Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüker Uluçay, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ülkenin hızla derinleşen ekonomik krizi ve çarşıdaki çıkmazı ele aldı. Uluçay, özellikle Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki fiyat farklarının giderek arttığını ve bunun halkın alım gücünü her geçen gün daha da zorladığını ifade etti. Gıda ürünlerindeki fiyat farklılıklarının ticareti güneye kaydırdığını belirten Uluçay, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin ise bu durumdan giderek daha fazla olumsuz etkilendiğini vurguladı ve "Asgari ücret artışı daha çalışanların cebine girmeden raf fiyatlarının artması, hükümetin yanlış ekonomi politikalarının açık bir sonucudur" dedi.

“Hükümetin gelir desteği uygulaması kayıt dışılığı teşvik ediyor”
Hükümetin asgari ücretliye yönelik sunduğu gelir desteğini eleştiren Uluçay, bu uygulamanın yeni ve sorunlu bir çözüm önerisi sunduğunu söyledi. Asgari ücretin üzerinde maaş alan ve vergisini düzenli ödeyen çalışanlar ile işletmelerin, bu uygulama nedeniyle eşitsizliklere ve kayıt dışılığa yönlendirileceğine dikkat çekti. Uluçay, ayrıca, Maliye Bakanlığı’nın yılın ilk ayında ikinci kez borçlanma yoluna gitmesinin, piyasadaki güvensizliği artırarak ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade ederek "Ekonomik yönetim başarısız ve bu durum halkın her geçen gün daha fazla mağdur olmasına yol açıyor" şeklinde konuştu.

“Çözüm erken seçim”
Uluçay, hükümetin ve Meclis Başkanlığı’nın son dönemde yaşanan yolsuzluk iddialarına karşı sergilediği sessizliğe tepki gösterdi ve bu durumun hem Meclis’in itibarını hem de halkın siyasete olan güvenini zedelediğini vurguladı. Uluçay, ülkenin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun erken seçim olduğunun altını çizdi. Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesiyle bu krizlerin aşılabileceğini belirten Uluçay, CTP’nin şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi. 29:14

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüker Uluçay, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ülkenin hızla derinleşen ekonomik krizi ve çarşıdaki çıkmazı ele aldı. Uluçay, özellikle Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki fiyat farklarının giderek arttığını ve bunun halkın alım gücünü her geçen gün daha da zorladığını ifade etti. Gıda ürünlerindeki fiyat farklılıklarının ticareti güneye kaydırdığını belirten Uluçay, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin ise bu durumdan giderek daha fazla olumsuz etkilendiğini vurguladı ve "Asgari ücret artışı daha çalışanların cebine girmeden raf fiyatlarının artması, hükümetin yanlış ekonomi politikalarının açık bir sonucudur" dedi.

“Hükümetin gelir desteği uygulaması kayıt dışılığı teşvik ediyor”
Hükümetin asgari ücretliye yönelik sunduğu gelir desteğini eleştiren Uluçay, bu uygulamanın yeni ve sorunlu bir çözüm önerisi sunduğunu söyledi. Asgari ücretin üzerinde maaş alan ve vergisini düzenli ödeyen çalışanlar ile işletmelerin, bu uygulama nedeniyle eşitsizliklere ve kayıt dışılığa yönlendirileceğine dikkat çekti. Uluçay, ayrıca, Maliye Bakanlığı’nın yılın ilk ayında ikinci kez borçlanma yoluna gitmesinin, piyasadaki güvensizliği artırarak ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade ederek "Ekonomik yönetim başarısız ve bu durum halkın her geçen gün daha fazla mağdur olmasına yol açıyor" şeklinde konuştu.

“Çözüm erken seçim”
Uluçay, hükümetin ve Meclis Başkanlığı’nın son dönemde yaşanan yolsuzluk iddialarına karşı sergilediği sessizliğe tepki gösterdi ve bu durumun hem Meclis’in itibarını hem de halkın siyasete olan güvenini zedelediğini vurguladı. Uluçay, ülkenin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun erken seçim olduğunun altını çizdi. Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesiyle bu krizlerin aşılabileceğini belirten Uluçay, CTP’nin şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLktfUjkteXNOMG9N
Cumhuriyetçi Türk Partisi 2.5K

Uluçay: Ekonomik çıkmazın derinleşmesi halkı zorluyor

28 Ocak 2026 15:27

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüker Uluçay, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ülkenin hızla derinleşen ekonomik krizi ve çarşıdaki çıkmazı ele aldı. Uluçay, özellikle Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki fiyat farklarının giderek arttığını ve bunun halkın alım gücünü her geçen gün daha da zorladığını ifade etti. Gıda ürünlerindeki fiyat farklılıklarının ticareti güneye kaydırdığını belirten Uluçay, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin ise bu durumdan giderek daha fazla olumsuz etkilendiğini vurguladı ve "Asgari ücret artışı daha çalışanların cebine girmeden raf fiyatlarının artması, hükümetin yanlış ekonomi politikalarının açık bir sonucudur" dedi.

