Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada son günlerde gündeme gelen siber saldırılar üzerinden devlet kurumlarının dijital güvenliğine ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na ait sistemlere yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan iddiaların büyük bir ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Solyalı, “Kurumlara sahip çıkmamanın başımıza açacağı belaları yaşıyoruz” dedi. Siber saldırıların dijital çağın bir gerçeği olduğunu ancak asıl sorunun kurumların bu tehditlere karşı güçlendirilmemesi olduğunu ifade eden Solyalı, 364 bin yurttaşa ait bazı verilerin ele geçirildiğine yönelik iddiaların kamuoyunda büyük endişe yarattığını söyledi. Kişisel verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Solyalı, böylesine kapsamlı haberlerin ardından ilgili makamların harekete geçmemesini ve konunun kaynağına ulaşmaya yönelik ciddi bir girişim yapılmamasını eleştirdi. “Bu kadar derin bir mesele karşısında gözünüzü kapatıp günü geçirmenizi anlamak zor” ifadelerini kullanan Solyalı, devletin dijital güvenlik konusunda daha kararlı adımlar atması gerektiğini söyledi.

“Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü”
Konuşmasının devamında dijital dönüşüm alanında kurulan kurumların yıllardır işlevsiz bırakıldığını belirten Solyalı, e-Devlet Kurumu’na gerekli yetkilerin verilmediğini, denetim mekanizmalarının oluşturulmadığını ve dijital altyapının güvenliği konusunda ciddi boşluklar bulunduğunu kaydetti. “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü” diyen Solyalı, Başbakanlık bünyesinde faaliyet gösteren kurulun yerinden edildiğini, yeterli bütçe ve personel sağlanmadığını söyledi. Kurulun denetim yapabilmesi için gerekli olan Denetim Usul ve Esasları Tüzüğü’nün iki yıldır Bakanlar Kurulu’nda bekletildiğini belirten Solyalı, bu nedenle kurumların dijital güvenlik standartlarının denetlenemediğini ifade etti. Özel şirketlerin uluslararası standartlar çerçevesinde düzenli denetimlerden geçtiğini hatırlatan Solyalı, devlet kurumlarının ise aynı hassasiyeti göstermediğini vurguladı. Dijital güvenlik konusunda sorumluluğun yalnızca bilgi işlem birimlerine bırakılmasının yanlış olduğunu söyleyen Solyalı, bu alanda merkezi koordinasyon, bütçe ve güçlü bir kurumsal yapı gerektiğini kaydetti.

“Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur”
Fiber optik altyapı tartışmaları sırasında da dijital egemenlik ve veri güvenliği konularında uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Solyalı, hükümetin bu alanı günübirlik yaklaşımlarla ele aldığını söyledi. “Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur” ifadelerini kullanan Solyalı, yaşanan ihmalin hassas verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine zemin hazırladığını belirtti. Hiçbir sistemin tamamen saldırılara kapalı olmadığını ancak sürekli denetim, güçlendirme ve kurumsal koordinasyonla risklerin azaltılabileceğini vurgulayan Solyalı, hükümetin ne ortaya çıkan haberlerin peşine düştüğünü ne de güvenlik açıklarının nasıl oluştuğunu araştırmaya yönelik ciddi bir adım attığını söyledi. Siber güvenliğin artık bir teknik mesele değil, devlet aklıyla ele alınması gereken stratejik bir konu haline geldiğini belirten Solyalı, toplumun kişisel verilerinin korunmasının hükümetin ertelenemez sorumluluklarından biri olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı. 14:35

Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada son günlerde gündeme gelen siber saldırılar üzerinden devlet kurumlarının dijital güvenliğine ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na ait sistemlere yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan iddiaların büyük bir ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Solyalı, “Kurumlara sahip çıkmamanın başımıza açacağı belaları yaşıyoruz” dedi. Siber saldırıların dijital çağın bir gerçeği olduğunu ancak asıl sorunun kurumların bu tehditlere karşı güçlendirilmemesi olduğunu ifade eden Solyalı, 364 bin yurttaşa ait bazı verilerin ele geçirildiğine yönelik iddiaların kamuoyunda büyük endişe yarattığını söyledi. Kişisel verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Solyalı, böylesine kapsamlı haberlerin ardından ilgili makamların harekete geçmemesini ve konunun kaynağına ulaşmaya yönelik ciddi bir girişim yapılmamasını eleştirdi. “Bu kadar derin bir mesele karşısında gözünüzü kapatıp günü geçirmenizi anlamak zor” ifadelerini kullanan Solyalı, devletin dijital güvenlik konusunda daha kararlı adımlar atması gerektiğini söyledi.

“Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü”
Konuşmasının devamında dijital dönüşüm alanında kurulan kurumların yıllardır işlevsiz bırakıldığını belirten Solyalı, e-Devlet Kurumu’na gerekli yetkilerin verilmediğini, denetim mekanizmalarının oluşturulmadığını ve dijital altyapının güvenliği konusunda ciddi boşluklar bulunduğunu kaydetti. “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü” diyen Solyalı, Başbakanlık bünyesinde faaliyet gösteren kurulun yerinden edildiğini, yeterli bütçe ve personel sağlanmadığını söyledi. Kurulun denetim yapabilmesi için gerekli olan Denetim Usul ve Esasları Tüzüğü’nün iki yıldır Bakanlar Kurulu’nda bekletildiğini belirten Solyalı, bu nedenle kurumların dijital güvenlik standartlarının denetlenemediğini ifade etti. Özel şirketlerin uluslararası standartlar çerçevesinde düzenli denetimlerden geçtiğini hatırlatan Solyalı, devlet kurumlarının ise aynı hassasiyeti göstermediğini vurguladı. Dijital güvenlik konusunda sorumluluğun yalnızca bilgi işlem birimlerine bırakılmasının yanlış olduğunu söyleyen Solyalı, bu alanda merkezi koordinasyon, bütçe ve güçlü bir kurumsal yapı gerektiğini kaydetti.

“Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur”
Fiber optik altyapı tartışmaları sırasında da dijital egemenlik ve veri güvenliği konularında uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Solyalı, hükümetin bu alanı günübirlik yaklaşımlarla ele aldığını söyledi. “Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur” ifadelerini kullanan Solyalı, yaşanan ihmalin hassas verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine zemin hazırladığını belirtti. Hiçbir sistemin tamamen saldırılara kapalı olmadığını ancak sürekli denetim, güçlendirme ve kurumsal koordinasyonla risklerin azaltılabileceğini vurgulayan Solyalı, hükümetin ne ortaya çıkan haberlerin peşine düştüğünü ne de güvenlik açıklarının nasıl oluştuğunu araştırmaya yönelik ciddi bir adım attığını söyledi. Siber güvenliğin artık bir teknik mesele değil, devlet aklıyla ele alınması gereken stratejik bir konu haline geldiğini belirten Solyalı, toplumun kişisel verilerinin korunmasının hükümetin ertelenemez sorumluluklarından biri olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

0 0

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLm5wRnhQdVJFV3FJ
Cumhuriyetçi Türk Partisi 2.5K

Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

23 Haziran 2026 17:30

Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada son günlerde gündeme gelen siber saldırılar üzerinden devlet kurumlarının dijital güvenliğine ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na ait sistemlere yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan iddiaların büyük bir ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Solyalı, “Kurumlara sahip çıkmamanın başımıza açacağı belaları yaşıyoruz” dedi. Siber saldırıların dijital çağın bir gerçeği olduğunu ancak asıl sorunun kurumların bu tehditlere karşı güçlendirilmemesi olduğunu ifade eden Solyalı, 364 bin yurttaşa ait bazı verilerin ele geçirildiğine yönelik iddiaların kamuoyunda büyük endişe yarattığını söyledi. Kişisel verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Solyalı, böylesine kapsamlı haberlerin ardından ilgili makamların harekete geçmemesini ve konunun kaynağına ulaşmaya yönelik ciddi bir girişim yapılmamasını eleştirdi. “Bu kadar derin bir mesele karşısında gözünüzü kapatıp günü geçirmenizi anlamak zor” ifadelerini kullanan Solyalı, devletin dijital güvenlik konusunda daha kararlı adımlar atması gerektiğini söyledi.

“Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü”
Konuşmasının devamında dijital dönüşüm alanında kurulan kurumların yıllardır işlevsiz bırakıldığını belirten Solyalı, e-Devlet Kurumu’na gerekli yetkilerin verilmediğini, denetim mekanizmalarının oluşturulmadığını ve dijital altyapının güvenliği konusunda ciddi boşluklar bulunduğunu kaydetti. “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü” diyen Solyalı, Başbakanlık bünyesinde faaliyet gösteren kurulun yerinden edildiğini, yeterli bütçe ve personel sağlanmadığını söyledi. Kurulun denetim yapabilmesi için gerekli olan Denetim Usul ve Esasları Tüzüğü’nün iki yıldır Bakanlar Kurulu’nda bekletildiğini belirten Solyalı, bu nedenle kurumların dijital güvenlik standartlarının denetlenemediğini ifade etti. Özel şirketlerin uluslararası standartlar çerçevesinde düzenli denetimlerden geçtiğini hatırlatan Solyalı, devlet kurumlarının ise aynı hassasiyeti göstermediğini vurguladı. Dijital güvenlik konusunda sorumluluğun yalnızca bilgi işlem birimlerine bırakılmasının yanlış olduğunu söyleyen Solyalı, bu alanda merkezi koordinasyon, bütçe ve güçlü bir kurumsal yapı gerektiğini kaydetti.

“Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur”
Fiber optik altyapı tartışmaları sırasında da dijital egemenlik ve veri güvenliği konularında uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Solyalı, hükümetin bu alanı günübirlik yaklaşımlarla ele aldığını söyledi. “Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur” ifadelerini kullanan Solyalı, yaşanan ihmalin hassas verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine zemin hazırladığını belirtti. Hiçbir sistemin tamamen saldırılara kapalı olmadığını ancak sürekli denetim, güçlendirme ve kurumsal koordinasyonla risklerin azaltılabileceğini vurgulayan Solyalı, hükümetin ne ortaya çıkan haberlerin peşine düştüğünü ne de güvenlik açıklarının nasıl oluştuğunu araştırmaya yönelik ciddi bir adım attığını söyledi. Siber güvenliğin artık bir teknik mesele değil, devlet aklıyla ele alınması gereken stratejik bir konu haline geldiğini belirten Solyalı, toplumun kişisel verilerinin korunmasının hükümetin ertelenemez sorumluluklarından biri olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada son günlerde gündeme gelen siber saldırılar üzerinden devlet kurumlarının dijital güvenliğine ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na ait sistemlere yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan iddiaların büyük bir ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Solyalı, “Kurumlara sahip çıkmamanın başımıza açacağı belaları yaşıyoruz” dedi. Siber saldırıların dijital çağın bir gerçeği olduğunu ancak asıl sorunun kurumların bu tehditlere karşı güçlendirilmemesi olduğunu ifade eden Solyalı, 364 bin yurttaşa ait bazı verilerin ele geçirildiğine yönelik iddiaların kamuoyunda büyük endişe yarattığını söyledi. Kişisel verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Solyalı, böylesine kapsamlı haberlerin ardından ilgili makamların harekete geçmemesini ve konunun kaynağına ulaşmaya yönelik ciddi bir girişim yapılmamasını eleştirdi. “Bu kadar derin bir mesele karşısında gözünüzü kapatıp günü geçirmenizi anlamak zor” ifadelerini kullanan Solyalı, devletin dijital güvenlik konusunda daha kararlı adımlar atması gerektiğini söyledi.

“Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü”
Konuşmasının devamında dijital dönüşüm alanında kurulan kurumların yıllardır işlevsiz bırakıldığını belirten Solyalı, e-Devlet Kurumu’na gerekli yetkilerin verilmediğini, denetim mekanizmalarının oluşturulmadığını ve dijital altyapının güvenliği konusunda ciddi boşluklar bulunduğunu kaydetti. “Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na bir oda bile çok görüldü” diyen Solyalı, Başbakanlık bünyesinde faaliyet gösteren kurulun yerinden edildiğini, yeterli bütçe ve personel sağlanmadığını söyledi. Kurulun denetim yapabilmesi için gerekli olan Denetim Usul ve Esasları Tüzüğü’nün iki yıldır Bakanlar Kurulu’nda bekletildiğini belirten Solyalı, bu nedenle kurumların dijital güvenlik standartlarının denetlenemediğini ifade etti. Özel şirketlerin uluslararası standartlar çerçevesinde düzenli denetimlerden geçtiğini hatırlatan Solyalı, devlet kurumlarının ise aynı hassasiyeti göstermediğini vurguladı. Dijital güvenlik konusunda sorumluluğun yalnızca bilgi işlem birimlerine bırakılmasının yanlış olduğunu söyleyen Solyalı, bu alanda merkezi koordinasyon, bütçe ve güçlü bir kurumsal yapı gerektiğini kaydetti.

“Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur”
Fiber optik altyapı tartışmaları sırasında da dijital egemenlik ve veri güvenliği konularında uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Solyalı, hükümetin bu alanı günübirlik yaklaşımlarla ele aldığını söyledi. “Dijital veri güvenliğini umursamamanın sonucu budur” ifadelerini kullanan Solyalı, yaşanan ihmalin hassas verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine zemin hazırladığını belirtti. Hiçbir sistemin tamamen saldırılara kapalı olmadığını ancak sürekli denetim, güçlendirme ve kurumsal koordinasyonla risklerin azaltılabileceğini vurgulayan Solyalı, hükümetin ne ortaya çıkan haberlerin peşine düştüğünü ne de güvenlik açıklarının nasıl oluştuğunu araştırmaya yönelik ciddi bir adım attığını söyledi. Siber güvenliğin artık bir teknik mesele değil, devlet aklıyla ele alınması gereken stratejik bir konu haline geldiğini belirten Solyalı, toplumun kişisel verilerinin korunmasının hükümetin ertelenemez sorumluluklarından biri olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLm5wRnhQdVJFV3FJ

Solyalı: Dijital güvenliği görmezden gelmenin bedelini toplum ödüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 17:30

Uluçay: Ekonomideki deformasyon sürecek

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüken Uluçay, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bölgesel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirerek, 2026 yılının ilk altı ayında ortaya çıkan ekonomik tablonun önümüzdeki dönemde daha fazla hissedileceğini söyledi. ABD-İran savaşı sonrasında bölgede yaşanan gerginliklerin petrol fiyatlarını yükselttiğini ve bunun hem Kıbrıs Adası’nı hem de Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğini belirten Uluçay, “Ekonomideki deformasyon bizi 2027’de de meşgul edecek” dedi. Güney Kıbrıs’ta dış ticaret açığı, enflasyon ve işçilik maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Uluçay, benzer şekilde Türkiye ekonomisinin de dış ticaret açığı ve satın alma gücü verilerinde olumsuz bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. 

“Avrupa Birliği ile ilişkiler sadece siyasi değil ekonomik bir ihtiyaçtır”
Konuşmasının devamında Brexit sonrası İngiltere ekonomisinde yaşanan gelişmelere ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin önemine değinen Uluçay, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yeni bir döneme girilmesinin ekonomik açıdan önemli fırsatlar yaratabileceğini ifade etti. “Avrupa Birliği ile ilişkiler sadece siyasi değil ekonomik bir ihtiyaçtır” diyen Uluçay, Avrupa’nın güvenlik politikaları bağlamında Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın arttığını ve bunun Türkiye ekonomisine de olumlu yansımalar yaratabilecek bir süreç olduğunu söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin SAFE programına katılımı, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi başlıkların yalnızca Türkiye için değil, Kuzey Kıbrıs açısından da önem taşıdığını belirten Uluçay, gelişen uluslararası konjonktürün Kıbrıs sorununa da yeni bir perspektif kazandırabileceğini kaydetti. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin yanı sıra NATO’nun geleceği ve Avrupa savunma mimarisinde yaşanacak dönüşümlerin Kıbrıs Adası’nı da doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

“Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktaya ulaşması için yapıcı olmak gerekiyor”
7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin bölge açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Uluçay, Kıbrıs sorununda yeni bir dönemin şekillenebileceğine işaret etti. Kuzey Kıbrıs’tan Avrupa’ya uzanacak doğalgaz hattı ile Güney Kıbrıs üzerinden gerçekleşecek elektrik bağlantısının uluslararası diplomasinin önemli başlıkları arasında yer aldığını belirten Uluçay, bu gelişmelerin Kıbrıs Adası’nı da kapsayan yeni bir stratejik çerçeve yaratabileceğini söyledi. “Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktaya ulaşması için yapıcı olmak gerekiyor” ifadelerini kullanan Uluçay, garantör ülkelerin ve liderlerin bu süreçte cesaretlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Çığırkanlıktan ve spekülasyondan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Uluçay, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyacak yapıcı bir anlayışla çözüm mücadelesinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, uluslararası gelişmeleri yakından izlemeye ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.

Uluçay: Ekonomideki deformasyon sürecek

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüken Uluçay, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bölgesel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirerek, 2026 yılının ilk altı ayında ortaya çıkan ekonomik tablonun önümüzdeki dönemde daha fazla hissedileceğini söyledi. ABD-İran savaşı sonrasında bölgede yaşanan gerginliklerin petrol fiyatlarını yükselttiğini ve bunun hem Kıbrıs Adası’nı hem de Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğini belirten Uluçay, “Ekonomideki deformasyon bizi 2027’de de meşgul edecek” dedi. Güney Kıbrıs’ta dış ticaret açığı, enflasyon ve işçilik maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Uluçay, benzer şekilde Türkiye ekonomisinin de dış ticaret açığı ve satın alma gücü verilerinde olumsuz bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.

