Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasında yeniden tırmanan İsrail–ABD–İran gerilimini ve karşılıklı askeri hamleleri büyük bir kaygıyla izliyoruz. Bölgedeki karşılıklı ateş ve misilleme söylemleri, zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da sarsmakta; yeni çatışma risklerini büyütmekte ve sivillerin hayatını doğrudan tehdit etmektedir. Tarih bize göstermiştir ki askeri gerilimler kısa vadeli siyasi hesaplara hizmet etse bile uzun vadede halklara yalnızca yıkım, göç ve acı bırakmaktadır.
Her gerilim dalgası; masum insanların yaşam hakkını, çocukların geleceğini ve bölge halklarının ortak refah umudunu hedef almaktadır. Yaşanan her can kaybı, yalnızca bir istatistik değil; bir ailenin, bir toplumun geri dönülmez kaybıdır. Şiddetin ve askeri tırmanmanın normalleştirilmesi, Akdeniz havzasını kalıcı bir istikrarsızlık kuşağına dönüştürme tehlikesi taşımaktadır.
Bölgesel ve küresel aktörlerin sorumluluğu, gerilimi artıracak adımlar yerine uluslararası hukuka dayalı diyalog kanallarını güçlendirmektir.
Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Çözüm askeri tırmanmada değil, diplomasi ve müzakere zeminindedir. Bölgesel ve küresel aktörlerin sorumluluğu, gerilimi artıracak adımlar yerine uluslararası hukuka dayalı diyalog kanallarını güçlendirmektir. Akdeniz’de kalıcı istikrarın ve kapsamlı barışın sağlanması; enerji güvenliğinden ticarete, çevresel iş birliğinden insani güvenliğe kadar tüm alanlarda bölge halklarının ortak yararınadır.
Akdeniz’in bir çatışma alanı değil, iş birliği ve ortak kalkınma havzası olması mümkündür ve zorunludur.
Barış yalnızca çatışmanın yokluğu değildir; güvenliğin, ekonomik iş birliğinin ve karşılıklı saygının kurumsallaşmasıdır. Akdeniz’in bir çatışma alanı değil, iş birliği ve ortak kalkınma havzası olması mümkündür ve zorunludur. Bunun yolu da askeri güç gösterilerinden değil, uluslararası hukuk, diyalog ve çok taraflı diplomasi mekanizmalarından geçmektedir.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, bölgede gerilimi tırmandıran tüm adımlara karşı; sivillerin korunmasını, çatışmasızlık rejiminin tesis edilmesini ve kapsamlı barış müzakerelerinin derhal başlatılmasını savunmaktadır. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barıştan yalnızca devletler değil, bölgedeki tüm halklar kazançlı çıkacaktır.
Akdeniz’in geleceği savaşta değil; barışta, istikrarda ve ortak akıldadır.
CTP Basın Bürosu
28.02.2026