“Hükümetin gelir desteği uygulaması kayıt dışılığı teşvik ediyor”
Hükümetin asgari ücretliye yönelik sunduğu gelir desteğini eleştiren Uluçay, bu uygulamanın yeni ve sorunlu bir çözüm önerisi sunduğunu söyledi. Asgari ücretin üzerinde maaş alan ve vergisini düzenli ödeyen çalışanlar ile işletmelerin, bu uygulama nedeniyle eşitsizliklere ve kayıt dışılığa yönlendirileceğine dikkat çekti. Uluçay, ayrıca, Maliye Bakanlığı’nın yılın ilk ayında ikinci kez borçlanma yoluna gitmesinin, piyasadaki güvensizliği artırarak ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade ederek "Ekonomik yönetim başarısız ve bu durum halkın her geçen gün daha fazla mağdur olmasına yol açıyor" şeklinde konuştu.

“Çözüm erken seçim”
Uluçay, hükümetin ve Meclis Başkanlığı’nın son dönemde yaşanan yolsuzluk iddialarına karşı sergilediği sessizliğe tepki gösterdi ve bu durumun hem Meclis’in itibarını hem de halkın siyasete olan güvenini zedelediğini vurguladı. Uluçay, ülkenin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun erken seçim olduğunun altını çizdi. Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesiyle bu krizlerin aşılabileceğini belirten Uluçay, CTP’nin şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüker Uluçay, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ülkenin hızla derinleşen ekonomik krizi ve çarşıdaki çıkmazı ele aldı. Uluçay, özellikle Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki fiyat farklarının giderek arttığını ve bunun halkın alım gücünü her geçen gün daha da zorladığını ifade etti. Gıda ürünlerindeki fiyat farklılıklarının ticareti güneye kaydırdığını belirten Uluçay, Kuzey Kıbrıs’taki işletmelerin ise bu durumdan giderek daha fazla olumsuz etkilendiğini vurguladı ve "Asgari ücret artışı daha çalışanların cebine girmeden raf fiyatlarının artması, hükümetin yanlış ekonomi politikalarının açık bir sonucudur" dedi.

“Hükümetin gelir desteği uygulaması kayıt dışılığı teşvik ediyor”
Hükümetin asgari ücretliye yönelik sunduğu gelir desteğini eleştiren Uluçay, bu uygulamanın yeni ve sorunlu bir çözüm önerisi sunduğunu söyledi. Asgari ücretin üzerinde maaş alan ve vergisini düzenli ödeyen çalışanlar ile işletmelerin, bu uygulama nedeniyle eşitsizliklere ve kayıt dışılığa yönlendirileceğine dikkat çekti. Uluçay, ayrıca, Maliye Bakanlığı’nın yılın ilk ayında ikinci kez borçlanma yoluna gitmesinin, piyasadaki güvensizliği artırarak ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade ederek "Ekonomik yönetim başarısız ve bu durum halkın her geçen gün daha fazla mağdur olmasına yol açıyor" şeklinde konuştu.

“Çözüm erken seçim”
Uluçay, hükümetin ve Meclis Başkanlığı’nın son dönemde yaşanan yolsuzluk iddialarına karşı sergilediği sessizliğe tepki gösterdi ve bu durumun hem Meclis’in itibarını hem de halkın siyasete olan güvenini zedelediğini vurguladı. Uluçay, ülkenin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun erken seçim olduğunun altını çizdi. Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesiyle bu krizlerin aşılabileceğini belirten Uluçay, CTP’nin şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLktfUjkteXNOMG9N

Uluçay: Ekonomik çıkmazın derinleşmesi halkı zorluyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Ocak 2026 15:27

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fide Kürşat, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, ülkede çok sayıda sorun bulunduğunu, her şeyin darmadağın halde olduğunu ancak buna karşın hükümet içindeki skandalların her geçen gün daha fazla ortaya saçıldığını söyledi.  “Bu Meclis, hiç bu kadar kirlenmişlik, hiç bu kadar itibarsızlaşma, hiç bu kadar karanlık bir dönem geçirdi mi?” siye soran Kürşat, Üstel hükümetinin ‘kapkara bir dönem” olarak değerlendirdi ve bu sürecin ileride karanlık bir dönem olarak anılacağını kaydetti.

“Halk isyan ediyor, memleketin gerçekleriyle yaşamıyorsunuz”
Bir gün önce, Meclis kürsüsünde “aydınlık günler” anlatıldığını hatırlatan Kürşat, “Ya onlar bu memleketin gerçekleriyle yaşamıyorlar ya da bizler. Ama toplumun geneli artık dayanamıyor” şeklinde konuştan Kürşat, ülkenin dört bir yanında insanların isyan ettiğini, sivil toplum örgütlerinin her gün eylem yaptığını ve istifa çağrısında bulunduğunu belirterek gazeteciler ve mahkemeler tarafından her gün yeni bir skandalın ortaya çıkarıldığını ifade etti. Hükümetin buna karşı ceza yasasında değişiklik yaparak halkın ve gazetecilerin kamusal görevlerini yerine getirmesini engellemeye çalıştığını vurguladı.

