Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda usule ilişkin söz alarak yasama yılının son gününde Meclis gündeminin olağanüstü yoğunlaştırılmasını eleştirdi. Bir günde 17 yasa tasarısı ve önerisinin görüşüldüğünü, bunlara sonradan altı yeni düzenlemenin daha eklendiğini anımsatan Şahali, böylesi bir çalışma düzeninin sağlıklı yasama faaliyetleriyle bağdaşmadığını söyledi. “Böyle usul olmaz arkadaşlar” diyen Şahali, yaşanan yoğunluğun en büyük yükünü Meclis çalışanlarının taşıdığına dikkat çekerek, raportörlerden stenograflara, hukukçulardan tüm Meclis personeline kadar emeği geçen herkese teşekkür etti. Son bir haftadır büyük bir özveriyle çalışan Meclis emekçilerinin kamuoyu önünde takdir edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın”
Yasaların son güne bırakılmasının doğru bir yasama yöntemi olmadığını vurgulayan Şahali, anayasal takvim belli olmasına rağmen Meclis gündeminin yasama yılının son günlerinde olağanüstü şekilde yoğunlaştırılmasının hem milletvekilleri hem de Meclis çalışanları açısından sağlıksız bir çalışma ortamı yarattığını söyledi. “Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın” ifadelerini kullanan Şahali, bir günde geçirilen 24 yasal düzenlemenin yaklaşık dört aylık yasama mesaisine denk geldiğini belirtti. Yasaların gerekli değerlendirmeler yapılarak, zamana yayılan bir çalışma planıyla ele alınmasının hem yasama kalitesini artıracağını hem de son günlerde yaşanan olağanüstü mesailerin önüne geçeceğini kaydetti.

“Yasama tatili anayasal bir emirdir”
Konuşmasının sonunda kamuoyunda oluşan yanlış algıya da değinen Şahali, 1 Temmuz’da başlayan dönemin bir “tatil” değil, Anayasa’nın öngördüğü yasama arasından ibaret olduğunu ifade etti. Meclis'in çalışmalarının bu tarihler arasında tamamen durmadığını, komitelerin ihtiyaç halinde çalışmalarını sürdürebileceğini ve Meclis personelinin görevlerinin başında olmaya devam edeceğini belirten Şahali, “Yasama tatili anayasal bir emirdir” dedi. Meclis'in daha planlı ve öngörülebilir bir çalışma düzeniyle hareket etmesinin hem yasama faaliyetlerinin niteliğini yükselteceğini hem de kamuoyunda oluşan yanlış değerlendirmelerin önüne geçeceğini vurguladı. 3:01

Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda usule ilişkin söz alarak yasama yılının son gününde Meclis gündeminin olağanüstü yoğunlaştırılmasını eleştirdi. Bir günde 17 yasa tasarısı ve önerisinin görüşüldüğünü, bunlara sonradan altı yeni düzenlemenin daha eklendiğini anımsatan Şahali, böylesi bir çalışma düzeninin sağlıklı yasama faaliyetleriyle bağdaşmadığını söyledi. “Böyle usul olmaz arkadaşlar” diyen Şahali, yaşanan yoğunluğun en büyük yükünü Meclis çalışanlarının taşıdığına dikkat çekerek, raportörlerden stenograflara, hukukçulardan tüm Meclis personeline kadar emeği geçen herkese teşekkür etti. Son bir haftadır büyük bir özveriyle çalışan Meclis emekçilerinin kamuoyu önünde takdir edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın”
Yasaların son güne bırakılmasının doğru bir yasama yöntemi olmadığını vurgulayan Şahali, anayasal takvim belli olmasına rağmen Meclis gündeminin yasama yılının son günlerinde olağanüstü şekilde yoğunlaştırılmasının hem milletvekilleri hem de Meclis çalışanları açısından sağlıksız bir çalışma ortamı yarattığını söyledi. “Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın” ifadelerini kullanan Şahali, bir günde geçirilen 24 yasal düzenlemenin yaklaşık dört aylık yasama mesaisine denk geldiğini belirtti. Yasaların gerekli değerlendirmeler yapılarak, zamana yayılan bir çalışma planıyla ele alınmasının hem yasama kalitesini artıracağını hem de son günlerde yaşanan olağanüstü mesailerin önüne geçeceğini kaydetti.

“Yasama tatili anayasal bir emirdir”
Konuşmasının sonunda kamuoyunda oluşan yanlış algıya da değinen Şahali, 1 Temmuz’da başlayan dönemin bir “tatil” değil, Anayasa’nın öngördüğü yasama arasından ibaret olduğunu ifade etti. Meclis'in çalışmalarının bu tarihler arasında tamamen durmadığını, komitelerin ihtiyaç halinde çalışmalarını sürdürebileceğini ve Meclis personelinin görevlerinin başında olmaya devam edeceğini belirten Şahali, “Yasama tatili anayasal bir emirdir” dedi. Meclis'in daha planlı ve öngörülebilir bir çalışma düzeniyle hareket etmesinin hem yasama faaliyetlerinin niteliğini yükselteceğini hem de kamuoyunda oluşan yanlış değerlendirmelerin önüne geçeceğini vurguladı.

1 0

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjRjc29yeTNXekY4
Cumhuriyetçi Türk Partisi 2.5K

Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

30 Haziran 2026 14:01

Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda usule ilişkin söz alarak yasama yılının son gününde Meclis gündeminin olağanüstü yoğunlaştırılmasını eleştirdi. Bir günde 17 yasa tasarısı ve önerisinin görüşüldüğünü, bunlara sonradan altı yeni düzenlemenin daha eklendiğini anımsatan Şahali, böylesi bir çalışma düzeninin sağlıklı yasama faaliyetleriyle bağdaşmadığını söyledi. “Böyle usul olmaz arkadaşlar” diyen Şahali, yaşanan yoğunluğun en büyük yükünü Meclis çalışanlarının taşıdığına dikkat çekerek, raportörlerden stenograflara, hukukçulardan tüm Meclis personeline kadar emeği geçen herkese teşekkür etti. Son bir haftadır büyük bir özveriyle çalışan Meclis emekçilerinin kamuoyu önünde takdir edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın”
Yasaların son güne bırakılmasının doğru bir yasama yöntemi olmadığını vurgulayan Şahali, anayasal takvim belli olmasına rağmen Meclis gündeminin yasama yılının son günlerinde olağanüstü şekilde yoğunlaştırılmasının hem milletvekilleri hem de Meclis çalışanları açısından sağlıksız bir çalışma ortamı yarattığını söyledi. “Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın” ifadelerini kullanan Şahali, bir günde geçirilen 24 yasal düzenlemenin yaklaşık dört aylık yasama mesaisine denk geldiğini belirtti. Yasaların gerekli değerlendirmeler yapılarak, zamana yayılan bir çalışma planıyla ele alınmasının hem yasama kalitesini artıracağını hem de son günlerde yaşanan olağanüstü mesailerin önüne geçeceğini kaydetti.

“Yasama tatili anayasal bir emirdir”
Konuşmasının sonunda kamuoyunda oluşan yanlış algıya da değinen Şahali, 1 Temmuz’da başlayan dönemin bir “tatil” değil, Anayasa’nın öngördüğü yasama arasından ibaret olduğunu ifade etti. Meclis'in çalışmalarının bu tarihler arasında tamamen durmadığını, komitelerin ihtiyaç halinde çalışmalarını sürdürebileceğini ve Meclis personelinin görevlerinin başında olmaya devam edeceğini belirten Şahali, “Yasama tatili anayasal bir emirdir” dedi. Meclis'in daha planlı ve öngörülebilir bir çalışma düzeniyle hareket etmesinin hem yasama faaliyetlerinin niteliğini yükselteceğini hem de kamuoyunda oluşan yanlış değerlendirmelerin önüne geçeceğini vurguladı.

Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda usule ilişkin söz alarak yasama yılının son gününde Meclis gündeminin olağanüstü yoğunlaştırılmasını eleştirdi. Bir günde 17 yasa tasarısı ve önerisinin görüşüldüğünü, bunlara sonradan altı yeni düzenlemenin daha eklendiğini anımsatan Şahali, böylesi bir çalışma düzeninin sağlıklı yasama faaliyetleriyle bağdaşmadığını söyledi. “Böyle usul olmaz arkadaşlar” diyen Şahali, yaşanan yoğunluğun en büyük yükünü Meclis çalışanlarının taşıdığına dikkat çekerek, raportörlerden stenograflara, hukukçulardan tüm Meclis personeline kadar emeği geçen herkese teşekkür etti. Son bir haftadır büyük bir özveriyle çalışan Meclis emekçilerinin kamuoyu önünde takdir edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın”
Yasaların son güne bırakılmasının doğru bir yasama yöntemi olmadığını vurgulayan Şahali, anayasal takvim belli olmasına rağmen Meclis gündeminin yasama yılının son günlerinde olağanüstü şekilde yoğunlaştırılmasının hem milletvekilleri hem de Meclis çalışanları açısından sağlıksız bir çalışma ortamı yarattığını söyledi. “Meclis dönem içerisinde çalışması gerektiği gibi çalışsın” ifadelerini kullanan Şahali, bir günde geçirilen 24 yasal düzenlemenin yaklaşık dört aylık yasama mesaisine denk geldiğini belirtti. Yasaların gerekli değerlendirmeler yapılarak, zamana yayılan bir çalışma planıyla ele alınmasının hem yasama kalitesini artıracağını hem de son günlerde yaşanan olağanüstü mesailerin önüne geçeceğini kaydetti.

“Yasama tatili anayasal bir emirdir”
Konuşmasının sonunda kamuoyunda oluşan yanlış algıya da değinen Şahali, 1 Temmuz’da başlayan dönemin bir “tatil” değil, Anayasa’nın öngördüğü yasama arasından ibaret olduğunu ifade etti. Meclis'in çalışmalarının bu tarihler arasında tamamen durmadığını, komitelerin ihtiyaç halinde çalışmalarını sürdürebileceğini ve Meclis personelinin görevlerinin başında olmaya devam edeceğini belirten Şahali, “Yasama tatili anayasal bir emirdir” dedi. Meclis'in daha planlı ve öngörülebilir bir çalışma düzeniyle hareket etmesinin hem yasama faaliyetlerinin niteliğini yükselteceğini hem de kamuoyunda oluşan yanlış değerlendirmelerin önüne geçeceğini vurguladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjRjc29yeTNXekY4

Şahali: Meclis çalışanlarına teşekkür borcumuz vardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 14:01

Şahali: Bu yasa devletin içine düşürüldüğü durumun göstergesidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda Kıbrıs Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Yasası üzerine yaptığı konuşmada, CTP'nin polis teşkilatının güçlenmesini her zaman desteklediğini ancak söz konusu düzenlemenin devletin içinde bulunduğu mali ve idari tabloyu da gözler önüne serdiğini söyledi. Komiteden oy birliğiyle geçen yasaya destek verdiklerini belirten Şahali, bunun nedeninin polis teşkilatının görevini daha etkin yerine getirebilmesi olduğunu ifade etti. “Polis kendi göbek bağını kendi kesmek zorunda bırakıldı” diyen Şahali, devletin polis teşkilatının araç, gereç ve teknik altyapı ihtiyaçlarını karşılayamadığı için yeni gelir kaynakları oluşturma yoluna gidildiğini, bunun ise normalleştirilemeyecek bir durum olduğunu vurguladı. Polis Genel Müdürlüğü'nün ihtiyaçlarını bir vakıf aracılığıyla finanse edecek bir model oluşturmasının, devletin asli sorumluluklarını yerine getiremediğinin açık göstergesi olduğunu dile getirdi.

“Yarın aynı talep başka kurumlar için de gelecek”
Konuşmasının devamında düzenlemenin yaratacağı emsal etkisine dikkat çeken Şahali, aynı anlayışın yarın başka kamu kurumları tarafından da talep edilmesinin önünün açıldığını söyledi. “Yarın aynı talep başka kurumlar için de gelecek” ifadelerini kullanan Şahali, yargının, limanların veya diğer kamu kurumlarının da benzer gerekçelerle kendi gelirlerini oluşturacak yapılar talep etmesi halinde buna nasıl karşı çıkılabileceğini sordu. Devletin temel kurumlarının finansmanını kendi imkanlarıyla sağlamak zorunda bırakılmasının sağlıklı bir kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Şahali, güçlü devletin temel kamu hizmetlerini kendi bütçesiyle sürdürebilen devlet olduğunu ifade etti. Bu düzenlemenin polis teşkilatının başarısından çok, kamunun içine sürüklendiği mali sıkışmışlığın bir sonucu olduğunu kaydetti.

“Bu tablo övünülecek değil, sorgulanacak bir tablodur”
Hükümetin ekonomik başarı söylemlerini de eleştiren Şahali, geçmiş dönem bütçe rakamlarını hatırlatarak bugün gelinen noktada kamu maliyesinin tarihinin en ağır borç yükü altında bulunduğunu söyledi. 2018 yılının bütçe fazlasıyla kapatıldığını anımsatan Şahali, bugün ise ülkenin yüz milyonlarca dolarlık borç yüküyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Bu tablo övünülecek değil, sorgulanacak bir tablodur” diyen Şahali, polis teşkilatının kendi imkânlarını yaratmaya çalışmasının devlet açısından bir başarı hikâyesi değil, ciddi bir yönetim zafiyetinin sonucu olduğunu belirtti. CTP'nin yasaya verdiği desteğin polis teşkilatının güçlenmesine yönelik olduğunu vurgulayan Şahali, asıl sorumluluğun kamu kurumlarını kendi ayakları üzerinde durmaya zorlamak değil, devletin bu kurumlara ihtiyaç duydukları imkânları sağlayabilmesi olduğunu söyledi.

Şahali: Bu yasa devletin içine düşürüldüğü durumun göstergesidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda Kıbrıs Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Yasası üzerine yaptığı konuşmada, CTP'nin polis teşkilatının güçlenmesini her zaman desteklediğini ancak söz konusu düzenlemenin devletin içinde bulunduğu mali ve idari tabloyu da gözler önüne serdiğini söyledi. Komiteden oy birliğiyle geçen yasaya destek verdiklerini belirten Şahali, bunun nedeninin polis teşkilatının görevini daha etkin yerine getirebilmesi olduğunu ifade etti. “Polis kendi göbek bağını kendi kesmek zorunda bırakıldı” diyen Şahali, devletin polis teşkilatının araç, gereç ve teknik altyapı ihtiyaçlarını karşılayamadığı için yeni gelir kaynakları oluşturma yoluna gidildiğini, bunun ise normalleştirilemeyecek bir durum olduğunu vurguladı. Polis Genel Müdürlüğü'nün ihtiyaçlarını bir vakıf aracılığıyla finanse edecek bir model oluşturmasının, devletin asli sorumluluklarını yerine getiremediğinin açık göstergesi olduğunu dile getirdi.

“Yarın aynı talep başka kurumlar için de gelecek”
Konuşmasının devamında düzenlemenin yaratacağı emsal etkisine dikkat çeken Şahali, aynı anlayışın yarın başka kamu kurumları tarafından da talep edilmesinin önünün açıldığını söyledi. “Yarın aynı talep başka kurumlar için de gelecek” ifadelerini kullanan Şahali, yargının, limanların veya diğer kamu kurumlarının da benzer gerekçelerle kendi gelirlerini oluşturacak yapılar talep etmesi halinde buna nasıl karşı çıkılabileceğini sordu. Devletin temel kurumlarının finansmanını kendi imkanlarıyla sağlamak zorunda bırakılmasının sağlıklı bir kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Şahali, güçlü devletin temel kamu hizmetlerini kendi bütçesiyle sürdürebilen devlet olduğunu ifade etti. Bu düzenlemenin polis teşkilatının başarısından çok, kamunun içine sürüklendiği mali sıkışmışlığın bir sonucu olduğunu kaydetti.

