Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Meclis’te yaptığı konuşmada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda (GKK) mukaveleli personelin yaşadığı sorunları dile getirdi. Söz konusu personellerin birçok sorununun olduğunu vurgulayan Özuslu, istifaların gerçekleştiğini, buna ek olarak münhallerde başvuru düşüşleri olduğunu kaydetti. Özuslu, mukaveleli personelin emekliliğiyle ilgili problemler de yaşadığını ifade etti. GGK çatısı altında çalışan bir başka kategorinin daha olduğunu belirten Özuslu, “O da mukaveleli askerler. Gerek sivil gerek resmi üniformalı askerlerimizin sıkıntıları vardır. Asker, malum örgütü olmayan, sesi soluğu çıkmayan bir kesim olarak bu konuda herhangi bir hak arayışına kamuyu önünde gidememektedirler” dedi. Son yılarda GKK’da görev yapan mukaveleli personellerin istifa ettiğini yineleyen Özuslu, bunun nedenlerinin olduğunu söyledi. Mukaveleli personelin bir başka sorununun da emeklilik hakları olduğuna işaret eden Özuslu, “Bu da Çalışma Bakanlığı uhdesinde. Orduya giriş yılları baz alınarak emekli olamıyorlar. Bir süre çalışıp sivile geçme durumunda kakıyorlar” dedi. “Bu da üniforma ile mukaveleli asker arasında bir adaletsizliğe yol açıyor” diyen Özuslu, sivile geçiş konusunda da böyle bir zorlamanın olmaması gerektiğine vurgu yaptı. Özuslu, “GGK’da bu huzursuzluğa ve istifalara ve de yeni açılan münhallere de bildiğim kadarıyla başvurunun düşmesine sebebiyet veren bu konulara bakmakta fayda var” ifadelerini kullandı. 6:03

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Meclis’te yaptığı konuşmada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda (GKK) mukaveleli personelin yaşadığı sorunları dile getirdi. Söz konusu personellerin birçok sorununun olduğunu vurgulayan Özuslu, istifaların gerçekleştiğini, buna ek olarak münhallerde başvuru düşüşleri olduğunu kaydetti. Özuslu, mukaveleli personelin emekliliğiyle ilgili problemler de yaşadığını ifade etti. GGK çatısı altında çalışan bir başka kategorinin daha olduğunu belirten Özuslu, “O da mukaveleli askerler. Gerek sivil gerek resmi üniformalı askerlerimizin sıkıntıları vardır. Asker, malum örgütü olmayan, sesi soluğu çıkmayan bir kesim olarak bu konuda herhangi bir hak arayışına kamuyu önünde gidememektedirler” dedi. Son yılarda GKK’da görev yapan mukaveleli personellerin istifa ettiğini yineleyen Özuslu, bunun nedenlerinin olduğunu söyledi. Mukaveleli personelin bir başka sorununun da emeklilik hakları olduğuna işaret eden Özuslu, “Bu da Çalışma Bakanlığı uhdesinde. Orduya giriş yılları baz alınarak emekli olamıyorlar. Bir süre çalışıp sivile geçme durumunda kakıyorlar” dedi. “Bu da üniforma ile mukaveleli asker arasında bir adaletsizliğe yol açıyor” diyen Özuslu, sivile geçiş konusunda da böyle bir zorlamanın olmaması gerektiğine vurgu yaptı. Özuslu, “GGK’da bu huzursuzluğa ve istifalara ve de yeni açılan münhallere de bildiğim kadarıyla başvurunun düşmesine sebebiyet veren bu konulara bakmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

0 0

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLm9XM1JDUjFzOWZ3
Cumhuriyetçi Türk Partisi 582

Özuslu: Mukaveleli personeller birçok sorun yaşıyor

21 hours ago

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Meclis’te yaptığı konuşmada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda (GKK) mukaveleli personelin yaşadığı sorunları dile getirdi. Söz konusu personellerin birçok sorununun olduğunu vurgulayan Özuslu, istifaların gerçekleştiğini, buna ek olarak münhallerde başvuru düşüşleri olduğunu kaydetti. Özuslu, mukaveleli personelin emekliliğiyle ilgili problemler de yaşadığını ifade etti. GGK çatısı altında çalışan bir başka kategorinin daha olduğunu belirten Özuslu, “O da mukaveleli askerler. Gerek sivil gerek resmi üniformalı askerlerimizin sıkıntıları vardır. Asker, malum örgütü olmayan, sesi soluğu çıkmayan bir kesim olarak bu konuda herhangi bir hak arayışına kamuyu önünde gidememektedirler” dedi. Son yılarda GKK’da görev yapan mukaveleli personellerin istifa ettiğini yineleyen Özuslu, bunun nedenlerinin olduğunu söyledi. Mukaveleli personelin bir başka sorununun da emeklilik hakları olduğuna işaret eden Özuslu, “Bu da Çalışma Bakanlığı uhdesinde. Orduya giriş yılları baz alınarak emekli olamıyorlar. Bir süre çalışıp sivile geçme durumunda kakıyorlar” dedi. “Bu da üniforma ile mukaveleli asker arasında bir adaletsizliğe yol açıyor” diyen Özuslu, sivile geçiş konusunda da böyle bir zorlamanın olmaması gerektiğine vurgu yaptı. Özuslu, “GGK’da bu huzursuzluğa ve istifalara ve de yeni açılan münhallere de bildiğim kadarıyla başvurunun düşmesine sebebiyet veren bu konulara bakmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Meclis’te yaptığı konuşmada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda (GKK) mukaveleli personelin yaşadığı sorunları dile getirdi. Söz konusu personellerin birçok sorununun olduğunu vurgulayan Özuslu, istifaların gerçekleştiğini, buna ek olarak münhallerde başvuru düşüşleri olduğunu kaydetti. Özuslu, mukaveleli personelin emekliliğiyle ilgili problemler de yaşadığını ifade etti. GGK çatısı altında çalışan bir başka kategorinin daha olduğunu belirten Özuslu, “O da mukaveleli askerler. Gerek sivil gerek resmi üniformalı askerlerimizin sıkıntıları vardır. Asker, malum örgütü olmayan, sesi soluğu çıkmayan bir kesim olarak bu konuda herhangi bir hak arayışına kamuyu önünde gidememektedirler” dedi. Son yılarda GKK’da görev yapan mukaveleli personellerin istifa ettiğini yineleyen Özuslu, bunun nedenlerinin olduğunu söyledi. Mukaveleli personelin bir başka sorununun da emeklilik hakları olduğuna işaret eden Özuslu, “Bu da Çalışma Bakanlığı uhdesinde. Orduya giriş yılları baz alınarak emekli olamıyorlar. Bir süre çalışıp sivile geçme durumunda kakıyorlar” dedi. “Bu da üniforma ile mukaveleli asker arasında bir adaletsizliğe yol açıyor” diyen Özuslu, sivile geçiş konusunda da böyle bir zorlamanın olmaması gerektiğine vurgu yaptı. Özuslu, “GGK’da bu huzursuzluğa ve istifalara ve de yeni açılan münhallere de bildiğim kadarıyla başvurunun düşmesine sebebiyet veren bu konulara bakmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLm9XM1JDUjFzOWZ3

Özuslu: Mukaveleli personeller birçok sorun yaşıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 21 hours ago

“12 ön izinli üniversite, hangi durumda ön izinlidir, bunun netleşmesi lazım. 2017’den sonra meclisin verdiği yükseköğretim kurumu açma izni yoktur.“

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Meclis’te yaptığı konuşmada, herkesin kendi kaderiyle baş başa bırakıldığını vurguladı. Yükseköğretim, ekonomi ve narenciyeyle ilgili konuşma gerçekleştiren Tufan Erhürman, iki buçuk senedir planlama diye yırtındıklarına dikkat çekti ve “Herkes başının çaresine bakacaksa hükümet denen yapıya ne ihtiyaç var?” diye sordu. 

“Komitelerin hızla sonuca ulaşmasını bekleyeceğiz” 
Yükseköğretimin denetimi ve İstatistik Kurumu konusunda, Meclis Araştırma Komitesi önergesinin Meclis’ten oybirliğiyle geçeceğini umut ettiğini söyleyen Erhürman, komitelerin hızla sonuca ulaşmalarını bekleyeceklerini vurguladı. Ana Muhalefet olarak komitelerin yakından takipçisi olacaklarının altını çizen Erhürman, “Bu alanlar komiteye havale edildi diye komite çalışmalarını tamamlayana kadar beklememiz gerektiği anlamına gelmez” diye konuştu. Yükseköğretimle ilgili olarak KKTC Yükseköğretim Yasası’nı hatırlatan Erhürman, söz konusu yasanın 2017’de değiştiğine vurgu yaptı. Yasa değişmeden önce “açma ön izni” olduğunu ifade eden Erhürman, başvuruların Eğitim Bakanlığı’na yapıldığını ve “açma ön izni” alındığını hatırlattı. Devamında ise YÖDAK’tan “yükseköğretime başlama izni” alındığını belirten Erhürman, “O yasanın 43’üncü maddesinin dördüncü fıkrası şöyle diyor: Açma ön izni alan kuruluş, en geç iki yıl içinde, yükseköğretim kurumunu ve/veya programı yürürlüğe koymakla mükelleftir” dedi. Bu şartın yerine getirilmemesi durumunda, kurum açma ön izninin iptal edilmesi gerektiğine işaret eden Erhürman, “İki yıl açma ön izni geçerli oluyordu. Yeniden başvuru yapmak istenirse, ancak bir yıl sonra kabul edilirdi. Bunun da olumlu sonuçlanacağı garanti değildi. İki yıl içinde faaliyete geçmeyen tüm ön izinlerin iptal edilmesi gerekiyordu. İptal edildi mi edilmedi mi?” diye sordu. 

