Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan CTP Milletvekili Armağan Candan , “Bu hükümetin felsefesi budur. ‘Biz maaş ödüyoruz’” ifadeleriyle söze başladı. Eskiden borçlanmanın maaş ödemek için yapıldığını hatırlatan Candan, bugün borcun borçla kapatıldığını ifade ederek, “Seviye git gide yükseliyor. Belli ki hükümet ekim ayında halktan yedikleri tokadın etkisini hâlâ üzerinden atamadı. Çok sinirli olduklarını da görüyoruz. Herkese bir çemkirme hali…” dedi. Hükümetin kendi atadıklarını görevden almaktan usandığını belirten Candan, “Sıranın kendilerine geldiğinin farkında değiller. Sizin kendi kendinizi görevden almanız lazım. Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün memlekete zarardır, ziyandır” ifadelerini kullandı. Candan, hükümetin başarısızlıklarını başkalarına saldırarak örtmeye çalıştığını da dile getirerek “Bu halkın üçte ikisi sizin bu anlayışınıza bir tokat vurdu, cevap verdi, o isyan bayrağını yükseltti. Gideceğiniz köyün minareleri çoktan göründü” dedi.

“Güzelyurt Hastanesi bittiğinde, hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu”
Güzelyurt Hastanesiyle ilgili hükümete eleştirilerde bulunan Armağan Candan, “On seneden fazladır uğraşılan Güzelyurt Hastanesi bittiğinde ve ihale süreci tamamlandığında hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu” şeklinde konuştu. Candan, siyasi avantaj elde etmek için verilen sözlerin tutulmadığını belirterek ihale şartnamesinde 15 Şubat tarihinin açık olduğunu hatırlattı ve “Siz bunun öncesinden ‘atılacaksınız’ diyeceksiniz, Sağlık Bakanı’nın da önüne geçip tarih vereceksiniz. Yaratılan mizansen başbakanı kurtaracak bir oyun değil. Artık bu halleri nasıl tanımlayacağımızı şaşırdık” diye konuştu. Candan ayrıca, hükümetin vatandaşın eleştirilerini de görmediğini dile getirdi.  “Keşke Başbakan Güzelyurt’a gitmişken Lefke’ye de uğrasaydı da Lefke Gazi Lisesi’nin halini görseydi” diyen Candan, eğitimin bakanın verdiği sözü hatırlatarak “Göreceğiz bakalım bu hükümet, Lefke Gazi Lisesiyle ilgili verdiği sözü tutup ne yapacağını açıklayacak mı?” dedi. Candan, konuyla ilgili popülizm yapıldığını da belirterek “günün sonunda olan orada okuyan çocuklara oluyor. Beden eğitimini bile yol kenarında yapıyorlar. Okul adeta esir kampına dönmüş durumda” şeklinde konuştu.

“Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil “
Armağan Candan, konuşmasının devamında hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili eleştirilerde de bulunarak “Dün burada hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili bir şov daha izledik. Başbakan ciddiyse, maaş artışları ilan edilmeden ve yansımadan iki-üç ay önce çıkıp ‘az alana çok, çok alana az’ önerisinde bulunurdu. Bunlara da karnımız tok” dedi.  Hükümetin içindeki milletvekillerinin de bakanları eleştirdiğini hatırlatan narenciye fiyatlarına da değindi. Candan, üreticilerin yıllar önce aldıkları fiyatlarla bugün mutlu olmalarının istendiğini belirterek, “Bugün kim üç sene önce sattığı fiyata mal satar? Üç senede mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde kaç arttı? Böyle bir dünya yok. Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil” ifadelerini kullandı.

“Bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz kış günlerine mi hazırlanalım?”
 Konuşmasının sonunda El-Sen’in eylem açıklamasına da değinen Candan, “Birlikte karar verdiğimiz protokolleri, uzlaşıları siz hayata geçirmiyorsunuz. Verdiğiniz sözleri hayata geçirmek için adım bile atmıyorsunuz” dedi. Candan, “bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz günlere mi hazırlanalım? Bu hükümetin artık kendine yararı yok, bırakıp gitmenin zamanı çoktan geldi” dedi. 21:46

Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan CTP Milletvekili Armağan Candan , “Bu hükümetin felsefesi budur. ‘Biz maaş ödüyoruz’” ifadeleriyle söze başladı. Eskiden borçlanmanın maaş ödemek için yapıldığını hatırlatan Candan, bugün borcun borçla kapatıldığını ifade ederek, “Seviye git gide yükseliyor. Belli ki hükümet ekim ayında halktan yedikleri tokadın etkisini hâlâ üzerinden atamadı. Çok sinirli olduklarını da görüyoruz. Herkese bir çemkirme hali…” dedi. Hükümetin kendi atadıklarını görevden almaktan usandığını belirten Candan, “Sıranın kendilerine geldiğinin farkında değiller. Sizin kendi kendinizi görevden almanız lazım. Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün memlekete zarardır, ziyandır” ifadelerini kullandı. Candan, hükümetin başarısızlıklarını başkalarına saldırarak örtmeye çalıştığını da dile getirerek “Bu halkın üçte ikisi sizin bu anlayışınıza bir tokat vurdu, cevap verdi, o isyan bayrağını yükseltti. Gideceğiniz köyün minareleri çoktan göründü” dedi.

“Güzelyurt Hastanesi bittiğinde, hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu”
Güzelyurt Hastanesiyle ilgili hükümete eleştirilerde bulunan Armağan Candan, “On seneden fazladır uğraşılan Güzelyurt Hastanesi bittiğinde ve ihale süreci tamamlandığında hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu” şeklinde konuştu. Candan, siyasi avantaj elde etmek için verilen sözlerin tutulmadığını belirterek ihale şartnamesinde 15 Şubat tarihinin açık olduğunu hatırlattı ve “Siz bunun öncesinden ‘atılacaksınız’ diyeceksiniz, Sağlık Bakanı’nın da önüne geçip tarih vereceksiniz. Yaratılan mizansen başbakanı kurtaracak bir oyun değil. Artık bu halleri nasıl tanımlayacağımızı şaşırdık” diye konuştu. Candan ayrıca, hükümetin vatandaşın eleştirilerini de görmediğini dile getirdi. “Keşke Başbakan Güzelyurt’a gitmişken Lefke’ye de uğrasaydı da Lefke Gazi Lisesi’nin halini görseydi” diyen Candan, eğitimin bakanın verdiği sözü hatırlatarak “Göreceğiz bakalım bu hükümet, Lefke Gazi Lisesiyle ilgili verdiği sözü tutup ne yapacağını açıklayacak mı?” dedi. Candan, konuyla ilgili popülizm yapıldığını da belirterek “günün sonunda olan orada okuyan çocuklara oluyor. Beden eğitimini bile yol kenarında yapıyorlar. Okul adeta esir kampına dönmüş durumda” şeklinde konuştu.

“Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil “
Armağan Candan, konuşmasının devamında hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili eleştirilerde de bulunarak “Dün burada hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili bir şov daha izledik. Başbakan ciddiyse, maaş artışları ilan edilmeden ve yansımadan iki-üç ay önce çıkıp ‘az alana çok, çok alana az’ önerisinde bulunurdu. Bunlara da karnımız tok” dedi. Hükümetin içindeki milletvekillerinin de bakanları eleştirdiğini hatırlatan narenciye fiyatlarına da değindi. Candan, üreticilerin yıllar önce aldıkları fiyatlarla bugün mutlu olmalarının istendiğini belirterek, “Bugün kim üç sene önce sattığı fiyata mal satar? Üç senede mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde kaç arttı? Böyle bir dünya yok. Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil” ifadelerini kullandı.

“Bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz kış günlerine mi hazırlanalım?”
Konuşmasının sonunda El-Sen’in eylem açıklamasına da değinen Candan, “Birlikte karar verdiğimiz protokolleri, uzlaşıları siz hayata geçirmiyorsunuz. Verdiğiniz sözleri hayata geçirmek için adım bile atmıyorsunuz” dedi. Candan, “bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz günlere mi hazırlanalım? Bu hükümetin artık kendine yararı yok, bırakıp gitmenin zamanı çoktan geldi” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmNpU1VlZnNnbzNz
Cumhuriyetçi Türk Partisi 2.5K

Candan: Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün zarardır

8 hours ago

Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan CTP Milletvekili Armağan Candan , “Bu hükümetin felsefesi budur. ‘Biz maaş ödüyoruz’” ifadeleriyle söze başladı. Eskiden borçlanmanın maaş ödemek için yapıldığını hatırlatan Candan, bugün borcun borçla kapatıldığını ifade ederek, “Seviye git gide yükseliyor. Belli ki hükümet ekim ayında halktan yedikleri tokadın etkisini hâlâ üzerinden atamadı. Çok sinirli olduklarını da görüyoruz. Herkese bir çemkirme hali…” dedi. Hükümetin kendi atadıklarını görevden almaktan usandığını belirten Candan, “Sıranın kendilerine geldiğinin farkında değiller. Sizin kendi kendinizi görevden almanız lazım. Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün memlekete zarardır, ziyandır” ifadelerini kullandı. Candan, hükümetin başarısızlıklarını başkalarına saldırarak örtmeye çalıştığını da dile getirerek “Bu halkın üçte ikisi sizin bu anlayışınıza bir tokat vurdu, cevap verdi, o isyan bayrağını yükseltti. Gideceğiniz köyün minareleri çoktan göründü” dedi.

“Güzelyurt Hastanesi bittiğinde, hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu”
Güzelyurt Hastanesiyle ilgili hükümete eleştirilerde bulunan Armağan Candan, “On seneden fazladır uğraşılan Güzelyurt Hastanesi bittiğinde ve ihale süreci tamamlandığında hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu” şeklinde konuştu. Candan, siyasi avantaj elde etmek için verilen sözlerin tutulmadığını belirterek ihale şartnamesinde 15 Şubat tarihinin açık olduğunu hatırlattı ve “Siz bunun öncesinden ‘atılacaksınız’ diyeceksiniz, Sağlık Bakanı’nın da önüne geçip tarih vereceksiniz. Yaratılan mizansen başbakanı kurtaracak bir oyun değil. Artık bu halleri nasıl tanımlayacağımızı şaşırdık” diye konuştu. Candan ayrıca, hükümetin vatandaşın eleştirilerini de görmediğini dile getirdi.  “Keşke Başbakan Güzelyurt’a gitmişken Lefke’ye de uğrasaydı da Lefke Gazi Lisesi’nin halini görseydi” diyen Candan, eğitimin bakanın verdiği sözü hatırlatarak “Göreceğiz bakalım bu hükümet, Lefke Gazi Lisesiyle ilgili verdiği sözü tutup ne yapacağını açıklayacak mı?” dedi. Candan, konuyla ilgili popülizm yapıldığını da belirterek “günün sonunda olan orada okuyan çocuklara oluyor. Beden eğitimini bile yol kenarında yapıyorlar. Okul adeta esir kampına dönmüş durumda” şeklinde konuştu.

“Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil “
Armağan Candan, konuşmasının devamında hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili eleştirilerde de bulunarak “Dün burada hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili bir şov daha izledik. Başbakan ciddiyse, maaş artışları ilan edilmeden ve yansımadan iki-üç ay önce çıkıp ‘az alana çok, çok alana az’ önerisinde bulunurdu. Bunlara da karnımız tok” dedi.  Hükümetin içindeki milletvekillerinin de bakanları eleştirdiğini hatırlatan narenciye fiyatlarına da değindi. Candan, üreticilerin yıllar önce aldıkları fiyatlarla bugün mutlu olmalarının istendiğini belirterek, “Bugün kim üç sene önce sattığı fiyata mal satar? Üç senede mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde kaç arttı? Böyle bir dünya yok. Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil” ifadelerini kullandı.

“Bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz kış günlerine mi hazırlanalım?”
 Konuşmasının sonunda El-Sen’in eylem açıklamasına da değinen Candan, “Birlikte karar verdiğimiz protokolleri, uzlaşıları siz hayata geçirmiyorsunuz. Verdiğiniz sözleri hayata geçirmek için adım bile atmıyorsunuz” dedi. Candan, “bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz günlere mi hazırlanalım? Bu hükümetin artık kendine yararı yok, bırakıp gitmenin zamanı çoktan geldi” dedi.

Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan CTP Milletvekili Armağan Candan , “Bu hükümetin felsefesi budur. ‘Biz maaş ödüyoruz’” ifadeleriyle söze başladı. Eskiden borçlanmanın maaş ödemek için yapıldığını hatırlatan Candan, bugün borcun borçla kapatıldığını ifade ederek, “Seviye git gide yükseliyor. Belli ki hükümet ekim ayında halktan yedikleri tokadın etkisini hâlâ üzerinden atamadı. Çok sinirli olduklarını da görüyoruz. Herkese bir çemkirme hali…” dedi. Hükümetin kendi atadıklarını görevden almaktan usandığını belirten Candan, “Sıranın kendilerine geldiğinin farkında değiller. Sizin kendi kendinizi görevden almanız lazım. Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün memlekete zarardır, ziyandır” ifadelerini kullandı. Candan, hükümetin başarısızlıklarını başkalarına saldırarak örtmeye çalıştığını da dile getirerek “Bu halkın üçte ikisi sizin bu anlayışınıza bir tokat vurdu, cevap verdi, o isyan bayrağını yükseltti. Gideceğiniz köyün minareleri çoktan göründü” dedi.

“Güzelyurt Hastanesi bittiğinde, hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu”
Güzelyurt Hastanesiyle ilgili hükümete eleştirilerde bulunan Armağan Candan, “On seneden fazladır uğraşılan Güzelyurt Hastanesi bittiğinde ve ihale süreci tamamlandığında hastaneye gerçekten hastane diyebilecek miyiz, bu da tartışma konusu” şeklinde konuştu. Candan, siyasi avantaj elde etmek için verilen sözlerin tutulmadığını belirterek ihale şartnamesinde 15 Şubat tarihinin açık olduğunu hatırlattı ve “Siz bunun öncesinden ‘atılacaksınız’ diyeceksiniz, Sağlık Bakanı’nın da önüne geçip tarih vereceksiniz. Yaratılan mizansen başbakanı kurtaracak bir oyun değil. Artık bu halleri nasıl tanımlayacağımızı şaşırdık” diye konuştu. Candan ayrıca, hükümetin vatandaşın eleştirilerini de görmediğini dile getirdi. “Keşke Başbakan Güzelyurt’a gitmişken Lefke’ye de uğrasaydı da Lefke Gazi Lisesi’nin halini görseydi” diyen Candan, eğitimin bakanın verdiği sözü hatırlatarak “Göreceğiz bakalım bu hükümet, Lefke Gazi Lisesiyle ilgili verdiği sözü tutup ne yapacağını açıklayacak mı?” dedi. Candan, konuyla ilgili popülizm yapıldığını da belirterek “günün sonunda olan orada okuyan çocuklara oluyor. Beden eğitimini bile yol kenarında yapıyorlar. Okul adeta esir kampına dönmüş durumda” şeklinde konuştu.

“Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil “
Armağan Candan, konuşmasının devamında hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili eleştirilerde de bulunarak “Dün burada hayat pahalılığı ve maaşlarla ilgili bir şov daha izledik. Başbakan ciddiyse, maaş artışları ilan edilmeden ve yansımadan iki-üç ay önce çıkıp ‘az alana çok, çok alana az’ önerisinde bulunurdu. Bunlara da karnımız tok” dedi. Hükümetin içindeki milletvekillerinin de bakanları eleştirdiğini hatırlatan narenciye fiyatlarına da değindi. Candan, üreticilerin yıllar önce aldıkları fiyatlarla bugün mutlu olmalarının istendiğini belirterek, “Bugün kim üç sene önce sattığı fiyata mal satar? Üç senede mal ve hizmetlerin fiyatı yüzde kaç arttı? Böyle bir dünya yok. Böyle bir siyaset halkın hak ettiği bir siyaset değil” ifadelerini kullandı.

“Bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz kış günlerine mi hazırlanalım?”
Konuşmasının sonunda El-Sen’in eylem açıklamasına da değinen Candan, “Birlikte karar verdiğimiz protokolleri, uzlaşıları siz hayata geçirmiyorsunuz. Verdiğiniz sözleri hayata geçirmek için adım bile atmıyorsunuz” dedi. Candan, “bu soğuk kış günlerinde yeniden elektriksiz günlere mi hazırlanalım? Bu hükümetin artık kendine yararı yok, bırakıp gitmenin zamanı çoktan geldi” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmNpU1VlZnNnbzNz

Candan: Bu memleketin başında durduğunuz her geçen gün zarardır

Cumhuriyetçi Türk Partisi 8 hours ago

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Salahi Şahiner, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada bakanlıkların bütçelerinden daha büyük faiz gideri oluştuğuna dikkat çekti. “Bu hükümetin battığını halktan saklamak için maliyede yeni bir model çıktı. Borçlanmayı devletin gelir kalemi olarak görüyorlar. Devlet borçlanmayı ve faiziyle ödemeyi kötü bir alışkanlık haline getirdi” şeklinde konuşan Şahiner, bu durumun yarattığı sonuçları verileriyle paylaştı ve borçlanmanın gelir kapısı olamayacağını vurguladı. “Bu nereye kadar sürecek? Çok merak ediyorum.” diyen Şahiner, Başbakan Ünal Üstel ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya her ay borçlanmaya çalışırken ne düşündüğünü sordu. Şahiner, bankaların bile hükümete Devlet İç Borçlanma Senet (DİBS) ihalelerinde teklif vermediğini dile getirerek hükümetin artık ‘yok hükmünde’ olduğunu ve bankaların üstünde siyaseten baskı kurmaya çalıştığını söyledi.

“Borçlanmaya dayalı bir maliye yönetimi ve ekonomi anlayışı olamaz”
Borçların bile borçla kapatıldığına dikkat çeken Şahiner, “Bankalardaki kaynakları doğru kullanmak, sektörleri desteklemek yerine borç faizini bile lokomotif sektörlerden toplamaya çalışıyorlar” dedi. Şahiner, borçlanmaya dayalı bir maliye yönetimi ve ekonomi anlayışı olmadığını yineleyerek eylül ayındaki borçlanma verilerini örnek gösterdi; “faizli borç tutarı 2 milyar 85 milyonken 2 milyar 600milyon daha borçlanıldı” dedi. Dolar borçlanma verilerini de paylaşan Şahiner, 2025 yılı içerisinde sonuçlanan 42 tane ihaleye dikkat çekti, bu ihalelerin üçte birinin borcu borçla kapatmak için olduğunu sözlerine ekledi.

“CTP iktidarında maliyeyi kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya dönüştüreceğiz”
Maliye yönetiminin rezil bir hale geldiğini ifade eden Şahiner, çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı;
“Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması, vergide ve gelirlerde kaçağı önlemek için devlette dijitalleşme, lokomatif sektörlerin genişletilmesi ve hayat pahalılığı oranının aşağıya çekilmesi”
 “Borçlanamadığınız sürece ertesi gün yoksunuz. Bunu temizleyecek olan da erken seçimdir” şeklinde konuşmasına devam Şahiner, erken seçim çağrısını yineledi ve CTP iktidarında maliyeyi kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya dönüştüreceklerini vurguladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Salahi Şahiner, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada bakanlıkların bütçelerinden daha büyük faiz gideri oluştuğuna dikkat çekti. “Bu hükümetin battığını halktan saklamak için maliyede yeni bir model çıktı. Borçlanmayı devletin gelir kalemi olarak görüyorlar. Devlet borçlanmayı ve faiziyle ödemeyi kötü bir alışkanlık haline getirdi” şeklinde konuşan Şahiner, bu durumun yarattığı sonuçları verileriyle paylaştı ve borçlanmanın gelir kapısı olamayacağını vurguladı. “Bu nereye kadar sürecek? Çok merak ediyorum.” diyen Şahiner, Başbakan Ünal Üstel ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya her ay borçlanmaya çalışırken ne düşündüğünü sordu. Şahiner, bankaların bile hükümete Devlet İç Borçlanma Senet (DİBS) ihalelerinde teklif vermediğini dile getirerek hükümetin artık ‘yok hükmünde’ olduğunu ve bankaların üstünde siyaseten baskı kurmaya çalıştığını söyledi.

“Borçlanmaya dayalı bir maliye yönetimi ve ekonomi anlayışı olamaz”
Borçların bile borçla kapatıldığına dikkat çeken Şahiner, “Bankalardaki kaynakları doğru kullanmak, sektörleri desteklemek yerine borç faizini bile lokomotif sektörlerden toplamaya çalışıyorlar” dedi. Şahiner, borçlanmaya dayalı bir maliye yönetimi ve ekonomi anlayışı olmadığını yineleyerek eylül ayındaki borçlanma verilerini örnek gösterdi; “faizli borç tutarı 2 milyar 85 milyonken 2 milyar 600milyon daha borçlanıldı” dedi. Dolar borçlanma verilerini de paylaşan Şahiner, 2025 yılı içerisinde sonuçlanan 42 tane ihaleye dikkat çekti, bu ihalelerin üçte birinin borcu borçla kapatmak için olduğunu sözlerine ekledi.