“Avrupa Birliği ile ilişkiler sadece siyasi değil ekonomik bir ihtiyaçtır”
Konuşmasının devamında Brexit sonrası İngiltere ekonomisinde yaşanan gelişmelere ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin önemine değinen Uluçay, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yeni bir döneme girilmesinin ekonomik açıdan önemli fırsatlar yaratabileceğini ifade etti. “Avrupa Birliği ile ilişkiler sadece siyasi değil ekonomik bir ihtiyaçtır” diyen Uluçay, Avrupa’nın güvenlik politikaları bağlamında Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın arttığını ve bunun Türkiye ekonomisine de olumlu yansımalar yaratabilecek bir süreç olduğunu söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin SAFE programına katılımı, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi başlıkların yalnızca Türkiye için değil, Kuzey Kıbrıs açısından da önem taşıdığını belirten Uluçay, gelişen uluslararası konjonktürün Kıbrıs sorununa da yeni bir perspektif kazandırabileceğini kaydetti. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin yanı sıra NATO’nun geleceği ve Avrupa savunma mimarisinde yaşanacak dönüşümlerin Kıbrıs Adası’nı da doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

“Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktaya ulaşması için yapıcı olmak gerekiyor”
7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin bölge açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Uluçay, Kıbrıs sorununda yeni bir dönemin şekillenebileceğine işaret etti. Kuzey Kıbrıs’tan Avrupa’ya uzanacak doğalgaz hattı ile Güney Kıbrıs üzerinden gerçekleşecek elektrik bağlantısının uluslararası diplomasinin önemli başlıkları arasında yer aldığını belirten Uluçay, bu gelişmelerin Kıbrıs Adası’nı da kapsayan yeni bir stratejik çerçeve yaratabileceğini söyledi. “Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktaya ulaşması için yapıcı olmak gerekiyor” ifadelerini kullanan Uluçay, garantör ülkelerin ve liderlerin bu süreçte cesaretlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Çığırkanlıktan ve spekülasyondan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Uluçay, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyacak yapıcı bir anlayışla çözüm mücadelesinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, uluslararası gelişmeleri yakından izlemeye ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjNkWEVFMzBRNFR3

Uluçay: Ekonomideki deformasyon sürecek

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 17:24

Şahiner: Bugün artık bu ülkede bir devlet olmadığı görüntüsü var

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kamusal hizmetlerde yaşanan çöküşe dikkat çekerek, halkın devletten beklediği temel hizmetlere ulaşamadığını söyledi. “Bugün artık bu ülkede bir devlet olmadığı görüntüsü var” diyen Şahiner, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan sosyal hizmetlere kadar birçok alanda devletin asli görevlerini yerine getiremediğini ifade etti. Sosyal sorumluluğun vakıflara, hayır kuruluşlarına ve yardımsever iş insanlarına bırakıldığını belirten Şahiner, hükümetin ise farklı modeller üreterek bu eksiklikleri normalleştirmeye çalıştığını söyledi. Başbakan Ünal Üstel’in “istikrar sayesinde ülkeye yatırım geliyor” açıklamasını eleştiren Şahiner, ülkede sağlanan tek istikrarın “rant, yolsuzluk ve rüşvet alanında” olduğunu söyledi. Gençlerin ülkeden göç ettiğini, halkın ise her geçen gün daha fazla umutsuzluğa sürüklendiğini belirten Şahiner, hükümetin geçmişle uğraşmak yerine bugünün sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğini vurguladı.

“Okul aile birliklerinin başarılarıyla övünüyorsunuz”
Eğitim alanındaki eksikliklere dikkat çeken Şahiner, hükümetin yaptığı iddia edilen yatırımların önemli bölümünün belediyeler, okul aile birlikleri ve yardımseverlerin katkılarıyla hayata geçirildiğini söyledi. “Okul aile birliklerinin başarılarıyla övünüyorsunuz” diyen Şahiner, birçok okulun çatısından tuvaletine, dersliğinden oyun alanına kadar temel ihtiyaçlarının devlet yerine başka kesimlerin desteğiyle karşılandığını ifade etti. Ulaştırma alanında da benzer bir tablo bulunduğunu belirten Şahiner, Karayolları Dairesi’nin yerine belediyelerin yol bakım ve onarım yükünü üstlendiğini, son yıllarda bu nedenle belediyelerin bütçelerinden 1 milyar TL’nin üzerinde kaynak harcandığını kaydetti. Trafik ışıklarından kavşak düzenlemelerine kadar birçok hizmette özel sektör desteğine ihtiyaç duyulmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Şahiner, akıllı kamera sisteminde yaşanan karmaşanın da kamu yönetimindeki plansızlığın göstergesi olduğunu söyledi.

“Halkın gözünde yok hükmündesiniz”
Sağlık alanında hastaneleri güçlendirme vakıfları, hastalara yardım dernekleri ve bağışlarla ayakta duran bir sistem oluştuğunu ifade eden Şahiner, benzer bir durumun polis teşkilatında da yaşandığını söyledi. Polis Güçlendirme Vakfı Yasası’nın arkasında, devletin polis teşkilatının en temel ihtiyaçlarını karşılayamamasının yattığını belirten Şahiner, “Halkın gözünde yok hükmündesiniz” ifadelerini kullandı. Artan suç oranlarına rağmen polisin araç yetersizliği yaşadığını söyleyen Şahiner, devletin yerine getirmesi gereken sorumlulukların farklı kaynaklarla karşılanmaya çalışıldığını kaydetti. Yıl sonuna kadar kamu maliyesinin yaklaşık 50 milyar TL borçla devredileceğini öne süren Şahiner, buna rağmen kamusal hizmetlerde iyileşme sağlanamadığını belirtti. Hayır kurumları ve vakıfların her toplumda olması gerektiğini ancak bunların devletin eksikliklerini kapatmak için değil, mevcut hizmetleri daha ileriye taşımak için var olması gerektiğini vurguladı.

Şahiner: Bugün artık bu ülkede bir devlet olmadığı görüntüsü var

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kamusal hizmetlerde yaşanan çöküşe dikkat çekerek, halkın devletten beklediği temel hizmetlere ulaşamadığını söyledi. “Bugün artık bu ülkede bir devlet olmadığı görüntüsü var” diyen Şahiner, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan sosyal hizmetlere kadar birçok alanda devletin asli görevlerini yerine getiremediğini ifade etti. Sosyal sorumluluğun vakıflara, hayır kuruluşlarına ve yardımsever iş insanlarına bırakıldığını belirten Şahiner, hükümetin ise farklı modeller üreterek bu eksiklikleri normalleştirmeye çalıştığını söyledi. Başbakan Ünal Üstel’in “istikrar sayesinde ülkeye yatırım geliyor” açıklamasını eleştiren Şahiner, ülkede sağlanan tek istikrarın “rant, yolsuzluk ve rüşvet alanında” olduğunu söyledi. Gençlerin ülkeden göç ettiğini, halkın ise her geçen gün daha fazla umutsuzluğa sürüklendiğini belirten Şahiner, hükümetin geçmişle uğraşmak yerine bugünün sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğini vurguladı.

“Okul aile birliklerinin başarılarıyla övünüyorsunuz”
Eğitim alanındaki eksikliklere dikkat çeken Şahiner, hükümetin yaptığı iddia edilen yatırımların önemli bölümünün belediyeler, okul aile birlikleri ve yardımseverlerin katkılarıyla hayata geçirildiğini söyledi. “Okul aile birliklerinin başarılarıyla övünüyorsunuz” diyen Şahiner, birçok okulun çatısından tuvaletine, dersliğinden oyun alanına kadar temel ihtiyaçlarının devlet yerine başka kesimlerin desteğiyle karşılandığını ifade etti. Ulaştırma alanında da benzer bir tablo bulunduğunu belirten Şahiner, Karayolları Dairesi’nin yerine belediyelerin yol bakım ve onarım yükünü üstlendiğini, son yıllarda bu nedenle belediyelerin bütçelerinden 1 milyar TL’nin üzerinde kaynak harcandığını kaydetti. Trafik ışıklarından kavşak düzenlemelerine kadar birçok hizmette özel sektör desteğine ihtiyaç duyulmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Şahiner, akıllı kamera sisteminde yaşanan karmaşanın da kamu yönetimindeki plansızlığın göstergesi olduğunu söyledi.

“Halkın gözünde yok hükmündesiniz”
Sağlık alanında hastaneleri güçlendirme vakıfları, hastalara yardım dernekleri ve bağışlarla ayakta duran bir sistem oluştuğunu ifade eden Şahiner, benzer bir durumun polis teşkilatında da yaşandığını söyledi. Polis Güçlendirme Vakfı Yasası’nın arkasında, devletin polis teşkilatının en temel ihtiyaçlarını karşılayamamasının yattığını belirten Şahiner, “Halkın gözünde yok hükmündesiniz” ifadelerini kullandı. Artan suç oranlarına rağmen polisin araç yetersizliği yaşadığını söyleyen Şahiner, devletin yerine getirmesi gereken sorumlulukların farklı kaynaklarla karşılanmaya çalışıldığını kaydetti. Yıl sonuna kadar kamu maliyesinin yaklaşık 50 milyar TL borçla devredileceğini öne süren Şahiner, buna rağmen kamusal hizmetlerde iyileşme sağlanamadığını belirtti. Hayır kurumları ve vakıfların her toplumda olması gerektiğini ancak bunların devletin eksikliklerini kapatmak için değil, mevcut hizmetleri daha ileriye taşımak için var olması gerektiğini vurguladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmhVNlVFWkJROU1n

Şahiner: Bugün artık bu ülkede bir devlet olmadığı görüntüsü var

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 16:29

Kürşat: Üreticiler ödeme bekliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fide Kürşat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, üreticilerin uzun süredir belirsizlik içinde bırakıldığını söyledi. Narenciye sektöründe ürün bedellerinin ödenmemesi nedeniyle üreticiler, kamyoncular ve kontraktörlerin ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten Kürşat, “Üreticiler ödeme bekliyor” dedi. Hangi üreticilere, hangi kriterlere göre ödeme yapıldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurgulayan Kürşat, “Bu ürünler satıldıysa para nerededir?” diye sordu. Sektörün şeffaf bilgi beklediğini belirten Kürşat, narenciyede yaşanan mali sorunların üreticiyi olduğu kadar taşımacılık ve ihracat zincirini de olumsuz etkilediğini söyledi.

