Erhürman: Sözü edilen “alternatif” hem gerçekçi değil hem de yepyeni sorunlar yaratır!

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)’nin 6 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek 27’inci Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi’ne aday olan üyelerin tanıtım etkinlikleri dün akşam Mağusa’da devam etti. Genel Başkan Tufan Erhürman, yaptığı konuşmada üç ayaklı yol haritasını paylaştı. Erhürman, bir an önce masadaki formül olan federasyon temelinde kapsamlı çözüme ulaşmak; kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomik model yaratmak ve kısa vadede kapsamlı çözüme ulaşmanın mümkün olmadığının görüldüğü koşullarda ülkeyi adım adım çözüme yaklaştıracak Güven Yaratıcı Önlemleri hayata geçirmek olarak belirlenen yol haritasının ülkedeki her bir yurttaşa anlatılmasını istedi. Erhürman şunları söyledi:

KAPSAMLI ÇÖZÜM
“CTP’nin kurultayı birçok açıdan dönüm noktasında olduğumuz bir zaman diliminde gerçekleşiyor olması açısından önemlidir. CTP 1970’te kurulduğundan beri 3 temel ayak üzerine kurdu politikalarını. Birinci temel ayak Kıbrıs sorununun federal çerçevede bir an önce kapsamlı çözüme ulaştırılmasıydı. CTP o gün ne diyorsa bugün de aynı şeyi söylüyor. Federasyon BM şemsiyesi altında yürütülen bütün görüşmelerin temel zeminidir. Sayın Anastasiadis Crans Montana sonrasında iki ayrı devletten, konfederasyondan, gevşek federasyondan, desantralize federasyondan söz etti, kafaları bulandırarak zaman kazanmaya çalıştı ama resmi görüşmelerde de, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da hep federasyon dedi. Kendisinin bu zaman kazanma girişimini bozmak gerekiyor. Sayın Guterres’in BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın altını doldurmasını Sayın Anastasiadis’ten istemesi, bunun ardından da geçmiş mutabakatların kabulüne, siyasi eşitlik tartışmalarının ortadan kaldırılmasına dayanan, ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir müzakere sürecini tarafların önüne koymak için üçlü ve/veya beşli görüşme önerisini geliştirmesi gerekiyor”.

GÜVEN YARATICI ÖNLEMLER
“Ne zaman ki kapsamlı çözüme ilişkin müzakereler kesintiye uğradı, CTP bu tip zamanlarda hiçbir dönemde durup da beklemedi. O durgunluk dönemlerinde dahi nasıl olur da bizi adım adım çözüme yaklaştıracak güven yaratıcı önlemleri hayata geçiririz diye uğraştı. O yüzden bugün de politikalarımızın ikinci ayağı olarak, kapsamlı çözüm müzakereleri bir kesintiye uğrarsa biz yine durmayacağız ve bizi adım adım çözüme yaklaştıracak güven yaratıcı önlemlerin hayata geçmesi için uğraşacağız.”

KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURAN EKONOMİ
“CTP kuruldu kurulalı hep politikalarının üçüncü temel ayağı bu ülkede kendine ait bir demokrasinin, özgür bir yaşamın ve bunların üstünde inşa edileceği kendi ayakları üzerinde duran bir ekonominin kurulmasıydı. Bunca hükümet tecrübesinin ardından hem görüyoruz, hem söylüyoruz, hem de halkımızla paylaşıyoruz. Bu ülkede kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmalıyız ve bu ekonomi kendi ayakları üzerinde duran demokrasinin, özgürlüğün ve insan haklarının temel taşıyıcısı olmalı. Böyle bir modeli, ekonomik sektörlerimizle ve halkımızla birlikte yaratabilir ve Türkiye’den gelecek dış kaynakları yalnızca yatırımlara ayırmayı başarabiliriz”.