“CTP iktidarında maliyeyi kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya dönüştüreceğiz”
Maliye yönetiminin rezil bir hale geldiğini ifade eden Şahiner, çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı;
“Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması, vergide ve gelirlerde kaçağı önlemek için devlette dijitalleşme, lokomatif sektörlerin genişletilmesi ve hayat pahalılığı oranının aşağıya çekilmesi”
“Borçlanamadığınız sürece ertesi gün yoksunuz. Bunu temizleyecek olan da erken seçimdir” şeklinde konuşmasına devam Şahiner, erken seçim çağrısını yineledi ve CTP iktidarında maliyeyi kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya dönüştüreceklerini vurguladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLko5RHNnYXd1dmVR

Şahiner: Maliyede yeni model oluşturdular, borçlanarak borç ödeme

Cumhuriyetçi Türk Partisi 9 hours ago

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, Meclis Genel Kurulu kürsüsüne çıkarak yaptığı konuşmada, Meclis gündemindeki sağlık ve uzmanlık eğitimi ile ilgili yasa tasarısını eleştirdi.

“Bugün meclis geç açıldı, Neden biliyor musunuz?” sözleriyle konuşmasına başlayan Besim, Meclis’te görüşülen yasa nedeniyle Genel Kurul çalışmalarının aksadığını ifade etti. Besim, “Yürekten sesleniyorum; tüm hekimler, tüm hekim örgütleri ve bu ülkede yaşayan her yurttaş bunu dinlemek zorundadır” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu ve kendilerine dayatılan sürecin ve yaşananların herkes tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Yükseköğrenim kurumlarına ve tıp fakültelerine dikkat çeken Besim, ciddi şaibeler bulunduğunu söyledi. Daha geçtiğimiz yıl sağlık alanında faaliyet gösteren bir üniversitede sahte diplomaların ortaya çıktığını hatırlatan Filiz Besim, denetlenemeyen bir yükseköğrenim yapısı bulunduğunu ifade etti. Şu anda 8 tıp fakültesi ve 9 diş hekimliği fakültesi bulunduğunu belirten Besim, “Bir tanesinin bile açılması soru işaretiyken, bu ülke nüfusunu, çocuklarını ve uzmanlarını yetiştirirken yeterince hasta bulamayacağımız yönündeki uyarılarımıza rağmen bu noktaya gelindi” dedi.

“Söz konusu yasa geçerse deneyimsiz cerrahlar beyin ameliyatı yapacak” 
Yasa tasarısıyla her üniversitenin kendi sınavını yaparak uzman yetiştirmesinin önünün açılmak istendiğini söyleyen Besim, bunun toplum sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Yasa geçerse yaşanacak tehlikelere de dikkat çeken Besim, “Herhangi bir yurttaş bir kaza geçirdiğinde, beyin ameliyatını yeterince deneyim kazanmadan mezun olan cerrahlar yapacak” şeklinde konuştu.

“YÖDAK, tıp ve diş hekimliği fakültelerini denetleyemiyor, üniversiteler keyfi şekilde izinler alıyor”
Filiz Besim, “maalesef bir türlü güçlendiremediğimiz, tarafsız bir organ halinde çalışmayan YÖDAK var. YÖDAK tıp ve diş hekimliği fakültelerini denetleyemiyor. Bazı üniversiteler keyfi şekilde izinler alıyor” ifadeleriyle konuşmasına devam ederek bu durumu kontrol altına almak için en az üç yıldır bu yasa üzerinde çalışıldığını, iyi niyetle yaklaştıklarını yine de bu noktaya gelindiğini belirtti. Besim, nüfusun ve hasta sayısının eğitim için yetersiz olduğunu dile getirerek “diş çekmeden diş hekimi mezunu oluyorlar. Şimdi de bu yasayla diş çekmeden çene kırığı ameliyatı yapmak için onay istiyorlar ve sınavımızı TUS yapmasın biz yapacağız diyorlar” dedi.
“Partinizin siyasi angajmanları için ilahların istediğini yapmayın”
Bütün mücadelelerine rağmen yasayı engelleyemediklerini ifade eden Besim, milletvekillerine çağrıda bulundu ve buna ‘dur’ denmesi gerektiğini söyledi. Besim “Partinizin siyasi angajmanları için ilahların istediğini, emrettiğini yapmamanız lazım. Kendiniz için, çocuklarınız için, geleceği karartmamak için bunu yapmamalısınız.” İfadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, Meclis Genel Kurulu kürsüsüne çıkarak yaptığı konuşmada, Meclis gündemindeki sağlık ve uzmanlık eğitimi ile ilgili yasa tasarısını eleştirdi.

“Bugün meclis geç açıldı, Neden biliyor musunuz?” sözleriyle konuşmasına başlayan Besim, Meclis’te görüşülen yasa nedeniyle Genel Kurul çalışmalarının aksadığını ifade etti. Besim, “Yürekten sesleniyorum; tüm hekimler, tüm hekim örgütleri ve bu ülkede yaşayan her yurttaş bunu dinlemek zorundadır” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu ve kendilerine dayatılan sürecin ve yaşananların herkes tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Yükseköğrenim kurumlarına ve tıp fakültelerine dikkat çeken Besim, ciddi şaibeler bulunduğunu söyledi. Daha geçtiğimiz yıl sağlık alanında faaliyet gösteren bir üniversitede sahte diplomaların ortaya çıktığını hatırlatan Filiz Besim, denetlenemeyen bir yükseköğrenim yapısı bulunduğunu ifade etti. Şu anda 8 tıp fakültesi ve 9 diş hekimliği fakültesi bulunduğunu belirten Besim, “Bir tanesinin bile açılması soru işaretiyken, bu ülke nüfusunu, çocuklarını ve uzmanlarını yetiştirirken yeterince hasta bulamayacağımız yönündeki uyarılarımıza rağmen bu noktaya gelindi” dedi.

“Söz konusu yasa geçerse deneyimsiz cerrahlar beyin ameliyatı yapacak”
Yasa tasarısıyla her üniversitenin kendi sınavını yaparak uzman yetiştirmesinin önünün açılmak istendiğini söyleyen Besim, bunun toplum sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Yasa geçerse yaşanacak tehlikelere de dikkat çeken Besim, “Herhangi bir yurttaş bir kaza geçirdiğinde, beyin ameliyatını yeterince deneyim kazanmadan mezun olan cerrahlar yapacak” şeklinde konuştu.

“YÖDAK, tıp ve diş hekimliği fakültelerini denetleyemiyor, üniversiteler keyfi şekilde izinler alıyor”
Filiz Besim, “maalesef bir türlü güçlendiremediğimiz, tarafsız bir organ halinde çalışmayan YÖDAK var. YÖDAK tıp ve diş hekimliği fakültelerini denetleyemiyor. Bazı üniversiteler keyfi şekilde izinler alıyor” ifadeleriyle konuşmasına devam ederek bu durumu kontrol altına almak için en az üç yıldır bu yasa üzerinde çalışıldığını, iyi niyetle yaklaştıklarını yine de bu noktaya gelindiğini belirtti. Besim, nüfusun ve hasta sayısının eğitim için yetersiz olduğunu dile getirerek “diş çekmeden diş hekimi mezunu oluyorlar. Şimdi de bu yasayla diş çekmeden çene kırığı ameliyatı yapmak için onay istiyorlar ve sınavımızı TUS yapmasın biz yapacağız diyorlar” dedi.
“Partinizin siyasi angajmanları için ilahların istediğini yapmayın”
Bütün mücadelelerine rağmen yasayı engelleyemediklerini ifade eden Besim, milletvekillerine çağrıda bulundu ve buna ‘dur’ denmesi gerektiğini söyledi. Besim “Partinizin siyasi angajmanları için ilahların istediğini, emrettiğini yapmamanız lazım. Kendiniz için, çocuklarınız için, geleceği karartmamak için bunu yapmamalısınız.” İfadeleriyle konuşmasını tamamladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnBzc3lCM2tIa3pV

Besim: Tıp fakülteleri şaibeli, sağlık ve uzmanlık eğitimi yasası dayatılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 10 hours ago

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Erkut Şahali, Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yaparak Ünal Üstel’e sert eleştirilerde bulundu. “Ünal Beyin hafta sonu Güzelyurt Devlet Hastanesi önünde bize yaşattıkları devlet ciddiyetiyle bağdaşmıyor” şeklinde konuşan Şahali, “bu hükümetin en ayırt edici özelliği ihalesiz iş yapmak” dedi. Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin film platosuna dönüştürüldüğünü dile getiren Şahal, “Başbakanın 15 Kasım’da bitmesi için hazırladığı proje, hala bitmemişse bunun hesabını müteahhitten değil kendi ofisinde sorar” dedi. 

Konuşmasında ayrıca “Devlet yazılı konuşur” vurgusu yapan Şahali, hükümetin hesap sorma yönteminin doğru olmadığını dile getirerek “Devlet birine hesap soracaksa, bunu yazılı yapar. Ünal Üstel’in kendi sorumluluğunu yerine getirmediği için faturayı başkalarına kesiyor” dedi.

Şahali’den Teknecik örneği, “Bunlar ucuz kahramanlıklar” 
Şahali, benzer bir tutumun daha önce Teknecik Elektrik Santrali meselesinde ortaya çıktığını hatırlatarak Ünal Üstel’in o zaman da ihaleden kaçtığını ifade etti ve bu davranışlarını ‘ucuz kahramanlıklar’ olarak niteledi. Dünkü meclis oturumunda da benzer bir durumun yaşandığını dile getiren Erkut Şahali, “Enflasyon hayat pahalılığına dönüşmekte, hayat pahalılığı ücretlerin değişmesine yol açmakta. Bu kısır bir döngüye dönüştü. Buna müdahale olarak ‘çok alanın maaşını kesip az alana da idare edeceği kadar maaş’ düzenlemesi yapmakla çözümlenmez’ dedi. Şahali, çözümün, fiyatların tırmanışına sebep olan faktörlerin anlaşmasından geçtiğinin altını çizerek hükümetin sorumluluk alarak ‘hükümet’ gibi davranmasına ihtiyaç olduğunu belirtti ve “ama biz biliyoruz ki hükümet yaşam destek ünitesine bağlı” dedi.