“Halk erken seçime gitmek istiyor”
Kürşat, mahkemede ortaya atılan iddialara işaret ederek “Artık istifa edin, çekin, gidin, halkın, yargının önünü açın. Sayenizde bu memlekette demokratik hukuk devletinden bahsetmek mümkün değil.” dedi. Ülkede derin bir yoksulluk yaşandığını ve güvensizliğin her geçen gün arttığını ifade eden Kürşat, eğitimden sağlığa bütün kurumların çöktüğünü söyledi. Kürşat konuşmasını şu ifadelerle sürdür;
“Tahribat çok büyük. Halktan kopuksunuz. Halk erken seçime gitmek istiyor… Her geçen gün daha da farklı iddialar ortaya atılıyor. Hükümetin başından, başbakanlıktan tüm diğer bakanlıklara bürokratlarına kadar her geçen gün iddialar ortaya yayılıyor. Dünyada bu kadar rezillik görülmedi.”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fide Kürşat, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, ülkede çok sayıda sorun bulunduğunu, her şeyin darmadağın halde olduğunu ancak buna karşın hükümet içindeki skandalların her geçen gün daha fazla ortaya saçıldığını söyledi. “Bu Meclis, hiç bu kadar kirlenmişlik, hiç bu kadar itibarsızlaşma, hiç bu kadar karanlık bir dönem geçirdi mi?” siye soran Kürşat, Üstel hükümetinin ‘kapkara bir dönem” olarak değerlendirdi ve bu sürecin ileride karanlık bir dönem olarak anılacağını kaydetti.

“Halk isyan ediyor, memleketin gerçekleriyle yaşamıyorsunuz”
Bir gün önce, Meclis kürsüsünde “aydınlık günler” anlatıldığını hatırlatan Kürşat, “Ya onlar bu memleketin gerçekleriyle yaşamıyorlar ya da bizler. Ama toplumun geneli artık dayanamıyor” şeklinde konuştan Kürşat, ülkenin dört bir yanında insanların isyan ettiğini, sivil toplum örgütlerinin her gün eylem yaptığını ve istifa çağrısında bulunduğunu belirterek gazeteciler ve mahkemeler tarafından her gün yeni bir skandalın ortaya çıkarıldığını ifade etti. Hükümetin buna karşı ceza yasasında değişiklik yaparak halkın ve gazetecilerin kamusal görevlerini yerine getirmesini engellemeye çalıştığını vurguladı.

“Halk erken seçime gitmek istiyor”
Kürşat, mahkemede ortaya atılan iddialara işaret ederek “Artık istifa edin, çekin, gidin, halkın, yargının önünü açın. Sayenizde bu memlekette demokratik hukuk devletinden bahsetmek mümkün değil.” dedi. Ülkede derin bir yoksulluk yaşandığını ve güvensizliğin her geçen gün arttığını ifade eden Kürşat, eğitimden sağlığa bütün kurumların çöktüğünü söyledi. Kürşat konuşmasını şu ifadelerle sürdür;
“Tahribat çok büyük. Halktan kopuksunuz. Halk erken seçime gitmek istiyor… Her geçen gün daha da farklı iddialar ortaya atılıyor. Hükümetin başından, başbakanlıktan tüm diğer bakanlıklara bürokratlarına kadar her geçen gün iddialar ortaya yayılıyor. Dünyada bu kadar rezillik görülmedi.”

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLnlGcmhfWDJwQXZR

Kürşat: İstifa edin, halkın ve yargının önünü açın

Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Ocak 2026 14:42

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada Başbakan Ünal Üstel ve Ziya Öztürkler’e yönelik çok sert eleştirilerde bulundu. Başbakan Ünal Üstel’in geçmişte "jet skandalı" ile anıldığını ve aradan geçen 6 yıla rağmen açıklama yapmadığını hatırlatan Derya, Üstel’in yasama, yürütme ve yargı erklerini hiçe sayarak otoriter bir düzen kurmaya çalıştığını vurguladı. Ülkedeki asayiş sorunlarına dikkat çeken Derya, "Memleket sorma girhanı oldu. Her gün bir kurşunlama yaşanıyor, mafyatik gruplar fink atıyor" dedi. Derya, ayrıca Başbakan’ın Türkiye medyasına verdiği demeçlerde silahların Güney’den geldiğini iddia etmesini de tepki gösterdi.

“Hükümetin sermaye ve patronların isteğine göre hareket ediyor”
Hükümetin sermaye ve patronların isteğine göre hareket ettiğini, emek sömürüsünü derinleştirdiğini belirten Derya, şu ifadeleri kullandı: "Sektör istediği için yabancı iş gücü getiriliyor, %30 daha az asgari ücretle insan çalıştırıp ırkçılık yapılıyor. Kamu sağlığı çöküyor, bebek ölümleri ve ilaçlı mama skandalının hesabı hâlâ verilmedi. Eğitimde konteyner sınıflar artarken, mevduatlardan yapılan kesintiler kamuya harcanmadı. Bir yanda peşkeşler ve vergi afları… Kamu maliyesi çökertildi, kamusal ne varsa yıkıldı" 

“Yazın kayıtlara geçsin ben yine yalancıya yalancı diyeceğim”
Derya, Meclis Başkanlığı seçimlerinde yaşanan hukuksuzluklara ve Ziya Öztürkler hakkındaki sahte diploma iddialarından bahsederek “Öztürkler intihaliyle ilgili suçu öğrencilere attı. Hiçbir şekilde sorumluluk almıyor ve burada meclis başkanı olarak toplumun gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Yazın kayıtlara geçsin yalancıya yalancı denir, sahtekara sahtekar deniz bunu söylemek benim boynumun borcudur” şeklinde konuştu. 