CRANS MONTANA’DA ANNAN PLANI’NDAN SONRA İLK KEZ ÇÖZÜME BU KADAR YAKLAŞILDI
“Crans Montana’da belki de Annan Planı’ından sonra ilk kez çözüme bu kadar yaklaştık ama maalesef elimizde arzu ettiğimiz çözümle adaya dönemedik. Döner dönmez hep şunu söyledik: Yeni bir müzakere süreci başlayacaksa bu kez bu müzakere süreci sonuç odaklı olsun ve ucu açık olmayan bir süreç olsun. Aslında bu kavramlar CTP’nin ürettiği kavramlar değildi. Bu kavramlar BM Genel Sekreteri Guterres’in kavramlarıydı. Guterres sonuç odaklı müzakere kavramına bir şey daha ekledi: Ucu açık müzakereler dönemi artık geride kaldı dedi. Ve CTP o günden itibaren sonuç odaklı ve ucu açık olmayan müzakerelerden bahsetti. Sayın Guterres’in kendi söylediklerine de, BM Güvenlik Konseyi kararlarında ve geçmiş mutabakatlarda yer alan siyasi eşitlik, kararlara etkili katılım ve dönüşümlü başkanlık ilkelerine de sahip çıkması gerekiyor”.

SORUNUN ÖNEMLİ BİR KISMI ZATEN ÇÖZÜLDÜ
“Crans Montana’da KKTC ve TC tarafı uluslararası toplumu şaşırtacak düzeyde açılımlar gerçekleştirdi. Dolayısı ile uluslararası toplum Annan Planı’ndan sonra bir kez daha Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini gördü. Anastasiadis’in ise özellikle siyasi eşitliği ben halkıma anlatamam endişesiyle masadan kalktığı görüldü. Kıbrıs Sorunu’nun önemli bir kısmında zaten mutabakata varılmıştı. Ve bizler sonuç odaklı ve ucu açık olmayan bir müzakere sürecinde geriye kalan kısımları da görüşüp tamamlayalım dedik. Yani tekrardan her şeye sıfırdan başlamayalım. Bu işi ucu açık bırakıp yıllara yaymayalım. Her defasında bu konulara sıfırdan başlayıp aynı şeyleri tekrar tekrar görüşmek istemiyoruz. Çünkü Sayın Anastasiadis’in Kıbrıs Türk ve Türkiye tarafının Cranas Montana’da uluslararası toplum önünde sergilediği çözüm iradesinin zamana oynanarak unutturulması çabalarına izin vermeyeceğiz. Çünkü artık gelecek kuşaklar için öngörülebilir bir Kıbrıs istiyoruz. ”

SEÇİM KONUŞMUYORUZ, ÖNCELİK POLİTİKALARIMIZDIR
“Biz Crans Montana öncesinde ve sonrasında ne söylediysek önceki gün Sayın Cumhurbaşkanı da Guterres’e bunları söyledi. 11 Şubat 2014 belgesinin teyidini, geçmiş mutabakatların korunmasını, siyasi eşitlik ile ilgili tartışmaların bertaraf edilmesini ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir müzakere sürecinin olmasını istedi. Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanının bu noktalar üzerinden gösterdiği çabaya desteğimizin olduğunu bir kez daha yineledik. Hem de CTP olarak, herkesin 24 saat boyunca cumhurbaşkanlığı seçimini konuştuğu, herkesin Nisan’ı düşünerek pozisyon aldığı bir dönemde hala aynı şeyi söylüyoruz. Bizim için bütün seçimlerden de önemli olan bu adada öngörülebilirliğin bir an önce oluşmasıdır. Dolayısı ile bu işlerin bu kadar sıcak görüşüldüğü dönemde cumhurbaşkanlığı seçimini konuşmak bizim için lükstür, günü gelene kadar konuşmayacağız ve sürecin takipçisi olacağız. Bizim için ideallerimiz önemlidir, politikalarımız önemlidir, 1970’ten beri belirlediğimiz hedefler önemlidir. Seçimler sadece araçtır, amaç hedeflerimiz, ilkelerimiz ve umutlarımızdır. Biz amaca odaklanmaya devam edeceğiz.”

