İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşın korkunç acılarını ve sonuçlarını yaşayan ülkeler, savaşların…

 İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşın korkunç acılarını ve sonuçlarını yaşayan ülkeler, savaşların ancak özgür ve belirli haklara sahip olan toplumlarda ortadan kalkacağını düşünerek, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvenceye alma gerçeğinde birleşerek, 10 Aralık 1948 tarihinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni yayınlamışlardır. 

 
Bu nedenle ölüm, yıkım ve gözyaşı getiren, yoksulluğu artıran, hak ve özgürlükleri tırpanlayan gerilim ve savaş politikalarına kararlılıkla karşı durmak, barış için tüm dünyayla el ele vermek, bugün her şeyin önündeki hedefimiz olmalıdır.
 
İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır. İnsan hakları, her bir bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü sağlar. Bu özgürlükler başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmektedir.
Bugün dünyada insan hakları adına olumlu adımlar atılırken bir yandan hala birçok ülkede en temel insan haklarının bile acımasızca ayaklar altına alınmasını kaygıyla takip ediyoruz.
 
Ülkemizde ise insan hakları ve demokrasi adına 2004 yılından buyana CTP-BG’nin öncülüğünde ve çabalarıyla atılan adımlar, Eroğlu başkanlığındaki UBP hükümetinin işbaşına gelmesiyle geriye doğru bir düşüşe geçmiş, partizanca uygulamalar ve baskıcı bir rejim kendini göstermiştir. İnsanlarımızın çalışma, eğitim, sağlık ve hatta alış veriş yapmaya yönelik hak ve özgürlükleri her geçen gün UBP hükümetinin uygulamalarıyla yeni bir darbe almaktadır.
 
Bu gerçekler ışığında 10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününde insan haklarına yönelik ihlallerin tüm dünyada ve ülkemizde son bulmasını ve en yüce değer olan inan onuru ve özgürlüğünün hak ettiği yeri almasını diliyoruz.