“Çiğ süt üreticileri maliyetler altında eziliyor”
Konuşmasının devamında hayvancılık sektöründeki sorunlara değinen Kürşat, küçükbaş üreticilerine verilmesi vaat edilen hibe arpa desteğinin hâlâ hayata geçirilmediğini ifade etti. Ülkede arpa stoklarının arttığını ancak üreticilerin destekten yararlanamadığını belirten Kürşat, kredili arpa konusunda yaşanan gecikmeler nedeniyle üreticilerin ek mali yüklerle karşı karşıya kaldığını söyledi.. “Çiğ süt üreticileri maliyetler altında eziliyor” diyen Kürşat, süt fiyatlarının güncellenmesi, yem maliyetlerinin şeffaf biçimde ortaya konulması ve daha önce açıklanacağı duyurulan destek paketinin içeriğinin kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu. Üreticilerin belirsizlik içerisinde bırakılmasının sürdürülebilir olmadığını belirten Kürşat, tarımsal üretimin planlama ve güven gerektirdiğini ifade etti.

“Balon balığı artık turizm ve halk sağlığı açısından da tehdittir”
Balon balığı popülasyonundaki hızlı artışın yalnızca balıkçılık sektörünü değil, turizmi, halk sağlığını ve deniz ekosistemini de tehdit ettiğini kaydeden Kürşat, mevcut destek mekanizmalarının yetersiz kaldığını söyledi. “Balon balığı artık turizm ve halk sağlığı açısından da tehdittir” ifadelerini kullanan Kürşat, iklim kriziyle birlikte istilacı türün daha da yaygınlaştığına dikkat çekti. Güney Kıbrıs’ta yürütülen çalışmaların örnek alınması gerektiğini belirten Kürşat, Akdeniz’de ortak bir sorun haline gelen balon balığıyla mücadelede iki toplumlu ve bölgesel iş birliğinin önemine işaret etti.

Kürşat: Üreticiler ödeme bekliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fide Kürşat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekerek, üreticilerin uzun süredir belirsizlik içinde bırakıldığını söyledi. Narenciye sektöründe ürün bedellerinin ödenmemesi nedeniyle üreticiler, kamyoncular ve kontraktörlerin ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten Kürşat, “Üreticiler ödeme bekliyor” dedi. Hangi üreticilere, hangi kriterlere göre ödeme yapıldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurgulayan Kürşat, “Bu ürünler satıldıysa para nerededir?” diye sordu. Sektörün şeffaf bilgi beklediğini belirten Kürşat, narenciyede yaşanan mali sorunların üreticiyi olduğu kadar taşımacılık ve ihracat zincirini de olumsuz etkilediğini söyledi.

“Çiğ süt üreticileri maliyetler altında eziliyor”
Konuşmasının devamında hayvancılık sektöründeki sorunlara değinen Kürşat, küçükbaş üreticilerine verilmesi vaat edilen hibe arpa desteğinin hâlâ hayata geçirilmediğini ifade etti. Ülkede arpa stoklarının arttığını ancak üreticilerin destekten yararlanamadığını belirten Kürşat, kredili arpa konusunda yaşanan gecikmeler nedeniyle üreticilerin ek mali yüklerle karşı karşıya kaldığını söyledi.. “Çiğ süt üreticileri maliyetler altında eziliyor” diyen Kürşat, süt fiyatlarının güncellenmesi, yem maliyetlerinin şeffaf biçimde ortaya konulması ve daha önce açıklanacağı duyurulan destek paketinin içeriğinin kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu. Üreticilerin belirsizlik içerisinde bırakılmasının sürdürülebilir olmadığını belirten Kürşat, tarımsal üretimin planlama ve güven gerektirdiğini ifade etti.

“Balon balığı artık turizm ve halk sağlığı açısından da tehdittir”
Balon balığı popülasyonundaki hızlı artışın yalnızca balıkçılık sektörünü değil, turizmi, halk sağlığını ve deniz ekosistemini de tehdit ettiğini kaydeden Kürşat, mevcut destek mekanizmalarının yetersiz kaldığını söyledi. “Balon balığı artık turizm ve halk sağlığı açısından da tehdittir” ifadelerini kullanan Kürşat, iklim kriziyle birlikte istilacı türün daha da yaygınlaştığına dikkat çekti. Güney Kıbrıs’ta yürütülen çalışmaların örnek alınması gerektiğini belirten Kürşat, Akdeniz’de ortak bir sorun haline gelen balon balığıyla mücadelede iki toplumlu ve bölgesel iş birliğinin önemine işaret etti.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLndEdVU3eFFMV0JB

Kürşat: Üreticiler ödeme bekliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 16:10

Talat: Esas sorun yönetim anlayışından kaynaklı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kamu maliyesinde yaşanan sorunları değerlendirerek hükümetin ülkeyi yapısal bir krizin içine sürüklediğini söyledi. Yeni bir borçlanma ihalesiyle güne başlandığını hatırlatan Talat, borcun borçla çevrildiği bir sistemin sürdürülemez hale geldiğini belirtti. “Artık geçici bir kriz içerisinde değiliz” diyen Talat, enflasyon, bütçe açığı ve borçlanma arasında oluşan kısır döngünün kamu maliyesini kilitlediğini ifade etti. Sorunun yalnızca ekonomik olmadığını, aynı zamanda yönetim anlayışından kaynaklandığını vurgulayan Talat, hükümetin yıllardır vergi tabanını genişletme, kayıt dışılığı azaltma ve yapısal reformlar gerçekleştirme yönünde herhangi bir adım atmadığını kaydetti. 

“Yapılan değişiklikler siyasi rantı ve kadrolaşmayı güvence altına alma amacı taşıyor”
Konuşmasının devamında hükümetin yasama yılının son günlerinde gündeme getirdiği düzenlemeleri eleştiren Talat, Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’ndan üst kademe yöneticilerine ilişkin değişikliklere kadar birçok düzenlemenin seçim öncesi siyasi hesaplarla hazırlandığını söyledi. Talat, yapılan değişikliklerin toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, siyasi rantı ve kadrolaşmayı güvence altına alma amacı taşıdığını ifade etti. Hükümetin kamu yönetiminde liyakati yıllarca göz ardı ettikten sonra, görevden ayrılmaya yakın dönemde kendi atamalarını korumaya yönelik düzenlemeler yapmaya yöneldiğini belirten Talat, konut edinme ve kırsal kesim arsaları konusunda da bütünlüklü politikalar yerine günü kurtarmaya dönük adımlar atıldığını kaydetti. 

“CTP iktidarında planlı, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışı hayata geçirilecek”
CTP’nin iktidarında sihirli değnek olmayacağını ancak anlayış değişikliğinin büyük fark yaratacağını ifade eden Talat, temel hedefin kurumları yeniden ayağa kaldırmak ve toplumsal güveni yeniden tesis etmek olacağını söyledi. “İlk vaat güveni yeniden tesis etmektir” diyen Talat, personel rejiminden dijital dönüşüme, veri entegrasyonundan vergi adaletine kadar birçok alanda kapsamlı reformlara ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Kurumlar arasındaki veri paylaşımının yok denecek kadar az olduğunu, bu nedenle planlama yapılamadığını ifade eden Talat, dijital devlet ve güçlü kurumlar olmadan kayıt dışılıkla mücadelenin de mümkün olmadığını kaydetti. Hükümetin “ben yaparım, ben bilirim” anlayışının yerine, halkla ve paydaşlarla birlikte yönetim anlayışını hayata geçireceklerini vurgulayan Talat, “Alınacak tedbirleri de elde edilecek faydaların adil paylaşımını da halkla birlikte planlayacağız” dedi. Talat, miadını doldurmuş hükümetin kişilere özel düzenlemelerle vakit kaybettiğini belirterek, CTP iktidarında planlı, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışının hayata geçirileceğini söyledi.

Talat: Esas sorun yönetim anlayışından kaynaklı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kamu maliyesinde yaşanan sorunları değerlendirerek hükümetin ülkeyi yapısal bir krizin içine sürüklediğini söyledi. Yeni bir borçlanma ihalesiyle güne başlandığını hatırlatan Talat, borcun borçla çevrildiği bir sistemin sürdürülemez hale geldiğini belirtti. “Artık geçici bir kriz içerisinde değiliz” diyen Talat, enflasyon, bütçe açığı ve borçlanma arasında oluşan kısır döngünün kamu maliyesini kilitlediğini ifade etti. Sorunun yalnızca ekonomik olmadığını, aynı zamanda yönetim anlayışından kaynaklandığını vurgulayan Talat, hükümetin yıllardır vergi tabanını genişletme, kayıt dışılığı azaltma ve yapısal reformlar gerçekleştirme yönünde herhangi bir adım atmadığını kaydetti.

