Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Derviş Eroğlu başkanlığındaki UBP …

 Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Derviş Eroğlu başkanlığındaki UBP hükümetinin hiçbir konuda toplumun önüne bir proje sunmadan ilk icraat olarak insanları ekmeğinden yoksun bıraktığını kaydederek, “ekmeği silah olarak insanların başlarına dayayan bu zihniyetin adı statükodur” dedi.

 
Eroğlu hükümetinin yüz gün icraatları olarak ortaya koyabildiği tek olgu kendi kimliği olduğuna dikkat çeken CTP-BG MYK açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
“Bu kimlik UBP’nin kurulduğu gün CTP tarafından deşifre edilip halkın bilgisine getirilen şu tespittir: ‘UBP iktidarını baskı ve vaade dayandırır’.
 
Bu tespit 12 Aralık 1975 tarihli Yenidüzen’in ilk sayısının da manşetini oluşturmuştu. 34 yıldır değişmeyen bir zihniyet bu gün yine iktidarda baskı, tehdit ve siyasi garazla halkımıza dünü hatırlatıyor.
 
Eroğlu hükümetinin son siyasi kıyımı, devlete bulundukları kurumlarda dört yıl, beş yıl çalışmaktan başka suçu olmayan işçiler ve memurlar olmuştur. 2004, 2005 yılında ilgili kurumda, dairede, hastanede, sağlık ocağında,  Hızır 112 Ambulans servisinde ivedi ihtiyaçtan ve daimi işçi ve kadrolu memur kadroları dolu olduğu için, geçici işçi, geçici memur olarak istihdam edilen çalışanların işine yasadışı bir yaklaşımla son vermiştir.
İşten durdurmalarla ilgili Eroğlu hükümeti bakan ve müsteşarlarının basına verdiği beyanlarda kararın hükümet ve Başbakana ait olduğu vurgulanmaktadır. Bu yasa tanımaz ve keyfi anlayış siyasi kıyımın en bariz örneğini oluşturmaktadır.
 
Bir taraftan sendikaları baskı altına almaya, saygınlıklarını ve etkinliğini ortadan kaldırmaya çalışırken diğer taraftan toplumsal katmanları karşı karşıya getirerek soğuk savaş yöntemlerinden böl, parça, yönet politikasını en acımasız bir şekilde uygulamaya koymaktadır. Bunlara en çarpıcı örnekleri kamu çalışanlarının UBP hükümetleri döneminde şekillenen ve bu gün yürürlükte olan aynı mali mevzuat sonucu var olan maaş, mesai, ek- mesai, nöbet ödeme politikaları sanki çalışanlar tarafından yürütülmekteymiş gibi kamu oyuna sunmak ve kamu çalışanları ile özel sektör çalışanlarını karşı karşıya getirmek, veya Kuran kursları ve din derslerinde belirleyici kendisi değilmiş gibi ilgili tarafları karşı karşıya getirip çatışmacı ortamdan fayda sağlamayı beklemesi gösterebiliriz.
 
Eroğlu, bu  uygulamalarına dayanak olarak 2003 aralık seçimleri öncesi yasalara aykırı olarak, seçim yasakları içerisinde ve hemen öncesi yaptığı istihdamların o günkü hükümet tarafından mahkeme kararıyla da tespit edilen yasa dışılığı sonucu sadece 1 Ağustos 2003 sonrası işe alınanların durdurulması örnek göstererek, bir taraftan kendi partizanlığını örtmeye çalışırken, diğer taraftan da yasalara uygun 2003 -1 Ağustos öncesi işe aldığı vatandaşlarımızın iş güvencelerinin CTP-BG hükümetleri döneminde de bugüne kadar geçici statüsünde devam ettiğini gizlemeye çalışarak  bu siyasi kıyımı ‘intikam’ olarak sunmaktadır.
 
Sn. Eroğlu fırtına ekerek, kasırga biçeceğini düşünemiyor, kaosa oynuyor. Hiçbir konuda toplumun önüne bir proje sunmadan ilk icraat olarak insanları ekmeğinden yoksun bırakarak, ekmeği silah olarak başlarına dayayan bu zihniyetin adı statükodur… 
 
Dün neyse bugün de aynıdır ve yarını yoktur. Yöntemleri baskı, vaat ve korkudur. UBP bugün kendi taraftarlarına sadece Ocak ve Şubat ayını vaat etmektedir. Ama bu zihniyetin sahipleri, bugünkü uygulamalara ile kendi dönemlerinde işe alınacak insanları da siyasi şaibe altına sokmaktadır.