“Fakirleşmeyi vadeden bir hükümet, hükümet olmayı hak etmiyor”
“Miadi çoktan geçmiş bir hükümetle karşı karşıyayız. Bir seçim cesaretiniz varsa bu ülkenin dinamitleriyle daha fazla oynamayın ”diyen Erkut Şahali, hükümetin ‘30 yıldır yapılmayanları 3 yıla sığdırdık’ söylemini eleştirdi. Şahali, kayıtdışı ekonominin, kayıt altındaki ekonomiden en az iki kat daha fazla olduğunu belirterek, vergi mükellefi sayısını artırmaya yönelik bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. "44 aylık hükümet ömrünüzün 28 ayı af dönemi olarak geçti," diyen Şahali, kamuya yönelik yükümlülüklerin ertelendiğine dikkat çekti. Şahali, “Ünal Üstel’in yarın düzenleyeceği basın toplantısında bunları söylemek yerine yeni bir gösteriye soyunacak, bizim buna karnımız tok” İfadelerini kullanarak fakirleşmeyi vadeden bir hükümetin, hükümet olmayı hak etmediğini vurguladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Erkut Şahali, Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yaparak Ünal Üstel’e sert eleştirilerde bulundu. “Ünal Beyin hafta sonu Güzelyurt Devlet Hastanesi önünde bize yaşattıkları devlet ciddiyetiyle bağdaşmıyor” şeklinde konuşan Şahali, “bu hükümetin en ayırt edici özelliği ihalesiz iş yapmak” dedi. Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin film platosuna dönüştürüldüğünü dile getiren Şahal, “Başbakanın 15 Kasım’da bitmesi için hazırladığı proje, hala bitmemişse bunun hesabını müteahhitten değil kendi ofisinde sorar” dedi.

Konuşmasında ayrıca “Devlet yazılı konuşur” vurgusu yapan Şahali, hükümetin hesap sorma yönteminin doğru olmadığını dile getirerek “Devlet birine hesap soracaksa, bunu yazılı yapar. Ünal Üstel’in kendi sorumluluğunu yerine getirmediği için faturayı başkalarına kesiyor” dedi.

Şahali’den Teknecik örneği, “Bunlar ucuz kahramanlıklar”
Şahali, benzer bir tutumun daha önce Teknecik Elektrik Santrali meselesinde ortaya çıktığını hatırlatarak Ünal Üstel’in o zaman da ihaleden kaçtığını ifade etti ve bu davranışlarını ‘ucuz kahramanlıklar’ olarak niteledi. Dünkü meclis oturumunda da benzer bir durumun yaşandığını dile getiren Erkut Şahali, “Enflasyon hayat pahalılığına dönüşmekte, hayat pahalılığı ücretlerin değişmesine yol açmakta. Bu kısır bir döngüye dönüştü. Buna müdahale olarak ‘çok alanın maaşını kesip az alana da idare edeceği kadar maaş’ düzenlemesi yapmakla çözümlenmez’ dedi. Şahali, çözümün, fiyatların tırmanışına sebep olan faktörlerin anlaşmasından geçtiğinin altını çizerek hükümetin sorumluluk alarak ‘hükümet’ gibi davranmasına ihtiyaç olduğunu belirtti ve “ama biz biliyoruz ki hükümet yaşam destek ünitesine bağlı” dedi.

“Fakirleşmeyi vadeden bir hükümet, hükümet olmayı hak etmiyor”
“Miadi çoktan geçmiş bir hükümetle karşı karşıyayız. Bir seçim cesaretiniz varsa bu ülkenin dinamitleriyle daha fazla oynamayın ”diyen Erkut Şahali, hükümetin ‘30 yıldır yapılmayanları 3 yıla sığdırdık’ söylemini eleştirdi. Şahali, kayıtdışı ekonominin, kayıt altındaki ekonomiden en az iki kat daha fazla olduğunu belirterek, vergi mükellefi sayısını artırmaya yönelik bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. "44 aylık hükümet ömrünüzün 28 ayı af dönemi olarak geçti," diyen Şahali, kamuya yönelik yükümlülüklerin ertelendiğine dikkat çekti. Şahali, “Ünal Üstel’in yarın düzenleyeceği basın toplantısında bunları söylemek yerine yeni bir gösteriye soyunacak, bizim buna karnımız tok” İfadelerini kullanarak fakirleşmeyi vadeden bir hükümetin, hükümet olmayı hak etmediğini vurguladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnVvVlFLUDQzbVAw

Şahali: Devlet birine hesap soracaksa bunu yazılı yapar

Cumhuriyetçi Türk Partisi 11 hours ago

“Güzelyurt’ta açılması planlanan yapı bir hastane değil; poliklinik, ayaktan tedavi ve acil servis”

“Asgari ücret ile ilgili karar iptal edilmeli ve hayat pahalılığı oranında yeniden belirlenmeli”

“Adil paylaşım için atılacak her adıma desteğiz”

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Lefke Gazi Lisesi’nde yaşanan sorunları gündeme taşıdı.

Ülkenin birçok noktasında ciddi problemler bulunduğunu vurgulayan İncirli, Lefke Gazi Lisesi’ndeki son durumu okulu ziyareti sırasında çekmiş olduğu görsellerle gözler önüne serdi.  İncirli, “400’ü aşkın öğrenci ile 70’in üzerinde öğretmen aylardır büyük bir dramın içinde” diyerek hükümetin ciddi bir güven kaybı yaşadığını ifade etti ve “Kameralar önüne geçip onur kırıcı bir dille konuşarak gündemi değiştiremezsiniz” dedi.

İncirli, Lefke Gazi Lisesi’ndeki öğrenci ve öğretmenlerin sıkıştırılmış konteyner sınıflar içerisinde öğrenim görmeye çalıştığını, sınıflar arasındaki geçişin ‘iki kolu yana açamayacak’ kadar dar olduğuna dikkat çekerek “Acil bir durum olsa, o daracık geçitlerden ne sağlık ekipleri geçebilir ne de itfaiye geçebilir” dedi.  Ünal Üstel’e sert eleştirilerde bulunan İncirli “Çocuklar kanalizasyon sularının korkunç kokusuyla daracık koridorlardan sınıflara giderken Başbakanın bu durumdan haberi var mı?” diye sordu ve çocukların bu koşullarda eğitim görmesinin sürdürülemez olduğunun altını çizdi.   “Okulla ilgili ne olacağı belli değil.  Başbakan ve Eğitim bakanı konuyla ilgili adım atmadı. Karar alma yeteneğinden yoksun, iradesi olmayan, şaibelerle anılan bir hükümet…” diyen Sıla Usar İncirli, okuldan çektiği tuvalet kapılarının olmadığı ve rögarlardan kanalizasyon suyunun taştığı fotoğrafları da kürsüden paylaştı.

“Okulun durumu utanç verici, acilen karar alınması gerek”
İncirli, Anıtlar Yüksek Kurulu (AYK)’nın güçlendirme yapılması kararını hatırlatarak “Lefke Gazi Lisesi’nin batı yakasında kimsenin yıkılmasına itiraz etmediği bir bina var. Şubat tatilinde o binanın hızlıca yıkılması ve Ağustos’a kadar oraya yeni binanın yapılması gerek” dedi. Yeni binanın inşası sırasında da dar koridorların güvenli geçiş sağlanacak şekilde genişletilmesi gerektiğinin altını çizen İncirli, okuldaki görüntülerin utanç verici olduğunu söyledi ve hükümeti acilen konuyla ilgili karar alması gerektiğini vurguladı. “İnsanları kavga ettiriyorsunuz. Mimarlar mühendislerle kavga etsin, AYK Okul Aile birliği ile kavga etsin, halk öğretmenlerle kavga etsin. Böyle yönetim olmaz, sorumluluk almak zorundasınız. Sorumluluk almayacaksanız memleket yönetmeye soyunmayacaksınız” şeklinde konuşan İncirli, Lefke Gazi Lisesi artık bu şekilde devam edemeyeceğinin bir kez daha altını çizdi.
“Sınır tanımadığınız tek şey borçlanmaya olan hevesiniz, bu borçlanma devleti krizin içine soktu”

CTP Genel Başkanı İncirli, konuşmasının devamında Güzelyurt Devlet Hastanesi’yle ilgili hükümete eleştirilerde bulunarak “Her seçim öncesi yapamayacağınız işlerle ilgili vaadlerde bulunuyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi de 15 Kasım’da Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin açılacağını ilan ettiniz” dedi ve hastanenin hala açılmadığına dikkat çekti.

“Güzelyurt’ta açılması planlanan yapı bir hastane değil; poliklinik, ayaktan tedavi ve acil servis”

“Asgari ücret ile ilgili karar iptal edilmeli ve hayat pahalılığı oranında yeniden belirlenmeli”

“Adil paylaşım için atılacak her adıma desteğiz”

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Lefke Gazi Lisesi’nde yaşanan sorunları gündeme taşıdı.

Ülkenin birçok noktasında ciddi problemler bulunduğunu vurgulayan İncirli, Lefke Gazi Lisesi’ndeki son durumu okulu ziyareti sırasında çekmiş olduğu görsellerle gözler önüne serdi. İncirli, “400’ü aşkın öğrenci ile 70’in üzerinde öğretmen aylardır büyük bir dramın içinde” diyerek hükümetin ciddi bir güven kaybı yaşadığını ifade etti ve “Kameralar önüne geçip onur kırıcı bir dille konuşarak gündemi değiştiremezsiniz” dedi.

İncirli, Lefke Gazi Lisesi’ndeki öğrenci ve öğretmenlerin sıkıştırılmış konteyner sınıflar içerisinde öğrenim görmeye çalıştığını, sınıflar arasındaki geçişin ‘iki kolu yana açamayacak’ kadar dar olduğuna dikkat çekerek “Acil bir durum olsa, o daracık geçitlerden ne sağlık ekipleri geçebilir ne de itfaiye geçebilir” dedi. Ünal Üstel’e sert eleştirilerde bulunan İncirli “Çocuklar kanalizasyon sularının korkunç kokusuyla daracık koridorlardan sınıflara giderken Başbakanın bu durumdan haberi var mı?” diye sordu ve çocukların bu koşullarda eğitim görmesinin sürdürülemez olduğunun altını çizdi. “Okulla ilgili ne olacağı belli değil. Başbakan ve Eğitim bakanı konuyla ilgili adım atmadı. Karar alma yeteneğinden yoksun, iradesi olmayan, şaibelerle anılan bir hükümet…” diyen Sıla Usar İncirli, okuldan çektiği tuvalet kapılarının olmadığı ve rögarlardan kanalizasyon suyunun taştığı fotoğrafları da kürsüden paylaştı.