“Böyle bir şey varsa, hukuka uygun değil” 
2017’de yasanın değiştiğini dile getiren Erhürman, yasa değişince bu kapsamdaki yükseköğretimle ilgili kurumlara bir geçici madde geldiğini söyledi. “Bu değişiklik, yasasının yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ve henüz sonuçlanmayan ‘açma ön izni’ başvurularında uygulanır” ifadelerinin yer aldığı geçici maddeyi hatırlatan Erhürman, yükseköğretim alanında bir enflasyon yaşandığının altını çizdi. 23 tane aktif üniversite, 12 tane de ön izinli üniversite olduğuna dikkat çeken Erhürman, “12 ön izinli, hangi durumda ön izinlidir, bunun netleşmesi lazım. 2017’den önce faaliyete başlamadıysa, neden ön izinler iptal edilmedi? Bunun netleşmesi lazım” diye konuştu. 2017’deki yasayla söz konusu alandaki izin sayısının üçe çıktığını belirten Erhürman, “Açma ön izni, yükseköğretim kurumu açma izni, öğretime başlama izni” şeklinde izinlerin düzenlendiğini kaydetti. 2017’den sonra meclisin verdiği yükseköğretim kurumu açma izni olmadığına dikkat çeken Erhürman, “Eğer yoksa, ‘açma ön izni’ varsa bile bir üniversitenin, 2017’den sonra nasıl bu yasa yürürlükteyken, meclisten geçmeden ‘açma ön izni’ alındı? Böyle bir şey mümkün olamaz çünkü meclisin yetkisinde” ifadelerini kullandı. “Böyle bir şey varsa, bu hukuka uygun değildir” diye konuşan Erhürman, açma ön izinlerinin de hava parasına satılır hale gelmesin diye yasanın düzenlendiğinden söz etti. 

“Samimiyetle gerekli düzenlemeleri yapmalıyız” 
Yasaya özel hüküm konulduğunu kaydeden Erhürman, “Açma ön izni alan tüzel kişilerin şirket olması halinde, hisselerin mevcut hissedarları dışında başkalarına devredilmesi bakanlar kurulunun onayına bağlıdır. Bakanlar kurulu önce hisselerin devrini onaylamalıdır. Aksi halde devir işlemi geçersiz sayılır. Bakanlar kurulundan hisselerin devrine onay alınmadıysa, hisse devri geçersiz sayılır” dedi. “2017’den önce ön izin aldıysanız, iki sene içinde faaliyete başlamadıysanız, iptal edilmesi gerekiyordu. 2017’den önce ön izin aldınız, yasaya kadar faaliyete geçmediyseniz, sadece YÖDAK’tan öğretime başlama izni aldıysanız da geçersizdir. 2017’den önce ön izin aldınız da bakanlar kurulu kararı olmaksızın hisselerini devretmeye kalktınız, bu hisse devri de geçersizdir” diyen Erhürman, yeni yasaya göre bakanlar kurulundan ön izin alınması ve meclisin de yükseköğretim kurumu açma izni vermesi gerektiğini kaydetti. Devamında da üniversitenin kadrolarını tamamlayıp YÖDAK’tan izin alacağını söyleyen Erhürman, “Bugüne kadar bunlar nasıl oldu? Komiteye gelene kadar beklemeye gerek yok” diye konuştu. Komite raporu ortaya çıkmadan, söz konusu izinlerin gözden geçirilmesinin önemine de işaret eden Erhürman, “Bu anlattığım prosedüre uygun olmayan bir üniversite varsa, hukuka uygunluğunun bakılması lazım. Bu ülkede yükseköğretim gerilediyse, samimiyetle gerekli düzenlemeleri yapmalıyız” dedi.

“12 ön izinli üniversite, hangi durumda ön izinlidir, bunun netleşmesi lazım. 2017’den sonra meclisin verdiği yükseköğretim kurumu açma izni yoktur.“

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Meclis’te yaptığı konuşmada, herkesin kendi kaderiyle baş başa bırakıldığını vurguladı. Yükseköğretim, ekonomi ve narenciyeyle ilgili konuşma gerçekleştiren Tufan Erhürman, iki buçuk senedir planlama diye yırtındıklarına dikkat çekti ve “Herkes başının çaresine bakacaksa hükümet denen yapıya ne ihtiyaç var?” diye sordu.

“Komitelerin hızla sonuca ulaşmasını bekleyeceğiz”
Yükseköğretimin denetimi ve İstatistik Kurumu konusunda, Meclis Araştırma Komitesi önergesinin Meclis’ten oybirliğiyle geçeceğini umut ettiğini söyleyen Erhürman, komitelerin hızla sonuca ulaşmalarını bekleyeceklerini vurguladı. Ana Muhalefet olarak komitelerin yakından takipçisi olacaklarının altını çizen Erhürman, “Bu alanlar komiteye havale edildi diye komite çalışmalarını tamamlayana kadar beklememiz gerektiği anlamına gelmez” diye konuştu. Yükseköğretimle ilgili olarak KKTC Yükseköğretim Yasası’nı hatırlatan Erhürman, söz konusu yasanın 2017’de değiştiğine vurgu yaptı. Yasa değişmeden önce “açma ön izni” olduğunu ifade eden Erhürman, başvuruların Eğitim Bakanlığı’na yapıldığını ve “açma ön izni” alındığını hatırlattı. Devamında ise YÖDAK’tan “yükseköğretime başlama izni” alındığını belirten Erhürman, “O yasanın 43’üncü maddesinin dördüncü fıkrası şöyle diyor: Açma ön izni alan kuruluş, en geç iki yıl içinde, yükseköğretim kurumunu ve/veya programı yürürlüğe koymakla mükelleftir” dedi. Bu şartın yerine getirilmemesi durumunda, kurum açma ön izninin iptal edilmesi gerektiğine işaret eden Erhürman, “İki yıl açma ön izni geçerli oluyordu. Yeniden başvuru yapmak istenirse, ancak bir yıl sonra kabul edilirdi. Bunun da olumlu sonuçlanacağı garanti değildi. İki yıl içinde faaliyete geçmeyen tüm ön izinlerin iptal edilmesi gerekiyordu. İptal edildi mi edilmedi mi?” diye sordu.

“Böyle bir şey varsa, hukuka uygun değil”
2017’de yasanın değiştiğini dile getiren Erhürman, yasa değişince bu kapsamdaki yükseköğretimle ilgili kurumlara bir geçici madde geldiğini söyledi. “Bu değişiklik, yasasının yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ve henüz sonuçlanmayan ‘açma ön izni’ başvurularında uygulanır” ifadelerinin yer aldığı geçici maddeyi hatırlatan Erhürman, yükseköğretim alanında bir enflasyon yaşandığının altını çizdi. 23 tane aktif üniversite, 12 tane de ön izinli üniversite olduğuna dikkat çeken Erhürman, “12 ön izinli, hangi durumda ön izinlidir, bunun netleşmesi lazım. 2017’den önce faaliyete başlamadıysa, neden ön izinler iptal edilmedi? Bunun netleşmesi lazım” diye konuştu. 2017’deki yasayla söz konusu alandaki izin sayısının üçe çıktığını belirten Erhürman, “Açma ön izni, yükseköğretim kurumu açma izni, öğretime başlama izni” şeklinde izinlerin düzenlendiğini kaydetti. 2017’den sonra meclisin verdiği yükseköğretim kurumu açma izni olmadığına dikkat çeken Erhürman, “Eğer yoksa, ‘açma ön izni’ varsa bile bir üniversitenin, 2017’den sonra nasıl bu yasa yürürlükteyken, meclisten geçmeden ‘açma ön izni’ alındı? Böyle bir şey mümkün olamaz çünkü meclisin yetkisinde” ifadelerini kullandı. “Böyle bir şey varsa, bu hukuka uygun değildir” diye konuşan Erhürman, açma ön izinlerinin de hava parasına satılır hale gelmesin diye yasanın düzenlendiğinden söz etti.

