CTP Mağusa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sonay Adem ülkenin özelliğinden ötürü, sivil havacılık, hastaneler,…

 CTP Mağusa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sonay Adem ülkenin özelliğinden ötürü, sivil havacılık, hastaneler, gümrükler ve limanlarda belli bir ek mesai uygulaması ve uygulanmasında bazı sıkıntıların varlığının gerçeklik olduğuna dikkat çekerek,  “Ama bu uygulamaları siz bütünü ile ortadan kaldırmak isterseniz, o zaman ya belli hizmetlerin yapılmamasını ya da çalışanların angarya işlemesini istiyorsunuz demektir.” dedi. Adem şu açıklamaları şöyle:

 
 
“Ekonomik yaşamda ortaya çıkan sıkıntıları, yanlış bir teşhisle ele alan UBP ve Başkanları Derviş Eroğlu ekibi ile hükümete geldikten sonra, sözde tedbirlerle ekonomiyi düze çıkartacağına daha beter sıkıntıya sokmaktadır.
Seçim öncesi ve sırasında sırf iktidara gelmek ve kendi şahsi ve yakın ekibinin iktidarını sağlamak için halka gelişi güzel vaatlerde bulunmuştu.
Her şeyin fiyatını düşürecek, vergileri azaltacak, kamu çalışanlarına da ek artışlar verecek, “kazanılmış haklara dokunmayacaktı”.Bütün bunları da kimi sendikalara yazılı taahhütler sunarak, kimine de söz vererek yapmaya çalıştı.
CTP-BG olarak biz halka her zamana gerçeği söyledik. Nitekim yapılması gereken bazı düzenlemeleri de kimini görüş olarak, kimini tasarı olarak Meclise sevk ettik.
 Ancak Derviş Eroğlu bunlar hakkında konuşmak bir yere, bunların CTP-BG’nin beceriksizliğinin sonucu olduğunu ilan ederek halka ve sendikalara bunları geri çekeceği sözü verdi.
Ancak iş başına geçtikten sonra T.C ‘ne yaptığı ziyarette, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ la düzenlediği basın toplantısında, “ 20 Temmuz’la birlikte reformların başlayacağını” açıklamıştı.
Kendi halkına neyi nasıl düzenlemek istediğini anlatmayan Eroğlu, bu gün gündeme getirdiği tüm uygulamaları, yani eşel mobil’i, ek mesailerin geriletilmesi ile ilgili tüm hususları hepsini hazırlamıştı.
Bunu Anakara ziyaretinde T.C Başbakanın yanında “reformların 20 Temmuzda başlayacağını” söylemekle zaten ilan etmişti.
Şimdi sorumluluktan kurtulmak için kendi ve destekçisi bazı sağ- sol görünümlü ağızların, “ne yapsın Türkiye istedi” masalına sarılmasının hiç bir temeli olamaz.
Dün seçimler öncesi ve sırasında cebinde halka açıklamadığı bir çözüm formülünün olduğunu söyleyen Eroğlu, oy aldığı halkımıza ağzından boş vaatler verip, oy alırken cebinde bulunan formülü de,  ancak Türkiye’ye yaptığı ziyaret sonrasında cebinden çıkardı.
Bu siyasi iki yüzlüğün sahiplerinin en son uygulamaya koyduğu ek mesaileri düzenleyen kanun gücündeki kararname tam bir hilkat garibesidir.
 
Ülkemizin özelliğinden ötürü, sivil havacılık, hastaneler, gümrükler ve limanlarda belli bir ek mesai uygulaması vardır. Bunların uygulanmasında bazı sıkıntıların varlığı bir gerçektir. Ama bu uygulamaları siz bütünü ile ortadan kaldırmak isterseniz, o zaman ya belli hizmetlerin yapılmamasını ya da çalışanların angarya işlemesini istiyorsunuz demektir.
Buna fırsat sağlamak için, hiç bir politik ve insani ahlakla bağdaşmayan bir uygulamaya da imkân verirseniz, o zaman siz tam bir halk düşmanısınız demektir.
 
 Nitekim kamu çalışanlarının isimlerini bir basın organı aracılığı ile kamuoyuna sızdıran Eroğlu ve adamı Ersin Tatar, şimdi yarattıkları çıkmazın baş sorumlusudurlar.
 
Çünkü şu anda Gümrük çalışanları “madem ek mesai uygulaması suçlanmaktadır” diyerek ek mesai yapmayı ret etmektedirler. Bunun yol açtığı sıkıntının boyutunun ne kadar yüksek olduğu Gemi Acenteleri Birliğinin yaptığı açıklamadan anlaşılmaktadır.
 
Uygulama ise tam bir garabet örneğidir. Bir kere çalışanları maaş baremlerine göre sınıflandırarak ek mesai uygulamasını buna bağlı oranlara indekslemek, tam bir bölücülüktür. Herkes düşünsüz ki ani alarak gelişecek bir bir vakada ameliyat masasının başında görev yapacak olan ekipten bazısı, baremine göre %65, bazısı %85, bazısı %100 alacaktır.
 
 Bu başta eşitlik ilkesine ve devletin imzaladığı toplu sözleşme düzenine ve ILO Sözleşmeleri ile AB normlarına aykırıdır. Bu tam bir feodal bölücülüktür.
 
Derviş Eroğlu’nun bu anlamsız ve art niyetli tavrını şiddetle protesto ederiz. Bu arada gerek Kıbrıs’ta gerekse Türkiye ‘de bulunan tüm ilgili makamları, konuları ele alırken Kıbrıs Türk halkının yaşam standardının, hep güney göre kıyaslamaları gerektiğinin altını çizmek isterim.”