“Okulun durumu utanç verici, acilen karar alınması gerek”
İncirli, Anıtlar Yüksek Kurulu (AYK)’nın güçlendirme yapılması kararını hatırlatarak “Lefke Gazi Lisesi’nin batı yakasında kimsenin yıkılmasına itiraz etmediği bir bina var. Şubat tatilinde o binanın hızlıca yıkılması ve Ağustos’a kadar oraya yeni binanın yapılması gerek” dedi. Yeni binanın inşası sırasında da dar koridorların güvenli geçiş sağlanacak şekilde genişletilmesi gerektiğinin altını çizen İncirli, okuldaki görüntülerin utanç verici olduğunu söyledi ve hükümeti acilen konuyla ilgili karar alması gerektiğini vurguladı. “İnsanları kavga ettiriyorsunuz. Mimarlar mühendislerle kavga etsin, AYK Okul Aile birliği ile kavga etsin, halk öğretmenlerle kavga etsin. Böyle yönetim olmaz, sorumluluk almak zorundasınız. Sorumluluk almayacaksanız memleket yönetmeye soyunmayacaksınız” şeklinde konuşan İncirli, Lefke Gazi Lisesi artık bu şekilde devam edemeyeceğinin bir kez daha altını çizdi.
“Sınır tanımadığınız tek şey borçlanmaya olan hevesiniz, bu borçlanma devleti krizin içine soktu”

CTP Genel Başkanı İncirli, konuşmasının devamında Güzelyurt Devlet Hastanesi’yle ilgili hükümete eleştirilerde bulunarak “Her seçim öncesi yapamayacağınız işlerle ilgili vaadlerde bulunuyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi de 15 Kasım’da Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin açılacağını ilan ettiniz” dedi ve hastanenin hala açılmadığına dikkat çekti.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjE4ZVNpZ0dnNlVZ

İncirli, Lefke Gazi Lisesiyle ilgili “şubat tatiline kadar çözüm takvimi” açıklanmasını istedi

Cumhuriyetçi Türk Partisi 12 Ocak 2026 15:59

Hamzaoğulları: Madem %63 oyun temsilcisi sizsiniz Mart'ta erken seçime gidelim

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Biray Hamzaoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda son konuşmayı yaptı. Nazım Çavuşoğlu’nun ‘‘%63 oyun temsilcisi biziz’ sözlerine atıfta bulunarak “Madem %63 oyun temsilcisi sizsiniz. Lütfen buyurun, Mart'ta erken seçime gidelim. Bu işi temizleyelim.”dedi.  Hamzaoğulları, “bu halkın canı erken seçim istiyor. Size onlardan mesaj getirdim; bu halk ne kölenizdir ne de güdümünüzdedir, sizin yolunuzdan gitmeyecekler” dedi ve halkın hükümeti ‘yedek kulübesine’ oturtacağını söyledi.

“Döviz kurunun değişmesiyle kayıp yükseliyor”
Hamzaoğulları konuşmasının devamında öğrenci taşımacılığında ve küçükbaş hayvancılıkta gelir kaybı yaşandığına dikkat çekti. Taşımacılıkta yılda bir kez ödeme yapıldığı için, döviz kurunun değişmesi sebebiyle kaybın yükseldiğini kaydeden Hamzaoğulları, “600.000 TL alabilecek olan otobüs şoförü Eylül ayında 13.452 sterlin alıyordu, Aralık ayında 13.500 sterlin alıyordu. 2024 yılında 30 Haziran'da 11.000 sterlin alıyordu, 30 Aralık 2025'de 10.343 alıyordu.  Şubat sonu da 60 olursa 10.000 sterlin alacak. Aradaki kayıp yaklaşık 3.000 ile 5.000 sterlin arasında. Peki küçük baş nasıl alacak bu parayı? 15 bin TL’den 40 kuzu satarsa ₺600.000 eder. Yani üç kez satım yapacak olan bir küçükbaş hayvancı tam tamına 11.000 sterlin kaybediyor. Aynı şey otobüsçü için de geçerli” dedi.
“Tarım Bakanlığı, bala ile silaj temini konusunda karar üretmeli”

Tarım Bakanlığı’nın, hayvancılar ve üreticilerle istişare yaparak, bala ile silaj temini konusunda karar üretmesi gerektiğini kaydeden Biray Hamzaoğulları, arpa temini ve kredili arpa alımı konusunda hükümetin herhangi bir çalışması olup olmadığını sordu. Hamzaoğulları Tarım Bakanlığı’na üç soru yönelterek bu soruları, “Hibe arpa bu sene verilecek mi? Kulak paraları ne zaman ödenecek?, Kredili arpa eski fiyattan mı işlem görecek?” olarak sıraldı.

Hamzaoğulları: Madem %63 oyun temsilcisi sizsiniz Mart'ta erken seçime gidelim

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Biray Hamzaoğulları, Meclis Genel Kurulu’nda son konuşmayı yaptı. Nazım Çavuşoğlu’nun ‘‘%63 oyun temsilcisi biziz’ sözlerine atıfta bulunarak “Madem %63 oyun temsilcisi sizsiniz. Lütfen buyurun, Mart'ta erken seçime gidelim. Bu işi temizleyelim.”dedi. Hamzaoğulları, “bu halkın canı erken seçim istiyor. Size onlardan mesaj getirdim; bu halk ne kölenizdir ne de güdümünüzdedir, sizin yolunuzdan gitmeyecekler” dedi ve halkın hükümeti ‘yedek kulübesine’ oturtacağını söyledi.

“Döviz kurunun değişmesiyle kayıp yükseliyor”
Hamzaoğulları konuşmasının devamında öğrenci taşımacılığında ve küçükbaş hayvancılıkta gelir kaybı yaşandığına dikkat çekti. Taşımacılıkta yılda bir kez ödeme yapıldığı için, döviz kurunun değişmesi sebebiyle kaybın yükseldiğini kaydeden Hamzaoğulları, “600.000 TL alabilecek olan otobüs şoförü Eylül ayında 13.452 sterlin alıyordu, Aralık ayında 13.500 sterlin alıyordu. 2024 yılında 30 Haziran'da 11.000 sterlin alıyordu, 30 Aralık 2025'de 10.343 alıyordu. Şubat sonu da 60 olursa 10.000 sterlin alacak. Aradaki kayıp yaklaşık 3.000 ile 5.000 sterlin arasında. Peki küçük baş nasıl alacak bu parayı? 15 bin TL’den 40 kuzu satarsa ₺600.000 eder. Yani üç kez satım yapacak olan bir küçükbaş hayvancı tam tamına 11.000 sterlin kaybediyor. Aynı şey otobüsçü için de geçerli” dedi.
“Tarım Bakanlığı, bala ile silaj temini konusunda karar üretmeli”

Tarım Bakanlığı’nın, hayvancılar ve üreticilerle istişare yaparak, bala ile silaj temini konusunda karar üretmesi gerektiğini kaydeden Biray Hamzaoğulları, arpa temini ve kredili arpa alımı konusunda hükümetin herhangi bir çalışması olup olmadığını sordu. Hamzaoğulları Tarım Bakanlığı’na üç soru yönelterek bu soruları, “Hibe arpa bu sene verilecek mi? Kulak paraları ne zaman ödenecek?, Kredili arpa eski fiyattan mı işlem görecek?” olarak sıraldı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnJMdkRjZGlnRVFz

Hamzaoğulları: Madem %63 oyun temsilcisi sizsiniz Mart'ta erken seçime gidelim

Cumhuriyetçi Türk Partisi 7 Ocak 2026 12:23

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kurşunlanan araba galerisini anımsatarak “Bu kaçıncı?” diye sordu ve “Son üç-dört yıl içinde bu ülkeye elini kolunu sallayarak gelip kurşunlayan, sonra yine elini kolunu sallayarak giden yığınla seri katil gördük. “Çeşitli çizgi film karakterlerinin isimlerinin anıldığı mafya gruplarının Kıbrıs’ta da fink attığıyla ilgili haberler var ama bunlar hükümetin gündemine gelmiyor” dedi. Hükümetin muhaceret, kimlikle girişler ve organize suç örgütleriyle mücadele konusunda önlem almak yerine farklı bir yol izlediğini belirten Derya, “Bu konularda adım atacağına yasa gücünde kararnamelerle yasamanın iradesini baypas ediyor, hapislik cezası öngören düzenlemeleri bile bu yolla yapmaya kalkıyor” diye konuştu.  Derya, konuşmasının devamında Ünal Üstel’e de sert eleştirilere bulunarak “sanki bunları yapan kendi hükümeti değilmiş gibi, hiçbir mesuliyet almadan ‘Dünya çok kötüye gidiyor’ diyerek konuşabiliyor” dedi.

“Otokratik kültür ülkeye getiriliyor”
ABD ile Venezulla arasında yaşananlara da dikkati çeken Derya, “Maduro’nun Trump tarafından rehin alınması bir istila hareketidir. Emperyalist Trump’ın yaptığı bu hamle üzerinden dünyada yeni bir normal kurgulanıyor” ifadelerini kullandı.  Derya, "Otokratik kültürün" ülkeye de getirildiğine dikkat çekti.

 “Kıbrıs Türk medyası ve bireylerin ifade özgürlüğü risk altında”
Ceza Yasası Değişiklik Yasa Tasarısı’na ilişkin ciddi endişeler olduğunu belirten Derya, “Üç-dört yıl önce basın ve ifade özgürlüğünü engelleyici bir paket gündeme gelmiş, Gazeteciler Birliği ve Basın-Sen günlerce Meclis önünde çadır kurarak buna karşı çıkmıştı. Şimdi ne oluyor da o dönemde murat edileni anıştıran yeni düzenlemeler yeniden karşımıza çıkıyor, bu oldukça düşündürücü” dedi. Kıbrıs Türk basınının koşullarına da dikkat çeken Doğuş Derya, “Büyük sermaye ve havuz medyasıyla rekabet edebilecek alanlar daraltılmışken, demokrasi kültürü bağlamında yayın yapabilen çok az kurum kalmışken, büyük şirketler gelip medya sahibi olurken Kıbrıs Türk medyasını ve bireylerin ifade özgürlüğünü riske atan düzenlemeler görüyorum” dedi ve yapılan düzenlemelerin detaylarını paylaştı. Derya, bu değişikliklerin “copy-paste” olarak gelmiş olabileceği ihtimalini de dile getirdi ve ‘sipariş usulü gelen paket’ olarak niteledi.