“Bu tablo övünülecek değil, sorgulanacak bir tablodur”
Hükümetin ekonomik başarı söylemlerini de eleştiren Şahali, geçmiş dönem bütçe rakamlarını hatırlatarak bugün gelinen noktada kamu maliyesinin tarihinin en ağır borç yükü altında bulunduğunu söyledi. 2018 yılının bütçe fazlasıyla kapatıldığını anımsatan Şahali, bugün ise ülkenin yüz milyonlarca dolarlık borç yüküyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Bu tablo övünülecek değil, sorgulanacak bir tablodur” diyen Şahali, polis teşkilatının kendi imkânlarını yaratmaya çalışmasının devlet açısından bir başarı hikâyesi değil, ciddi bir yönetim zafiyetinin sonucu olduğunu belirtti. CTP'nin yasaya verdiği desteğin polis teşkilatının güçlenmesine yönelik olduğunu vurgulayan Şahali, asıl sorumluluğun kamu kurumlarını kendi ayakları üzerinde durmaya zorlamak değil, devletin bu kurumlara ihtiyaç duydukları imkânları sağlayabilmesi olduğunu söyledi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlpjYTVFcW1DZmRz

Şahali: Bu yasa devletin içine düşürüldüğü durumun göstergesidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:58

Birinci: Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi bilimsel kurallarla yürütülmelidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ceyhun Birinci, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, düzenlemenin sağlık sistemine önemli katkılar sağlayacağını ancak tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimine ilişkin kritik maddelerin tasarıdan çıkarılmasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. Uzun yıllar dahiliye uzmanı olarak görev yaptığını hatırlatan Birinci, yasa içerisinde yer alan 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Kan Bankası, tıp laboratuvarları, sağlık otomasyonu, asistan hekimlerin çalışma koşulları ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak düzenlemeler nedeniyle CTP olarak tasarıya destek verdiklerini ifade etti. “İnsan sağlığı hiçbir şekilde riske atılamaz” diyen Birinci, kaliteli sağlık hizmetinin temelinde iyi yetişmiş hekimler bulunduğunu, bunun da ancak bilimsel ölçütlere dayalı bir eğitim sistemiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

“Merkezi sınav ve uzmanlık kurulu mutlaka oluşturulmalıdır”
Konuşmasının devamında, tasarıdan çıkarılan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu ile merkezi sınav düzenlemesine dikkat çeken Birinci, bu iki mekanizmanın ülkedeki sağlık eğitiminin denetlenmesi açısından hayati önem taşıdığını belirtti. “Merkezi sınav ve uzmanlık kurulu mutlaka oluşturulmalıdır” ifadelerini kullanan Birinci, uzmanlık eğitimi verecek kurumların öğretim üyesi, hasta sayısı, altyapı ve eğitim kapasitesi bakımından bağımsız şekilde denetlenmesi gerektiğini söyledi. YÖDAK'ın bu alanda yeterli bilimsel altyapıya sahip olmadığını dile getiren Birinci, hangi kriterlerle uzmanlık eğitimi izni verildiğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini kaydetti. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin sürece mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Birinci, Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin iktidarında uzmanlık eğitiminin çağdaş ülkelerde olduğu gibi bilimsel esaslara göre yeniden yapılandırılacağını ifade etti.

“Yasa çıkarmak yetmez, sağlık hizmetini vatandaşa ulaştırmak gerekir”
Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası'nın önemli düzenlemeler içerdiğini belirten Birinci, asıl başarının bu hükümlerin eksiksiz uygulanmasıyla ölçüleceğini söyledi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin güçlendirilmesi, laboratuvarların ve özel sağlık kuruluşlarının denetlenmesi, sağlıkta kalite standartlarının oluşturulması, sağlık personelinin kayıt altına alınması, sağlık istatistiklerinin düzenli tutulması ve sağlık turizminin yasal zemine kavuşturulmasının önemli kazanımlar olduğunu ifade etti. Ancak vatandaşın bugün hala hekime ulaşmakta, ilaç temin etmekte ve sağlık hizmetlerinden zamanında yararlanmakta güçlük çektiğine dikkat çeken Birinci, sağlık alanında gerçek başarının yapılan düzenlemelerin toplumun günlük yaşamına olumlu şekilde yansımasıyla mümkün olacağını söyledi. Sağlık hizmetlerinin planlı, bilimsel ve sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Birinci, insan hayatını ilgilendiren hiçbir konuda ihmale ve günübirlik yaklaşımlara yer olmadığını belirtti.

Birinci: Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi bilimsel kurallarla yürütülmelidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ceyhun Birinci, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, düzenlemenin sağlık sistemine önemli katkılar sağlayacağını ancak tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimine ilişkin kritik maddelerin tasarıdan çıkarılmasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. Uzun yıllar dahiliye uzmanı olarak görev yaptığını hatırlatan Birinci, yasa içerisinde yer alan 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Kan Bankası, tıp laboratuvarları, sağlık otomasyonu, asistan hekimlerin çalışma koşulları ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak düzenlemeler nedeniyle CTP olarak tasarıya destek verdiklerini ifade etti. “İnsan sağlığı hiçbir şekilde riske atılamaz” diyen Birinci, kaliteli sağlık hizmetinin temelinde iyi yetişmiş hekimler bulunduğunu, bunun da ancak bilimsel ölçütlere dayalı bir eğitim sistemiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

“Merkezi sınav ve uzmanlık kurulu mutlaka oluşturulmalıdır”
Konuşmasının devamında, tasarıdan çıkarılan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu ile merkezi sınav düzenlemesine dikkat çeken Birinci, bu iki mekanizmanın ülkedeki sağlık eğitiminin denetlenmesi açısından hayati önem taşıdığını belirtti. “Merkezi sınav ve uzmanlık kurulu mutlaka oluşturulmalıdır” ifadelerini kullanan Birinci, uzmanlık eğitimi verecek kurumların öğretim üyesi, hasta sayısı, altyapı ve eğitim kapasitesi bakımından bağımsız şekilde denetlenmesi gerektiğini söyledi. YÖDAK'ın bu alanda yeterli bilimsel altyapıya sahip olmadığını dile getiren Birinci, hangi kriterlerle uzmanlık eğitimi izni verildiğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini kaydetti. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin sürece mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Birinci, Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin iktidarında uzmanlık eğitiminin çağdaş ülkelerde olduğu gibi bilimsel esaslara göre yeniden yapılandırılacağını ifade etti.

“Yasa çıkarmak yetmez, sağlık hizmetini vatandaşa ulaştırmak gerekir”
Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası'nın önemli düzenlemeler içerdiğini belirten Birinci, asıl başarının bu hükümlerin eksiksiz uygulanmasıyla ölçüleceğini söyledi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin güçlendirilmesi, laboratuvarların ve özel sağlık kuruluşlarının denetlenmesi, sağlıkta kalite standartlarının oluşturulması, sağlık personelinin kayıt altına alınması, sağlık istatistiklerinin düzenli tutulması ve sağlık turizminin yasal zemine kavuşturulmasının önemli kazanımlar olduğunu ifade etti. Ancak vatandaşın bugün hala hekime ulaşmakta, ilaç temin etmekte ve sağlık hizmetlerinden zamanında yararlanmakta güçlük çektiğine dikkat çeken Birinci, sağlık alanında gerçek başarının yapılan düzenlemelerin toplumun günlük yaşamına olumlu şekilde yansımasıyla mümkün olacağını söyledi. Sağlık hizmetlerinin planlı, bilimsel ve sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Birinci, insan hayatını ilgilendiren hiçbir konuda ihmale ve günübirlik yaklaşımlara yer olmadığını belirtti.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlJTSjdJUzk4Nlo4

Birinci: Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi bilimsel kurallarla yürütülmelidir

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:46

Besim: İnsan sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yoktur

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, iki yılı aşkın süredir komitede görüşülen düzenlemenin önemli katkılar içerdiğini ancak tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimine ilişkin hayati maddelerin tasarıdan çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yasa süreci boyunca toplum yararını gözeten yapıcı bir tutum sergilediğini belirten Besim, başlangıçta oy birliğiyle Genel Kurul’a sevk edilen tasarının, hükümetin geri çekme kararı sonrasında verilen sözlere rağmen kapsamlı şekilde değiştirildiğini ifade etti. “İnsan sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yoktur” diyen Besim, uzmanlık eğitimi verecek üniversitelerin denetlenmesi ve hekimlerin merkezi sınavla kabul edilmesine yönelik düzenlemelerin kaldırılmasının sağlık sistemini ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını vurguladı.