“Geleceği çalıyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok”
Konuşmasının sonunda ülkenin siyasal yapısının gördüğü her zararın kendisini de bir yurttaş olarak üzdüğünü dile getiren Derya kurumların şaibelere bulaşmadan sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin önemine değindi ve her şeyin yasalara saygı üzerinden ilerlediğini vurguladı. Derya sözlerini, "Geleceği çalıyorsunuz, kurumları itibarsızlaştırıyorsunuz. Bu ülkeye bunu yapmaya hakkınız yok, gideceksiniz" diyerek noktaladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Doğuş Derya, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada Başbakan Ünal Üstel ve Ziya Öztürkler’e yönelik çok sert eleştirilerde bulundu. Başbakan Ünal Üstel’in geçmişte "jet skandalı" ile anıldığını ve aradan geçen 6 yıla rağmen açıklama yapmadığını hatırlatan Derya, Üstel’in yasama, yürütme ve yargı erklerini hiçe sayarak otoriter bir düzen kurmaya çalıştığını vurguladı. Ülkedeki asayiş sorunlarına dikkat çeken Derya, "Memleket sorma girhanı oldu. Her gün bir kurşunlama yaşanıyor, mafyatik gruplar fink atıyor" dedi. Derya, ayrıca Başbakan’ın Türkiye medyasına verdiği demeçlerde silahların Güney’den geldiğini iddia etmesini de tepki gösterdi.

“Hükümetin sermaye ve patronların isteğine göre hareket ediyor”
Hükümetin sermaye ve patronların isteğine göre hareket ettiğini, emek sömürüsünü derinleştirdiğini belirten Derya, şu ifadeleri kullandı: "Sektör istediği için yabancı iş gücü getiriliyor, %30 daha az asgari ücretle insan çalıştırıp ırkçılık yapılıyor. Kamu sağlığı çöküyor, bebek ölümleri ve ilaçlı mama skandalının hesabı hâlâ verilmedi. Eğitimde konteyner sınıflar artarken, mevduatlardan yapılan kesintiler kamuya harcanmadı. Bir yanda peşkeşler ve vergi afları… Kamu maliyesi çökertildi, kamusal ne varsa yıkıldı"

“Yazın kayıtlara geçsin ben yine yalancıya yalancı diyeceğim”
Derya, Meclis Başkanlığı seçimlerinde yaşanan hukuksuzluklara ve Ziya Öztürkler hakkındaki sahte diploma iddialarından bahsederek “Öztürkler intihaliyle ilgili suçu öğrencilere attı. Hiçbir şekilde sorumluluk almıyor ve burada meclis başkanı olarak toplumun gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Yazın kayıtlara geçsin yalancıya yalancı denir, sahtekara sahtekar deniz bunu söylemek benim boynumun borcudur” şeklinde konuştu.

“Geleceği çalıyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok”
Konuşmasının sonunda ülkenin siyasal yapısının gördüğü her zararın kendisini de bir yurttaş olarak üzdüğünü dile getiren Derya kurumların şaibelere bulaşmadan sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin önemine değindi ve her şeyin yasalara saygı üzerinden ilerlediğini vurguladı. Derya sözlerini, "Geleceği çalıyorsunuz, kurumları itibarsızlaştırıyorsunuz. Bu ülkeye bunu yapmaya hakkınız yok, gideceksiniz" diyerek noktaladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlZSZGFNcm5BY2dv

Derya: Üstel başbakan olduğundan beri taş üstünde taş kalmadı

Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Ocak 2026 14:12

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Devrim Barçın, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Başbakanlık Müsteşarı Cahitoğlu ile ilgili ortaya atılan iddialara ve hükümetin tutumuna sert eleştiriler yöneltti.  “Bugünü özetleyen cümle şudur: Tuz koktu” diyen Barçın, konuşmasında, Başbakanın en yakınındaki isimlerden birinin birçok iddia nedeniyle polis tarafından ifadeye çağrıldığını, tutukluluk süresinin uzatıldığını ve daha sonra teminata bağlandığını hatırlattı.  Maliye Bakanı Berova’ya “Bu kişiyi görevden aldınız mı? Hakkında yolsuzluk iddiaları diz boyu olan Başbakan müsteşarını, aylar geçmesine rağmen neden görevden almadınız?” sorularını yöneltti. 

“Cahitoğlu ile ilgili tüm iddialardaki ‘devlet Memuru’ ifadesi bakanlar ve Bakanlar Kurulu’dur” 
Polisin iddiasının, Başbakanlık Müsteşarının bir devlet memuruna arazi kiralaması için 200 bin sterlin teklif ettiği yönünde olduğunu belirten Barçın, “Sayın Berova arazileri sen kiralıyorsun. Söyleyin bana, hangi devlet memuru 200 bin sterlinle arazi kiralar? Bu devlet memuru kimdir?” şeklinde konuştu ve Cahitoğlu’nun halen daha görevde olduğuna, müsteşar maaşı aldığına dikkat çekti. Ayrıca Barçın, Cahitoğlu ile ilgili ortaya atılan tüm iddiaların merkezinde yer alan “devlet memuru” ifadesine de dikkat çekerek, “Cahitoğlu ile ilgili yapılan bütün iddialardaki devlet memuru, bakanlar ve Bakanlar Kurulu’dur. dedi. 