“Sosyal medyada eleştirenin kafasında sopa kırmak istiyorlar”
Doğuş Derya, nefret söylemi suçunun bir grubu aşağılayan, hedef haline getiren bir suç olduğunu belirterek bir siyasi bir suç işlemişse bununla ilgili bir vatandaşın veya gazetecinin yorum yapmasının nefret suçu olmadığını vurguladı. Derya, ifade özgürlüğü ile nefret söyleminin birbiriyle karıştırılmamasını istedi. Özel hayatın gizliliği ile yasa olduğunu hatırlatan Derya, Bilişim Suçları Yasası’nın da fade özgürlüğü, gazetecilik, yayın yapmayla ilgili olmadığını bankacılık ile ilgili olduğunu vurguladı.  Derya “Dönüp dolaşıp bunu gazeteciliğe getirmeye çalışıyorlar. Çünkü sosyal medyada eleştirenin kafasında sopa kırmak istiyorlar” dedi.

“İstifa et Ünal Üstel artık UBP'de kurtulsun biz de kurtulalım”
Derya, “Ulusal Birlik Partisi'nin yaptıkları demokrasiyle ilgili bir gaileleri olmadığını, peşkeşle ilgili bir gaileleri olduğunu, insan hak ve özgürlüklerini genişletmekle ilgili değil, tam tersi onları kısıtlamak ve diktatöryal emellerine, yasalara alet etmekle ilgili hedefleri olduğunu gösteriyor” şeklinde konuşarak hükümeti istifaya çağırdı. Derya, “Ben bildiğimi okurum diyen bir Ünal Üstel var, memleketin başına çöktü. İstifa et Ünal Üstel artık UBP'de kurtulsun biz de kurtulalım. Bu ülkeyi yeni bir döneme taşıyalım” diyerek sözlerini tamamladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kurşunlanan araba galerisini anımsatarak “Bu kaçıncı?” diye sordu ve “Son üç-dört yıl içinde bu ülkeye elini kolunu sallayarak gelip kurşunlayan, sonra yine elini kolunu sallayarak giden yığınla seri katil gördük. “Çeşitli çizgi film karakterlerinin isimlerinin anıldığı mafya gruplarının Kıbrıs’ta da fink attığıyla ilgili haberler var ama bunlar hükümetin gündemine gelmiyor” dedi. Hükümetin muhaceret, kimlikle girişler ve organize suç örgütleriyle mücadele konusunda önlem almak yerine farklı bir yol izlediğini belirten Derya, “Bu konularda adım atacağına yasa gücünde kararnamelerle yasamanın iradesini baypas ediyor, hapislik cezası öngören düzenlemeleri bile bu yolla yapmaya kalkıyor” diye konuştu. Derya, konuşmasının devamında Ünal Üstel’e de sert eleştirilere bulunarak “sanki bunları yapan kendi hükümeti değilmiş gibi, hiçbir mesuliyet almadan ‘Dünya çok kötüye gidiyor’ diyerek konuşabiliyor” dedi.

“Otokratik kültür ülkeye getiriliyor”
ABD ile Venezulla arasında yaşananlara da dikkati çeken Derya, “Maduro’nun Trump tarafından rehin alınması bir istila hareketidir. Emperyalist Trump’ın yaptığı bu hamle üzerinden dünyada yeni bir normal kurgulanıyor” ifadelerini kullandı. Derya, "Otokratik kültürün" ülkeye de getirildiğine dikkat çekti.

“Kıbrıs Türk medyası ve bireylerin ifade özgürlüğü risk altında”
Ceza Yasası Değişiklik Yasa Tasarısı’na ilişkin ciddi endişeler olduğunu belirten Derya, “Üç-dört yıl önce basın ve ifade özgürlüğünü engelleyici bir paket gündeme gelmiş, Gazeteciler Birliği ve Basın-Sen günlerce Meclis önünde çadır kurarak buna karşı çıkmıştı. Şimdi ne oluyor da o dönemde murat edileni anıştıran yeni düzenlemeler yeniden karşımıza çıkıyor, bu oldukça düşündürücü” dedi. Kıbrıs Türk basınının koşullarına da dikkat çeken Doğuş Derya, “Büyük sermaye ve havuz medyasıyla rekabet edebilecek alanlar daraltılmışken, demokrasi kültürü bağlamında yayın yapabilen çok az kurum kalmışken, büyük şirketler gelip medya sahibi olurken Kıbrıs Türk medyasını ve bireylerin ifade özgürlüğünü riske atan düzenlemeler görüyorum” dedi ve yapılan düzenlemelerin detaylarını paylaştı. Derya, bu değişikliklerin “copy-paste” olarak gelmiş olabileceği ihtimalini de dile getirdi ve ‘sipariş usulü gelen paket’ olarak niteledi.

“Sosyal medyada eleştirenin kafasında sopa kırmak istiyorlar”
Doğuş Derya, nefret söylemi suçunun bir grubu aşağılayan, hedef haline getiren bir suç olduğunu belirterek bir siyasi bir suç işlemişse bununla ilgili bir vatandaşın veya gazetecinin yorum yapmasının nefret suçu olmadığını vurguladı. Derya, ifade özgürlüğü ile nefret söyleminin birbiriyle karıştırılmamasını istedi. Özel hayatın gizliliği ile yasa olduğunu hatırlatan Derya, Bilişim Suçları Yasası’nın da fade özgürlüğü, gazetecilik, yayın yapmayla ilgili olmadığını bankacılık ile ilgili olduğunu vurguladı. Derya “Dönüp dolaşıp bunu gazeteciliğe getirmeye çalışıyorlar. Çünkü sosyal medyada eleştirenin kafasında sopa kırmak istiyorlar” dedi.

“İstifa et Ünal Üstel artık UBP'de kurtulsun biz de kurtulalım”
Derya, “Ulusal Birlik Partisi'nin yaptıkları demokrasiyle ilgili bir gaileleri olmadığını, peşkeşle ilgili bir gaileleri olduğunu, insan hak ve özgürlüklerini genişletmekle ilgili değil, tam tersi onları kısıtlamak ve diktatöryal emellerine, yasalara alet etmekle ilgili hedefleri olduğunu gösteriyor” şeklinde konuşarak hükümeti istifaya çağırdı. Derya, “Ben bildiğimi okurum diyen bir Ünal Üstel var, memleketin başına çöktü. İstifa et Ünal Üstel artık UBP'de kurtulsun biz de kurtulalım. Bu ülkeyi yeni bir döneme taşıyalım” diyerek sözlerini tamamladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnNsRGFjQVdDeXpV

Derya: Mafya gruplarının fink atması hükümetin gündemine gelmiyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 7 Ocak 2026 11:14

Uluçay: Ekonomide en can alıcı nokta enflasyon oranları ve yarattığı sonuçlar

Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Teberrüken Uluçay, ekonomide ve çarşıda en can alıcı noktanın enflasyon oranları ve bu oranların yarattığı sonuçlar olduğunu söyledi.

Uluçay, “2025 yılını yıllık yüzde 39.45 enflasyon oranıyla kapattık. Temmuz–Aralık dönemine ilişkin 6 aylık enflasyon ise yüzde 21.66 olarak açıklandı. En önemli nokta, bu yüzde 21.66’lık artışın maaşlara yansıyacak olması ve asgari ücretin de bu çerçevede ele alınacak olmasıdır” dedi. Aralık ayı enflasyon verilerine, en yüksek fiyat artışlarına da değinen Uluçay, “Aralık ayında enflasyon yüzde 3.39 oldu. En yüksek artış yüzde 16.69 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşti, bunu yüzde 5.9 ile giyim izledi. Gıda ise yüzde 0.92 oranında arttı” şeklinde konuştu.

Uluçay, Türkiye’de açıklanan enflasyon verilerine de dikkat çekerek “Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 30.89 olarak açıklandı, Aralık ayı yüzde 0.89. Son aylardaki veriler, hedeflenen enflasyonun tutmadığını da ortaya koyuyor” dedi.

“Hane halkı, asgari ücret düzenlemesiyle elde edeceği artışı cebine koymadan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor”
Ücret politikalarından da bahseden Uluçay, “Ücret düzenlemeleri ve hayat pahalılığı oranında yapılan artışlar önemlidir ancak satın alma gücüne etkisi mutlaka ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Çünkü hayat pahalılığı nezdinde yapılan düzenlemeler raf fiyatlarını artırıyor” dedi. İthalata dayalı yapı nedeniyle fiyat artışlarının ücret artışlarından önce hane halkına yansıdığını belirten Uluçay, “Hane halkı, asgari ücret düzenlemesiyle elde edeceği artışı cebine koymadan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor” ifadelerini kullandı. 

“Maliyetleri azaltacak dönemsel politikalar gündeme gelmeli.”
Uluçay, “Bütçe uygulamalarında, hane halkının satın alma gücünü reel olarak gözden geçirilebilmesi için birtakım ölçümler yapılmalı. Veriler ışığında ilgili aylarda hangi altbaşlıklarda gerçekten enflasyon oranını artırdığıyla ilgili analizlerin yapılması ve bu analizlerin sonucunda bütçede ayırdığımız birtakım destekleri, özellikle bu aylarda fiyat artışlarının yoğun olduğu sektörlerde teşviklendirilmeli. Fiyatlara olumlu yansıyacak, maliyetleri azaltacak dönemsel politikalar gündeme gelmeli.”

“Genç İş Adamları Derneği’nin açıklaması önemli görevler veriyor”
Güney Kıbrıs’taki asgari ücret düzenlemesinden bahseden Uluçay, Güney Kıbrıs'ta satın alma gücünün düştüğünü, raf fiyatlarının beklenenin üstünde arttığını hatırlattı. Ulucay, Genç İş Adamları Derneği’nin açıklamasına atıfta bulunarak açıklamanın önemli görevler verdiğini söyledi. Açıklamanın detaylarını paylaşan Uluçay, “Açıklamada, enflasyon ve hayat pahalılığı ölçümlerinin gerçek yaşamla uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulanmış ve asgari kamu hizmetlerinin devlet tarafından sunulması gerektiği hatırlatılmış” dedi.

“Uluslararası hukukun bir parçası olmak için mücadeleye devam etmeliyiz”
Uluçay, ABD’nin Venezuela’ya olan hareketinin herkesi endişeye sürüklediğini ve konunun siyasi, ekonomik olarak değerlendirildiğini dile getirerek Milliyet Gazetesinde çıkan haberi okudu. Haberin Kıbrıs'ın bölünmesi konulu bir bildiri olduğunu sözlerine ekleyen Uluçay, “Venezuela'da olan olay aslında bize şu gerçeği unutturmamalı; Uluslararası hukukun bir parçası olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Bu önemli bir unsurdur. Kıbrıs Adası güneyiyle kuzeyiyle bu gelişmeler ışığında uluslararası hukukun parçası olmalıdır” Dedi.

