CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, Meclis’in kabul ettiği Yabancılar ve Muhaceret Yasası ve CTP’nin sunduğu Yabancılar Çalışma İzinleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın kaçak işçiliği büyük ölçüde önleyeceğini kaydederek önemli bir konuya dikkat çekti…

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Sekreteri Asım Akansoy, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Kıbrıs sorununu ile ilgili olarak eski söylemlerine döndüğünü gözlemlediklerini vurguladı ve BM parametreleri dışındaki bir arayışın Kıbrıs ’ı bir federasyona taşıyamayacağı uyarısında bulundu.

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, bu sabah katıldığı SİM TV’de yayınlanan Radyo gazetesi programında Cumhuriyet Meclisi’nde dün kabul edilen Yabancılar ve Muhaceret Yasası ile CTP-BG’nin sunduğu Yabancılar Çalışma İzinler (Değişiklik) Yasa Tasarısı yanında Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik süreçle yanında siyasi gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Son zamanlarda bazı köşe yazarları tarafından dillendirilen UBP-CTP koalisyonuna yönelik önerileri değerlendiren Akansoy, CTP-BG’nin gündeminde böyle bir konunun bulunmadığını vurguladı. CTP için önemli olanın halkın kendisine verdiği görev olduğunun altını çizen Akansoy, bunun ise Meclis’teki muhalefet görevi olduğunu kaydetti. Koalisyonla ilgili öneride “partiler Ankara’ya giderek konuyu görüşsün” şeklindeki çağrıyı da eleştiren Akansoy, CTP-BG’nin Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri ile bu tür bir ilişkiyi tümüyle reddettiklerini söyledi. “Bu tür ilişki ve yaklaşımlar zaten TC-KKTC ilişkilerini de olumsuz etkileyen yaklaşımlardır” diyen Akansoy, “Bu tür bir yaklaşım, CTP’yi iyi tanımadıklarını gösterir. Bu tür kurguda CTP olmaz. Bizim için halkın bize verdiği görev önemlidir ve onu en iyi şekilde yapmaya odaklanıyoruz” şeklinde konuştu.

Muhaceret yasası konusunda Toplumcu Demokrasi Partisi ile olan farklı yaklaşımlarının değerlendirilmesi istenen Akansoy, CTP-BG ile TDP’nin çeşitli platformlarda birlikte hareket eden ki parti olduğunu hatırlatarak, bu konuda farklı yaklaşım sergilediklerini ve bunun da meclise olan yaklaşımlarından kaynaklandığı ifade etti.

TDP’nin Meclis’e karşı kuşkucu bir tutum içerisinde olduğunu, CTP’nin ise meclisin siyaset alanı olduğunu düşünerek siyasetin bu kadar yıprandığı dönemde siyasi kurumları terk etmenin halkın yararına olmayacağı görüşünde olduğunu kaydeden Akansoy bir alanın etkin bir şekilde kullanılmaması durumunda kaybetmenin kaçınılmaz olacağını sözlerine ekledi. Akansoy, yine de iki partinin farklı yaklaşımlarına karşın sivilleşme, demokratikleşme, Kıbrıs Türk toplumunun iradesine sahip çıkma konusunda aynı hassasiyeti paylaştıklarını sözlerine ekledi.

CTP’NİN YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİYLE İLİGLİ ÖNERİSİ

CTP-BG’nin Meclis’in dünkü birleşiminde sunduğu Yabancıların çalışma İzinleri (Değişiklik) Yasa tasarısı ile ilgili bilgi de veren Akansoy, bu tasarıda yabancılara verilen çalışma izinlerinin ardışık olarak 4 yılı aşmamasının öngörüldüğünü, devamı için 3 yıl yurt dışına gidilerek yeniden dönmesinin gerektiğini kaydetti. Bunun dünyada yaygın olan uluslar arası bir kural olduğuna işaret eden CTP-BG Genel Sekreteri, “bu ve bunun gibi üzerinde çalıştığımız pek çok yasa tasarısı var ve gündeme gelecek” diye konuştu.

Akansoy, 4 yıl sınırlamasının yabancıların vatandaşlık talep hakkı kazanmasının da önüne geçecek bir uygulama olduğunu kaydetti. Muhaceret yasasında da önemli değişiklik yapıldığını ve kimlikle adaya girerek kaçak durumuna düşen kişilerin kesinlikle yurt dışına çıkışının esas olduğunu kaydeden Akansoy, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “yasanın önceki halinde kaçak duruma düşen kişi yurt dışına gidiyor ve geri dönmek istediğinde 1 ay turist vizesi veriliyordu. Müdahalemizle geri gelişi pasaportla ve ön izne tabi olacak; yeniden kaçak duruma düşmesi halinde ise daha önceki tüm cezalarını ödemek zorunda kalacak. Yani kaçağı önleme adına bağlayıcı hüküm getiriliyor. Bu ciddi caydırıcı bir unsurdur.”