“Yapılan değişiklikler siyasi rantı ve kadrolaşmayı güvence altına alma amacı taşıyor”
Konuşmasının devamında hükümetin yasama yılının son günlerinde gündeme getirdiği düzenlemeleri eleştiren Talat, Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’ndan üst kademe yöneticilerine ilişkin değişikliklere kadar birçok düzenlemenin seçim öncesi siyasi hesaplarla hazırlandığını söyledi. Talat, yapılan değişikliklerin toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, siyasi rantı ve kadrolaşmayı güvence altına alma amacı taşıdığını ifade etti. Hükümetin kamu yönetiminde liyakati yıllarca göz ardı ettikten sonra, görevden ayrılmaya yakın dönemde kendi atamalarını korumaya yönelik düzenlemeler yapmaya yöneldiğini belirten Talat, konut edinme ve kırsal kesim arsaları konusunda da bütünlüklü politikalar yerine günü kurtarmaya dönük adımlar atıldığını kaydetti.

“CTP iktidarında planlı, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışı hayata geçirilecek”
CTP’nin iktidarında sihirli değnek olmayacağını ancak anlayış değişikliğinin büyük fark yaratacağını ifade eden Talat, temel hedefin kurumları yeniden ayağa kaldırmak ve toplumsal güveni yeniden tesis etmek olacağını söyledi. “İlk vaat güveni yeniden tesis etmektir” diyen Talat, personel rejiminden dijital dönüşüme, veri entegrasyonundan vergi adaletine kadar birçok alanda kapsamlı reformlara ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Kurumlar arasındaki veri paylaşımının yok denecek kadar az olduğunu, bu nedenle planlama yapılamadığını ifade eden Talat, dijital devlet ve güçlü kurumlar olmadan kayıt dışılıkla mücadelenin de mümkün olmadığını kaydetti. Hükümetin “ben yaparım, ben bilirim” anlayışının yerine, halkla ve paydaşlarla birlikte yönetim anlayışını hayata geçireceklerini vurgulayan Talat, “Alınacak tedbirleri de elde edilecek faydaların adil paylaşımını da halkla birlikte planlayacağız” dedi. Talat, miadını doldurmuş hükümetin kişilere özel düzenlemelerle vakit kaybettiğini belirterek, CTP iktidarında planlı, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışının hayata geçirileceğini söyledi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmp4eWtqQVU4U2RZ

Talat: Esas sorun yönetim anlayışından kaynaklı

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 16:03

Özuslu: Sporu ciddi biçimde bir bakanlık çatısı altında yönetmek boynumuzun borcu olacaktır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada spor alanında yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hükümetin yıllardır spor camiasının taleplerini görmezden geldiğini söyledi. Başbakan Ünal Üstel’in Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan Özuslu, “Söyleyene değil, söyletene bakmak gerekir” dedi. Yedi yıldır kesintisiz biçimde hükümette bulunan UBP’nin sporun yönetimi konusunda herhangi bir adım atmadığını belirten Özuslu, spor camiasının yıllardır gençlik ve sporun tek bir çatı altında yönetilmesini talep ettiğini vurguladı. “Sporu ciddi biçimde bir bakanlık çatısı altında yönetmek boynumuzun borcu olacaktır” diyen Özuslu, 13. Spor Şurası’nda ortaya konulan kararların ve spor paydaşlarının önerilerinin dikkate alınmadığını, hükümetin spor politikası oluşturmak yerine seçim dönemlerinde vaat üretmekle yetindiğini ifade etti.

“Spor tesislerinde tuvalet kağıdı bile yok”
Konuşmasının devamında spor altyapısındaki sorunlara dikkat çeken Özuslu, spor tesislerinin bakım, hijyen ve sağlık koşulları açısından ciddi eksiklikler taşıdığını söyledi. “Spor tesislerinde tuvalet kağıdı bile yok” diyen Özuslu, 13. Spor Şurası’nda yer alan öneriler arasında tuvaletlerin işler hale getirilmesi, temizlik malzemelerinin düzenli sağlanması, müsabakalarda sağlık personeli bulundurulması ve ani kalp durmalarına karşı hayat kurtarıcı cihazların yaygınlaştırılması gibi temel ihtiyaçların yer aldığını hatırlattı. Federasyonların ve kulüplerin en küçük ihtiyaçları için dahi kapı kapı dolaşmak zorunda kaldığını belirten Özuslu, uluslararası yarışmalara katılan sporcuların bütçe belirsizliği nedeniyle rezervasyon yapamadığını, gri pasaport sorununun ise hâlâ çözülemediğini kaydetti. Okul sporlarında da ciddi koordinasyon eksiklikleri yaşandığını ifade eden Özuslu, kapalı salon yetersizliği, branşlar arasındaki organizasyon sorunları, sağlık hizmetlerindeki eksiklikler ve öğrencilerin aşırı maç yükü altında bırakılmasının eğitim ve spor hayatını olumsuz etkilediğini söyledi.

“Gençlerimize ve spor camiasına kulak vermeyen bir anlayış var”
Özuslu, spor alanında elde edilen başarıların hükümet politikalarının değil, sporcuların, ailelerin, antrenörlerin, beden eğitimi öğretmenlerinin ve federasyonların özverisinin sonucu olduğunu vurguladı. Spor fonunun amacına uygun kullanılmadığını ifade eden Özuslu, federasyonların en temel harcamaları için bile kaynak bulmakta zorlandığını belirtti. Kıbrıslı Türk sporunun dünyaya açılabilmesi için doğru diplomasi ve uluslararası ilişkilerin önemine işaret eden Özuslu, iki toplumlu spor teknik komitesi kurulması yönündeki çağrısını yineledi. “Gençlerimize ve spor camiasına kulak vermeyen bir anlayış var” diyen Özuslu, CTP’nin gençlerle, kulüplerle, federasyonlarla ve spor örgütleriyle sürekli temas halinde olduğunu vurguladı. Sporun ve gençliğin günü kurtaran yaklaşımlarla değil, paydaşlarla birlikte oluşturulacak uzun vadeli bir vizyonla yönetilmesi gerektiğini belirten Özuslu, sporun hak ettiği değeri göreceği bir yapının kurulmasının zorunluluk olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Özuslu: Sporu ciddi biçimde bir bakanlık çatısı altında yönetmek boynumuzun borcu olacaktır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada spor alanında yaşanan sorunlara dikkat çekerek, hükümetin yıllardır spor camiasının taleplerini görmezden geldiğini söyledi. Başbakan Ünal Üstel’in Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan Özuslu, “Söyleyene değil, söyletene bakmak gerekir” dedi. Yedi yıldır kesintisiz biçimde hükümette bulunan UBP’nin sporun yönetimi konusunda herhangi bir adım atmadığını belirten Özuslu, spor camiasının yıllardır gençlik ve sporun tek bir çatı altında yönetilmesini talep ettiğini vurguladı. “Sporu ciddi biçimde bir bakanlık çatısı altında yönetmek boynumuzun borcu olacaktır” diyen Özuslu, 13. Spor Şurası’nda ortaya konulan kararların ve spor paydaşlarının önerilerinin dikkate alınmadığını, hükümetin spor politikası oluşturmak yerine seçim dönemlerinde vaat üretmekle yetindiğini ifade etti.

“Spor tesislerinde tuvalet kağıdı bile yok”
Konuşmasının devamında spor altyapısındaki sorunlara dikkat çeken Özuslu, spor tesislerinin bakım, hijyen ve sağlık koşulları açısından ciddi eksiklikler taşıdığını söyledi. “Spor tesislerinde tuvalet kağıdı bile yok” diyen Özuslu, 13. Spor Şurası’nda yer alan öneriler arasında tuvaletlerin işler hale getirilmesi, temizlik malzemelerinin düzenli sağlanması, müsabakalarda sağlık personeli bulundurulması ve ani kalp durmalarına karşı hayat kurtarıcı cihazların yaygınlaştırılması gibi temel ihtiyaçların yer aldığını hatırlattı. Federasyonların ve kulüplerin en küçük ihtiyaçları için dahi kapı kapı dolaşmak zorunda kaldığını belirten Özuslu, uluslararası yarışmalara katılan sporcuların bütçe belirsizliği nedeniyle rezervasyon yapamadığını, gri pasaport sorununun ise hâlâ çözülemediğini kaydetti. Okul sporlarında da ciddi koordinasyon eksiklikleri yaşandığını ifade eden Özuslu, kapalı salon yetersizliği, branşlar arasındaki organizasyon sorunları, sağlık hizmetlerindeki eksiklikler ve öğrencilerin aşırı maç yükü altında bırakılmasının eğitim ve spor hayatını olumsuz etkilediğini söyledi.