HÜKÜMETİN AB ÇATISI ALTINDA İKİ DEVLET TEZİ HİÇBİR ŞEKİLDE GERÇEKÇİ DEĞİL
“Biz bunu yaparken bir hükümet kuruldu 4 ay önce ve kendi hükümet programına bir cümlecik yerleştirdi: Federasyon artık geride kalmıştır, 50 yıldır federasyon görüşüyoruz bir sonuç alamadık, onun için daha fazla vakit kaybetmek yerine daha gerçekçi alternatifler ortaya koymamız lazım. Daha gerçekçi olan alternatif de AB çatısı altında olan 2 devlettir dediler ve bunu programa yazdılar. O günden beri CTP hiç aralık vermeden şunu söyledi: Ortaya attığınız “alternatif” hiçbir şekilde gerçekçi değildir. Gerek KKTC gerekse TC, Crans Montana’dan beri, hangi çözüm bulunacaksa BM şemsiyesi altında bulunacak ve müzakere edilerek bulunacak diyor. Demek ki hükümetin belirlediği bu alternatif AB çatısı altında 2 ayrı devlet üzerinde BM şemsiyesi altında gerçekleştirilecek müzakereler yoluyla anlaşmaya varılmasıdır. Hükümet ne bekliyor Anastasiadis’ten? Kendisi “ben siyasi eşitliği kendi halkıma anlatamam” derken BM çatısı altındaki müzakerelerde şunu kabul etmesi bekleniyor: Önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ikna olacak, KKTC’nin tanınmasının önündeki engelleri kaldıracak, sonra 28 AB üyesi ülke KKTC’yi tanıma konusunda ikna edilecek, bu da yetmeyecek, ardından da Anastasiadis siyasi eşitlik konusunda ikna edemediğini söylediği halkını KKTC’nin tanınması konusunda ikna edecek ve kendileri de artık “Kıbrıs Cumhuriyeti” adını kullanmayacak ve Rum devleti ve KKTC olarak AB çatısı altında iki devlet olacak. Bu hükümetin gerçekçi diye halkımıza anlattığı formül budur.”

BU ALTERNATİF GERÇEKÇİ OLMADIĞI GİBİ YENİ SORUNLARLA DA YÜKLÜDÜR
“Hükümet ortaya kendi deyimiyle bir alternatif attı. Bu öyle bir alternatif ki gerçekçi olmadığı bir yana yeni sorunlarla da yüklü. Bir an için varsayalım ki bu alternatif gerçekleşti, peki mesela mülkiyet sorunu nasıl hallolacak? Annan Planı döneminde federasyondaki mülkiyet düzenlemelerini eleştiriyorlardı. Kendi önerdikleri formülde ne olacak? AB çatısı altında iki ayrı devlet oldu diyelim, bu iki ayrı anayasa olacak demektir. Federasyondaki federal anayasada mülkiyet sorununun çözümü de anayasanın diğer hükümleri gibi iki ayrı referandumda onaylanacak ve her bir birey için geçerli olacaktı. Peki AB çatısı altında iki ayrı devlet olunca, ortak bir anayasa olmayacağına göre mülkiyet sorunu nasıl çözülecek? AB yurttaşı Kıbrıslı Rum eski mal sahiplerinin AB yurttaşı Kıbrıslı Türklere karşı açacakları davalar yoluyla mı? Buna yanıt verilmiyor? Peki federasyonda var olan iki bölgelilik ilkesi AB çatısı altındaki iki ayrı devlette olacak mı? Toprak konusunda ne yapılacak? Evet, 50 yıldır devam eden ve bizi çözüme ulaştırmayan müzakerelerden hepimiz yorulduk. Ama bunun yerine bir alternatif önerecekseniz, bunun sıfırdan başlayıp onlarca yıl sürmeyecek, Kıbrıs Türk halkını yepyeni sorunlarla karşı karşıya bırakmayacak, gerçekçi bir alternatif olduğunu gerekçeleriyle birlikte anlatmanız gerekiyor”.