“Samimiyetle gerekli düzenlemeleri yapmalıyız”
Yasaya özel hüküm konulduğunu kaydeden Erhürman, “Açma ön izni alan tüzel kişilerin şirket olması halinde, hisselerin mevcut hissedarları dışında başkalarına devredilmesi bakanlar kurulunun onayına bağlıdır. Bakanlar kurulu önce hisselerin devrini onaylamalıdır. Aksi halde devir işlemi geçersiz sayılır. Bakanlar kurulundan hisselerin devrine onay alınmadıysa, hisse devri geçersiz sayılır” dedi. “2017’den önce ön izin aldıysanız, iki sene içinde faaliyete başlamadıysanız, iptal edilmesi gerekiyordu. 2017’den önce ön izin aldınız, yasaya kadar faaliyete geçmediyseniz, sadece YÖDAK’tan öğretime başlama izni aldıysanız da geçersizdir. 2017’den önce ön izin aldınız da bakanlar kurulu kararı olmaksızın hisselerini devretmeye kalktınız, bu hisse devri de geçersizdir” diyen Erhürman, yeni yasaya göre bakanlar kurulundan ön izin alınması ve meclisin de yükseköğretim kurumu açma izni vermesi gerektiğini kaydetti. Devamında da üniversitenin kadrolarını tamamlayıp YÖDAK’tan izin alacağını söyleyen Erhürman, “Bugüne kadar bunlar nasıl oldu? Komiteye gelene kadar beklemeye gerek yok” diye konuştu. Komite raporu ortaya çıkmadan, söz konusu izinlerin gözden geçirilmesinin önemine de işaret eden Erhürman, “Bu anlattığım prosedüre uygun olmayan bir üniversite varsa, hukuka uygunluğunun bakılması lazım. Bu ülkede yükseköğretim gerilediyse, samimiyetle gerekli düzenlemeleri yapmalıyız” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlFMVmx6WDczNHhN

Erhürman: Herkes kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda

Cumhuriyetçi Türk Partisi 19 Şubat 2024 16:26

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, “Turizmde Dikkat Çekici İşler” konulu güncel konuşmasında, turizm fuarlarıyla ilgili rakamlardaki artışı öğrenmek istediğini söyledi. Hollanda merkezli Booking.com’un, “Ercan’dan girmeyin” çağrısının yabancı turistler üzerinde etkili olabileceğini ifade eden Özuslu, bunun dış politikanın, turizm ve ekonomiyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirtti. Özuslu, ülkenin turizm potansiyelinin çok büyük olduğunun açık ve net olduğunu dile getirdi. Turist rakamları hakkında bazı veriler paylaşan Özuslu, 2023 yılında Ercan Havalimanı’ndan gelen yabancı sayısının 1,8 Milyon iken, güneyden kara kapılarından geçen yabancı sayısının 5,2 milyon olduğunu söyledi. “Güney-kuzey ticareti ve ekonomisi” konusunda bir çalışma yapılması gerektiğini ifade eden Özuslu, Ercan Havalimanı büyütülse de, statüsünün değişmediğini kaydetti. CTP Milletvekili Özuslu, pahalı uçak bileti sorunu yaşandığını da ifade ederek, “Ucuzlatma meselesi ne oldu?” diye sordu. Resmi Gazete’de yayımlanan Berlin Fuarı için harcanan rakamlara değinen Özuslu, “2023 ve 2024 yılında alan çok büyümemiş olmasına rağmen ödediğimiz rakamlar inanılmaz arttı” dedi. 2023 yılında 140 metrekarelik alana stant kurulması için 105 bin 375 Sterlin ödendiğini dile getiren Özuslu, 2024 yılında ise143 metrekarelik alana, 119 bin 975 Sterlin, bugünkü kurlara göre 4,6 Milyon TL ödeneceğini kaydetti. Özuslu, “Acaba ev mi satın aldık? Altın kaplamalı stant mı kuruyorsunuz? Neden Sterlin ödüyoruz?” sorularını sordu. CTP Milletvekili Özuslu, ülkedeki ekonomik ve altyapısal sorunlara karşın, stantlara neden bu kadar para harcandığını sorguladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, “Turizmde Dikkat Çekici İşler” konulu güncel konuşmasında, turizm fuarlarıyla ilgili rakamlardaki artışı öğrenmek istediğini söyledi. Hollanda merkezli Booking.com’un, “Ercan’dan girmeyin” çağrısının yabancı turistler üzerinde etkili olabileceğini ifade eden Özuslu, bunun dış politikanın, turizm ve ekonomiyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirtti. Özuslu, ülkenin turizm potansiyelinin çok büyük olduğunun açık ve net olduğunu dile getirdi. Turist rakamları hakkında bazı veriler paylaşan Özuslu, 2023 yılında Ercan Havalimanı’ndan gelen yabancı sayısının 1,8 Milyon iken, güneyden kara kapılarından geçen yabancı sayısının 5,2 milyon olduğunu söyledi. “Güney-kuzey ticareti ve ekonomisi” konusunda bir çalışma yapılması gerektiğini ifade eden Özuslu, Ercan Havalimanı büyütülse de, statüsünün değişmediğini kaydetti. CTP Milletvekili Özuslu, pahalı uçak bileti sorunu yaşandığını da ifade ederek, “Ucuzlatma meselesi ne oldu?” diye sordu. Resmi Gazete’de yayımlanan Berlin Fuarı için harcanan rakamlara değinen Özuslu, “2023 ve 2024 yılında alan çok büyümemiş olmasına rağmen ödediğimiz rakamlar inanılmaz arttı” dedi. 2023 yılında 140 metrekarelik alana stant kurulması için 105 bin 375 Sterlin ödendiğini dile getiren Özuslu, 2024 yılında ise143 metrekarelik alana, 119 bin 975 Sterlin, bugünkü kurlara göre 4,6 Milyon TL ödeneceğini kaydetti. Özuslu, “Acaba ev mi satın aldık? Altın kaplamalı stant mı kuruyorsunuz? Neden Sterlin ödüyoruz?” sorularını sordu. CTP Milletvekili Özuslu, ülkedeki ekonomik ve altyapısal sorunlara karşın, stantlara neden bu kadar para harcandığını sorguladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlhQNUdOWUtPMVBn

Özuslu: Ercan Havalimano büyütülse de statüsü değişmedi

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 12:07

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya, “Orta Sınıfın Erimesi, Genç İşsizliği ve Askerlik Sorunu” konulu güncel konuşmasına, basına yansıya bir haberle başladı. 2021 yılında Türkiye’de bir kampanya başlatıldığını hatırlatan Derya, Gazimağusa’da kampanya çerçevesinde asılan bir afişe yazı yazıldığı iddiasıyla 4 gencin, “gizli ittifak oluşturmak” suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldığını dile getirdi. Bir başka ülkenin siyasi partisinin, şubelerinin, KKTC’de açılmasının ne kadar doğru olduğunu sorgulayan Derya, “Bir siyasi parti, o ülkenin sınırları içerisinde faaliyette bulunur” diyerek, bir partinin sempatizanı olmakla, tüzel kişilik olarak kampanya düzenlenmesinin farklı şeyler olduğunu kaydetti. “4 tane genci ‘gizli ittifak oluşturmaktan’ yargılamaya çalışan Savcılığa hayret ettiğini” dile getiren Derya, gençlere, böyle bir sebepten dava okunmasının “manidar” olduğunu söyledi. Türkiye’de yıllar içerisinde yaşananlara değinen Doğuş Derya, yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapmadığını ve bütçe açığının büyüdüğünü dile getirdi. “Türk Lirası kullandığımız için Türkiye’de yaşanan her şey doğrudan bizi de etkiliyor” diyen Derya, ekonominin çökme noktasına geldiğini, sermaye yapısının değiştiğini söyledi. Doğuş Derya, “memleketin, gayrimenkul üzerinden parsel parsel kemirildiğini” kaydetti. Kıbrıslı Türk toplumunun, orta sınıf olduğu için demokrasi kültürünün geliştiğini ifade eden Derya, “orta sınıf diye bir şey kalmadığını” belirtti. CTP Milletvekili Derya, insanların hakkını arayacak yerde geçim derdine düştüğünü ve bu nedenle “toplumsal çözülme” başladığını söyledi. Orta sınıf kişilerin eskiden özelden sağlık hizmeti alabilecek maddi imkanı olduğunu anlatan Doğuş Derya, “Orta sınıf erdiğinde, politik istikrarsızlık da geliyor” dedi. Dış ticaret açığının hiç kapanmadığını belirten Derya, dolaylı vergilerde indirime gidilmesi gerekirken, bunun yapılmadığını kaydetti. “Anti depresan kullanımı top noktaya geldi memlekette” diyen Derya, genç işsizliğinin çok büyük bir yara olduğunu ifade ederek, daralan piyasadan dolayı bu kişilerin iş bulamadığını ya da niteliklerinin altında iş yaptığını söyledi. Vicdani ret hakkının ülkede tanınmadığını dile getiren Derya, “seni askere alacağım” üzerinden bir baskı olduğunu da ifade etti. “Dünya yapay zeka, bizimkiler hala daha yatay zeka” diyen Derya, “gençlerin ülkeden göç etme düşüncesinin yüzde 70 olduğunu” belirtti. “Kendi insanımızı kovduğumuz bir düzen var burada” diye konuşan CTP Milletvekili Derya, “Derdimiz üzüm yemek. Hiç mi içiniz acımaz?” diye sordu.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya, “Orta Sınıfın Erimesi, Genç İşsizliği ve Askerlik Sorunu” konulu güncel konuşmasına, basına yansıya bir haberle başladı. 2021 yılında Türkiye’de bir kampanya başlatıldığını hatırlatan Derya, Gazimağusa’da kampanya çerçevesinde asılan bir afişe yazı yazıldığı iddiasıyla 4 gencin, “gizli ittifak oluşturmak” suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldığını dile getirdi. Bir başka ülkenin siyasi partisinin, şubelerinin, KKTC’de açılmasının ne kadar doğru olduğunu sorgulayan Derya, “Bir siyasi parti, o ülkenin sınırları içerisinde faaliyette bulunur” diyerek, bir partinin sempatizanı olmakla, tüzel kişilik olarak kampanya düzenlenmesinin farklı şeyler olduğunu kaydetti. “4 tane genci ‘gizli ittifak oluşturmaktan’ yargılamaya çalışan Savcılığa hayret ettiğini” dile getiren Derya, gençlere, böyle bir sebepten dava okunmasının “manidar” olduğunu söyledi. Türkiye’de yıllar içerisinde yaşananlara değinen Doğuş Derya, yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapmadığını ve bütçe açığının büyüdüğünü dile getirdi. “Türk Lirası kullandığımız için Türkiye’de yaşanan her şey doğrudan bizi de etkiliyor” diyen Derya, ekonominin çökme noktasına geldiğini, sermaye yapısının değiştiğini söyledi. Doğuş Derya, “memleketin, gayrimenkul üzerinden parsel parsel kemirildiğini” kaydetti. Kıbrıslı Türk toplumunun, orta sınıf olduğu için demokrasi kültürünün geliştiğini ifade eden Derya, “orta sınıf diye bir şey kalmadığını” belirtti. CTP Milletvekili Derya, insanların hakkını arayacak yerde geçim derdine düştüğünü ve bu nedenle “toplumsal çözülme” başladığını söyledi. Orta sınıf kişilerin eskiden özelden sağlık hizmeti alabilecek maddi imkanı olduğunu anlatan Doğuş Derya, “Orta sınıf erdiğinde, politik istikrarsızlık da geliyor” dedi. Dış ticaret açığının hiç kapanmadığını belirten Derya, dolaylı vergilerde indirime gidilmesi gerekirken, bunun yapılmadığını kaydetti. “Anti depresan kullanımı top noktaya geldi memlekette” diyen Derya, genç işsizliğinin çok büyük bir yara olduğunu ifade ederek, daralan piyasadan dolayı bu kişilerin iş bulamadığını ya da niteliklerinin altında iş yaptığını söyledi. Vicdani ret hakkının ülkede tanınmadığını dile getiren Derya, “seni askere alacağım” üzerinden bir baskı olduğunu da ifade etti. “Dünya yapay zeka, bizimkiler hala daha yatay zeka” diyen Derya, “gençlerin ülkeden göç etme düşüncesinin yüzde 70 olduğunu” belirtti. “Kendi insanımızı kovduğumuz bir düzen var burada” diye konuşan CTP Milletvekili Derya, “Derdimiz üzüm yemek. Hiç mi içiniz acımaz?” diye sordu.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLl8zX29QT3l4eVRV