“Maliye Bakanlığı’nın servet beyanı yetkisi var” 
Barçın, Maliye Bakanlığı’nın rüşvet ve yolsuzluk iddiaları bulunan kişilerle ilgili servet beyanı isteme ve tüm aile bağlarıyla mali hesapları inceleme yetkisine sahip olduğunu hatırlattı ve bakanlığı Cahitoğlu ile ilgili bu sorgulamayı yapmadığı için eleştirdi. Bütün sorumluluğun mali polisin üstüne yüklendiğini söyledi. Konuşmasının devamında Maliye Bakanı Berova’ya seslenen Barçın, “Kamu görevinden atılması ve ikramiyesinin bloke edilmesi için soruşturmayı açıp kamu görevlileri yasasını uygulayın” şeklinde konuştu. Hükümetten kimsenin bu konularla ilgili Meclis'te tek kelime etmediğini de söyleyen Devrim Barçın, rüşvet almakla suçlanan hiç kimsenin de konuyla ilgili açıklama yapmadığına dikkat çekti. Barçın, Başbakan Ünal Üstel’in ‘yargıya tam yetki verdik’ sözlerini de eleştirerek “Daha savcılık merceğinin yargı merceği olduğunu bilmeyen bir kişi bu ülkenin anayasal yürütmesini yönetiyor. Siyasi bilgiden yoksun bir kişiyle memleket mi yöneteceğiz” dedi. 

“Sandığı kuralım ve halk kararını versin”
Devrim Barçın, Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen vergi aflarının kararnamelerle çıkarıldığını ifade ederek “Hiç sorumluluğunuz yok mu?” diye sordu ve erken seçim çağrısı yaptı. Hükümetin siyasi sorumluluk almaya ve sandığa gitmeye cesareti olmadığını söyleyen Barçın, konuşmasını, “Sandığı artık kuralım, halk kararını versin” ifadeleriyle tamamladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Devrim Barçın, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Başbakanlık Müsteşarı Cahitoğlu ile ilgili ortaya atılan iddialara ve hükümetin tutumuna sert eleştiriler yöneltti. “Bugünü özetleyen cümle şudur: Tuz koktu” diyen Barçın, konuşmasında, Başbakanın en yakınındaki isimlerden birinin birçok iddia nedeniyle polis tarafından ifadeye çağrıldığını, tutukluluk süresinin uzatıldığını ve daha sonra teminata bağlandığını hatırlattı. Maliye Bakanı Berova’ya “Bu kişiyi görevden aldınız mı? Hakkında yolsuzluk iddiaları diz boyu olan Başbakan müsteşarını, aylar geçmesine rağmen neden görevden almadınız?” sorularını yöneltti.

“Cahitoğlu ile ilgili tüm iddialardaki ‘devlet Memuru’ ifadesi bakanlar ve Bakanlar Kurulu’dur”
Polisin iddiasının, Başbakanlık Müsteşarının bir devlet memuruna arazi kiralaması için 200 bin sterlin teklif ettiği yönünde olduğunu belirten Barçın, “Sayın Berova arazileri sen kiralıyorsun. Söyleyin bana, hangi devlet memuru 200 bin sterlinle arazi kiralar? Bu devlet memuru kimdir?” şeklinde konuştu ve Cahitoğlu’nun halen daha görevde olduğuna, müsteşar maaşı aldığına dikkat çekti. Ayrıca Barçın, Cahitoğlu ile ilgili ortaya atılan tüm iddiaların merkezinde yer alan “devlet memuru” ifadesine de dikkat çekerek, “Cahitoğlu ile ilgili yapılan bütün iddialardaki devlet memuru, bakanlar ve Bakanlar Kurulu’dur. dedi.

“Maliye Bakanlığı’nın servet beyanı yetkisi var”
Barçın, Maliye Bakanlığı’nın rüşvet ve yolsuzluk iddiaları bulunan kişilerle ilgili servet beyanı isteme ve tüm aile bağlarıyla mali hesapları inceleme yetkisine sahip olduğunu hatırlattı ve bakanlığı Cahitoğlu ile ilgili bu sorgulamayı yapmadığı için eleştirdi. Bütün sorumluluğun mali polisin üstüne yüklendiğini söyledi. Konuşmasının devamında Maliye Bakanı Berova’ya seslenen Barçın, “Kamu görevinden atılması ve ikramiyesinin bloke edilmesi için soruşturmayı açıp kamu görevlileri yasasını uygulayın” şeklinde konuştu. Hükümetten kimsenin bu konularla ilgili Meclis'te tek kelime etmediğini de söyleyen Devrim Barçın, rüşvet almakla suçlanan hiç kimsenin de konuyla ilgili açıklama yapmadığına dikkat çekti. Barçın, Başbakan Ünal Üstel’in ‘yargıya tam yetki verdik’ sözlerini de eleştirerek “Daha savcılık merceğinin yargı merceği olduğunu bilmeyen bir kişi bu ülkenin anayasal yürütmesini yönetiyor. Siyasi bilgiden yoksun bir kişiyle memleket mi yöneteceğiz” dedi.

“Sandığı kuralım ve halk kararını versin”
Devrim Barçın, Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen vergi aflarının kararnamelerle çıkarıldığını ifade ederek “Hiç sorumluluğunuz yok mu?” diye sordu ve erken seçim çağrısı yaptı. Hükümetin siyasi sorumluluk almaya ve sandığa gitmeye cesareti olmadığını söyleyen Barçın, konuşmasını, “Sandığı artık kuralım, halk kararını versin” ifadeleriyle tamamladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLlY1ZDNXeDk2WTc0

Barçın: Hakkında yolsuzluk iddiaları olan Başbakan müsteşarını neden hala görevden almadınız?

Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Ocak 2026 13:07

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Meclis Genel Kurulu’nday aşanan skandal olaylara ve bu bağlamdaki tartışmalarla ilgili konuşarak Başbakana eleştirilerde bulundu. Başbakan Ünal Üstel’in Meclis kürsüsünden halka karanlık gün yaşatmadıklarını söyleyerek halkla dalga geçercesine bir açıklama yaptığını ifade eden Talat, hükümetin gerçeklerden kopuk olduğunu ve halkı karanlığa hapsettiğini ifade etti ve “Biz bu açıklamadan rahatsız oluyoruz. Siz rahatsız olmuyor musunuz? Halkla bütün bağlantınızı kayıp mı etiniz?” diye sordu.  

“Gücengeç bir milletvekilleri topluluğu haline geldiniz”
Üstel’in açıklamalarının elektrik kesintilerinin tavan yaptığı, halkın feryat ettiği ve bu memlekette yaşamak istemediğini söylediği bir dönemde yapıldığına dikkat çeken Talat, “Başbakan bir de komite kurma önerisinde bulunuyor” dedi ve konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü; 
“Yargı yolu açıktır diyorsunuz. Bir milletvekilinizin yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılmasına da ret oyu veriyorsunuz. Eğer yargı yolu açıkça bu oyu neden verdiniz? Ne kadar rahat konuşuyorlar. Hem yapıyorsunuz, yüzünüze vurulduğunda da güceniyorsunuz. Gücengeç bir milletvekilleri topluluğu haline geldiniz.” 

“Siyasi sorumluluk kavramını yok ettiniz”
Talat, siyasi sorumluluk kavramının tamamen yok edildiğini ve Meclis’in töhmet altında bırakıldığını ifade ederek “Biz size söyledik, dokunulmazlığı kaldıralım dedik fakat dinlemediniz. Sonra MİK Başkanı hakkında soruşturma açıldı, bu Maliye Bakanının sorumluluğunda değil mi? Bakan, tek bir kelam etmedi çünkü bütçe açılış konuşmalarında pembe tablolar çizmekle meşguldü” dedi. Başbakanın ‘yargıya talimat verdim’ sözlerini de sert bir dille eleştiren Ongun Talat, “Başbakanın sözlerinin her biri ayrı bir skandal. Asgari ücretle ilgili açıklamalar yaptı ne olduğunu bile anlamadık” şeklinde konuştu. 

“Davalardaki siyasi bağlantı çok açık”
Konuşmasının sonunda Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’e seslenen Talat, “Şunu deyin Ziya Bey ‘ben masumum ama makam zeval görmesin’” dedi ve meclis başkanının sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Talat, bu sürecin Emrah Yeşilırmak’ın ve Hasan Tosunoğlu’nun dokunulmazlıklarının kaldırılmamasıyla, MİK Başkanı yargılanırken Maliye Bakanının hiçbir siyasi sorumluluk almamasıyla başladığına dikkat çekerek “Şimdi de Ziya Bey ile devam ediyor. Arkasından ne gelecek kim bilir.. Bu davalarda siyasi bağlantı çok açıktır” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ongun Talat, Meclis Genel Kurulu’nday aşanan skandal olaylara ve bu bağlamdaki tartışmalarla ilgili konuşarak Başbakana eleştirilerde bulundu. Başbakan Ünal Üstel’in Meclis kürsüsünden halka karanlık gün yaşatmadıklarını söyleyerek halkla dalga geçercesine bir açıklama yaptığını ifade eden Talat, hükümetin gerçeklerden kopuk olduğunu ve halkı karanlığa hapsettiğini ifade etti ve “Biz bu açıklamadan rahatsız oluyoruz. Siz rahatsız olmuyor musunuz? Halkla bütün bağlantınızı kayıp mı etiniz?” diye sordu.

“Gücengeç bir milletvekilleri topluluğu haline geldiniz”
Üstel’in açıklamalarının elektrik kesintilerinin tavan yaptığı, halkın feryat ettiği ve bu memlekette yaşamak istemediğini söylediği bir dönemde yapıldığına dikkat çeken Talat, “Başbakan bir de komite kurma önerisinde bulunuyor” dedi ve konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü;
“Yargı yolu açıktır diyorsunuz. Bir milletvekilinizin yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılmasına da ret oyu veriyorsunuz. Eğer yargı yolu açıkça bu oyu neden verdiniz? Ne kadar rahat konuşuyorlar. Hem yapıyorsunuz, yüzünüze vurulduğunda da güceniyorsunuz. Gücengeç bir milletvekilleri topluluğu haline geldiniz.”

“Siyasi sorumluluk kavramını yok ettiniz”
Talat, siyasi sorumluluk kavramının tamamen yok edildiğini ve Meclis’in töhmet altında bırakıldığını ifade ederek “Biz size söyledik, dokunulmazlığı kaldıralım dedik fakat dinlemediniz. Sonra MİK Başkanı hakkında soruşturma açıldı, bu Maliye Bakanının sorumluluğunda değil mi? Bakan, tek bir kelam etmedi çünkü bütçe açılış konuşmalarında pembe tablolar çizmekle meşguldü” dedi. Başbakanın ‘yargıya talimat verdim’ sözlerini de sert bir dille eleştiren Ongun Talat, “Başbakanın sözlerinin her biri ayrı bir skandal. Asgari ücretle ilgili açıklamalar yaptı ne olduğunu bile anlamadık” şeklinde konuştu.