“YÖDAK bu alanda denetim yapabilecek kapasiteye sahip değildir”
Konuşmasının devamında ülkede tıp ve diş hekimliği eğitiminde yaşanan plansız büyümeye dikkat çeken Besim, yalnızca YÖDAK onayıyla faaliyet gösteren fakültelerin ve uzmanlık programlarının ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini söyledi. “YÖDAK bu alanda denetim yapabilecek kapasiteye sahip değildir” ifadelerini kullanan Besim, uzmanlık eğitiminin öğretim üyesi, hasta sayısı, altyapı ve klinik kapasite gibi uluslararası kriterler dikkate alınmadan yürütülemeyeceğini belirtti. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin sürece dahil edilmeden yapılacak düzenlemelerin eksik kalacağını ifade eden Besim, hekim yetiştirmenin ticari bir faaliyet değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren yaşamsal bir konu olduğunu söyledi. CTP'nin iktidarında tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimini çağdaş ülkelerde olduğu gibi merkezi sınav ve bağımsız bir uzmanlık kurulu modeliyle yeniden düzenleyeceklerini kaydetti.

“Sağlık sistemi günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönetilmeli”
Besim, tüm eleştirilerine karşın Sağlık Hizmetleri Dairesi'nin kurulmasını öngören düzenlemenin sağlık sistemi açısından önemli kazanımlar içerdiğini de vurguladı. 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin ilk kez yasal zemine kavuşacağını, acil tıp teknikerlerinin sisteme dahil edilmesinin, vardiya tahsisatlarının düzenlenmesinin ve uzmanlık eğitimi gören hekimlerin mali haklarının güvence altına alınmasının olumlu gelişmeler olduğunu belirten Besim, sağlıkta kalite kontrol, otomasyon, sağlık istatistikleri, etik kurul, organ nakli ve sağlık turizmi gibi birçok önemli başlığın da yeni dairenin görev alanına alınacağını ifade etti. Ancak yasaların tek başına yeterli olmadığını dile getiren Besim, esas başarının bu düzenlemelerin bilimsel esaslara uygun, şeffaf ve kararlı biçimde uygulanmasıyla mümkün olacağını belirterek, sağlık sisteminin günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Besim: İnsan sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yoktur

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, iki yılı aşkın süredir komitede görüşülen düzenlemenin önemli katkılar içerdiğini ancak tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimine ilişkin hayati maddelerin tasarıdan çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yasa süreci boyunca toplum yararını gözeten yapıcı bir tutum sergilediğini belirten Besim, başlangıçta oy birliğiyle Genel Kurul’a sevk edilen tasarının, hükümetin geri çekme kararı sonrasında verilen sözlere rağmen kapsamlı şekilde değiştirildiğini ifade etti. “İnsan sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yoktur” diyen Besim, uzmanlık eğitimi verecek üniversitelerin denetlenmesi ve hekimlerin merkezi sınavla kabul edilmesine yönelik düzenlemelerin kaldırılmasının sağlık sistemini ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını vurguladı.

“YÖDAK bu alanda denetim yapabilecek kapasiteye sahip değildir”
Konuşmasının devamında ülkede tıp ve diş hekimliği eğitiminde yaşanan plansız büyümeye dikkat çeken Besim, yalnızca YÖDAK onayıyla faaliyet gösteren fakültelerin ve uzmanlık programlarının ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini söyledi. “YÖDAK bu alanda denetim yapabilecek kapasiteye sahip değildir” ifadelerini kullanan Besim, uzmanlık eğitiminin öğretim üyesi, hasta sayısı, altyapı ve klinik kapasite gibi uluslararası kriterler dikkate alınmadan yürütülemeyeceğini belirtti. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin sürece dahil edilmeden yapılacak düzenlemelerin eksik kalacağını ifade eden Besim, hekim yetiştirmenin ticari bir faaliyet değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren yaşamsal bir konu olduğunu söyledi. CTP'nin iktidarında tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimini çağdaş ülkelerde olduğu gibi merkezi sınav ve bağımsız bir uzmanlık kurulu modeliyle yeniden düzenleyeceklerini kaydetti.

“Sağlık sistemi günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönetilmeli”
Besim, tüm eleştirilerine karşın Sağlık Hizmetleri Dairesi'nin kurulmasını öngören düzenlemenin sağlık sistemi açısından önemli kazanımlar içerdiğini de vurguladı. 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nin ilk kez yasal zemine kavuşacağını, acil tıp teknikerlerinin sisteme dahil edilmesinin, vardiya tahsisatlarının düzenlenmesinin ve uzmanlık eğitimi gören hekimlerin mali haklarının güvence altına alınmasının olumlu gelişmeler olduğunu belirten Besim, sağlıkta kalite kontrol, otomasyon, sağlık istatistikleri, etik kurul, organ nakli ve sağlık turizmi gibi birçok önemli başlığın da yeni dairenin görev alanına alınacağını ifade etti. Ancak yasaların tek başına yeterli olmadığını dile getiren Besim, esas başarının bu düzenlemelerin bilimsel esaslara uygun, şeffaf ve kararlı biçimde uygulanmasıyla mümkün olacağını belirterek, sağlık sisteminin günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnFoX3BEWVpETUc0

Besim: İnsan sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yoktur

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:44

Barçın: Bu düzenleme kamuda yeni bir eşitsizlik yaratacak

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Kamu Görevlileri Değişiklik Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, CTP’nin yasa tasarısına olumsuz oy verdiğini belirterek, düzenlemenin kamuda yeni eşitsizlikler yaratacağı uyarısında bulundu. Kamu görevlileri için ilk kez 46 yaşından gün almamış olma şartının getirildiğini hatırlatan Barçın, komite çalışmalarında yaptıkları girişimlerle bu düzenlemenin 31 Aralık 2027 tarihine kadar ertelenmesini sağladıklarını ifade etti. “Eş güdümlü olarak diğer yasaların da gelmesi gerekiyordu” diyen Barçın, kamu görevlileri için yaş sınırı getirilirken öğretmenler, polis ve özel yasalar kapsamındaki diğer kamu çalışanları için benzer düzenlemelerin yapılmamasının kamu yönetiminde yeni bir adaletsizliğe yol açacağını söyledi. Bu nedenle tasarıya hayır oyu verdiklerini belirten Barçın, ilgili düzenlemelerin bütün kamu hizmetini kapsayacak şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Sorumluluğumuz gereği değişiklik önerisi sunduk”
Tasarıya karşı çıkmalarına rağmen kamu çalışanlarının mağduriyet yaşamaması için Genel Kurul'da değişiklik önerisi sunduklarını belirten Barçın, bunun muhalefet sorumluluğunun bir gereği olduğunu söyledi. “Sorumluluğumuz gereği değişiklik önerisi sunduk” ifadelerini kullanan Barçın, önerinin özellikle 1 Ocak 2008 sonrasında göreve başlayan kamu çalışanlarının emeklilik haklarını korumayı amaçladığını dile getirdi. Mevcut düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde, bazı kamu görevlilerinin 60 yaşında görevlerinden ayrılmak zorunda kalacağını ancak tam emekli maaşı alabilmek için gerekli prim gününü tamamlayamayacağını ifade eden Barçın, bunun ciddi hak kayıplarına neden olacağını söyledi. Hazırladıkları öneriyle kamu görevlilerinin emekli maaşına hak kazanana kadar görevlerine devam edebilmelerini öngördüklerini belirtti.