Akansoy, devlet yönetiminin sadece yasamayla olmayacağını da anımsattığı açıklamalarında tüm kurumların etkin bir şekilde çalışmasının önemine işaret ederek “Hem hükümet hem devlet kurumları görevlerini yapmalı. En büyük görev ise polise düşüyor; sadece yasa geçirmekle bir şey olmaz.” dedi.  

Polisin en etkin bir şekilde görevini yerine getirebilmesi için sivilleşmesinin gerekliliği üzerinde de duran Akansoy, Türkiye’deki sivilleşme hareketlerine de dikkat çekti ve “KKTC’de sivilleşmenin zamanı gelmiştir” diye konuştu. CTP’nin bu konuyu yıllardır gündeme getirdiğini de kaydeden CTP-BG genel Sekreteri, “bunca zamandır sade muhalefetin konusu olan polisin sivil idareye bağlanması artık toplumun da gündemindedir. CTP olarak gerekli adımı atacak, uzlaşı sürecini başlatacağız” diye konuştu.

NÜFUS SAYIMI

Geçtiğimiz Pazar yapılan nüfus sayımıyla da ilgili değerlendirmelerde bulunan Akansoy, şu anda sayımla ilgili net bir söylemde bulunmanın pek mümkün olmadığını kaydetti. Tepkiler ve ciddi itirazların var olduğunu ve sayımın uzatılmasının da ortada bir zafiyet bulunduğunu gösterdiğini kaydeden Akansoy, BM gözetimcileri ile ilgili yorumlar konusunda ise şöyle konuştu:

7 kişinin geldiği ve gerekli gözlemler yaptığı söyleniyor. 7 uzmanın BM’nin hizmet aldığı bir kurumun uzmanları olduğu ortaya çıktı. Gözetim demenin ne olduğu iyi tartışılmalı. Dolaysıyla net bir yorum yapmak doğru değil. Hassas bir dönemdeyiz. New York’a gidilecek ve bu veriler o süreçte de tartışılacak”

EROĞLU ESKİ SÖLEMLERİNE GERİ DÖNDÜ

Akansoy, United Medya’nın Rum Yönetimi Başkanı Hristofias’la yaptığı söyleşisini değerlendirirken, Hristofias’ın söylemlerinin ardından Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da söyleyeceklerinin önem taşıdığını vurguladı. Hristofias’ın söyleşisinde bir öz eleştiri yaptığını gözlemlediğini kaydeden Akansoy, “Sayın Eroğlu’nun döneminde, Sayın Talat’ın değerini anlamış gibi görünüyor, tabi geç kalmış bir değerlendirme” dedi. Hristofias’ın Eroğlu’ndan bir beklentisi yokmuş izlenimini verdiğine de işaret eden Akansoy,  sözlerini şöyle sürdürdü: Kıbrıs sorununun nasıl çözüleceği, tarafların hamleleri BM tarafından saptanmıştır. Dolaysıyla uluslar arası camia, bu parametreler çerçevesinde hareket edilmesini istiyor. Şimdi Eroğlu ve ekibinin açıklamalarına bakıldığında çok çalıştıkları ve Kıbrıs Türk toplumunun çıkarlarını gözettikleri mesajları verdikleri görülüyor ama elde var sıfır. BM’nin çizdiği hattın tamamen dışına çıkan arayış içerisindeler ve bu arayış bizi Federal çözüme götürmeyecek. Güzergâhın, bizi çözüme götürecek güzergâh olmadığını görüyoruz. Sunulan önerilerin kabul edilebilirliği önemlidir. Dolaysıyla Sayın Hristofias bunları açıklayarak iyi bir iş yaptı. Şimdi, Sayın Eroğlu’nun görüşlerini öğrenmek istiyoruz. Dün elimizde veriler yokken Eroğlu’nun girişimlerini destekleme açıklamaları yapmıştık. Ancak içeriğe bakınca durumun iyi olmadığını görüyoruz. Gidişat tamam değil. Ama her şeye rağmen önemli olan New York zirvesinden ne çıkacağıdır. Genel Sekreter devam mı yoksa konunun askıya alınması mı konusunda ekibiyle ne kadar verecek, onu göreceğiz. Eğer devam kararı çıkarsa, konu uluslar arası konferansa gider ki bizim CTP olarak isteğimiz de o.”

Yapılacak olan önerilerin bir uzlaşıyla ve BM parametreleri çerçevesinde olmasının gerekliliğinin de altını çizen CTP-BG Genel Sekreteri, “Masada söylenenler hepimizi bağlar. Bu nedenle Eroğlu daha açık olmalı. Sayın Kudret Özersay uzun bir süredir yaptığı çalışmaların ne denli yapıcı olduğunu söylerken son açıklamasında çözüme dair beklentileri fazla yükseltmeme gerektiğini söylemek ihtiyacını hissetmiştir ki bu, kafaları karıştıran bir durum. Bu da Eroğlu’nun eski ayrılıkçı söylemlerini geri getirdiğini göstermektedir. Gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz ve CTP olarak durmayacağız. Kıbrıs Türk, Kıbrıs Rum ve bölge halklarının çıkarı söz konusudur ve çözüm daha da artan bir önem arz etmektedir.”