Derya: Orta sınıfın erimesinin yarattığı sonuçlar

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 12:05

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüken Uluçay, Genel Kurul’da, “Çarşı, Ekonomi ve Siyaset” konulu güncel konuşma yaptı. Ekonomide yaşanan sıkıntıların ülkenin gündeminde olduğunu ifade eden Uluçay, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki gelişmelerin KKTC ekonomisini etkilediğini belirtti. Geçen hafta sonu itibarı ile Türkiye Cumhuriyeti’nde vadeli mevduatın faiz oranlarının yükselmesine değinen Uluçay, bir buçuk yıl önce izlenen politika araçlarının sonuç vermediğini ve 2025 yılına sarkacak olumlu sonuçların beklendiğini kaydetti. 1 Ocak itibarı ile ortaya çıkan hayat pahalılığı ve asgari ücret düzenlemesine işaret eden Uluçay, raf fiyatlarında artışlar yaşandığını, TL’nin döviz karşısında değer kaybetme sürecine girdiğini dile getirdi. Uluçay, “Üzerimize düşeni zamanında yapmamız gerekir” diye konuştu. “Kendi kurumlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor” diyen Uluçay, KKTC’nin, önünde duran yatırımları gerçekleştirmesi için tereddüt etmemesi gerektiğini belirtti. Teberrüken Uluçay, işlemler noktasında da daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini kaydetti. Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu ise yerinden söz alarak, ihale şartları ve mevzuatın bu konuda bir sıkıntı yaratmayacağını ifade etti. Konuşmasına devam eden CTP Milletvekili Uluçay, “Kaynak var, projeler hazırlandı ama işlemi hayata geçiremiyoruz. Bu KKTC’nin içine düştüğü temel sıkıntılardan bir tanesidir” dedi. Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden ihracatın geliştirilmesinin çok önemli olduğunu ifade eden Uluçay, bu faaliyetlere odaklanmak, teknik sıkıntıları aşmak için hazırlık yapılmasında yarar gördüğünü dile getirdi. Kuzey ile güneyin ekonomik etkileşiminin geliştirilmesinin kısa vadede atılacak olumlu adımların başında geldiğini belirten Uluçay, kara sınır kapılarında yapılacak ihracatın maliyetinin “kıyaslanamayacak kadar düşük” olmasının avantaja dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Uluçay, yeni ürünlerle ilgili açılımların yeni fırsatlar yaratacağı inancını da ifade etti. Yükseköğrenim alanının, KKTC için ekonomik gelir yaratan bir unsur olduğuna dikkat çeken Uluçay, “Devlet üniversitenizi, DAÜ’yü sağlam tutmak zorundasınız. DAÜ, KKTC’nin en önde gelen üniversitesidir” şeklinde konuştu. Güzelyurt’ta bir üniversitede yaşananlara değinen Uluçay, YÖDAK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın, özel üniversitelerin daha kurumsal yapıya kavuşturulması için üzerlerine düşeni yapması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüken Uluçay, Genel Kurul’da, “Çarşı, Ekonomi ve Siyaset” konulu güncel konuşma yaptı. Ekonomide yaşanan sıkıntıların ülkenin gündeminde olduğunu ifade eden Uluçay, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki gelişmelerin KKTC ekonomisini etkilediğini belirtti. Geçen hafta sonu itibarı ile Türkiye Cumhuriyeti’nde vadeli mevduatın faiz oranlarının yükselmesine değinen Uluçay, bir buçuk yıl önce izlenen politika araçlarının sonuç vermediğini ve 2025 yılına sarkacak olumlu sonuçların beklendiğini kaydetti. 1 Ocak itibarı ile ortaya çıkan hayat pahalılığı ve asgari ücret düzenlemesine işaret eden Uluçay, raf fiyatlarında artışlar yaşandığını, TL’nin döviz karşısında değer kaybetme sürecine girdiğini dile getirdi. Uluçay, “Üzerimize düşeni zamanında yapmamız gerekir” diye konuştu. “Kendi kurumlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor” diyen Uluçay, KKTC’nin, önünde duran yatırımları gerçekleştirmesi için tereddüt etmemesi gerektiğini belirtti. Teberrüken Uluçay, işlemler noktasında da daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini kaydetti. Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu ise yerinden söz alarak, ihale şartları ve mevzuatın bu konuda bir sıkıntı yaratmayacağını ifade etti. Konuşmasına devam eden CTP Milletvekili Uluçay, “Kaynak var, projeler hazırlandı ama işlemi hayata geçiremiyoruz. Bu KKTC’nin içine düştüğü temel sıkıntılardan bir tanesidir” dedi. Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden ihracatın geliştirilmesinin çok önemli olduğunu ifade eden Uluçay, bu faaliyetlere odaklanmak, teknik sıkıntıları aşmak için hazırlık yapılmasında yarar gördüğünü dile getirdi. Kuzey ile güneyin ekonomik etkileşiminin geliştirilmesinin kısa vadede atılacak olumlu adımların başında geldiğini belirten Uluçay, kara sınır kapılarında yapılacak ihracatın maliyetinin “kıyaslanamayacak kadar düşük” olmasının avantaja dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Uluçay, yeni ürünlerle ilgili açılımların yeni fırsatlar yaratacağı inancını da ifade etti. Yükseköğrenim alanının, KKTC için ekonomik gelir yaratan bir unsur olduğuna dikkat çeken Uluçay, “Devlet üniversitenizi, DAÜ’yü sağlam tutmak zorundasınız. DAÜ, KKTC’nin en önde gelen üniversitesidir” şeklinde konuştu. Güzelyurt’ta bir üniversitede yaşananlara değinen Uluçay, YÖDAK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın, özel üniversitelerin daha kurumsal yapıya kavuşturulması için üzerlerine düşeni yapması gerektiğini söyledi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmJSZGc4WGtnSUxz