“Gençlerimize ve spor camiasına kulak vermeyen bir anlayış var”
Özuslu, spor alanında elde edilen başarıların hükümet politikalarının değil, sporcuların, ailelerin, antrenörlerin, beden eğitimi öğretmenlerinin ve federasyonların özverisinin sonucu olduğunu vurguladı. Spor fonunun amacına uygun kullanılmadığını ifade eden Özuslu, federasyonların en temel harcamaları için bile kaynak bulmakta zorlandığını belirtti. Kıbrıslı Türk sporunun dünyaya açılabilmesi için doğru diplomasi ve uluslararası ilişkilerin önemine işaret eden Özuslu, iki toplumlu spor teknik komitesi kurulması yönündeki çağrısını yineledi. “Gençlerimize ve spor camiasına kulak vermeyen bir anlayış var” diyen Özuslu, CTP’nin gençlerle, kulüplerle, federasyonlarla ve spor örgütleriyle sürekli temas halinde olduğunu vurguladı. Sporun ve gençliğin günü kurtaran yaklaşımlarla değil, paydaşlarla birlikte oluşturulacak uzun vadeli bir vizyonla yönetilmesi gerektiğini belirten Özuslu, sporun hak ettiği değeri göreceği bir yapının kurulmasının zorunluluk olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnVNakVscDVPUGlJ

Özuslu: Sporu ciddi biçimde bir bakanlık çatısı altında yönetmek boynumuzun borcu olacaktır

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 15:58

Şahali: Bu Meclis’in itibarını yerle bir eden bir davranıştır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yasama faaliyetlerinin yürütülme biçimini eleştirerek, Meclis’in iç tüzüğüne ve yerleşik teamüllerine aykırı uygulamaların kurumsal itibarı zedelediğini söyledi. Genel Kurul’un saat 10.00’da toplanması gerektiğini ancak komite toplantıları nedeniyle çalışmaların saatlerce geciktiğini belirten Şahali, yurttaşların ve kamuoyunun bu gecikmelerin nedenini bilmeye hakkı olduğunu ifade etti. “Bu Meclis’in itibarını yerle bir eden bir davranıştır” diyen Şahali, yasama günlerinde özellikle muhalefetin denetim görevinin öncelikli olduğunu, Genel Kurul çalışmalarını aksatacak şekilde komite toplantıları yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi., Genel Kurul’un kamuoyu önünde yürütülen bir mesai olduğunu ve önemsizleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“10. dönem parlamento bu konuda sınıfta kalmıştır”
Konuşmasının devamında, mevcut yasama döneminin başından itibaren Meclis çalışmalarında ciddi bir disiplin sorunu yaşandığını ifade eden Şahali, ilk kez milletvekili seçilen isimlerin dahi Genel Kurul’un ilan edilen saatte toplandığına tanıklık etmediğini söyledi. Yemin töreni dahil olmak üzere Meclis’in saat 10.00’da toplandığı bir güne rastlanmadığını belirten Şahali, bunun artık yerleşik bir düzensizliğe dönüştüğünü kaydetti. “10. dönem parlamento bu konuda sınıfta kalmıştır” ifadelerini kullanan Şahali, yasama yılının son haftasına girilirken dahi komitelerin Genel Kurul programını aksatacak şekilde toplandığını söyledi. 

“Kurumsal işleyişe saygı gösterilmediği sürece sağlıklı bir yasama düzeni kurulamaz”
Komitelerin uzmanlık alanlarının dışındaki yasa tasarılarıyla meşgul edilmesini de eleştiren Şahali, sırf iş planlaması gerekçesiyle yasaların farklı komitelere aktarılmasının sağlıklı bir yasama sürecine zarar verdiğini söyledi. Hükümetin yasa gücünde kararnamelerle Anayasa’yı zorlayan uygulamalardan kaçınması gerektiğini ifade eden Şahali, her komitenin kendi uzmanlık alanındaki yasalar üzerinde çalışmasının esas olması gerektiğini kaydetti. “Ancak bu yolla halkın ihtiyaçlarına yanıt verecek yasalar üretebiliriz” diyen Şahali, Meclis çalışmalarının yalnızca hükümetin taleplerine göre ve “parmak hesabıyla” yürütülmesi halinde ortaya çıkan yasaların sürekli değişmeye mahkûm olacağını belirtti. Şahali, kurumsal işleyişe saygı gösterilmediği sürece sağlıklı bir yasama düzeninin kurulamayacağını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Şahali: Bu Meclis’in itibarını yerle bir eden bir davranıştır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yasama faaliyetlerinin yürütülme biçimini eleştirerek, Meclis’in iç tüzüğüne ve yerleşik teamüllerine aykırı uygulamaların kurumsal itibarı zedelediğini söyledi. Genel Kurul’un saat 10.00’da toplanması gerektiğini ancak komite toplantıları nedeniyle çalışmaların saatlerce geciktiğini belirten Şahali, yurttaşların ve kamuoyunun bu gecikmelerin nedenini bilmeye hakkı olduğunu ifade etti. “Bu Meclis’in itibarını yerle bir eden bir davranıştır” diyen Şahali, yasama günlerinde özellikle muhalefetin denetim görevinin öncelikli olduğunu, Genel Kurul çalışmalarını aksatacak şekilde komite toplantıları yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi., Genel Kurul’un kamuoyu önünde yürütülen bir mesai olduğunu ve önemsizleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“10. dönem parlamento bu konuda sınıfta kalmıştır”
Konuşmasının devamında, mevcut yasama döneminin başından itibaren Meclis çalışmalarında ciddi bir disiplin sorunu yaşandığını ifade eden Şahali, ilk kez milletvekili seçilen isimlerin dahi Genel Kurul’un ilan edilen saatte toplandığına tanıklık etmediğini söyledi. Yemin töreni dahil olmak üzere Meclis’in saat 10.00’da toplandığı bir güne rastlanmadığını belirten Şahali, bunun artık yerleşik bir düzensizliğe dönüştüğünü kaydetti. “10. dönem parlamento bu konuda sınıfta kalmıştır” ifadelerini kullanan Şahali, yasama yılının son haftasına girilirken dahi komitelerin Genel Kurul programını aksatacak şekilde toplandığını söyledi.

“Kurumsal işleyişe saygı gösterilmediği sürece sağlıklı bir yasama düzeni kurulamaz”
Komitelerin uzmanlık alanlarının dışındaki yasa tasarılarıyla meşgul edilmesini de eleştiren Şahali, sırf iş planlaması gerekçesiyle yasaların farklı komitelere aktarılmasının sağlıklı bir yasama sürecine zarar verdiğini söyledi. Hükümetin yasa gücünde kararnamelerle Anayasa’yı zorlayan uygulamalardan kaçınması gerektiğini ifade eden Şahali, her komitenin kendi uzmanlık alanındaki yasalar üzerinde çalışmasının esas olması gerektiğini kaydetti. “Ancak bu yolla halkın ihtiyaçlarına yanıt verecek yasalar üretebiliriz” diyen Şahali, Meclis çalışmalarının yalnızca hükümetin taleplerine göre ve “parmak hesabıyla” yürütülmesi halinde ortaya çıkan yasaların sürekli değişmeye mahkûm olacağını belirtti. Şahali, kurumsal işleyişe saygı gösterilmediği sürece sağlıklı bir yasama düzeninin kurulamayacağını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjVBRGlRbXlZMkMw

Şahali: Bu Meclis’in itibarını yerle bir eden bir davranıştır

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 15:55

Çolakoğlu: Geçici öğretmenlik sorunu bugün yaşanan plansızlığın sonucudur

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Şifa Çolakoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirerek, öğretmenlik mesleğinin uzmanlık gerektiren bir alan olduğuna dikkat çekti. Eğitim fakültesi mezunu işsiz gençler varken, farklı alanlardan kişilerin öğretmenlik sistemine dahil edilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Çolakoğlu, “Çocuklarımızın geleceği için ortak paydada buluşalım” dedi. Geçici öğretmenlik sorununun bugün yaşanan plansızlığın sonucu olduğunu ifade eden Çolakoğlu, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne düzenli öğrenci alınmaya devam edilmesi halinde bugün yaşanan sorunların çok daha sınırlı olacağını söyledi. Nüfus projeksiyonu yapılmamasının, eğitim planlamasının ihmal edilmesinin ve insan kaynağına ilişkin sağlıklı politikalar üretilmemesinin ülkeyi bugünkü noktaya taşıdığını belirten Çolakoğlu, komite çalışmalarında ortaya konulan yapıcı önerilerin hiçbirinin dikkate alınmadığını kaydetti.