“Hiçbir kamu çalışanı mağdur edilmemelidir”
Kamu personel rejiminde yapılacak değişikliklerin bütüncül bir anlayışla hazırlanması gerektiğini vurgulayan Barçın, farklı statülerde çalışan kamu görevlileri arasında yeni hak kayıpları ve eşitsizlikler yaratacak düzenlemelerden kaçınılmasının önemine dikkat çekti. CTP'nin kamu yönetiminde liyakati, eşitliği ve hukuki güvenliği esas alan bir anlayışı savunduğunu ifade eden Barçın, yasa yapım sürecinde ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin daha Genel Kurul aşamasında giderilmesinin Meclis'in ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Bu nedenle, tasarının geneline karşı çıkmalarına rağmen çalışanların haklarını koruyacak değişiklik önerilerini sunmaya devam ettiklerini belirten Barçın, kamuda hiçbir çalışanın emeklilik ve özlük hakları bakımından mağdur edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Barçın: Bu düzenleme kamuda yeni bir eşitsizlik yaratacak

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Kamu Görevlileri Değişiklik Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, CTP’nin yasa tasarısına olumsuz oy verdiğini belirterek, düzenlemenin kamuda yeni eşitsizlikler yaratacağı uyarısında bulundu. Kamu görevlileri için ilk kez 46 yaşından gün almamış olma şartının getirildiğini hatırlatan Barçın, komite çalışmalarında yaptıkları girişimlerle bu düzenlemenin 31 Aralık 2027 tarihine kadar ertelenmesini sağladıklarını ifade etti. “Eş güdümlü olarak diğer yasaların da gelmesi gerekiyordu” diyen Barçın, kamu görevlileri için yaş sınırı getirilirken öğretmenler, polis ve özel yasalar kapsamındaki diğer kamu çalışanları için benzer düzenlemelerin yapılmamasının kamu yönetiminde yeni bir adaletsizliğe yol açacağını söyledi. Bu nedenle tasarıya hayır oyu verdiklerini belirten Barçın, ilgili düzenlemelerin bütün kamu hizmetini kapsayacak şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Sorumluluğumuz gereği değişiklik önerisi sunduk”
Tasarıya karşı çıkmalarına rağmen kamu çalışanlarının mağduriyet yaşamaması için Genel Kurul'da değişiklik önerisi sunduklarını belirten Barçın, bunun muhalefet sorumluluğunun bir gereği olduğunu söyledi. “Sorumluluğumuz gereği değişiklik önerisi sunduk” ifadelerini kullanan Barçın, önerinin özellikle 1 Ocak 2008 sonrasında göreve başlayan kamu çalışanlarının emeklilik haklarını korumayı amaçladığını dile getirdi. Mevcut düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde, bazı kamu görevlilerinin 60 yaşında görevlerinden ayrılmak zorunda kalacağını ancak tam emekli maaşı alabilmek için gerekli prim gününü tamamlayamayacağını ifade eden Barçın, bunun ciddi hak kayıplarına neden olacağını söyledi. Hazırladıkları öneriyle kamu görevlilerinin emekli maaşına hak kazanana kadar görevlerine devam edebilmelerini öngördüklerini belirtti.

“Hiçbir kamu çalışanı mağdur edilmemelidir”
Kamu personel rejiminde yapılacak değişikliklerin bütüncül bir anlayışla hazırlanması gerektiğini vurgulayan Barçın, farklı statülerde çalışan kamu görevlileri arasında yeni hak kayıpları ve eşitsizlikler yaratacak düzenlemelerden kaçınılmasının önemine dikkat çekti. CTP'nin kamu yönetiminde liyakati, eşitliği ve hukuki güvenliği esas alan bir anlayışı savunduğunu ifade eden Barçın, yasa yapım sürecinde ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin daha Genel Kurul aşamasında giderilmesinin Meclis'in ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Bu nedenle, tasarının geneline karşı çıkmalarına rağmen çalışanların haklarını koruyacak değişiklik önerilerini sunmaya devam ettiklerini belirten Barçın, kamuda hiçbir çalışanın emeklilik ve özlük hakları bakımından mağdur edilmemesi gerektiğini vurguladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLllXQjFvdmtYUm1F

Barçın: Bu düzenleme kamuda yeni bir eşitsizlik yaratacak

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:43

Candan: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim gözbebeğimizdir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Armağan Candan, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, yıllardır çözülemeyen önemli bir sorunun Meclis’te ortaya konan ortak iradeyle çözüme kavuştuğunu söyledi. Tasarının hazırlanmasına katkı koyan milletvekillerine, komite çalışanlarına ve BRT temsilcilerine teşekkür eden Candan, uzun yılların birikimiyle oluşan yapısal sorunların giderilmesi adına önemli bir adım atıldığını belirtti. “Yılların kanayan yarasına son veriliyor” diyen Candan, yapılan düzenlemenin yalnızca BRT açısından değil, kamu yönetimindeki benzer sorunların çözümüne de örnek oluşturabilecek nitelikte olduğunu ifade etti.

“Kamu yayıncılığının güvenilirliğini korumak herkesin ortak sorumluluğu”
BRT’nin Kıbrıs Türk halkı için taşıdığı tarihi ve toplumsal öneme dikkat çeken Candan, kurumun varoluş mücadelesinin en önemli tanıklarından biri olduğunu vurguladı. Çocukluk yıllarından hafızalarda yer eden yayınlara da değinen Candan, “Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim gözbebeğimizdir” ifadelerini kullandı. BRT’nin zaman zaman eleştirilmesinin, toplumun kuruma verdiği değerden kaynaklandığını belirten Candan, kamu yayıncılığının güvenilirliğini ve kurumsal itibarını korumanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.

“Çalışanların huzur içinde görev yapacağı bir dönem başlamalı”
Konuşmasının sonunda, kabul edilen yasanın BRT için yeni bir başlangıç olmasını temenni eden Candan, geçmişte yaşanan tartışmaların geride bırakılması gerektiğini ifade etti. Kurumun çalışanlarının görevlerini huzur içinde yerine getirebildiği, kamuoyunun güven duyduğu ve toplumu birleştiren yayıncılık anlayışını güçlendiren bir yapının önemine işaret eden Candan, Meclis’te ortaya çıkan uzlaşı kültürünün bundan sonraki reform süreçlerine de örnek olmasını diledi.

Candan: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim gözbebeğimizdir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Armağan Candan, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, yıllardır çözülemeyen önemli bir sorunun Meclis’te ortaya konan ortak iradeyle çözüme kavuştuğunu söyledi. Tasarının hazırlanmasına katkı koyan milletvekillerine, komite çalışanlarına ve BRT temsilcilerine teşekkür eden Candan, uzun yılların birikimiyle oluşan yapısal sorunların giderilmesi adına önemli bir adım atıldığını belirtti. “Yılların kanayan yarasına son veriliyor” diyen Candan, yapılan düzenlemenin yalnızca BRT açısından değil, kamu yönetimindeki benzer sorunların çözümüne de örnek oluşturabilecek nitelikte olduğunu ifade etti.

“Kamu yayıncılığının güvenilirliğini korumak herkesin ortak sorumluluğu”
BRT’nin Kıbrıs Türk halkı için taşıdığı tarihi ve toplumsal öneme dikkat çeken Candan, kurumun varoluş mücadelesinin en önemli tanıklarından biri olduğunu vurguladı. Çocukluk yıllarından hafızalarda yer eden yayınlara da değinen Candan, “Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim gözbebeğimizdir” ifadelerini kullandı. BRT’nin zaman zaman eleştirilmesinin, toplumun kuruma verdiği değerden kaynaklandığını belirten Candan, kamu yayıncılığının güvenilirliğini ve kurumsal itibarını korumanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.

“Çalışanların huzur içinde görev yapacağı bir dönem başlamalı”
Konuşmasının sonunda, kabul edilen yasanın BRT için yeni bir başlangıç olmasını temenni eden Candan, geçmişte yaşanan tartışmaların geride bırakılması gerektiğini ifade etti. Kurumun çalışanlarının görevlerini huzur içinde yerine getirebildiği, kamuoyunun güven duyduğu ve toplumu birleştiren yayıncılık anlayışını güçlendiren bir yapının önemine işaret eden Candan, Meclis’te ortaya çıkan uzlaşı kültürünün bundan sonraki reform süreçlerine de örnek olmasını diledi.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnZ5NE5hcXVUNGlR

Candan: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim gözbebeğimizdir

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:34

İncirli: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun güçlenmesini önemsiyoruz

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Yasa Tasarısı üzerine konuştu.  “Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bu devletin en önemli kurumlarından bir tanesidir ve Kıbrıslı Türklerin toplumsal varoluşunda en temel unsurlardan bir tanesidir” diyen İncirli, kurumun zaman içinde çeşitli sorunlar yaşadığını da belirtti. 