“Davalardaki siyasi bağlantı çok açık”
Konuşmasının sonunda Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’e seslenen Talat, “Şunu deyin Ziya Bey ‘ben masumum ama makam zeval görmesin’” dedi ve meclis başkanının sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Talat, bu sürecin Emrah Yeşilırmak’ın ve Hasan Tosunoğlu’nun dokunulmazlıklarının kaldırılmamasıyla, MİK Başkanı yargılanırken Maliye Bakanının hiçbir siyasi sorumluluk almamasıyla başladığına dikkat çekerek “Şimdi de Ziya Bey ile devam ediyor. Arkasından ne gelecek kim bilir.. Bu davalarda siyasi bağlantı çok açıktır” dedi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLkYxT1ByMTUybWU4

Talat: Halkla bütün bağlantınızı kayıp mı etiniz?

Cumhuriyetçi Türk Partisi 28 Ocak 2026 12:06

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Erkut Şahali Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşarak hükümeti sert bir dille eleştirdi ve Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in görevden çekilme sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

CTP Milletvekili Erkut Şahali, UBP eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ın mahkemesinde yaşananları hatırlatarak “Dün bir mahkemede tüm üniversiteleri töhmet altında bırakan ve yükseköğrenim alanı başta olmak üzere ülkenin itibarını zedeleyen geçersiz diploma skandalına ilişkin bir oturum yapıldı” şeklinde konuştu ve mahkeme sırasında Meclis Başkanı Ziya Öztürkler hakkında ortaya atılan iddiaya işaret etti. Şahali, söz konusu iddianın ilk kez Meclis kürsüsünde gündeme geldiği sırada Öztürkler’in salona gelerek kısa bir açıklama yaptığını belirtti. Erkut Şahali,  Öztürkler’in “İddialar geçersizdir, ispatlanırsa hem dokunulmazlığımın kaldırılmasına hem de yargılanmamın önünün açılmasına ön ayak olacak ilk kişi ben olurum” şeklindeki açıklamasının, yargıç huzurunda yeminli şahadet veren bir tanık tarafından dile getirilen bir iddia karşısında yeterli olmadığını ifade etti ve bunun “sıradan bir iftira” olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı. Tanığın benzer bir konudan yargılanmış ve 15 yıl mahkûmiyet almış bir kişi olduğuna dikkat çeken Şahali bu durumun iddiayı basında yer alan sıradan bir söylemden ayırdığını sözlerine ekledi. 

“Halkın iradesi gölge altında kalıyor”
Öztürkler’in mahkemede görüşülen davayla ilgili sonucu etkileyebilecek bir konumda olduğuna dair iddianın görmezden gelinemeyeceğini ve böyle bir iddia varken Meclis oturumuna başkanlık etmesinin sakıncasız sayılamayacağını ifade eden CTP Milletvekili Şahali, Ziya Öztürkler’in iddiayı kesin bir dille yalanladığını ancak bu iddiaya karşı polise herhangi bir şikâyette bulunup bulunmadığını sordu. Şahali, mahkeme huzurunda dile getirilen iddiaların daha pek çok ismin kamuoyunda tartışılmasına vesile olacağını da ifade ederek Öztürkler’in bu konuda gerekli girişimleri yapmak ve bir sonuca ulaşmak gibi yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı. Bu sürecin tahammül edilecek ya da hazmedilecek bir süreç olmadığını kaydeden Şahali “Yapılması gereken meclisi temsiliyet sorumluluğu bulunan Öztürkler’in Meclis’i özgür kılmasıdır” dedi.  Şahali, Meclis Başkanı’nın, hakkında böylesi fahiş ve sonuç doğurabilecek bir iddia varken Genel Kurul’u yönetmeye devam etmesinin, halk iradesinin temsilini gölge altına alacağını ifade ederek Cumhuriyet Meclisi’nin yönetilmesinin son derece ciddi bir sorumluluk olduğunu vurguladı. 

“Meclis oturumunu yönetecek kişinin şüphelerden ‘ari’ olması gerek”
Şahali, masumiyet karinesine saygı duyduklarını ancak başsavcılığın tanığı durumundaki bir kişinin Öztürkler hakkında ortaya attığı iddia ve verdiği beyanın kendileri açısından “makul şüphe” oluşturduğunu söyledi. “Bu nedenle Ziya Öztürkler’in bulunduğu görevden çekilmek gibi bir sorumluluğu var. Bunun hiç kaçarı yoktur. Taşıdığı sıfat, sadece bir milletvekilliği için bile fazlasıyla ciddidir” diyen Şahali, şüphenin dağılmasına veya sorumluluğun üstlenilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.  Şahali, aslında hükümetin yetersizliğini anlatmak üzere söz aldığını fakat konuşacak ortam bile olmadığını belirterek “Bu memlekette çok ciddi, yakıcı sorunlar var ve halkın meclisinde bunların dile gelmesi ve çözümleri konuşulması gerekir” şeklinde konuştu, meclis oturumunu yönetecek kişinin ise şüphelerden ‘ari’ olması gerektiğini vurguladı. Beklentimiz demokrasinin beşiği sayılan meclisimizde başkan sayılan kişinin demokratik bir olgunlukla bu yönde bir adım atmasıdır” şeklinde konuşmasına devam eden Erkut Şahali, Meclis’te itibarın sorgulandığı her günün Kıbrıs Türk halkının özgüveni açısından büyük kayıplar yaşatacağını söyledi.