Uluçay: Ekonomide en can alıcı nokta enflasyon oranları ve yarattığı sonuçlar

Meclis Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Teberrüken Uluçay, ekonomide ve çarşıda en can alıcı noktanın enflasyon oranları ve bu oranların yarattığı sonuçlar olduğunu söyledi.

Uluçay, “2025 yılını yıllık yüzde 39.45 enflasyon oranıyla kapattık. Temmuz–Aralık dönemine ilişkin 6 aylık enflasyon ise yüzde 21.66 olarak açıklandı. En önemli nokta, bu yüzde 21.66’lık artışın maaşlara yansıyacak olması ve asgari ücretin de bu çerçevede ele alınacak olmasıdır” dedi. Aralık ayı enflasyon verilerine, en yüksek fiyat artışlarına da değinen Uluçay, “Aralık ayında enflasyon yüzde 3.39 oldu. En yüksek artış yüzde 16.69 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşti, bunu yüzde 5.9 ile giyim izledi. Gıda ise yüzde 0.92 oranında arttı” şeklinde konuştu.

Uluçay, Türkiye’de açıklanan enflasyon verilerine de dikkat çekerek “Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 30.89 olarak açıklandı, Aralık ayı yüzde 0.89. Son aylardaki veriler, hedeflenen enflasyonun tutmadığını da ortaya koyuyor” dedi.

“Hane halkı, asgari ücret düzenlemesiyle elde edeceği artışı cebine koymadan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor”
Ücret politikalarından da bahseden Uluçay, “Ücret düzenlemeleri ve hayat pahalılığı oranında yapılan artışlar önemlidir ancak satın alma gücüne etkisi mutlaka ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Çünkü hayat pahalılığı nezdinde yapılan düzenlemeler raf fiyatlarını artırıyor” dedi. İthalata dayalı yapı nedeniyle fiyat artışlarının ücret artışlarından önce hane halkına yansıdığını belirten Uluçay, “Hane halkı, asgari ücret düzenlemesiyle elde edeceği artışı cebine koymadan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalıyor” ifadelerini kullandı.

“Maliyetleri azaltacak dönemsel politikalar gündeme gelmeli.”
Uluçay, “Bütçe uygulamalarında, hane halkının satın alma gücünü reel olarak gözden geçirilebilmesi için birtakım ölçümler yapılmalı. Veriler ışığında ilgili aylarda hangi altbaşlıklarda gerçekten enflasyon oranını artırdığıyla ilgili analizlerin yapılması ve bu analizlerin sonucunda bütçede ayırdığımız birtakım destekleri, özellikle bu aylarda fiyat artışlarının yoğun olduğu sektörlerde teşviklendirilmeli. Fiyatlara olumlu yansıyacak, maliyetleri azaltacak dönemsel politikalar gündeme gelmeli.”

“Genç İş Adamları Derneği’nin açıklaması önemli görevler veriyor”
Güney Kıbrıs’taki asgari ücret düzenlemesinden bahseden Uluçay, Güney Kıbrıs'ta satın alma gücünün düştüğünü, raf fiyatlarının beklenenin üstünde arttığını hatırlattı. Ulucay, Genç İş Adamları Derneği’nin açıklamasına atıfta bulunarak açıklamanın önemli görevler verdiğini söyledi. Açıklamanın detaylarını paylaşan Uluçay, “Açıklamada, enflasyon ve hayat pahalılığı ölçümlerinin gerçek yaşamla uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulanmış ve asgari kamu hizmetlerinin devlet tarafından sunulması gerektiği hatırlatılmış” dedi.

“Uluslararası hukukun bir parçası olmak için mücadeleye devam etmeliyiz”
Uluçay, ABD’nin Venezuela’ya olan hareketinin herkesi endişeye sürüklediğini ve konunun siyasi, ekonomik olarak değerlendirildiğini dile getirerek Milliyet Gazetesinde çıkan haberi okudu. Haberin Kıbrıs'ın bölünmesi konulu bir bildiri olduğunu sözlerine ekleyen Uluçay, “Venezuela'da olan olay aslında bize şu gerçeği unutturmamalı; Uluslararası hukukun bir parçası olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Bu önemli bir unsurdur. Kıbrıs Adası güneyiyle kuzeyiyle bu gelişmeler ışığında uluslararası hukukun parçası olmalıdır” Dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmhiRnFLdWloQ2RR

Uluçay: Ekonomide en can alıcı nokta enflasyon oranları ve yarattığı sonuçlar

Cumhuriyetçi Türk Partisi 7 Ocak 2026 10:57

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fide Kürşat, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada üretim sektörünün sürdürülebilirliğinin kalmadığını vurgulayarak, “Görünen o ki yeni yıla umutla giren bir sektör yok. Ne hayvan, ne narenciye ne de üretim sektörünün diğer paydaşları… Bu yıl herkes için umutsuz başladı.” dedi.  

Aralık ayının ortasında arpa tedariklerinde çok ciddi sıkıntılar yaşandığını hatırlatan Kürşat, “Ülke hayvancısı yine arpasız kalmıştı. Ülkede arpanın olmayışı, son 1-2 yıldır oldukça alışık olduğumuz bir tablo haline geldi. 2026 yılı da çok da iç açıcı görünmüyor.” ifadelerini kullandı.  Aylık 13 bin ton kadar arpa ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Kürşat, hayvanların yeni yıla aç girdiğini söyledi ve üreticinin feryat ettiğini, hayvanlarını sattığını ekledi.

“Beceriksizliğiniz yüzünden bu sektörde olan herkes ezim ezim eziliyor””
Kürşat, arpa ile yaşanan sıkıntılara örnek vererek “Arpa sorununun arkasında ne var, hayvancı neden arpasız bırakılıyor?” sorusunu yöneltti.  Ambarlarda izdiham yaşandığına, emekçilerin haklarını alamadığını ifade ederek “sizin beceriksizliğiniz yüzünden bu sektörde olan herkes ezim ezim eziliyor” dedi. 

Küçükbaş hayvancıların yaşadığı sorunları da dile getiren Fide Kürşat, “kredili arpa için kasım ayında borçlandırılan küçükbaş hayvancı arpasını ambar boş olduğu için alamadı. Bugün almaya kalksa daha yüksek fiyattan alması gerek. Bu konuda ne yapılacak?” dedi.  Kürşat, küçükbaş hayvancıya verilen desteklerin verilmediğine de dikkat çekerek bu konuların ne olacağını sordu ve net bilgi istedi.

“Verilen destekler üreticiden geri alınıyor”
Fide Kürşat, kaba yem sorununun hala devam ettiğini ifade ederek tedarikte yaşanan sorunları hatırlattı. İthalatçılardan fahiş fiyatlara bala almak zorunda kalan hayvancığa kaba yem desteği verildiğine dikkat çeken Kürşat, “Verilen 2TL’lik kaba yem desteğinin kaldırıldığı ve 2 yıldır verilmeyen doğrudan gelir desteğinin 55kuruş artırıldığı yönünde fiyat düzenlemelerinden bahsediliyor.” Dedi ve nasıl bir düzenleme yapıldığını sordu. Yapılan fiyat düzenlemelerine bakıldığında “el elde bal başta” bir durum oluyor benzetmesini kullanan Kürşat, verilen desteklerin de üreticiden geri alındığını vurguladı.

“Üreticiler maliyetler altında eziliyor”
"Yem süt paritesi ne duruma geldi?” sorusunu da yönelten Kürşat, geçen yıl 5-6TL bandında olan balanın 12TL’ye çıktığını ifade ederek ücret artışlarına dikkat çekti. Kürşat, “alınan artışların zamlarla fazlasıyla birlikte götürüyor” şeklinde konuşarak sütteki sorunlardan da bahsetti.  Kürşat, 2025 yılında sütün en düşük fiyattan satıldığını ifade ederek elde kalan sütün faturasının yine üreticiye kesileceğini söyledi. Kürşat, “Ne olacak bu sıkıntıların sonu? Ülkede gıda arz güvenliği açısından ciddi tehdit olacak. Büyük ve küçükbaş hayvan üreticileri maliyetler altında eziliyor, destekler yeterli değil” dedi.

“Şap hastalığı 60 yıldan sonra ilk kez hayatımıza girdi”
Fide Kürşat, şap hastalığına da dikkat çekerek ihracatta yaşanan sıkıntılara değindi ve “Şap hastalığı 60 yıldan sonra ilk kez hayatımıza girdi” dedi. Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına atıfta bulunan Kürşat, büyükbaş hayvanların tamamının birinci dozunun yapılmadığını ifade etti. Kürşat, aşılamalarla ilgili neden gecikme yaşandığını ve Genel Tarım Sigortası tarafından nasıl bir tanzim süreci olacağını sordu.

“Üretici kan ağlıyor, her geçen üretimden kopuyoruz”
Konuşmasının sonunda narenciye ile ilgili sıkıntılardan da bahseden Kürşat, “Narenciye üreticileri umutsuz. Ürünlerinin tavan fiyatının açıklanması çok önemli, üretici kan ağlıyor. Cyprufex’de de gerekli çalışmalar yapılmıyor. Umarım üretim sektöründe yaşanan bu sorunlara bir an önce çözüm bulunabilir çünkü her hecen gün üretimden kopuyoruz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fide Kürşat, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada üretim sektörünün sürdürülebilirliğinin kalmadığını vurgulayarak, “Görünen o ki yeni yıla umutla giren bir sektör yok. Ne hayvan, ne narenciye ne de üretim sektörünün diğer paydaşları… Bu yıl herkes için umutsuz başladı.” dedi.

Aralık ayının ortasında arpa tedariklerinde çok ciddi sıkıntılar yaşandığını hatırlatan Kürşat, “Ülke hayvancısı yine arpasız kalmıştı. Ülkede arpanın olmayışı, son 1-2 yıldır oldukça alışık olduğumuz bir tablo haline geldi. 2026 yılı da çok da iç açıcı görünmüyor.” ifadelerini kullandı. Aylık 13 bin ton kadar arpa ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Kürşat, hayvanların yeni yıla aç girdiğini söyledi ve üreticinin feryat ettiğini, hayvanlarını sattığını ekledi.

“Beceriksizliğiniz yüzünden bu sektörde olan herkes ezim ezim eziliyor””
Kürşat, arpa ile yaşanan sıkıntılara örnek vererek “Arpa sorununun arkasında ne var, hayvancı neden arpasız bırakılıyor?” sorusunu yöneltti. Ambarlarda izdiham yaşandığına, emekçilerin haklarını alamadığını ifade ederek “sizin beceriksizliğiniz yüzünden bu sektörde olan herkes ezim ezim eziliyor” dedi.