“CTP, yasa çalışmalarına en başından itibaren katkı koydu”
İncirli, teşkilat yapısının güçlendirilmesi, çalışanların uzun yıllardır beklediği özlük haklarının iyileştirilmesi ve kurumun mali özerkliğinin desteklenmesine yönelik düzenlemelerin önemine işaret ederek “CTP olarak Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nun güçlenmesini, çalışanların özlük haklarını telafi edecek düzenlemelerin yapılmasını çok önemsiyoruz. Ayrıca bu yasayla BRTK’nın mali özerkliğini kazanabilmesi için önemli bir adımda atılıyor” şeklinde konuştu.  Bu nedenle Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yasa çalışmalarına başından itibaren katkı sunduğunu belirten İncirli, yapılan düzenlemelerin BRT’nin kurumsal yapısını güçlendirecek adımlar içerdiğini kaydetti.

“Yasama faaliyetlerinde mali etki analizleri göz ardı edilmemeli”
Konuşmasında yasa tasarılarının hazırlanma sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İncirli, Meclis’in bundan sonraki çalışmalarında mali etki analizlerine çok daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi. “Yasama faaliyetlerinde mali etki analizleri göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullanan İncirli, alınacak her kararın piyasa üzerindeki etkisinin önceden değerlendirilmesinin sağlıklı yasa yapım sürecinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtti. BRT Yasası özelinde değil, genel bir ilke olarak bu hassasiyetin gözetilmesi gerektiğini vurgulayan İncirli, özellikle ekonomik sonuç doğuracak düzenlemelerde kapsamlı analizlerin yapılmasının hem Meclis’in hem de kamunun yararına olacağını ifade etti. İncirli, konuşmasını Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Yasa Tasarısı’nın BRT çalışanlarına hayırlı olmasını dileyerek tamamladı.

İncirli: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun güçlenmesini önemsiyoruz

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Yasa Tasarısı üzerine konuştu. “Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bu devletin en önemli kurumlarından bir tanesidir ve Kıbrıslı Türklerin toplumsal varoluşunda en temel unsurlardan bir tanesidir” diyen İncirli, kurumun zaman içinde çeşitli sorunlar yaşadığını da belirtti.

“CTP, yasa çalışmalarına en başından itibaren katkı koydu”
İncirli, teşkilat yapısının güçlendirilmesi, çalışanların uzun yıllardır beklediği özlük haklarının iyileştirilmesi ve kurumun mali özerkliğinin desteklenmesine yönelik düzenlemelerin önemine işaret ederek “CTP olarak Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nun güçlenmesini, çalışanların özlük haklarını telafi edecek düzenlemelerin yapılmasını çok önemsiyoruz. Ayrıca bu yasayla BRTK’nın mali özerkliğini kazanabilmesi için önemli bir adımda atılıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin yasa çalışmalarına başından itibaren katkı sunduğunu belirten İncirli, yapılan düzenlemelerin BRT’nin kurumsal yapısını güçlendirecek adımlar içerdiğini kaydetti.

“Yasama faaliyetlerinde mali etki analizleri göz ardı edilmemeli”
Konuşmasında yasa tasarılarının hazırlanma sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İncirli, Meclis’in bundan sonraki çalışmalarında mali etki analizlerine çok daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi. “Yasama faaliyetlerinde mali etki analizleri göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullanan İncirli, alınacak her kararın piyasa üzerindeki etkisinin önceden değerlendirilmesinin sağlıklı yasa yapım sürecinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtti. BRT Yasası özelinde değil, genel bir ilke olarak bu hassasiyetin gözetilmesi gerektiğini vurgulayan İncirli, özellikle ekonomik sonuç doğuracak düzenlemelerde kapsamlı analizlerin yapılmasının hem Meclis’in hem de kamunun yararına olacağını ifade etti. İncirli, konuşmasını Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Yasa Tasarısı’nın BRT çalışanlarına hayırlı olmasını dileyerek tamamladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLkhGbTFpZ1U2QUI0

İncirli: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun güçlenmesini önemsiyoruz

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:18

Özdenefe: Bugün önemli bir adım atıyoruz ama yapılacak daha çok iş var

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fazilet Özdenefe, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, uzun yıllardır çözülemeyen önemli bir sorunun Meclis'teki ortak iradeyle aşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Personel yapısına ilişkin düzenlemelerin kurum açısından tarihi bir eşik olduğunu belirten Özdenefe, 1993 yılından bu yana kadrolu personel istihdamı yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan sorunların hem çalışanları hem de kurumsal yapıyı olumsuz etkilediğini söyledi. “30 yılı aşan bir sorunu ortak iradeyle çözüyoruz” diyen Özdenefe, komite çalışmalarına katkı koyan milletvekillerine, BRT çalışanlarına, sendika temsilcilerine ve Meclis personeline teşekkür etti. 

“Kamuda güvencesiz istihdam anlayışına sınır getiriliyor”
Yasa değişikliğinin en önemli yönlerinden birinin istihdam modeline getirilen yeni kurallar olduğunu belirten Özdenefe, işçi ve hizmet alımı uygulamalarının ilk kez açık sınırlar içine alındığını söyledi. “Kamuda güvencesiz istihdam anlayışına sınır getiriliyor” ifadelerini kullanan Özdenefe, daimi işçi sayısının sınırlandırılmasının, hizmet alımlarının belirli sürelerle yapılmasının ve toplam kadro sayısının yüzde 5'ini aşamayacak şekilde düzenlenmesinin kamu yönetimi açısından örnek teşkil edeceğini belirtti. Hizmet alımı yoluyla yıllardır kadrolu personel gibi çalıştırılan ancak iş güvencesinden yoksun bırakılan uygulamaların yalnızca BRT'de değil, kamunun birçok alanında yaşandığını hatırlatan Özdenefe, bu düzenlemenin ileride diğer kamu kurumları için de model oluşturmasını temenni etti. Geçiş sürecinde mevcut çalışanların kazanılmış haklarının korunmasına özen gösterildiğini de vurgulayan Özdenefe, aynı zamanda gelecekte yapılacak istihdamların daha sağlıklı ve planlı bir zemine oturtulmasının önünün açıldığını ifade etti.

“BRT'nin demokratik dönüşümü devam etmelidir”
Konuşmasının son bölümünde yapılan değişikliklerin yalnızca personel yapısıyla sınırlı kaldığına dikkat çeken Özdenefe, BRT'nin yönetim modeli ve yayıncılık anlayışının da önümüzdeki dönemde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Yönetim Kurulu'nun daha çoğulcu bir yapıya kavuşturulması, editoryal bağımsızlığın açık şekilde güvence altına alınması ve dijital yayıncılığın yasal zeminde güçlendirilmesinin artık ertelenemeyecek ihtiyaçlar olduğunu belirten Özdenefe, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsayan demokratik bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. İnternet yayıncılığı, podcast yayınları, erişilebilir yayıncılık, dezenformasyonla mücadele ve dijital dönüşüm gibi başlıklarda da yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu dile getiren Özdenefe, bugün kabul edilen yasanın nihai hedef değil, uzun süredir beklenen reform sürecinin başlangıcı olduğunu söyledi. BRT'nin çağın gereklerine uygun, daha güçlü ve daha kapsayıcı bir kamu yayıncılığı anlayışına kavuşmasının önümüzdeki dönemin en önemli sorumluluklarından biri olacağını vurguladı.

Özdenefe: Bugün önemli bir adım atıyoruz ama yapılacak daha çok iş var

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fazilet Özdenefe, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, uzun yıllardır çözülemeyen önemli bir sorunun Meclis'teki ortak iradeyle aşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Personel yapısına ilişkin düzenlemelerin kurum açısından tarihi bir eşik olduğunu belirten Özdenefe, 1993 yılından bu yana kadrolu personel istihdamı yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan sorunların hem çalışanları hem de kurumsal yapıyı olumsuz etkilediğini söyledi. “30 yılı aşan bir sorunu ortak iradeyle çözüyoruz” diyen Özdenefe, komite çalışmalarına katkı koyan milletvekillerine, BRT çalışanlarına, sendika temsilcilerine ve Meclis personeline teşekkür etti.