Uluçay: Kendi kurumlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 12:03

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, “2023 Bütçesinde Maliye Bakanlığının Gizlediği Gelirler ve Bu Sebeple Yapılmayan Kamusal Yatırımlar” konulu güncel konuşma yaptı. Devrim Barçın, “hükümetin” gelirleri gizlediğini, bu nedenle ülkenin beklediği kamusal yatırımların yapılmadığını , hükümetin “dışa bağımlılığa” işaret ettiğini vurguladı. Barçın, 2024 bütçesi görüşülürken Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın bütçenin 6 milyar 785 TL açık vereceğini söylediğini, TC ile imzalanan protokoller çerçevesinde 14 milyar TL geleceğini söyleyerek, “Bu verilerin külliyen yanlış, ülkenin öz kaynaklarıyla kamusal yatırım yapma hakkının dışa bağımlı hale getirilmesi için söylenen yalanlar olduğunu söylemiştik. Son iki yılın gerçekleşme verileri bizim doğru söylediğimizi, hükümetin maliyesini yönetenlerin bu topluma, meclise yanlış bilgi verdiğini gösterdi” diye konuştu.
2023 bütçe açığının 3 milyar 60 milyon TL olacağının söylendiğini, ekim ayında da ek bütçe yapıldığını anımsatan Barçın, “Bütçe açığı 263 milyon TL gerçekleşti. Öngörülen bütçe açığından yüzde bin 163 sapma oldu. Kamusal yatırımların yapılmamasıyla ilgili gerekçeyi bu açığa dayandırdınız. Bu açık gerçekleşmedi” dedi. Gelir ve gider arasındaki farkın gelirle karşılanması gerektiğini, ortada borçlanma da olmadığını kaydeden Barçın, bunun neyle karşılandığının cevaplanmasını istedi. 2024 bütçesinin “6 milyar 785 milyon TL” açık vereceğinin söylendiğini belirten Barçın, “Bu külliyen yalandır, bu açık göreceksiniz oluşmayacak” dedi. Açığın oluşmasının olumlu bir şey olduğunu kaydeden Barçın, kötü olanın bu bahane edilerek kamusal yatırım yapılmaması, vatandaşın ve belediyelerin hakkının çalınması olduğunu söyledi. Gizlenen gelirlerin yandaş istihdamlarında, ihalesiz alımlarda kullanıldığını vurgulayan Barçın, “Bile-isteye, mahalli gelir öngörüsünü düşük tutarak belediyelerden 292 milyon 670 bin TL çaldınız” dedi. Depremle ilgili toplanan vergi konusuna da değinen Devrim Barçın, 613 milyon TL deprem vergisi toplandığını kaydederek, “Bu halk size çatır çatır vergi verdi, bu paranın nerededir, neden harcanmadı? Bunu açıklamak zorundasınız?” dedi. Barçın, Türkiye ile imzalanan protokol uyarınca yatırım için gelmesi taahhüt edilen rakamın 4 milyar 679 milyon TL olduğunu ifade ederek, “Gele gele 1 milyar 642 milyon TL geldi. Bu paranın gelmeme müsebbibi kimdir?” ifadelerini kullandı. Devrim Barçın, Türkiye’nden kamu maliyesine gelecek 600 milyon TL’nin ülkeye girmeden AKSA’nın cebine gittiğini söyledi. Barçın, BRT’de emekliye çıkmaya çalışan 270 dolayında çalışanın yatırımlardan kaynaklı sorununu çözmek için ne yapılacağını da sordu.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, “2023 Bütçesinde Maliye Bakanlığının Gizlediği Gelirler ve Bu Sebeple Yapılmayan Kamusal Yatırımlar” konulu güncel konuşma yaptı. Devrim Barçın, “hükümetin” gelirleri gizlediğini, bu nedenle ülkenin beklediği kamusal yatırımların yapılmadığını , hükümetin “dışa bağımlılığa” işaret ettiğini vurguladı. Barçın, 2024 bütçesi görüşülürken Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın bütçenin 6 milyar 785 TL açık vereceğini söylediğini, TC ile imzalanan protokoller çerçevesinde 14 milyar TL geleceğini söyleyerek, “Bu verilerin külliyen yanlış, ülkenin öz kaynaklarıyla kamusal yatırım yapma hakkının dışa bağımlı hale getirilmesi için söylenen yalanlar olduğunu söylemiştik. Son iki yılın gerçekleşme verileri bizim doğru söylediğimizi, hükümetin maliyesini yönetenlerin bu topluma, meclise yanlış bilgi verdiğini gösterdi” diye konuştu.
2023 bütçe açığının 3 milyar 60 milyon TL olacağının söylendiğini, ekim ayında da ek bütçe yapıldığını anımsatan Barçın, “Bütçe açığı 263 milyon TL gerçekleşti. Öngörülen bütçe açığından yüzde bin 163 sapma oldu. Kamusal yatırımların yapılmamasıyla ilgili gerekçeyi bu açığa dayandırdınız. Bu açık gerçekleşmedi” dedi. Gelir ve gider arasındaki farkın gelirle karşılanması gerektiğini, ortada borçlanma da olmadığını kaydeden Barçın, bunun neyle karşılandığının cevaplanmasını istedi. 2024 bütçesinin “6 milyar 785 milyon TL” açık vereceğinin söylendiğini belirten Barçın, “Bu külliyen yalandır, bu açık göreceksiniz oluşmayacak” dedi. Açığın oluşmasının olumlu bir şey olduğunu kaydeden Barçın, kötü olanın bu bahane edilerek kamusal yatırım yapılmaması, vatandaşın ve belediyelerin hakkının çalınması olduğunu söyledi. Gizlenen gelirlerin yandaş istihdamlarında, ihalesiz alımlarda kullanıldığını vurgulayan Barçın, “Bile-isteye, mahalli gelir öngörüsünü düşük tutarak belediyelerden 292 milyon 670 bin TL çaldınız” dedi. Depremle ilgili toplanan vergi konusuna da değinen Devrim Barçın, 613 milyon TL deprem vergisi toplandığını kaydederek, “Bu halk size çatır çatır vergi verdi, bu paranın nerededir, neden harcanmadı? Bunu açıklamak zorundasınız?” dedi. Barçın, Türkiye ile imzalanan protokol uyarınca yatırım için gelmesi taahhüt edilen rakamın 4 milyar 679 milyon TL olduğunu ifade ederek, “Gele gele 1 milyar 642 milyon TL geldi. Bu paranın gelmeme müsebbibi kimdir?” ifadelerini kullandı. Devrim Barçın, Türkiye’nden kamu maliyesine gelecek 600 milyon TL’nin ülkeye girmeden AKSA’nın cebine gittiğini söyledi. Barçın, BRT’de emekliye çıkmaya çalışan 270 dolayında çalışanın yatırımlardan kaynaklı sorununu çözmek için ne yapılacağını da sordu.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnBfanI2d28ya3Ew

Barçın: Gelirleri gizliyorular, dışa bağımlılığa işaret ediyorlar

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 12:02

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali’ “Kamu İdaresi Çökerken Saçını Tarayanlar” konulu güncel konuşma yaptı. Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetmeye başladığı 1975’ten beri böyle “toplu rezalet düzeni” yaşanmadığını vurgulayan Şahali, “Kamu idaresinin hiçe sayıldığı, kamu idaresinin ve otoritesinin böylesine çökertildiği bir dönem daha olmadı” dedi. Şahali, ülkede “sahte ihale, sahte münhal, sahte reçete, sahte diploma” olayları olduğunu söyleyerek “Sahte reçete skandalı, sahte soruşturmaya döndü, hedef saptı” diye konuştu. Süslü lafların, büyük iddiaların gerçeği değiştirmediğini, sigortalıların ilaca erişim sorunu yaşadığını belirten Şahali, “sahte diploma” konusuna işaret ederek, “Bu kişileri görevden almak için neyi bekliyorsunuz?" diye sordu. Sahte diploma konusuyla gündeme gelen kişinin "kamudaki en geniş yetkiye sahip" bürokrat olduğunu söyleyen Şahali, YÖDAK’ın başındaki kişinin diplomasının geçerli olup olmadığının tartışıldığını, "Fikri Ataoğlu ve Erhan Arıklı’nın da kendilerinin ve kurumlarının itibarları için bu konuda iki çift laf etmesi gerektiğini" ifade etti. Şahali,  “Böylesi rezaletler yaşanırken, vatandaşın devlete olan inancı iki paralık edilirken nasıl hiçbir şey yokmuş gibi bir hayat yaşıyorlar, görevlerine tam hakimiyetle devam ettiklerini iddia ediyorlar, bunu anlamam mümkün değil” ifadesini kullandı. Ülkede “sayısız rezalet” yaşandığına dikkat çeken Şahali, Üstel’in açıklamalarını eleştirdi, “Sahtelenmiş bir irade ile iş üretmek mümkün mü? Bu kaçıncı mahcubiyet, kaçıncı rezalet? İstifa için daha ne gerekir, daha ne kadar mahcup olmamız gerekir” ifadelerine de yer verdi. Şahali, yakın tarihte İsveç Başbakanı’nın ve Macaristan Cumhurbaşkanı’nın halklarına ve kendilerine saygı gereği istifa ettiğini söyledi.

“NARENCİYE ÜRETİCİLERİ KADERİNE TERK EDİLDİ”