Küçükbaş hayvancıların yaşadığı sorunları da dile getiren Fide Kürşat, “kredili arpa için kasım ayında borçlandırılan küçükbaş hayvancı arpasını ambar boş olduğu için alamadı. Bugün almaya kalksa daha yüksek fiyattan alması gerek. Bu konuda ne yapılacak?” dedi. Kürşat, küçükbaş hayvancıya verilen desteklerin verilmediğine de dikkat çekerek bu konuların ne olacağını sordu ve net bilgi istedi.

“Verilen destekler üreticiden geri alınıyor”
Fide Kürşat, kaba yem sorununun hala devam ettiğini ifade ederek tedarikte yaşanan sorunları hatırlattı. İthalatçılardan fahiş fiyatlara bala almak zorunda kalan hayvancığa kaba yem desteği verildiğine dikkat çeken Kürşat, “Verilen 2TL’lik kaba yem desteğinin kaldırıldığı ve 2 yıldır verilmeyen doğrudan gelir desteğinin 55kuruş artırıldığı yönünde fiyat düzenlemelerinden bahsediliyor.” Dedi ve nasıl bir düzenleme yapıldığını sordu. Yapılan fiyat düzenlemelerine bakıldığında “el elde bal başta” bir durum oluyor benzetmesini kullanan Kürşat, verilen desteklerin de üreticiden geri alındığını vurguladı.

“Üreticiler maliyetler altında eziliyor”
"Yem süt paritesi ne duruma geldi?” sorusunu da yönelten Kürşat, geçen yıl 5-6TL bandında olan balanın 12TL’ye çıktığını ifade ederek ücret artışlarına dikkat çekti. Kürşat, “alınan artışların zamlarla fazlasıyla birlikte götürüyor” şeklinde konuşarak sütteki sorunlardan da bahsetti. Kürşat, 2025 yılında sütün en düşük fiyattan satıldığını ifade ederek elde kalan sütün faturasının yine üreticiye kesileceğini söyledi. Kürşat, “Ne olacak bu sıkıntıların sonu? Ülkede gıda arz güvenliği açısından ciddi tehdit olacak. Büyük ve küçükbaş hayvan üreticileri maliyetler altında eziliyor, destekler yeterli değil” dedi.

“Şap hastalığı 60 yıldan sonra ilk kez hayatımıza girdi”
Fide Kürşat, şap hastalığına da dikkat çekerek ihracatta yaşanan sıkıntılara değindi ve “Şap hastalığı 60 yıldan sonra ilk kez hayatımıza girdi” dedi. Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına atıfta bulunan Kürşat, büyükbaş hayvanların tamamının birinci dozunun yapılmadığını ifade etti. Kürşat, aşılamalarla ilgili neden gecikme yaşandığını ve Genel Tarım Sigortası tarafından nasıl bir tanzim süreci olacağını sordu.

“Üretici kan ağlıyor, her geçen üretimden kopuyoruz”
Konuşmasının sonunda narenciye ile ilgili sıkıntılardan da bahseden Kürşat, “Narenciye üreticileri umutsuz. Ürünlerinin tavan fiyatının açıklanması çok önemli, üretici kan ağlıyor. Cyprufex’de de gerekli çalışmalar yapılmıyor. Umarım üretim sektöründe yaşanan bu sorunlara bir an önce çözüm bulunabilir çünkü her hecen gün üretimden kopuyoruz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlI2cVJFbHZSemEw

Kürşat: 2026 yılı çok da iç açıcı görünmüyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 7 Ocak 2026 10:55

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fikri Toros, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada halkın karşı karşıya olduğu sorunların başında ekonominin geldiğine dikkat çekerek hükümete eleştirilerde bulundu.  “Yeni yıla çürümüşlüğün yol açtığı, toplumsal haysiyetin ve hukukun aşağılandığı bir ortamda, belirsizliklerin yarattığı kırılgan bir ekonomik yapı içinde girdik” şeklinde konuşmasına başlayan Toros, ekonomik sıkıntıların giderek derinleştiğinden bahsetti.

“Ekonomimiz hükümetin yönetmekten aciz kaldığı bir krize dönüştü”
Fikri Toros, gelir-gider arasındaki dengesizliğin alım gücündeki erime, hiper enflasyon ve faiz baskısının ekosistemimizi ciddi biçimde zorladığına dikkat çekerek Kıbrıs Türk ekonomisinin uzun süredir yapısal bir kırılganlık içinde olduğunu ifade etti.  Toros, “Kendimize sormamız gereken soru, siyasi istikrar sağlanmadan ülke ekonomisi ne kadar dayanabilir? Kıbrıs Türk Ekonomisi uzun yıllardır kırılganlık içerisinde. Bu artık hükümetin yönetmekten aciz kaldığı bir krize dönüştü” dedi.

 “Halkın her gününü çalan duyarsız bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız”
Enflasyon hesaplamalarının yapılma şekline tepki gösteren Toros, “Sadece TL üzerinden hesap yapılıyor. Oysa ithalata dayalı bir ekonomideyiz ve döviz bazlı enflasyon görmezden geliniyor” ifadelerini kullandı. Durumun toplumun her kesimini bir finansal sağlık sorunuyla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Toros, “İnsanlar geleceğini planlayamaz hale geldi” dedi. Toros, hükümetin mutlak duyarsızlıkla günü kurtarmaya dönük, plansız ve tepkisel politikalar izlediğini belirterek, “Halkın her gününü çalan, gasp altında tutmaya çalışan duyarsız bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. En önemlisi de devlet yönetiminin halkla olan güven ilişkisinin tamamen yitirilmiş olmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Ücret artışları enflasyon karşısında erimeye mahkûm”
Toros, türk lirasına olan bağlılığın fiyat istikrarını planlama kapasitesini ortadan kaldırıldığına dikkat çekerek ücret artışlarının enflasyon karşısında erimeye mahkûm olduğunu kaydetti. İşletmelerin maliyetlerini öngöremediğini, kamu maliyesinin sürdürülebilirlikten uzaklaştığını ifade eden Toros, yaşananların bir kader olmadığını vurgulayarak, “Bu kapandan çıkış, siyasi sorunun kapsamlı çözümü ve eş zamanlı, cesur ve kararlı bir siyasi iradenin ortaya konmasıyla mümkündür” dedi.

“Liyakatin yerini partisel çıkarlar aldı”
İç siyasette kurumların zayıflatıldığını ve liyakatin yerini partisel çıkarların aldığını ifade eden Toros, “kurumların zayıflatıldığı, denetim mekanizmalarının etkisizleştirildiği bir yönetimle karşı karşıyayız. Yasa gücünde kararnamelerle Meclis’in itibarını yerle bir edildi. Kamu yönetimini siyasal hesaplara teslim edildi.” Dedi. Toros, sözlerini, “ekonomik istikrar güçlü ve güvenilir kurumlar olmadan beklenemez. Ekonomik büyümede yatırımcının güven duyacağı bir siyasi ortam elzemdir.” Şeklinde tamamlayarak hükümet mensuplarına gerçekleri farkında varmaları için seslendi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fikri Toros, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada halkın karşı karşıya olduğu sorunların başında ekonominin geldiğine dikkat çekerek hükümete eleştirilerde bulundu. “Yeni yıla çürümüşlüğün yol açtığı, toplumsal haysiyetin ve hukukun aşağılandığı bir ortamda, belirsizliklerin yarattığı kırılgan bir ekonomik yapı içinde girdik” şeklinde konuşmasına başlayan Toros, ekonomik sıkıntıların giderek derinleştiğinden bahsetti.

“Ekonomimiz hükümetin yönetmekten aciz kaldığı bir krize dönüştü”
Fikri Toros, gelir-gider arasındaki dengesizliğin alım gücündeki erime, hiper enflasyon ve faiz baskısının ekosistemimizi ciddi biçimde zorladığına dikkat çekerek Kıbrıs Türk ekonomisinin uzun süredir yapısal bir kırılganlık içinde olduğunu ifade etti. Toros, “Kendimize sormamız gereken soru, siyasi istikrar sağlanmadan ülke ekonomisi ne kadar dayanabilir? Kıbrıs Türk Ekonomisi uzun yıllardır kırılganlık içerisinde. Bu artık hükümetin yönetmekten aciz kaldığı bir krize dönüştü” dedi.

“Halkın her gününü çalan duyarsız bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız”
Enflasyon hesaplamalarının yapılma şekline tepki gösteren Toros, “Sadece TL üzerinden hesap yapılıyor. Oysa ithalata dayalı bir ekonomideyiz ve döviz bazlı enflasyon görmezden geliniyor” ifadelerini kullandı. Durumun toplumun her kesimini bir finansal sağlık sorunuyla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Toros, “İnsanlar geleceğini planlayamaz hale geldi” dedi. Toros, hükümetin mutlak duyarsızlıkla günü kurtarmaya dönük, plansız ve tepkisel politikalar izlediğini belirterek, “Halkın her gününü çalan, gasp altında tutmaya çalışan duyarsız bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. En önemlisi de devlet yönetiminin halkla olan güven ilişkisinin tamamen yitirilmiş olmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Ücret artışları enflasyon karşısında erimeye mahkûm”
Toros, türk lirasına olan bağlılığın fiyat istikrarını planlama kapasitesini ortadan kaldırıldığına dikkat çekerek ücret artışlarının enflasyon karşısında erimeye mahkûm olduğunu kaydetti. İşletmelerin maliyetlerini öngöremediğini, kamu maliyesinin sürdürülebilirlikten uzaklaştığını ifade eden Toros, yaşananların bir kader olmadığını vurgulayarak, “Bu kapandan çıkış, siyasi sorunun kapsamlı çözümü ve eş zamanlı, cesur ve kararlı bir siyasi iradenin ortaya konmasıyla mümkündür” dedi.

“Liyakatin yerini partisel çıkarlar aldı”
İç siyasette kurumların zayıflatıldığını ve liyakatin yerini partisel çıkarların aldığını ifade eden Toros, “kurumların zayıflatıldığı, denetim mekanizmalarının etkisizleştirildiği bir yönetimle karşı karşıyayız. Yasa gücünde kararnamelerle Meclis’in itibarını yerle bir edildi. Kamu yönetimini siyasal hesaplara teslim edildi.” Dedi. Toros, sözlerini, “ekonomik istikrar güçlü ve güvenilir kurumlar olmadan beklenemez. Ekonomik büyümede yatırımcının güven duyacağı bir siyasi ortam elzemdir.” Şeklinde tamamlayarak hükümet mensuplarına gerçekleri farkında varmaları için seslendi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmljZlhvLW9zWXRJ

Toros: Ekonomik sıkıntılar giderek derinleşiyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 6 Ocak 2026 17:17