“Kamuda güvencesiz istihdam anlayışına sınır getiriliyor”
Yasa değişikliğinin en önemli yönlerinden birinin istihdam modeline getirilen yeni kurallar olduğunu belirten Özdenefe, işçi ve hizmet alımı uygulamalarının ilk kez açık sınırlar içine alındığını söyledi. “Kamuda güvencesiz istihdam anlayışına sınır getiriliyor” ifadelerini kullanan Özdenefe, daimi işçi sayısının sınırlandırılmasının, hizmet alımlarının belirli sürelerle yapılmasının ve toplam kadro sayısının yüzde 5'ini aşamayacak şekilde düzenlenmesinin kamu yönetimi açısından örnek teşkil edeceğini belirtti. Hizmet alımı yoluyla yıllardır kadrolu personel gibi çalıştırılan ancak iş güvencesinden yoksun bırakılan uygulamaların yalnızca BRT'de değil, kamunun birçok alanında yaşandığını hatırlatan Özdenefe, bu düzenlemenin ileride diğer kamu kurumları için de model oluşturmasını temenni etti. Geçiş sürecinde mevcut çalışanların kazanılmış haklarının korunmasına özen gösterildiğini de vurgulayan Özdenefe, aynı zamanda gelecekte yapılacak istihdamların daha sağlıklı ve planlı bir zemine oturtulmasının önünün açıldığını ifade etti.

“BRT'nin demokratik dönüşümü devam etmelidir”
Konuşmasının son bölümünde yapılan değişikliklerin yalnızca personel yapısıyla sınırlı kaldığına dikkat çeken Özdenefe, BRT'nin yönetim modeli ve yayıncılık anlayışının da önümüzdeki dönemde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Yönetim Kurulu'nun daha çoğulcu bir yapıya kavuşturulması, editoryal bağımsızlığın açık şekilde güvence altına alınması ve dijital yayıncılığın yasal zeminde güçlendirilmesinin artık ertelenemeyecek ihtiyaçlar olduğunu belirten Özdenefe, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsayan demokratik bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. İnternet yayıncılığı, podcast yayınları, erişilebilir yayıncılık, dezenformasyonla mücadele ve dijital dönüşüm gibi başlıklarda da yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu dile getiren Özdenefe, bugün kabul edilen yasanın nihai hedef değil, uzun süredir beklenen reform sürecinin başlangıcı olduğunu söyledi. BRT'nin çağın gereklerine uygun, daha güçlü ve daha kapsayıcı bir kamu yayıncılığı anlayışına kavuşmasının önümüzdeki dönemin en önemli sorumluluklarından biri olacağını vurguladı.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjRXNzhhUmRqREFj

Özdenefe: Bugün önemli bir adım atıyoruz ama yapılacak daha çok iş var

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:16

Barçın: 30 yıldır bekleyen çalışanların hakkı teslim ediliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, düzenlemenin yalnızca personel yapısını değil, kurumun geleceğini de şekillendirecek önemli adımlar içerdiğini söyledi. 1993 yılından bu yana BRT’ye kadrolu personel istihdamı yapılmadığını hatırlatan Barçın, bunun yerine yıllar içerisinde güvencesiz ve plansız bir istihdam modelinin oluştuğunu belirtti. “30 yıldır bekleyen çalışanların hakkı teslim ediliyor” diyen Barçın, yıllardır kaşeli personel olarak görev yapan ve kurumun yükünü omuzlayan çalışanların açılacak münhaller aracılığıyla kadroya geçme imkânına kavuşacağını ifade etti. Bu düzenlemenin yalnızca çalışanların haklarını teslim etmekle kalmayacağını, aynı zamanda BRT’de görev, yetki ve sorumlulukların daha sağlıklı planlanabileceği kurumsal bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

“BRT’yi siyasi istihdamın arka bahçesi olmaktan çıkarıyoruz”
Yasa çalışmaları sırasında CTP'nin özellikle kamu reformu anlayışını güçlendirecek maddeler üzerinde ısrarcı olduğunu belirten Barçın, en önemli değişikliklerden birinin kaşeli personel ve geçici personel istihdam modelinin sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Yönetim kurulunun keyfi şekilde personel istihdam edemeyeceğini ifade eden Barçın, işçi alımlarına da ilk kez yasal sınırlar getirildiğini kaydetti. “BRT’yi siyasi istihdamın arka bahçesi olmaktan çıkarıyoruz” diyen Barçın, işçi sayısının 15 kişiyle sınırlandırıldığını, bu personelin yalnızca sürekli kadrolarla yürütülemeyen işlerde ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı'nın uygunluk onayıyla çalıştırılabileceğini anlattı. Hizmet alımlarında da önemli kurallar getirildiğini belirten Barçın, bu istihdamların toplam kadro sayısının yüzde 5’ini aşamayacağını, haftalık çalışma süresinin 20 saatle sınırlandırıldığını ve hizmet alımlarının altışar aylık dönemler halinde en fazla üç kez yenilenebileceğini ifade etti. Böylece seçim dönemlerinde siyasi amaçlarla yapılan kontrolsüz istihdamların önüne geçecek önemli güvencelerin yasaya eklendiğini söyledi.

“Şeffaf ve liyakat esaslı istihdam anlayışı yerleşmeli”
Barçın, bundan sonraki hedefin BRT’de kadrolu istihdam ve terfi süreçlerinin de Kamu Hizmeti Komisyonu'nda olduğu gibi tamamen şeffaf ve liyakat esaslı bir yapıya kavuşturulması olduğunu ifade etti. İlk atama ve yükselmelerde yazılı ve sözlü sınav sisteminin açık, denetlenebilir ve itiraza açık biçimde uygulanmasının önemine dikkat çeken Barçın, kamu yönetiminde yıllar önce gerçekleştirilen reformların BRT için de örnek oluşturması gerektiğini söyledi. Bandrol sistemiyle kurumun mali yapısının güçlendirilmesinin de önemli bir adım olduğunu belirten Barçın, yapılan düzenlemelerin piyasa üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacak şekilde hazırlandığını kaydetti. BRT'nin siyasi etkilerden uzak, kurumsal kapasitesi güçlü ve kamu yayıncılığı görevini hakkıyla yerine getiren bir yapıya kavuşmasının ancak bu reformların kararlılıkla uygulanmasıyla mümkün olacağını ifade eden Barçın, yasa sürecine katkı koyan herkese teşekkür etti.

Barçın: 30 yıldır bekleyen çalışanların hakkı teslim ediliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Devrim Barçın, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, düzenlemenin yalnızca personel yapısını değil, kurumun geleceğini de şekillendirecek önemli adımlar içerdiğini söyledi. 1993 yılından bu yana BRT’ye kadrolu personel istihdamı yapılmadığını hatırlatan Barçın, bunun yerine yıllar içerisinde güvencesiz ve plansız bir istihdam modelinin oluştuğunu belirtti. “30 yıldır bekleyen çalışanların hakkı teslim ediliyor” diyen Barçın, yıllardır kaşeli personel olarak görev yapan ve kurumun yükünü omuzlayan çalışanların açılacak münhaller aracılığıyla kadroya geçme imkânına kavuşacağını ifade etti. Bu düzenlemenin yalnızca çalışanların haklarını teslim etmekle kalmayacağını, aynı zamanda BRT’de görev, yetki ve sorumlulukların daha sağlıklı planlanabileceği kurumsal bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

“BRT’yi siyasi istihdamın arka bahçesi olmaktan çıkarıyoruz”
Yasa çalışmaları sırasında CTP'nin özellikle kamu reformu anlayışını güçlendirecek maddeler üzerinde ısrarcı olduğunu belirten Barçın, en önemli değişikliklerden birinin kaşeli personel ve geçici personel istihdam modelinin sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Yönetim kurulunun keyfi şekilde personel istihdam edemeyeceğini ifade eden Barçın, işçi alımlarına da ilk kez yasal sınırlar getirildiğini kaydetti. “BRT’yi siyasi istihdamın arka bahçesi olmaktan çıkarıyoruz” diyen Barçın, işçi sayısının 15 kişiyle sınırlandırıldığını, bu personelin yalnızca sürekli kadrolarla yürütülemeyen işlerde ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı'nın uygunluk onayıyla çalıştırılabileceğini anlattı. Hizmet alımlarında da önemli kurallar getirildiğini belirten Barçın, bu istihdamların toplam kadro sayısının yüzde 5’ini aşamayacağını, haftalık çalışma süresinin 20 saatle sınırlandırıldığını ve hizmet alımlarının altışar aylık dönemler halinde en fazla üç kez yenilenebileceğini ifade etti. Böylece seçim dönemlerinde siyasi amaçlarla yapılan kontrolsüz istihdamların önüne geçecek önemli güvencelerin yasaya eklendiğini söyledi.

