Alım gücünü aşındıran ücret politikası, özel sektör çalışanını fakirleşmeye mahkûm ediyor

Bugün ülkede yaşanan en temel sorunlardan biri, özellikle özel sektör çalışanlarının ücretlerinin alım gücünün her geçen gün sistemli biçimde aşındırılmasıdır. Hayat pahalılığı karşısında korunmayan ve her seferinde açıklanan hayat pahalılığı oranından daha az artış verilen her ücret, açıklandığı anda fiilen bir kayıp anlamına gelmektedir.

Bu ülkede çalışanların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin alım gücü her geçen gün erimektedir.

Kamu çalışanları için %21,66 oranında maaş artışı yapılırken, asgari ücretliye %18,39 artış dayatılması kabul edilemez. Bu tablo, kimin gözden çıkarıldığını net biçimde göstermektedir. Dar gelirli emekçiler, bu hükümetin vicdanında açıkça görmezden gelinmektedir.

Bir önceki artışta da emekçiden kesilmiş olan hak, bu asgari ücret masasında yine hükümet tarafından kesilmiştir. Bu nedenle mesele yalnızca yüzdelik oranlar değildir.
Mesele siyasi tercihlerdir. Mesele sosyal devletin yok edilmesidir.
Mesele; artan gıda fiyatları, fahiş kiralar, eğitim, sağlık, ulaşım ve elektrik giderleri karşısında asgari ücretle geçinmenin artık mümkün olmamasıdır. Alım gücü korunmayan bir ücret artışı, gerçek bir artış değil; yoksullaşmanın devamıdır. Bu hatadan derhal dönülmelidir.

Asgari ücretliye hakkı verilmediği gibi, küçük ve orta ölçekli işletmelere, esnafa, üreticiye de yeterli ve zorunlu destekler ile hibeler devlet tarafından doğru şekilde kurgulanmadığı için bu işletmeler de zor duruma sokulmaktadır.

Asgari ücret, sadece hayatta kalmaya değil, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmeye yetmelidir. Emekçinin alım gücü korunmadan ne ekonomik istikrar sağlanabilir ne de toplumsal huzur mümkündür.

Asgari ücretin hayat pahalılığı karşısında ezdirilmesine, çalışanların alım gücünün her düzenlemede biraz daha düşürülmesine sessiz kalmayacağız.

Bu mücadele, rakamların değil; yaşamın mücadelesidir.