CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy- mevcut durumun sürdürülebilir olmaktan çıktığını, iktidar partisindeki iç çekişmelerin topluma zarar verdiğini vurguladı ve bu durumun ancak seçimle temizlenebileceği kaydetti…

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Sekreteri Asım Akansoy, halkın, kendi içinde ikiye, üçe bölünmüş durumda olan iktidar partisine güveni kalmadığını kaydederek, UBP’deki iç kavganın halkta da büyük tahribata yol açtığını vurguladı. “UBP’nin tek otorite olduğunu söylemek mümkün değil, parti bütünlüğünün sorgulanması hükümet icraatlarının da sorgulanmasını getirir” diyen Akansoy, bu durumun ancak seçimle temizlenebileceğini vurguladı. Akansoy, 2012 sonu veya en geç 2013 başlında erken seçime gidilmesinin şart olduğunu söyledi ve şu anki durumun sürdürülebilir olmadığını ifade etti. CTP-BG Genel Sekreteri Akansoy bugün BRT haber kanalında Osman Kurt’un hazırlayıp sunduğu Sabah Haber programında gündeme dair değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

Programda öncelikle ele alınan konu yine son zamanların en sıcak konusu haline gelen Lefkoşa Türk Belediyesi’nde (LTB) yaşananlar oldu.

“CTP LTB’Yİ BİR KAÇ DÖNEMDE AYAĞA KALDIRABİLİR”

LTB’nin içinde bulunduğu durumu ‘sıkıntı verici bir konu’ olarak değerlendiren Akansoy, dün ödenen maaşlar 80 günden beridir evlerine para götüremeyen insanların yaşadığı sıkıntıyı bir nebze olsun rahatlatmış olmakla birlikte belediyenin çağdaş anlamda çalışıp hizmet verebilmesi için ciddi tedbirlerin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Akansoy, plansız, programsız popülist anlayışlarla yönetim sergilenmiş olmasından ötürü önümüzdeki dönemde belediyeyi yine sıkıntıların beklediğine işaret ederek, CTP’li belediyeler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. CTP-BG’nin söz konusu belediyeleri devraldığında birçok sorunları bulunduğunu bazılarının maaş ödeyemez halde olduğunu hatırlatan Akansoy, “Ama bugün baktığımızda kendi kendine yeten, insanlarına çağdaş hizmet sunabilen bir yerel yönetimcilik anlayışını geliştirdik. Şimdi ise bu deneyimlerden elde etiğimiz veri ve birikimleri masaya yatırarak Lefkoşa Belediyesi nasıl planlanabilir, nasıl yönetilebilir diye kısa orta ve uzun vadeli planlarla değerlendirme yaptı” dedi.

Araştırmalarında sonucunda Lefkoşa’nın yüksek gelir kaynağına sahip olmasına karşın neden kriz içine düştüğünün de incelendiğini anlatan CTP-BG Genel Sekreteri, nedenle ilgili bulgularının ‘hesapsızlık ve kontrolsüzlük’ olduğunu ifade etti ve CTP-BG’nin kendi deneyimleriyle ve ciddi tasarruf önlemleri ve ciddi bir yönetimle birkaç dönemde planlı, programlı, kendi kendine yetebilen bir belediye haline getirebileceğini saptadığını aktardı.

Akansoy, LTB’nin içine düştüğü durumdan sadece LTB başkanı değil, hükümetin de sorumlu olduğunu kaydederek, “LTB, hükümetin yetki paylaşımı ve katkısıyla bu hale geldi” dedi. Lefke Belediyesi’nin başkentten bile kötü durumda olduğuna da dikkat çeken Akansoy, “dolaysıyla herhangi bir çözüm modeli,  tasarruf tedbirini ortak şekilde değerlendirebiliriz. Akıl da bunları emreder ama hayata geçirilmesi, güçlü bir siyasi irade gerektirir. Oysa Küçük hükümetinin siyasi iradesi kalmamıştır. Biz siyasi irade kalmadığını kriz olduğunu söylüyoruz ve bunu seçim temizler diyoruz. Bizim siyasi yaklaşımız bu, tavrımız net. Bu siyasi iradeyi sağlayacak parti, bu işi başarır. CTP buna taliptir” diye konuştu.