“Şeffaf ve liyakat esaslı istihdam anlayışı yerleşmeli”
Barçın, bundan sonraki hedefin BRT’de kadrolu istihdam ve terfi süreçlerinin de Kamu Hizmeti Komisyonu'nda olduğu gibi tamamen şeffaf ve liyakat esaslı bir yapıya kavuşturulması olduğunu ifade etti. İlk atama ve yükselmelerde yazılı ve sözlü sınav sisteminin açık, denetlenebilir ve itiraza açık biçimde uygulanmasının önemine dikkat çeken Barçın, kamu yönetiminde yıllar önce gerçekleştirilen reformların BRT için de örnek oluşturması gerektiğini söyledi. Bandrol sistemiyle kurumun mali yapısının güçlendirilmesinin de önemli bir adım olduğunu belirten Barçın, yapılan düzenlemelerin piyasa üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacak şekilde hazırlandığını kaydetti. BRT'nin siyasi etkilerden uzak, kurumsal kapasitesi güçlü ve kamu yayıncılığı görevini hakkıyla yerine getiren bir yapıya kavuşmasının ancak bu reformların kararlılıkla uygulanmasıyla mümkün olacağını ifade eden Barçın, yasa sürecine katkı koyan herkese teşekkür etti.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlE1WlFNdXFPX2s4

Barçın: 30 yıldır bekleyen çalışanların hakkı teslim ediliyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 13:02

Özuslu: Bu yasa önemli bir adımdır ama yeterli değildir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, uzun yıllardır beklenen düzenlemenin hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yasanın özellikle çalışanların özlük hakları ve kurumun teşkilat yapısı açısından önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirten Özuslu, bununla birlikte değişikliğin BRT’nin tüm sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini söyledi. “Bu yasa önemli bir adımdır ama yeterli değildir” diyen Özuslu, çağdaş bir kamu yayıncılığının yalnızca personel yapısıyla değil, yayın politikası ve yönetim anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Kamu yayıncılığının toplumun ortak hafızasını güçlendiren, farklı siyasi görüşleri, kültürel kimlikleri ve toplumsal kesimleri kucaklayan çoğulcu bir anlayış üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade eden Özuslu, BRT'nin hükümetlerin sesi değil, toplumun ortak sesi olması gerektiğini söyledi. 

“BRT’nin yönetim yapısı demokratikleşmelidir”
Mevcut yasanın birçok hükmünün günümüz koşullarına cevap vermediğini belirten Özuslu, özellikle yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Türk Ajansı Kıbrıs ve Yayın Yüksek Kurulu'nda farklı kurum ve siyasi kesimlerin temsil edildiğini hatırlatan Özuslu, aynı demokratik yaklaşımın BRT Yönetim Kurulu'nda bulunmadığını ifade etti. “BRT’nin yönetim yapısı demokratikleşmelidir” diyen Özuslu, mevcut yapının hükümet ağırlıklı olduğunu, Cumhurbaşkanlığı'nın ve ana muhalefetin temsil edilmediğini söyledi. Bunun yanında yürürlükteki yasada hükümet bildirilerinin yayınlanmasına, muhalefetin cevap hakkına ve hatta Başbakan ile Dışişleri Bakanı'nın yayınlara ilişkin yetkilerine dair yer alan bazı maddelerin çağdaş yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Özuslu, haber değerinin yasayla tanımlanamayacağını ve kamu yayıncılığının siyasi müdahalelerden arındırılması gerektiğini ifade etti. 

“Özel yayıncılık da desteklenmelidir”
Konuşmasının son bölümünde özel medya kuruluşlarının yaşadığı ekonomik ve yapısal sorunlara değinen Özuslu, yayıncılık sektörünün yalnızca BRT'den ibaret olmadığını vurguladı. Bandrol uygulamasıyla oluşturulacak mali yapının özel yayın kuruluşlarının güçlendirilmesi konusunda da yeni düzenlemeleri gündeme getirmesi gerektiğini belirten Özuslu, özellikle radyo ve televizyonların teknik altyapı, personel giderleri ve çalışan hakları konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Özel medya kuruluşlarında görev yapan basın emekçilerinin de desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özuslu, kısa süre önce yaşamını yitiren gazeteci Sevgül Uludağ'ı da anarak, basın özgürlüğüne ve gazeteciliğin toplum için taşıdığı değere dikkat çekti. BRT bünyesinde hizmet alımı adı altında yürütülen çalışma modelinin emek sömürüsüne dönüşmemesi için yasa kapsamında getirilen sınırlamaların önemli olduğunu kaydeden Özuslu, CTP'nin bundan sonraki süreçte de hem BRT'nin demokratikleşmesini hem de ülkedeki tüm medya sektörünün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.

Özuslu: Bu yasa önemli bir adımdır ama yeterli değildir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT) Yasa Tasarısı üzerine yaptığı konuşmada, uzun yıllardır beklenen düzenlemenin hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yasanın özellikle çalışanların özlük hakları ve kurumun teşkilat yapısı açısından önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirten Özuslu, bununla birlikte değişikliğin BRT’nin tüm sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini söyledi. “Bu yasa önemli bir adımdır ama yeterli değildir” diyen Özuslu, çağdaş bir kamu yayıncılığının yalnızca personel yapısıyla değil, yayın politikası ve yönetim anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Kamu yayıncılığının toplumun ortak hafızasını güçlendiren, farklı siyasi görüşleri, kültürel kimlikleri ve toplumsal kesimleri kucaklayan çoğulcu bir anlayış üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade eden Özuslu, BRT'nin hükümetlerin sesi değil, toplumun ortak sesi olması gerektiğini söyledi.

“BRT’nin yönetim yapısı demokratikleşmelidir”
Mevcut yasanın birçok hükmünün günümüz koşullarına cevap vermediğini belirten Özuslu, özellikle yönetim yapısının yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Türk Ajansı Kıbrıs ve Yayın Yüksek Kurulu'nda farklı kurum ve siyasi kesimlerin temsil edildiğini hatırlatan Özuslu, aynı demokratik yaklaşımın BRT Yönetim Kurulu'nda bulunmadığını ifade etti. “BRT’nin yönetim yapısı demokratikleşmelidir” diyen Özuslu, mevcut yapının hükümet ağırlıklı olduğunu, Cumhurbaşkanlığı'nın ve ana muhalefetin temsil edilmediğini söyledi. Bunun yanında yürürlükteki yasada hükümet bildirilerinin yayınlanmasına, muhalefetin cevap hakkına ve hatta Başbakan ile Dışişleri Bakanı'nın yayınlara ilişkin yetkilerine dair yer alan bazı maddelerin çağdaş yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Özuslu, haber değerinin yasayla tanımlanamayacağını ve kamu yayıncılığının siyasi müdahalelerden arındırılması gerektiğini ifade etti.

“Özel yayıncılık da desteklenmelidir”
Konuşmasının son bölümünde özel medya kuruluşlarının yaşadığı ekonomik ve yapısal sorunlara değinen Özuslu, yayıncılık sektörünün yalnızca BRT'den ibaret olmadığını vurguladı. Bandrol uygulamasıyla oluşturulacak mali yapının özel yayın kuruluşlarının güçlendirilmesi konusunda da yeni düzenlemeleri gündeme getirmesi gerektiğini belirten Özuslu, özellikle radyo ve televizyonların teknik altyapı, personel giderleri ve çalışan hakları konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Özel medya kuruluşlarında görev yapan basın emekçilerinin de desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özuslu, kısa süre önce yaşamını yitiren gazeteci Sevgül Uludağ'ı da anarak, basın özgürlüğüne ve gazeteciliğin toplum için taşıdığı değere dikkat çekti. BRT bünyesinde hizmet alımı adı altında yürütülen çalışma modelinin emek sömürüsüne dönüşmemesi için yasa kapsamında getirilen sınırlamaların önemli olduğunu kaydeden Özuslu, CTP'nin bundan sonraki süreçte de hem BRT'nin demokratikleşmesini hem de ülkedeki tüm medya sektörünün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.

YouTube Videosu VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmVWb19TWHhLM0Rz

Özuslu: Bu yasa önemli bir adımdır ama yeterli değildir

Cumhuriyetçi Türk Partisi 30 Haziran 2026 12:59