CTP Gençlik Örgütü Genel Başkanı Erbay Akansoy, örgüte “yalan yanlış iddialara başvurmak” ve “demokrasiye saygı duymamakla” suçlayan UBP Gençlik Kolları açıklamasını yanıtladı:

 CTP Gençlik Örgütü Genel Başkanı Erbay Akansoy, örgüte “yalan yanlış iddialara başvurmak” ve “demokrasiye saygı duymamakla” suçlayan UBP Gençlik Kolları açıklamasını yanıtladı:

Yalan yanlış iddialara başvurduğumuzu iddia ederek belki günü kurtarabilirsiniz. Ancak biliniz ki tarihi silemezsiniz. Yaşanılmışlıkları ve bu ülkeye kaybettirdiğiniz yılları ne bize ne de halkımıza unutturamazsınız.

 

Eğer 12-13 Aralık 2002 tarihinde Kopenhag’da halkımızın geleceği görüşülürken bu ülkenin başbakanı olarak Sn. Eroğlu Yeşilırmak’ta kurmaylarıyla birlikte muz bahçelerini gezmişse, suçlu olan bu manzarayı gündeme getiren CTP Gençlik Örgütü müdür, yoksa sorumluluk bu manzarayı yaratan Eroğlu ve ekibinde midir?

 

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Gençlik Örgütü Genel Başkanı Erbay Akansoy, CTP Gençlik Örgütü’nü “düşmanlık sergilemek, yalan yanlış iddialara başvurmak ve demokrasiyi özümsemekle” suçlayan UBP Gençlik Kollarını yanıtladı. Akansoy, CTP Gençlik Örgütü’nün  ülkenin en büyük ve en örgütlü gençlik yapılanmalarından biri olduğuna dikkat çekerek, toplumda tartışılan her hangi bir konu ile ilgili açıklama yapma yetkisini sadece ve sadece kendi yetkili organlarından aldığını vurguladı.

Akansoy açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Cumhuriyetçi Türk Partisi Gençlik Örgütü’nün 30 Kasım 2008 tarihinde UBP kurultayını değerlendiren açıklamasına 2 Aralık tarihli günlük gazetelerde UBP tarafından çok tanıdık bir üslupla cevap verilmeye çalışılmıştır. Yapılan açıklamada CTP Gençlik Örgütü’nün “yalan yanlış iddialara başvurduğu” ve “demokrasiye saygı duymadığı” iddia edilmiştir.

Öncelikle şunu vurgulamak isteriz ki; demokrasi konusunda CTP Gençlik Örgütünün kimseden, hele de Kıbrıs Türk Halkının referandum hakkını gasp eden bir Ulusal Birlik Partisinden ders almaya ihtiyacı yoktur ve olmayacaktır.

UBP bu ülkenin ana muhalefet partisidir ve kendi içinde yaptığı seçimler sadece politik kimliği olan kişileri ve kurumları değil, aynı zamanda toplumun kendisini de ilgilendirmektedir. Bugün CTP Gençlik Örgütünün yaptığı değerlendirmelere, inandırıcı olmayan argümanlarla cevap vermeye çalışabilirsiniz. Ancak biliniz ki bizim yaptığımız değerlendirmeleri diğer siyasi örgütler, sivil toplum örgütleri ve günlük yaşamında halkımız da yapmaktadır ve UBP’nin kurultay sonuçlarını kararlarıyla birlikte değerlendirmektedir.

İşte bu noktada bizim merak ettiğimiz konu şudur: Toplum içerisinde kurultayınızı her değerlendiren kişiyi geçmişte yaptığınız gibi tek tek tespit edip mektup mu göndereceksiniz? Onlara da yapmaya çalıştığınız ama yapamadığınız icraatlarınızdan mı bahsedeceksiniz? Bir taraftan BM’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yapılan görüşmelere karşı olmadığınızı söylerken, diğer taraftan konfederal temele dayalı bir çözümden ve ayrılma hakkından bahsederek bu halka statükocu olmadığınızı yutturmaya mı çalışacaksınız?

Yalan yanlış iddialara başvurduğumuzu iddia ederek belki günü kurtarabilirsiniz. Ancak biliniz ki; tarihi silemezsiniz. Yaşanılmışlıkları ve bu ülkeye kaybettirdiğiniz yılları ne bize ne de halkımıza unutturamazsınız.

Eğer 12-13 Aralık 2002 tarihinde Kopenhag’da halkımızın geleceği görüşülürken bu ülkenin başbakanı olarak Sn. Eroğlu Yeşilırmak’ta kurmaylarıyla birlikte muz bahçelerini gezmişse, suçlu olan bu manzarayı gündeme getiren CTP Gençlik Örgütü müdür? Yoksa sorumluluk bu manzarayı yaratan Eroğlu ve ekibinde midir?

Halkımızın en geniş kesimleri meydanlarda çözüm isteğini haykırırken UBP, AB’yi Hıristiyan Kulübü, kıyma makinesi gibi ifadelerle tanımlamışsa ve AB diplomatlarının Kuzey’e geçişini yasaklamışsa bunu unutmayan CTP Gençlik Örgütü mü suçludur, bunları bu halka yaşatan Eroğlu ve ekibi mi?

Bizler toplumsal duyarlılığın bir sonucu olarak, “yurduna ve geleceğine sahip çıkma” amacıyla çözüm sürecine katkıda bulunabilmek için elimizden gelen ne varsa yapmaya hazırız. Yıllarca geleceğe sırtını dönerek, kan ve gözyaşını istismar etmek yoluyla, toplumu baskı altına almaya çalışan sizler, Kıbrıs Türk Halkı’nın hızla tükenişine sessiz kalmışsanız bugün ortaya çıkan durumla ilgili bizim de sessiz kalmamızı beklemeyiniz. Eğer siz aradan geçen onca yılın ardından halen daha çözümsüzlük siyasetinde ısrar ediyorsanız ve halkımız da biz gençlerin bu tespitine katılıyorsa bizim yapabilecek hiçbir şeyimiz yoktur.