Belediyelerin daha etkin olması için sayı azaltılması ve verimli kılınmalarının her şeyin başında geliyor olmakla birlikte bugün akla kara, doğru ile yanlışın birbirine karıştığı bir dönemde olduklarına işaret eden CTP-BG Genel Sekreteri, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu sorunları çözebilmek için demokrasi kuralları çalışmalı. Bir siyasi sistemin olmazsa olmazı yargıdır, savcılık, Sayıştay’dır. Dolaysıyla bir sorun olduğunda temize havale edilmesi için demokrasi içinde ‘Başbakanlık Denetleme Kurumu’ gibi yeni kurumlar yaratmak yerine var olan kurumları, Savcılık ve Sayıştay’ı işletmek gerek. Mesele siyasetin siyaset tarafından denetlenmesi değil. Mesele, ortaya çıkan konularla ilgili daha ileriye gidilmesi adına Sayıştay ve Savcılığın devreye girmesinin gerektiğidir. Konuların temize havale edilmesi, yerli yerine oturması için savcılık hemen devreye girmeli çünkü siyaset ancak bir yere kadar müdahale edebilir” diye konuştu.

SİYASETTE NİTELİK SIÇRAMASI GEREKLİ

CTP-BG’nin siyasetin biçim değiştirmesine yönelik kendi içinde de birkaç nokta üzerinde durduğuna işaret eden Asım Akansoy, siyasi popülizmin artık geçer akçe olmadığını, insanların istikrarlı ve huzurlu yaşama ihtiyaç duyduklarını, siyasetçilerin ise bunu sağlama görevleri olduğunu vurguladı ve şöyle konuştu:

“Bunu da insanlara pembe gözlüklerle veremeyiz. Siyasetin, soruna teşhis koyup nasıl giderileceği, yani projeler üzerinden olması gerekir. Hayatın her alanına dair projeler olmalı. CTP-BG, geçmişten bu güne projelerini sürdürüyor. Bugün de daha etkin bir şekilde bunları ileriye götürüyor. Siyasette nitelik sıçraması gerekli ve CTP, bunun için elini taşlın altına koydu. Yapmayacağız hiçbir şeyin sözünü vermeyecek, projesini yapmayacağız. Artık deniz bitti, bunu görmek lazım. Karaya vardık, dolaysıyla buna uygun projeler içerisinde bulunmak kaçınılmaz.

Memleket yangın yeri ve bu sürdürülebilir bir durum değil. Piyasa daraldı insanlar fakirleşti… Böyle bir ortamda seçim olmazsa hiçbir yerde olmaz. Bu sürerken siyasi partiler çalışma sürdürme zorundadır. Bu sürekli olan bir şeydir. Çalışmalar sürekli devam eder. CTP erken seçime hazır bu yöndeki projeleri de hazır. Çalışmalarımız seçime kadar devam edecek,  gün geldiğinde projelerimizi topluma açıklayacağız”.

Akansoy, var olan ekonomik durum konusunda muhalefet ve hükümetin tamamen zıt değerlendirmelerde bulunuyor olmalarıyla ilgili bir yoruma verdiği karşılıkta ise farkın, siyasete bakış tarzından kaynaklandığını söyledi. “Biz objektif gerçekçi bakma taraftarıyız” diyen Akansoy, “Her şey tamam derseniz, mutfaktaki kadınlar buna yanıt vermeli. Mutfakta yangın var ciddi borç krizi var gelir gideri karşılamamakta. Nasıl iyi olacak? İnsanların alım gücü düştü. Rakamlar ekonomide büyüme gösterebilir ama rakamların aileye bireye yansıması önemli. Gelir dağılımında büyük uçurum var. Bu toplumun sadece % 6 sı yararlanırken, orta kesim giderek fakirleşiyor. Böyle bir ekonomik model olu mu?  Biz bu modele karşı çıkıyoruz. Dolaysıyla bizler halkın partisiyiz. Halkın içinden bir parti halkın duygularını yanıtlamak beklentilerini karşılamak için kurulmuş bir partiyiz. Boş ümitler hayaller verecek bir parti değiliz. Ben o yüzden ‘popülist siyaset bitti’ diyorum” sözleriyle görüşlerini ortaya koydu.

