Ülkemizde geçtiğimiz hafta bir oto galerinin kurşunlanmasıyla birlikte, yalnızca bir iş yerine değil; bu ülkenin güvenlik algısına, çocuklarına ve geleceğine de ateş edildi. Olayın faili olarak anılan kişinin bir çocuk olması ise, yaşananları çok daha ağır ve çok daha düşündürücü kılmaktadır.
Bu ülkede gözle görülebilir bir güvenlik açığı vardır. Ülkeye giriş ve çıkışlar yeterince denetleniyor mu? Uyruğundan bağımsız olarak, çocuklar nasıl ve neden suça sürükleniyor?
Söz konusu çocuğun, yargılama sürecinin ardından cezasının bir bölümünü bu ülkede çekip Türkiye’ye iade edilmesi de muhtemeldir. Hukuki süreçler elbette işleyecektir. Ancak mesele yalnızca kim olduğu ya da nerede ceza çekeceği değildir. Asıl mesele, bu olayın hepimize sordurduğu sorulardır.
Peki bu ülkede suça sürüklenen çocuklara ne oluyor? Suça sürüklenen çocuklar, mahkum edildiklerinde yetişkinlerle aynı cezaevlerine gönderiliyor. Çocuklara özgü bir cezaevi veya rehabilite merkezi eksikliği sadece mahkumiyet sürecini değil, sonraki süreci de etkileyen bir durum olarak karşımızda duruyor. Cezaevinin alternatifi olarak, mahkumları cezalandırmaktan çok rehabilite etmeyi ve topluma yeniden kazandırmayı hedefleyen bir sistem yok. Mahkumiyet sürecinde eğitim ve psikolojik destek sınırlı.
Bu tabloyu daha da çarpıcı kılan ise rakamlardır. Resmi verilere göre; 2021 yılında 15 olan suçlu çocuk sayısı, 2022’de 42’ye, 2023’te 71’e yükselmiş; 2024 yılında ise bu sayı 127’ye çıkmıştır. Rakamlar açıktır: Çocuk suçu istisna olmaktan çıkmış, her yıl artarak devam eden yapısal bir soruna dönüşmüş durumdadır.
Çocukların hassas, kırılgan ve manipülasyona açık bireyler olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Tam da bu nedenle suç örgütleri tarafından bilinçli olarak tercih edilmekte, suça sürüklenmekte ve kolayca harcanmaktadırlar. Bu çocuklar suçu planlayanlar değil; çoğu zaman suçun en savunmasız halkasıdır.
Bugün konuşmadığımız her eksiklik, yarın daha fazla çocuk suçlu olarak karşımıza çıkma olasılığını artırmakta. Bugün görmezden geldiğimiz her çocuk, yarın bu ülkenin kaybedilmiş bir geleceği olabilir.
Biz gençler biliyoruz ki, güvenlik sadece polis sayısıyla sağlanamaz. Adalet sadece ceza vermek değildir ve bir ülkenin gerçek gücü, çocuklarını nasıl koruduğuyla ölçülür.
Bu nedenle çağrımız çok açık ve nettir; çocuklar için ayrı ve insani koşullara sahip ıslah evleri kurulmalıdır. Suça sürüklenen çocuklar için eğitim, psikolojik destek ve rehabilitasyon esas alınmalıdır. Güvenlik politikaları günü kurtaran değil, geleceği koruyan bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır.
Biz, bir çocuğun eline silah değil; umut verilmesi gereken bir ülkede yaşamak istiyoruz.