Konuşmasında, narenciye konusuna da değinen Şahali, Tarım Bakanı’nın verdiği cevapların hepsinin “yuvarlak” olduğunu belirterek “Narenciye üreticileri kaderine terk edildi” dedi. TÜK’te ve Kıb-Tek’te “ihale cambazlığı” yapıldığını ifade eden Şahali, "Binboğa çek yasağına girmesin diye TÜK’ün Binboğa’dan 800 ton kepek satın alındığını sonra o kepeği Binboğa’ya sattığını" söyledi. Farklı hükümetler döneminde Brucella hastalığına dair yapılanlara işaret eden Şahali, “hastalık eradike edildi” denilebilecek noktaya gelindiğini söyleyerek,  bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntemin hasta hayvanların ağıllardan uzaklaştırılması olduğunu, bu hastalığı taşıyan hayvanların etinin iyi pişirilmesi halinde insan sağlığına zarar vermeyeceğini ama kafa ve iç organların  tüketime uygun olmadığını aktardı. Şahali, bir özel mezbahaya, Brucellalı oldukları için gönderilen, devlet tarafından tazmin de edilen hayvanların kafalarının ve iç organlarının satışa arz edildiğinin tespit edildiğini, ilgili yasalar kapsamında buraya cezai işlem uygulanması gerektiğini ancak bunun ertelendiğini, söz konusu özel mezbahanın Brucellalı hayvanların iç organlarını ve kafalarını satışa arz etmeye devam ettiğini vurguladı. Şahali, bu ikinci tespitin yurtsever veterinerler tarafından yapıldığını kaydederek, “İşlem yapıldı ama tebligat yapılmadı…Böylesi skandalların yaşandığı bir ülkede Başbakan ısrarla istikrardan dem vuruyorsa, bu hangi istikrardır diye sorarım. Bu ülkede istikrarlı şekilde fakirleşme devam ediyor, kamu düzeni istikrarlı şekilde çökertiliyor, bunlar yokmuş gibi bize caka satan kabine üyeleri mahalle yanarken saçını tarayan kişi değil de nedir…” ifadelerine kullandı. Şahali, Almanya’nın Cumhurbaşkanı’nın dün Güney’e geldiğini, Ersin Tatar’ın “Biz buradayız, size anlatacaklarımız var” demesi gerektiğini ancak Tatar’ın Sütçü İmam Üniversitesi’nde fahri doktorla almakla meşgul olduğunu söyleyerek, Tatar’ı eleştirdi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali’ “Kamu İdaresi Çökerken Saçını Tarayanlar” konulu güncel konuşma yaptı. Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetmeye başladığı 1975’ten beri böyle “toplu rezalet düzeni” yaşanmadığını vurgulayan Şahali, “Kamu idaresinin hiçe sayıldığı, kamu idaresinin ve otoritesinin böylesine çökertildiği bir dönem daha olmadı” dedi. Şahali, ülkede “sahte ihale, sahte münhal, sahte reçete, sahte diploma” olayları olduğunu söyleyerek “Sahte reçete skandalı, sahte soruşturmaya döndü, hedef saptı” diye konuştu. Süslü lafların, büyük iddiaların gerçeği değiştirmediğini, sigortalıların ilaca erişim sorunu yaşadığını belirten Şahali, “sahte diploma” konusuna işaret ederek, “Bu kişileri görevden almak için neyi bekliyorsunuz?" diye sordu. Sahte diploma konusuyla gündeme gelen kişinin "kamudaki en geniş yetkiye sahip" bürokrat olduğunu söyleyen Şahali, YÖDAK’ın başındaki kişinin diplomasının geçerli olup olmadığının tartışıldığını, "Fikri Ataoğlu ve Erhan Arıklı’nın da kendilerinin ve kurumlarının itibarları için bu konuda iki çift laf etmesi gerektiğini" ifade etti. Şahali, “Böylesi rezaletler yaşanırken, vatandaşın devlete olan inancı iki paralık edilirken nasıl hiçbir şey yokmuş gibi bir hayat yaşıyorlar, görevlerine tam hakimiyetle devam ettiklerini iddia ediyorlar, bunu anlamam mümkün değil” ifadesini kullandı. Ülkede “sayısız rezalet” yaşandığına dikkat çeken Şahali, Üstel’in açıklamalarını eleştirdi, “Sahtelenmiş bir irade ile iş üretmek mümkün mü? Bu kaçıncı mahcubiyet, kaçıncı rezalet? İstifa için daha ne gerekir, daha ne kadar mahcup olmamız gerekir” ifadelerine de yer verdi. Şahali, yakın tarihte İsveç Başbakanı’nın ve Macaristan Cumhurbaşkanı’nın halklarına ve kendilerine saygı gereği istifa ettiğini söyledi.

“NARENCİYE ÜRETİCİLERİ KADERİNE TERK EDİLDİ”

Konuşmasında, narenciye konusuna da değinen Şahali, Tarım Bakanı’nın verdiği cevapların hepsinin “yuvarlak” olduğunu belirterek “Narenciye üreticileri kaderine terk edildi” dedi. TÜK’te ve Kıb-Tek’te “ihale cambazlığı” yapıldığını ifade eden Şahali, "Binboğa çek yasağına girmesin diye TÜK’ün Binboğa’dan 800 ton kepek satın alındığını sonra o kepeği Binboğa’ya sattığını" söyledi. Farklı hükümetler döneminde Brucella hastalığına dair yapılanlara işaret eden Şahali, “hastalık eradike edildi” denilebilecek noktaya gelindiğini söyleyerek, bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntemin hasta hayvanların ağıllardan uzaklaştırılması olduğunu, bu hastalığı taşıyan hayvanların etinin iyi pişirilmesi halinde insan sağlığına zarar vermeyeceğini ama kafa ve iç organların tüketime uygun olmadığını aktardı. Şahali, bir özel mezbahaya, Brucellalı oldukları için gönderilen, devlet tarafından tazmin de edilen hayvanların kafalarının ve iç organlarının satışa arz edildiğinin tespit edildiğini, ilgili yasalar kapsamında buraya cezai işlem uygulanması gerektiğini ancak bunun ertelendiğini, söz konusu özel mezbahanın Brucellalı hayvanların iç organlarını ve kafalarını satışa arz etmeye devam ettiğini vurguladı. Şahali, bu ikinci tespitin yurtsever veterinerler tarafından yapıldığını kaydederek, “İşlem yapıldı ama tebligat yapılmadı…Böylesi skandalların yaşandığı bir ülkede Başbakan ısrarla istikrardan dem vuruyorsa, bu hangi istikrardır diye sorarım. Bu ülkede istikrarlı şekilde fakirleşme devam ediyor, kamu düzeni istikrarlı şekilde çökertiliyor, bunlar yokmuş gibi bize caka satan kabine üyeleri mahalle yanarken saçını tarayan kişi değil de nedir…” ifadelerine kullandı. Şahali, Almanya’nın Cumhurbaşkanı’nın dün Güney’e geldiğini, Ersin Tatar’ın “Biz buradayız, size anlatacaklarımız var” demesi gerektiğini ancak Tatar’ın Sütçü İmam Üniversitesi’nde fahri doktorla almakla meşgul olduğunu söyleyerek, Tatar’ı eleştirdi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlNwTWdXMndyVmdn

Şahali: 1975'ten beri böyle bir “toplu rezalet düzeni” yaşanmadı

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 12:00

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Girne Milletvekili Ongun Talat,  “Karşıyaka’da İmar Rezaleti ve Geçitköy’de Son Durum” konulu güncel konuşma yaptı. Konunun hukuki boyutunun ötesinde "çürümeden, yozlaşmadan, adam kayırmadan" söz ettiklerini belirten Talat,  Karşıyaka’da olanların da bunun bir örneği olduğunu ifade etti. Yaklaşık 250 dönümden söz edildiğini ifade eden Ongun Talat,  1974 öncesinde iki Kıbrıslı Rum’a ait mera olarak kayıtlı bir özel mülk olduğunu, 2007’de burasının orman arazisi ilan edildiğini, daha sonra burasının Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararıyla Rum sahiplerine devredildiğini söyledi. Bakanlar Kurulu kararıyla söz konusu yerin orman arazisi statüsünden çıkarıldığını, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararının da bu sonucu doğurmadığını ifade eden Talat, Bakanlar Kurulu’nun böyle bir yetkisi olmadığı görüşünü belirtti. Aralıkta emirname kapsamında halk toplantısı yapıldığını, emirnamelerin kısa süre içinde yayınlanması gerektiğini belirten Talat,  emirname yayınlamayan Şehir Planlama Dairesi’nin hızla 80 villanın planlama iznini verdiğini söyledi; “Medeni memleketlerde burada villa olabileceğinizi asla düşünmezsiniz” dedi. Talat, “Şehir Planlama Dairesi şaibe altına girdi. Emirnameyi neden beklettiler, bu şahıslara neden jet hızıyla karar verdiler? Bunun izahı yapılmalı” şeklinde konuştu. Planlama Tüzüğü’ne aykırı davranıldığını, tüzükteki ve ilgili yasanın boşluklarının kullanıldığını ifade eden Talat, Karşıyaka'daki Gassi Tepesi'nde yaşananların bu olduğunu söyledi. Talat, hükümetin, 2011’de alınan  Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırılığını tespit edip geri çekmesi ve burasının orman arazi statüsüne kavuşturulması gerektiğini belirtti. Geçitköy’le ilgili de konuşan, son yağışlarda burada sel felaketi olduğuna işaret eden Talat, ilk andan itibaren doğal afetlerde ödenecek zararı minimize etmek üzerinden bir anlayış gösterildiğini kaydetti. Talat, “Nerede ne yapacağımızı ortak akılla bulmak zorundayız, bu konuyu hassasiyetle gündemde tutmalıyız” dedi. Buradaki dere sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Talat, “Dere yataklarına ciddi bir müdahale var…Çöp dökülen yerler var.  Belediye bu konuyla ilgilenmeli. Her iki senede bir insanların mal ve can varlıklarının tehlikeye atılması kabul edilemez. Derenin ıslah edilmesi gerek…Burada bilimsel çalışma yapılmalı” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Girne Milletvekili Ongun Talat, “Karşıyaka’da İmar Rezaleti ve Geçitköy’de Son Durum” konulu güncel konuşma yaptı. Konunun hukuki boyutunun ötesinde "çürümeden, yozlaşmadan, adam kayırmadan" söz ettiklerini belirten Talat, Karşıyaka’da olanların da bunun bir örneği olduğunu ifade etti. Yaklaşık 250 dönümden söz edildiğini ifade eden Ongun Talat, 1974 öncesinde iki Kıbrıslı Rum’a ait mera olarak kayıtlı bir özel mülk olduğunu, 2007’de burasının orman arazisi ilan edildiğini, daha sonra burasının Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararıyla Rum sahiplerine devredildiğini söyledi. Bakanlar Kurulu kararıyla söz konusu yerin orman arazisi statüsünden çıkarıldığını, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararının da bu sonucu doğurmadığını ifade eden Talat, Bakanlar Kurulu’nun böyle bir yetkisi olmadığı görüşünü belirtti. Aralıkta emirname kapsamında halk toplantısı yapıldığını, emirnamelerin kısa süre içinde yayınlanması gerektiğini belirten Talat, emirname yayınlamayan Şehir Planlama Dairesi’nin hızla 80 villanın planlama iznini verdiğini söyledi; “Medeni memleketlerde burada villa olabileceğinizi asla düşünmezsiniz” dedi. Talat, “Şehir Planlama Dairesi şaibe altına girdi. Emirnameyi neden beklettiler, bu şahıslara neden jet hızıyla karar verdiler? Bunun izahı yapılmalı” şeklinde konuştu. Planlama Tüzüğü’ne aykırı davranıldığını, tüzükteki ve ilgili yasanın boşluklarının kullanıldığını ifade eden Talat, Karşıyaka'daki Gassi Tepesi'nde yaşananların bu olduğunu söyledi. Talat, hükümetin, 2011’de alınan Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırılığını tespit edip geri çekmesi ve burasının orman arazi statüsüne kavuşturulması gerektiğini belirtti. Geçitköy’le ilgili de konuşan, son yağışlarda burada sel felaketi olduğuna işaret eden Talat, ilk andan itibaren doğal afetlerde ödenecek zararı minimize etmek üzerinden bir anlayış gösterildiğini kaydetti. Talat, “Nerede ne yapacağımızı ortak akılla bulmak zorundayız, bu konuyu hassasiyetle gündemde tutmalıyız” dedi. Buradaki dere sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Talat, “Dere yataklarına ciddi bir müdahale var…Çöp dökülen yerler var. Belediye bu konuyla ilgilenmeli. Her iki senede bir insanların mal ve can varlıklarının tehlikeye atılması kabul edilemez. Derenin ıslah edilmesi gerek…Burada bilimsel çalışma yapılmalı” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlNnZzA4bzZUSlIw