Bir başka soru üzerine partinin sivil toplum örgütleriyle ilişkilerinin iyi olduğunu ifade eden CTP-BG Genel Sekreteri, ‘Biz kendi kararlarımız çerçevesinde duruş ve yaklaşımlarımızı onlarla paylaşıyoruz. Her konuda sivil toplum örgütleriyle aynı konuyu düşünecek, aynısını yapacağımız demek değil bu ama herkes sıkıntı içerisinde olduğumuz konusunda aynı fikri paylaşıyor. Çiftçi, esnaf, hayvancı ile görüşüyor, köyleri geziyoruz. İnsanlar CTP hükümetlerini arar hale geldi” dedi.

Akansoy, CTP-BG’nin merkezinde insan bulunduğunun altını çizdiği açıklamalarında, partinin azınlığın büyümesine dayalı siyaseti kabul etmediğini, çabalarının insanların yaşam standartlarını düşürmeden bir yere taşımak olduğunu ifade etti. Gelinen noktada toplumun tüm kesimlerinin sıkıntı içerisinde olduğunu ifade eden Akansoy, ortak paydada birleşmenin önemine işaret etti.

KIBRIS SORUNU- NATO ÇÖZÜMÜ GÜNDEME GELEBİLİR

Programın sonunda Kıbrıs sorununda gelinen noktayla ilgili değerlendirmelerde bulunan CTP-BG Genel Sekreteri Akansoy şöyle konuştu:

“Süreçte ciddi bir tıkanma var. Her iki lider de tıkanmayı aşma yönde cesaretli adım atamadı. Yaklaşımları, beklenti ve arzuları farklı. Kıbrıs Türk tarafı toplumu net bir şekilde BM’nin görüşmelerin çıkmaza girdiğini açıklamasını isterken Rum tarafı süreci ileri götürmek istediğini söylüyor ama Hristofias’ın aday olmayacak olması, Anastasiades’in ise seçimi kazanmasının güçlü bir ihtimal olması dengeleri orada da değiştirme yolunda. BM belki düşük yoğunluklu olarak süreci devam ettirme eğiliminde olabilir. 6 aylık sürede beklenileceğini düşünüyorum bu dönemde, düşük yoğunluklu, güven artırıcı önlemler görüşülecek ya da görüşülebiliyormuş gibi yapılan süreç yaşanacağını düşünüyorum.

Anastasiades’in kazanmasıyla dengeler değişebilir. Anastasiades pragmatik,  batı yanlısı, Avrupa ile iyi ilişkisi olan, Türkiye’nin gücünü teslim edip çatışma istemeyen bir kişi. Bu kişi aynı zamanda Türkiye’nin üyesi bulunduğu NATO’ya katılma kapasitesine de sahip bir kişi. Örneğin Hristofias ABD’ye karşı, AB’ye mesafeli, Türkiye’ye ise çatışmacı yaklaşımdaydı,  ama Anastasiades Türkiye’nin üyesi olduğu bir dünyanın elemanıdır. NATO’yu yılsonundan sonra çok daha fazla konuşcağız gibi geliyor. Dolaysıyla başka bir kriz boyutu gündeme gelebilir. BM, AB çözümünden sonra, NATO çözümünü de konuşmaya başlayabiliriz.”

 

CTP Basın Bürosu