“Atatürk Öğretmen Akademisi’nin korunması toplumsal bir sorumluluk”
Konuşmasının devamında öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarımı değil, yaş gruplarına uygun pedagojik formasyon gerektiren özel bir meslek olduğunu vurgulayan Çolakoğlu, “Öğretmenlik ciddi anlamda bir ilimdir” ifadelerini kullandı. Bir mesleğin yıllar sonra kısa süreli fark dersleriyle başka bir alana dönüştürülemeyeceğini belirten Çolakoğlu, “Burada inşa ettiğimiz şey bir yaşamdır” dedi. Çocukların geleceğinin söz konusu olduğu bir alanda işin ehli olmayan kişilere öğretmenlik yolu açılmasının doğru olmadığını ifade eden Çolakoğlu, öğretmenlik mesleğinin neden bu kadar değersizleştirildiğini anlamakta zorlandığını söyledi. Gittiği her yerde eski öğretmenlerin kendisine “Dokundurtmayın” çağrısı yaptığını belirten Çolakoğlu, Atatürk Öğretmen Akademisi’nin korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

“Gelin, komiteye çekin, oturalım ve yine konuşalım”
Komite çalışmalarında tüzüklerin hazır olup olmadığını sorduklarında yanıt alamadıklarını söyleyen Çolakoğlu, öğretmen yetiştirme sisteminin temel unsurlarının neden kamuoyundan ve milletvekillerinden gizlendiğini sorguladı. Şeffaflık çağrısı yapan Çolakoğlu, “Gelin, komiteye çekin, oturalım ve yine konuşalım” dedi. Sendikaların ve paydaşların ortaya koyduğu önerilerin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Çolakoğlu, hükümetin “ben bilirim, ben yaparım” anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. Çocukların geleceği söz konusu olduğunda uzlaşı kültürünün ön plana çıkması gerektiğini belirten Çolakoğlu, ortak akılla hazırlanacak bir düzenlemenin topluma verilebilecek en güçlü mesajlardan biri olacağını ifade ederek, “Çocuklarımızın en iyi eğitimi alabilmesi için birlikte en doğrusunu bulalım” dedi.

Çolakoğlu: Geçici öğretmenlik sorunu bugün yaşanan plansızlığın sonucudur

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Şifa Çolakoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirerek, öğretmenlik mesleğinin uzmanlık gerektiren bir alan olduğuna dikkat çekti. Eğitim fakültesi mezunu işsiz gençler varken, farklı alanlardan kişilerin öğretmenlik sistemine dahil edilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Çolakoğlu, “Çocuklarımızın geleceği için ortak paydada buluşalım” dedi. Geçici öğretmenlik sorununun bugün yaşanan plansızlığın sonucu olduğunu ifade eden Çolakoğlu, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne düzenli öğrenci alınmaya devam edilmesi halinde bugün yaşanan sorunların çok daha sınırlı olacağını söyledi. Nüfus projeksiyonu yapılmamasının, eğitim planlamasının ihmal edilmesinin ve insan kaynağına ilişkin sağlıklı politikalar üretilmemesinin ülkeyi bugünkü noktaya taşıdığını belirten Çolakoğlu, komite çalışmalarında ortaya konulan yapıcı önerilerin hiçbirinin dikkate alınmadığını kaydetti.

“Atatürk Öğretmen Akademisi’nin korunması toplumsal bir sorumluluk”
Konuşmasının devamında öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarımı değil, yaş gruplarına uygun pedagojik formasyon gerektiren özel bir meslek olduğunu vurgulayan Çolakoğlu, “Öğretmenlik ciddi anlamda bir ilimdir” ifadelerini kullandı. Bir mesleğin yıllar sonra kısa süreli fark dersleriyle başka bir alana dönüştürülemeyeceğini belirten Çolakoğlu, “Burada inşa ettiğimiz şey bir yaşamdır” dedi. Çocukların geleceğinin söz konusu olduğu bir alanda işin ehli olmayan kişilere öğretmenlik yolu açılmasının doğru olmadığını ifade eden Çolakoğlu, öğretmenlik mesleğinin neden bu kadar değersizleştirildiğini anlamakta zorlandığını söyledi. Gittiği her yerde eski öğretmenlerin kendisine “Dokundurtmayın” çağrısı yaptığını belirten Çolakoğlu, Atatürk Öğretmen Akademisi’nin korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

“Gelin, komiteye çekin, oturalım ve yine konuşalım”
Komite çalışmalarında tüzüklerin hazır olup olmadığını sorduklarında yanıt alamadıklarını söyleyen Çolakoğlu, öğretmen yetiştirme sisteminin temel unsurlarının neden kamuoyundan ve milletvekillerinden gizlendiğini sorguladı. Şeffaflık çağrısı yapan Çolakoğlu, “Gelin, komiteye çekin, oturalım ve yine konuşalım” dedi. Sendikaların ve paydaşların ortaya koyduğu önerilerin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Çolakoğlu, hükümetin “ben bilirim, ben yaparım” anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. Çocukların geleceği söz konusu olduğunda uzlaşı kültürünün ön plana çıkması gerektiğini belirten Çolakoğlu, ortak akılla hazırlanacak bir düzenlemenin topluma verilebilecek en güçlü mesajlardan biri olacağını ifade ederek, “Çocuklarımızın en iyi eğitimi alabilmesi için birlikte en doğrusunu bulalım” dedi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnI0Z0QxbThlTlVR

Çolakoğlu: Geçici öğretmenlik sorunu bugün yaşanan plansızlığın sonucudur

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 12:01

Özdenefe: Kısa yoldan diploma ve kamu kadrosuna geçiş kapısı açılması amaçlanıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fazilet Özdenefe, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirerek, hükümetin Meclis’i ve yasama süreçlerini işlevsiz hale getirdiğini söyledi. Muhalefetin görevinin yasa metinlerini değerlendirmek olduğunu vurgulayan Özdenefe, “Yasa niyet okuyarak yapılmaz” dedi. Milletvekillerinin bakanların zihninden geçenleri ya da tüzüklerde ne yapılacağını tahmin etmekle yükümlü olmadığını ifade eden Özdenefe, önlerindeki metinde ne yazıyorsa ona göre değerlendirme yapmak zorunda olduklarını belirtti. Atatürk Öğretmen Akademisi’nin herhangi bir yükseköğretim kurumu gibi ele alınmasının yanlış olduğunu söyleyen Özdenefe, 1937’den bu yana okul öncesi ve ilkokul öğretmeni yetiştiren köklü bir kurumun sertifika programı veren bir yapıya dönüştürülemeyeceğini vurguladı. Öğretmen açığı sorununun çözülmesi gerektiğini kabul ettiklerini ifade eden Özdenefe, ancak önlerine getirilen düzenlemenin asıl amacının öğretmen yetiştirmek değil, “kısa yoldan diploma ve kamu kadrosuna geçiş kapısı açmak” olduğunu söyledi.

“Birincil önceliğimiz çocuklarımızın alacağı eğitimdir”
Konuşmasının devamında Anayasa Mahkemesi’nin geçici öğretmenlikle ilgili kararını hatırlatan Özdenefe, mahkemenin öğretmenlik mesleğinin temel niteliğinin öğretmenlik eğitimi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Hükümetin ise bu kararı şeklen dikkate alıp özünü göz ardı ettiğini ifade eden Özdenefe, farklı sınavlar, farklı kabul koşulları ve farklı yollarla aynı sınıflarda görev yapacak öğretmenler yaratılmasının yeni ayrışmalara yol açacağını belirtti. “Birincil önceliğimiz çocuklarımızın alacağı eğitimdir” diyen Özdenefe, bugün yaşanan sorunların sorumlusunun ne geçici öğretmenler ne de Akademi öğrencileri olduğunu, asıl sorumluluğun yıllardır sürdürülen plansız eğitim politikaları olduğunu kaydetti. 

“Böyle yasa yapılmaz”
Yasama yılının sonuna gelinmesine rağmen onlarca yasanın komitelerde beklediğini ve birçok düzenlemenin son anda “sürpriz yumurtadan çıkar gibi” Genel Kurul gündemine taşındığını söyleyen Özdenefe, komite çalışmalarının da sağlıklı yürütülmediğini ifade etti. Paydaşların ve muhalefetin saatlerce dinlendiğini ancak ortaya konulan görüşlerin dikkate alınmadığını belirten Özdenefe, “Böyle yasa yapılmaz” dedi. Komitelerin görevinin yalnızca görüş almak değil, gelen öneriler doğrultusunda maddeleri yeniden değerlendirmek olduğunu vurgulayan Özdenefe, Atatürk Öğretmen Akademisi gibi 1937’den bu yana bu topluma öğretmen yetiştiren köklü bir kurumun geleceğini ilgilendiren böylesi önemli bir düzenlemenin iki toplantıda ve bu kadar itiraza rağmen geçirilmemesi gerektiğini söyledi. “Yasama yetkisi bu Meclis’tedir” ifadelerini kullanan Özdenefe, hükümetin dayatmacı anlayışının hem hukuk düzenine hem de topluma zarar vereceği uyarısında bulunarak konuşmasını tamamladı.

Özdenefe: Kısa yoldan diploma ve kamu kadrosuna geçiş kapısı açılması amaçlanıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fazilet Özdenefe, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirerek, hükümetin Meclis’i ve yasama süreçlerini işlevsiz hale getirdiğini söyledi. Muhalefetin görevinin yasa metinlerini değerlendirmek olduğunu vurgulayan Özdenefe, “Yasa niyet okuyarak yapılmaz” dedi. Milletvekillerinin bakanların zihninden geçenleri ya da tüzüklerde ne yapılacağını tahmin etmekle yükümlü olmadığını ifade eden Özdenefe, önlerindeki metinde ne yazıyorsa ona göre değerlendirme yapmak zorunda olduklarını belirtti. Atatürk Öğretmen Akademisi’nin herhangi bir yükseköğretim kurumu gibi ele alınmasının yanlış olduğunu söyleyen Özdenefe, 1937’den bu yana okul öncesi ve ilkokul öğretmeni yetiştiren köklü bir kurumun sertifika programı veren bir yapıya dönüştürülemeyeceğini vurguladı. Öğretmen açığı sorununun çözülmesi gerektiğini kabul ettiklerini ifade eden Özdenefe, ancak önlerine getirilen düzenlemenin asıl amacının öğretmen yetiştirmek değil, “kısa yoldan diploma ve kamu kadrosuna geçiş kapısı açmak” olduğunu söyledi.