Talat: İnsanların mal ve can varlıklarının tehlikeye atılması kabul edilemez

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 11:52

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, "Hükümet tarafından süründürülen narenciye üreticisi” konulu güncel konuşmasında, narenciye sektörünün uzun süredir sıkıntılar içinde bırakıldığını, sıkıntıların da giderek büyüdüğünü belirtti. Şahiner, sektördeki krizin artık Tarım Bakanlığı’nı aştığını ve bir kriz masası kurulması gerektiğini kaydetti. Bölge halkı için narenciyenin önemine vurgu yapan Şahiner, üretimin daimi ve sektörün sürdürülebilir kılınması gerektiğine dikkat çekti. Şahiner, “çözüm için çalıştıkları, konuyu yakından takip ettikleri” yönünde açıklama yapmaya son vermelerini istediği yetkililerden narenciye ithalatıyla ilgili Türkiye yetkilileriyle istişare ederek çözüm üretmelerini istedi. Şahiner, konunun artık üreticilerin uykularını kaçıracak noktaya geldiğini ifade etti. Hem maliyede yaratacağı külfet, hem de sonraki yılın rekoltesine edeceği etki sebebiyle narenciye ürününün dalında kalmasının kabul edilemeyeceğine vurgu yapan Şahiner, ürünün fumigasyon yapılarak pazarlanması durumunda dahi ihracata sınırlama getirilmesinden söz edildiğini belirterek, bunun olması halinde hiçbir ürün satışının yapılamayacağını söyledi. Şahiner, daha fazla zaman kaybedilmeden konunun Türkiye yetkililerine anlatılması gerektiğini kaydetti.

“SOĞUK HAVA DEPOLARINDA İLAÇLANARAK PAZARLANMASININ ÖNÜNÜN AÇILMASI ELİMİZİ GÜÇLENDİRİR”

Ülkede yeşilleme hastalığının olmadığını, sadece bu hastalığa sebep olan rektör böceğin görüldüğünü anımsatan Şahiner, bu böceğin Türkiye ile yapılan ticarette tırlarla da taşınabileceğine işaret etti. Narenciye ürününün ithalatında fumigasyon yöntemiyle 20 bin tonla sınırlandırma olduğu duyumunu aktararak bunun doğruluğunu sorgulayan Salahi Şahiner, böyle bir sınırlama olması halinde sorunun daha büyük olacağını söyledi. Ünal Üstel’in “30 bin ton soğuk hava deposu yatırımı yapılacağı” açıklamasını olumlu olarak değerlendiren Şahiner, “Soğuk hava depolarında ilaçlanarak pazarlanmasının önünün açılması elimizi güçlendirir” dedi. Narenciye krizinin bu yıl aşılmasının önemine vurgu yapan Şahiner, ürünün Avrupa Birliği pazarına satışının yapılabileceği bir açılıma ihtiyaç olduğunu belirtti. Şahiner, rekoltenin en yüksek olduğu narenciye bahçelerinin satışa çıkarıldığını da ekleyerek, “Üretemediğimiz zaman içine düşeceğimiz durum budur ve bizi bu duruma düşüren de hükümetin ta kendisidir” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, "Hükümet tarafından süründürülen narenciye üreticisi” konulu güncel konuşmasında, narenciye sektörünün uzun süredir sıkıntılar içinde bırakıldığını, sıkıntıların da giderek büyüdüğünü belirtti. Şahiner, sektördeki krizin artık Tarım Bakanlığı’nı aştığını ve bir kriz masası kurulması gerektiğini kaydetti. Bölge halkı için narenciyenin önemine vurgu yapan Şahiner, üretimin daimi ve sektörün sürdürülebilir kılınması gerektiğine dikkat çekti. Şahiner, “çözüm için çalıştıkları, konuyu yakından takip ettikleri” yönünde açıklama yapmaya son vermelerini istediği yetkililerden narenciye ithalatıyla ilgili Türkiye yetkilileriyle istişare ederek çözüm üretmelerini istedi. Şahiner, konunun artık üreticilerin uykularını kaçıracak noktaya geldiğini ifade etti. Hem maliyede yaratacağı külfet, hem de sonraki yılın rekoltesine edeceği etki sebebiyle narenciye ürününün dalında kalmasının kabul edilemeyeceğine vurgu yapan Şahiner, ürünün fumigasyon yapılarak pazarlanması durumunda dahi ihracata sınırlama getirilmesinden söz edildiğini belirterek, bunun olması halinde hiçbir ürün satışının yapılamayacağını söyledi. Şahiner, daha fazla zaman kaybedilmeden konunun Türkiye yetkililerine anlatılması gerektiğini kaydetti.

“SOĞUK HAVA DEPOLARINDA İLAÇLANARAK PAZARLANMASININ ÖNÜNÜN AÇILMASI ELİMİZİ GÜÇLENDİRİR”

Ülkede yeşilleme hastalığının olmadığını, sadece bu hastalığa sebep olan rektör böceğin görüldüğünü anımsatan Şahiner, bu böceğin Türkiye ile yapılan ticarette tırlarla da taşınabileceğine işaret etti. Narenciye ürününün ithalatında fumigasyon yöntemiyle 20 bin tonla sınırlandırma olduğu duyumunu aktararak bunun doğruluğunu sorgulayan Salahi Şahiner, böyle bir sınırlama olması halinde sorunun daha büyük olacağını söyledi. Ünal Üstel’in “30 bin ton soğuk hava deposu yatırımı yapılacağı” açıklamasını olumlu olarak değerlendiren Şahiner, “Soğuk hava depolarında ilaçlanarak pazarlanmasının önünün açılması elimizi güçlendirir” dedi. Narenciye krizinin bu yıl aşılmasının önemine vurgu yapan Şahiner, ürünün Avrupa Birliği pazarına satışının yapılabileceği bir açılıma ihtiyaç olduğunu belirtti. Şahiner, rekoltenin en yüksek olduğu narenciye bahçelerinin satışa çıkarıldığını da ekleyerek, “Üretemediğimiz zaman içine düşeceğimiz durum budur ve bizi bu duruma düşüren de hükümetin ta kendisidir” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnlQbEF1V2U5X1Vr

Şahiner: Narenciye ürününün dalında kalmasını kabul edemeyiz

Cumhuriyetçi Türk Partisi 14 Şubat 2024 11:47

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Meclis’te yaptığı konuşmada yükseköğretimde yaşanan sıkıntılarla ilgili konuştu ve “Burası üniversiteler adasıdır sloganı başka, gerçekler başka” ifadelerini kullandı. CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman bugün Meclis’te, yükseköğretim, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), Geçitköy’de yaşanan sel felaketi, İstatistik Kurumu ve narenciyedeki sıkıntılarla ilgili konuşma gerçekleştirdi. 

