülecek her bir işletme kendi özelinde değerlendirilmeli, konunun tüm yönleriyle ilgili bütün toplum kesimlerinin katılımıyla yeterince tartışılmasına olanak yaratılmalı ve bu süreç Cumhuriyet Meclisi’nin inisiyatifinde olmalıdır. Olası en geniş uzlaşı yakalanmadan sonuç alıcı adımların önü kesilmelidir.

 

          Bu yasa ile Rekabet Kurulunun olumsuz görüş verdiği özelleştirmelerin yapılamayacağı açık bir hüküm haline getirilmelidir.

 

          Bu yasa tasarısında özel sektör tekelinin oluşmasını engelleyecek düzenlemeler kaçınılmazdır. Dahası, her türlü tekelleşme olasılığının önü net biçimde kesilmelidir.

 

          Özelleştirilecek işletmelerde yalnızca KKTC yurttaşlarının çalıştırılacağı ve bunun da yürürlükteki iş yasalarına uygun olarak gerçekleştirileceği açık bir yasa hükmü olarak yer almalıdır.

 

          Özelleştirilecek işletme çalışanlarının yeni koşullarda da toplu iş sözleşmesi ve sendika hakkı garanti altına alınmalıdır.

 

          Katılımcı bir sürecin ardından,  özelleştirilmesi gerekli olduğu saptanan ekonomik işletmelerde, çalışanların iş garantileri, çalışmışlıkları ve aldıkları ücret bağlamında dikkate alınarak, çalışan hakları mutlaka korunmalıdır.

 

          İşe alma ve işten uzaklaştırma uygulamalarında ilgili sektörde etkin yetkili sendikanın saptayacağı temsilci veya temsilcilerin aktif, söz ve oy sahibi olarak yer alması sağlanmalıdır.

 

          İhale süreci suistimale fırsat vermemeyecek biçimde tamamen şeffaf ve açık olarak yürütülmelidir.

 

          Haksız rekabetin oluşmasını engelleyecek düzenlemeler ilgili diğer yasalarla birlikte ele alınarak, bu yasa kapsamına dahil edilmelidir.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

Özelleştirme Yasa Tasarısı’nın Meclis Genel Kurulu öncesinde geçirdiği evreler, Ulusal Birlik Partisi’nin halkına nasıl yabancılaştığının berrak biçimde bir kez daha görülebilmesi için önemli bir olanak sağlamıştır. Kıbrıs Türk Halkının çıkarlarını herhangi bir biçimde gözetme zorunluluğu hissetmeyen UBP hükümetinin yol açtığı zararların telafisi kolay olmayacaktır. Bu nedenle, Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler olarak biz, halkımızın yeni ve daha büyük kayıplara uğramamsı için her türlü karşı duruşumuzu yükselterek sürdüreceğiz. Halkına düşman bu hükümetin kendini güvence altına almak için Kıbrıslı Türklere ödettiği bedellerin bir an önce sonu gelmelidir. Bu sonu tüm halkımızla birlikte olabildiğince yakına çekmek şimdi bizim en acil görevimizdir.