“Birincil önceliğimiz çocuklarımızın alacağı eğitimdir”
Konuşmasının devamında Anayasa Mahkemesi’nin geçici öğretmenlikle ilgili kararını hatırlatan Özdenefe, mahkemenin öğretmenlik mesleğinin temel niteliğinin öğretmenlik eğitimi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Hükümetin ise bu kararı şeklen dikkate alıp özünü göz ardı ettiğini ifade eden Özdenefe, farklı sınavlar, farklı kabul koşulları ve farklı yollarla aynı sınıflarda görev yapacak öğretmenler yaratılmasının yeni ayrışmalara yol açacağını belirtti. “Birincil önceliğimiz çocuklarımızın alacağı eğitimdir” diyen Özdenefe, bugün yaşanan sorunların sorumlusunun ne geçici öğretmenler ne de Akademi öğrencileri olduğunu, asıl sorumluluğun yıllardır sürdürülen plansız eğitim politikaları olduğunu kaydetti.

“Böyle yasa yapılmaz”
Yasama yılının sonuna gelinmesine rağmen onlarca yasanın komitelerde beklediğini ve birçok düzenlemenin son anda “sürpriz yumurtadan çıkar gibi” Genel Kurul gündemine taşındığını söyleyen Özdenefe, komite çalışmalarının da sağlıklı yürütülmediğini ifade etti. Paydaşların ve muhalefetin saatlerce dinlendiğini ancak ortaya konulan görüşlerin dikkate alınmadığını belirten Özdenefe, “Böyle yasa yapılmaz” dedi. Komitelerin görevinin yalnızca görüş almak değil, gelen öneriler doğrultusunda maddeleri yeniden değerlendirmek olduğunu vurgulayan Özdenefe, Atatürk Öğretmen Akademisi gibi 1937’den bu yana bu topluma öğretmen yetiştiren köklü bir kurumun geleceğini ilgilendiren böylesi önemli bir düzenlemenin iki toplantıda ve bu kadar itiraza rağmen geçirilmemesi gerektiğini söyledi. “Yasama yetkisi bu Meclis’tedir” ifadelerini kullanan Özdenefe, hükümetin dayatmacı anlayışının hem hukuk düzenine hem de topluma zarar vereceği uyarısında bulunarak konuşmasını tamamladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLkpIVnNlUy0xWTI0

Özdenefe: Kısa yoldan diploma ve kamu kadrosuna geçiş kapısı açılması amaçlanıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 11:55

Talat: Akademi güçlendirilmek yerine zayıflatılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirdi. Akademi’ye yönelik yaklaşımın aslında yıllardır bütçe görüşmelerinde ortaya çıktığını belirten Talat, öğretim görevlisi ihtiyacı gibi taleplerin her yıl geri çevrildiğini ve kurumun güçlendirilmesi yerine zayıflatıldığını söyledi. Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında ortaya çıkan geçici öğretmen sorununa çözüm üretme iddiasıyla hazırlanan düzenlemenin, öğretmenlik sisteminde yeni sorunlar yaratacağını ifade eden Talat, “Kendi yarattığınız anomaliyi başka bir anomaliyle kalıcılaştırıyorsunuz” dedi. 

“Bu değişiklikle Atatürk Öğretmen Akademisi’nin öğretmen yetiştirme rejimi tamamen değişiyor”
Konuşmasının devamında, hükümetin geçici öğretmenlik sorununu çözmek yerine kalıcı hale getirdiğini ifade eden Talat, Akademi içerisinde iki kategorili bir sistem yaratıldığını söyledi. Lise mezunları için bir sınav, üniversite mezunları için başka bir sınav öngörülmesinin yanı sıra, muafiyet sistemiyle eğitim süresinin fiilen kısaltıldığını ifade eden Talat, “Bu değişiklikle Atatürk Öğretmen Akademisi’nin öğretmen yetiştirme rejimi tamamen değişiyor” dedi. Akademi’nin mecburi hizmet karşılığında ücretsiz eğitim veren özel statülü yapısının da değiştirildiğini belirten Talat, burslu ve ücretli öğrenci kabulünün önünün açılmasıyla kurumun klasik bir yükseköğretim kurumuna dönüştürüldüğünü söyledi. Eğitim sistemindeki mevcut ayrışmaların daha da derinleşeceğini kaydeden Talat, bugün okullarda Akademi mezunları ile geçici öğretmenler arasında yaşanan ayrımın, yarın eğitim fakültesi mezunları ile diğer bölüm mezunları arasında yeni cepheleşmeler yaratacağı uyarısında bulundu.

“Öğretmenlik mesleğinin niteliği siyasi kaygılar uğruna zayıflatılamaz”
Getirilen düzenlemenin oy hesabıyla şekillendirildiğini söyleyen Talat, öğretmenlik mesleğinin niteliğinin siyasi kaygılar uğruna zayıflatıldığını söyledi. “Bizim önceliğimiz öğrencilerin alacağı eğitimdir” diyen Talat, kamu okullarına çocuklarını gönderen ailelerin, öğretmenlik için özel olarak yetiştirilmiş kişilerle başka alanlardan gelen kişiler arasında doğal olarak bir fark göreceğini ifade etti. Talat, tüzüklerle yapılacağı söylenen düzenlemelerin yeterli güvence oluşturmadığını kaydetti. “Yasada ne yazıyorsa mesele odur” ifadelerini kullanan Talat, öğretmenlik mesleğine ve Atatürk Öğretmen Akademisi’nin köklü yapısına sahip çıkması gereken kişinin bir eğitimci olan Milli Eğitim Bakanı olması gerektiğini belirterek, yapılan değişikliğin son derece sakıncalı olduğunu söyledi.

Talat: Akademi güçlendirilmek yerine zayıflatılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikleri eleştirdi. Akademi’ye yönelik yaklaşımın aslında yıllardır bütçe görüşmelerinde ortaya çıktığını belirten Talat, öğretim görevlisi ihtiyacı gibi taleplerin her yıl geri çevrildiğini ve kurumun güçlendirilmesi yerine zayıflatıldığını söyledi. Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında ortaya çıkan geçici öğretmen sorununa çözüm üretme iddiasıyla hazırlanan düzenlemenin, öğretmenlik sisteminde yeni sorunlar yaratacağını ifade eden Talat, “Kendi yarattığınız anomaliyi başka bir anomaliyle kalıcılaştırıyorsunuz” dedi.

“Bu değişiklikle Atatürk Öğretmen Akademisi’nin öğretmen yetiştirme rejimi tamamen değişiyor”
Konuşmasının devamında, hükümetin geçici öğretmenlik sorununu çözmek yerine kalıcı hale getirdiğini ifade eden Talat, Akademi içerisinde iki kategorili bir sistem yaratıldığını söyledi. Lise mezunları için bir sınav, üniversite mezunları için başka bir sınav öngörülmesinin yanı sıra, muafiyet sistemiyle eğitim süresinin fiilen kısaltıldığını ifade eden Talat, “Bu değişiklikle Atatürk Öğretmen Akademisi’nin öğretmen yetiştirme rejimi tamamen değişiyor” dedi. Akademi’nin mecburi hizmet karşılığında ücretsiz eğitim veren özel statülü yapısının da değiştirildiğini belirten Talat, burslu ve ücretli öğrenci kabulünün önünün açılmasıyla kurumun klasik bir yükseköğretim kurumuna dönüştürüldüğünü söyledi. Eğitim sistemindeki mevcut ayrışmaların daha da derinleşeceğini kaydeden Talat, bugün okullarda Akademi mezunları ile geçici öğretmenler arasında yaşanan ayrımın, yarın eğitim fakültesi mezunları ile diğer bölüm mezunları arasında yeni cepheleşmeler yaratacağı uyarısında bulundu.

“Öğretmenlik mesleğinin niteliği siyasi kaygılar uğruna zayıflatılamaz”
Getirilen düzenlemenin oy hesabıyla şekillendirildiğini söyleyen Talat, öğretmenlik mesleğinin niteliğinin siyasi kaygılar uğruna zayıflatıldığını söyledi. “Bizim önceliğimiz öğrencilerin alacağı eğitimdir” diyen Talat, kamu okullarına çocuklarını gönderen ailelerin, öğretmenlik için özel olarak yetiştirilmiş kişilerle başka alanlardan gelen kişiler arasında doğal olarak bir fark göreceğini ifade etti. Talat, tüzüklerle yapılacağı söylenen düzenlemelerin yeterli güvence oluşturmadığını kaydetti. “Yasada ne yazıyorsa mesele odur” ifadelerini kullanan Talat, öğretmenlik mesleğine ve Atatürk Öğretmen Akademisi’nin köklü yapısına sahip çıkması gereken kişinin bir eğitimci olan Milli Eğitim Bakanı olması gerektiğini belirterek, yapılan değişikliğin son derece sakıncalı olduğunu söyledi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnpoQUN4aUpjaXQ4

Talat: Akademi güçlendirilmek yerine zayıflatılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 23 Haziran 2026 11:49