“Meclisin duyarsız kalması mümkün değil” 
Üniversitelerle ilgili olumsuz gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Erhürman, başka alanlarda olduğu gibi bu alanda da birtakım sıkıntıların yaşandığını uzun zamandır dile getirdiklerini hatırlattı. Söz konusu alanda önlemlerin alınması gerektiğini defalarca söylediklerini vurgulayan Erhürman, bugün yaşandığı iddia edilen şeylerin, yaşanıyor olduğuna dair şüphelerin bugün ortaya çıkmadığını ifade etti. Bu konuyu hasıraltına itme gibi bir şanslarının olmadığına dikkat çeken Tufan Erhürman, çok kısa bir süre içerisinde, YÖDAK ve üniversitelerin denetimi konusunda bir araştırma komitesi kurulması önerisini meclise getireceklerini kaydetti. Bu konulara meclisin duyarsız kalmasının mümkün olmadığını belirten Erhürman, “Üniversitelere sektör demesek de ekonomik anlamda bu ülkeyi ilgilendiren bir alanı ifade ediyor” dedi. “Burası üniversiteler adasıdır” sloganının başka, gerçeğin ise başka şeyler olduğunun altını çizen Erhürman, üniversite sayısı ve öğretim sayısı itibariyle yaşanan enflasyondan bahsetti. Gerçekten öğrenci olmayıp da adada bulunanlarla ilgili de konuşan Erhürman, söz konusu durumların çok ciddi değer kaybı yarattığını vurguladı. 

“Kalite esas alınmalı” 
Söz konusu alana meclisin hızla müdahale etmesi gerektiğine işaret eden Tufan Erhürman, “Var olan kurumsal yapının, arzu edilen işleri yapmadığı ya da yapamadığı ortadadır. Çok kısa bir süre sonra YÖDAK ve üniversitelerin denetimiyle ilgili araştırma komitesi önerisini getireceğiz” ifadelerini kullandı. Hem mevzuat yetersizlikleri hem de YÖDAK’ın ne yapıp ne yapmadığıyla ilgili konunun, kurulacak olan komitede görüşülmesi gerektiğine dikkat çeken Erhürman, söz konusu alanda yaşanan “enflasyonla” nasıl başa çıkılacağının da tartışılması gerektiğini belirtti. Erhürman, “Burada dingil koptu, sonuçlarıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Üniversitelerde çalışan öğretim görevlilerinin mali ve iş yükü durumunun da konuşulması gerektiğine işaret eden Tufan Erhürman, sosyal sigortası asgari ücretten yatmaya devam eden öğretim üyelerinden de bahsetti ve kalitenin bu şekilde sağlanamayacağının altını çizdi. DAÜ ile ilgili de konuşan Tufan Erhürman, “DAÜ bu ülkede kalite odaklı yükseköğretimin öncüsü olması gereken yerdir. Orada belirlenen standart, kriter belirleyici hale geliyor” diye konuştu. DAÜ ile ilgili sıkıntıların artık, “olması gerektiği gibi” bitmesi gerektiğine işaret eden Erhürman, kalitenin esas alınması gerektiğinin altını çizdi. 

“Narenciyede gelinen nokta dehşete düşürüyor” 
Tufan Erhürman, “DAÜ vasatlaşırsa, yükseköğretimin bir bütün olarak daha da aşağıya inmesine yol açacak” dedi. DAÜ’yü konuşurken, bu ülkede yükseköğretimin standartlarının da konuşulduğunu belirten Erhürman, “Sadece kalite odaklı değerlendirmelerle bu işi sonlandırmak lazım” diye konuştu. İstatistik Kurumu ile ilgili tartışmalara son verilmesi gerektiğinin altını çizen Erhürman, İstatistik Kurumu’nun verilerinin, inandırıcı olmayan veriler olarak tartışmaya açıldığını kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti’nde açıklanan hayat pahalılığı ile ülkemizde çıkan hayat pahalılığına bakıldığında bile ters giden bir şeylerin olduğunun görüldüğüne işaret eden Erhürman, “Oturalım, sepetine de sepetin uygulamasına da verilerle de bakalım. Bu alanda da komiteyi kuralım. Fiyatlar gözle görülür artarken, eksiliyormuş gibi yansıyor verilere. Bunları da gözden geçirelim. Veriler elimizde olsun ve buna göre konuşalım” dedi. Narenciyede gelinen noktayı, “dehşete düşüren nokta” olarak niteleyen Erhürman, bugün itibariyle ihracat kapılarının ciddi şekilde kapandığı bilgisine ulaştıklarını vurguladı. Kısa vadede ciddi bir problem var olduğunun altını çizen Erhürman, “Rakam o kadar büyüyor ki bu alanda ciddi endişeler var” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Meclis’te yaptığı konuşmada yükseköğretimde yaşanan sıkıntılarla ilgili konuştu ve “Burası üniversiteler adasıdır sloganı başka, gerçekler başka” ifadelerini kullandı. CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman bugün Meclis’te, yükseköğretim, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), Geçitköy’de yaşanan sel felaketi, İstatistik Kurumu ve narenciyedeki sıkıntılarla ilgili konuşma gerçekleştirdi.

“Meclisin duyarsız kalması mümkün değil”
Üniversitelerle ilgili olumsuz gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Erhürman, başka alanlarda olduğu gibi bu alanda da birtakım sıkıntıların yaşandığını uzun zamandır dile getirdiklerini hatırlattı. Söz konusu alanda önlemlerin alınması gerektiğini defalarca söylediklerini vurgulayan Erhürman, bugün yaşandığı iddia edilen şeylerin, yaşanıyor olduğuna dair şüphelerin bugün ortaya çıkmadığını ifade etti. Bu konuyu hasıraltına itme gibi bir şanslarının olmadığına dikkat çeken Tufan Erhürman, çok kısa bir süre içerisinde, YÖDAK ve üniversitelerin denetimi konusunda bir araştırma komitesi kurulması önerisini meclise getireceklerini kaydetti. Bu konulara meclisin duyarsız kalmasının mümkün olmadığını belirten Erhürman, “Üniversitelere sektör demesek de ekonomik anlamda bu ülkeyi ilgilendiren bir alanı ifade ediyor” dedi. “Burası üniversiteler adasıdır” sloganının başka, gerçeğin ise başka şeyler olduğunun altını çizen Erhürman, üniversite sayısı ve öğretim sayısı itibariyle yaşanan enflasyondan bahsetti. Gerçekten öğrenci olmayıp da adada bulunanlarla ilgili de konuşan Erhürman, söz konusu durumların çok ciddi değer kaybı yarattığını vurguladı.

“Kalite esas alınmalı”
Söz konusu alana meclisin hızla müdahale etmesi gerektiğine işaret eden Tufan Erhürman, “Var olan kurumsal yapının, arzu edilen işleri yapmadığı ya da yapamadığı ortadadır. Çok kısa bir süre sonra YÖDAK ve üniversitelerin denetimiyle ilgili araştırma komitesi önerisini getireceğiz” ifadelerini kullandı. Hem mevzuat yetersizlikleri hem de YÖDAK’ın ne yapıp ne yapmadığıyla ilgili konunun, kurulacak olan komitede görüşülmesi gerektiğine dikkat çeken Erhürman, söz konusu alanda yaşanan “enflasyonla” nasıl başa çıkılacağının da tartışılması gerektiğini belirtti. Erhürman, “Burada dingil koptu, sonuçlarıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Üniversitelerde çalışan öğretim görevlilerinin mali ve iş yükü durumunun da konuşulması gerektiğine işaret eden Tufan Erhürman, sosyal sigortası asgari ücretten yatmaya devam eden öğretim üyelerinden de bahsetti ve kalitenin bu şekilde sağlanamayacağının altını çizdi. DAÜ ile ilgili de konuşan Tufan Erhürman, “DAÜ bu ülkede kalite odaklı yükseköğretimin öncüsü olması gereken yerdir. Orada belirlenen standart, kriter belirleyici hale geliyor” diye konuştu. DAÜ ile ilgili sıkıntıların artık, “olması gerektiği gibi” bitmesi gerektiğine işaret eden Erhürman, kalitenin esas alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Narenciyede gelinen nokta dehşete düşürüyor”
Tufan Erhürman, “DAÜ vasatlaşırsa, yükseköğretimin bir bütün olarak daha da aşağıya inmesine yol açacak” dedi. DAÜ’yü konuşurken, bu ülkede yükseköğretimin standartlarının da konuşulduğunu belirten Erhürman, “Sadece kalite odaklı değerlendirmelerle bu işi sonlandırmak lazım” diye konuştu. İstatistik Kurumu ile ilgili tartışmalara son verilmesi gerektiğinin altını çizen Erhürman, İstatistik Kurumu’nun verilerinin, inandırıcı olmayan veriler olarak tartışmaya açıldığını kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti’nde açıklanan hayat pahalılığı ile ülkemizde çıkan hayat pahalılığına bakıldığında bile ters giden bir şeylerin olduğunun görüldüğüne işaret eden Erhürman, “Oturalım, sepetine de sepetin uygulamasına da verilerle de bakalım. Bu alanda da komiteyi kuralım. Fiyatlar gözle görülür artarken, eksiliyormuş gibi yansıyor verilere. Bunları da gözden geçirelim. Veriler elimizde olsun ve buna göre konuşalım” dedi. Narenciyede gelinen noktayı, “dehşete düşüren nokta” olarak niteleyen Erhürman, bugün itibariyle ihracat kapılarının ciddi şekilde kapandığı bilgisine ulaştıklarını vurguladı. Kısa vadede ciddi bir problem var olduğunun altını çizen Erhürman, “Rakam o kadar büyüyor ki bu alanda ciddi endişeler var” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmkzcEJjOWszLVJF

Erhürman: “Burası üniversiteler adasıdır” sloganı başka, gerçekler başka

Cumhuriyetçi Türk Partisi 12 Şubat 2024 15:47