“Tartışmalar kişiselleştirilmemeli esas olan hukuk devleti sorumluluğu”
CTP Milletvekili Erkut Şahali, bir kişinin akademik ve siyasi hayatıyla ilgili şaibeli iddialar söz konusuysa ve mağduriyet yaşıyorsa avukatlara oyalanmak yerine koşarak polise gitmesi gerektiğini ifade etti ve Öztürkler’e “bu mesele sizi kamuoyunda çiğnedi” dedi.  Söz konusu davanın ilk tahkikat aşamasından beri kamuoyunu yaraladığını belirten Şahali tanığın muteber Başsavcılık makamının davetiyle ifade verdiğine çekti.  Şahali, tartışmaların kişileştirilmemesi gerektiğini de belirterek kavramlar ve kurumlar üzerinden yapılmış değerlendirmeler olduğunu söyledi.  Şahali, konuşmasının odağının ‘hukuk devletini yöneten kişilerin sicilinin ari olması’ noktasında olduğunu vurguladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Erkut Şahali Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşarak hükümeti sert bir dille eleştirdi ve Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in görevden çekilme sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

CTP Milletvekili Erkut Şahali, UBP eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ın mahkemesinde yaşananları hatırlatarak “Dün bir mahkemede tüm üniversiteleri töhmet altında bırakan ve yükseköğrenim alanı başta olmak üzere ülkenin itibarını zedeleyen geçersiz diploma skandalına ilişkin bir oturum yapıldı” şeklinde konuştu ve mahkeme sırasında Meclis Başkanı Ziya Öztürkler hakkında ortaya atılan iddiaya işaret etti. Şahali, söz konusu iddianın ilk kez Meclis kürsüsünde gündeme geldiği sırada Öztürkler’in salona gelerek kısa bir açıklama yaptığını belirtti. Erkut Şahali, Öztürkler’in “İddialar geçersizdir, ispatlanırsa hem dokunulmazlığımın kaldırılmasına hem de yargılanmamın önünün açılmasına ön ayak olacak ilk kişi ben olurum” şeklindeki açıklamasının, yargıç huzurunda yeminli şahadet veren bir tanık tarafından dile getirilen bir iddia karşısında yeterli olmadığını ifade etti ve bunun “sıradan bir iftira” olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı. Tanığın benzer bir konudan yargılanmış ve 15 yıl mahkûmiyet almış bir kişi olduğuna dikkat çeken Şahali bu durumun iddiayı basında yer alan sıradan bir söylemden ayırdığını sözlerine ekledi.

“Halkın iradesi gölge altında kalıyor”
Öztürkler’in mahkemede görüşülen davayla ilgili sonucu etkileyebilecek bir konumda olduğuna dair iddianın görmezden gelinemeyeceğini ve böyle bir iddia varken Meclis oturumuna başkanlık etmesinin sakıncasız sayılamayacağını ifade eden CTP Milletvekili Şahali, Ziya Öztürkler’in iddiayı kesin bir dille yalanladığını ancak bu iddiaya karşı polise herhangi bir şikâyette bulunup bulunmadığını sordu. Şahali, mahkeme huzurunda dile getirilen iddiaların daha pek çok ismin kamuoyunda tartışılmasına vesile olacağını da ifade ederek Öztürkler’in bu konuda gerekli girişimleri yapmak ve bir sonuca ulaşmak gibi yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı. Bu sürecin tahammül edilecek ya da hazmedilecek bir süreç olmadığını kaydeden Şahali “Yapılması gereken meclisi temsiliyet sorumluluğu bulunan Öztürkler’in Meclis’i özgür kılmasıdır” dedi. Şahali, Meclis Başkanı’nın, hakkında böylesi fahiş ve sonuç doğurabilecek bir iddia varken Genel Kurul’u yönetmeye devam etmesinin, halk iradesinin temsilini gölge altına alacağını ifade ederek Cumhuriyet Meclisi’nin yönetilmesinin son derece ciddi bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Meclis oturumunu yönetecek kişinin şüphelerden ‘ari’ olması gerek”
Şahali, masumiyet karinesine saygı duyduklarını ancak başsavcılığın tanığı durumundaki bir kişinin Öztürkler hakkında ortaya attığı iddia ve verdiği beyanın kendileri açısından “makul şüphe” oluşturduğunu söyledi. “Bu nedenle Ziya Öztürkler’in bulunduğu görevden çekilmek gibi bir sorumluluğu var. Bunun hiç kaçarı yoktur. Taşıdığı sıfat, sadece bir milletvekilliği için bile fazlasıyla ciddidir” diyen Şahali, şüphenin dağılmasına veya sorumluluğun üstlenilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti. Şahali, aslında hükümetin yetersizliğini anlatmak üzere söz aldığını fakat konuşacak ortam bile olmadığını belirterek “Bu memlekette çok ciddi, yakıcı sorunlar var ve halkın meclisinde bunların dile gelmesi ve çözümleri konuşulması gerekir” şeklinde konuştu, meclis oturumunu yönetecek kişinin ise şüphelerden ‘ari’ olması gerektiğini vurguladı. Beklentimiz demokrasinin beşiği sayılan meclisimizde başkan sayılan kişinin demokratik bir olgunlukla bu yönde bir adım atmasıdır” şeklinde konuşmasına devam eden Erkut Şahali, Meclis’te itibarın sorgulandığı her günün Kıbrıs Türk halkının özgüveni açısından büyük kayıplar yaşatacağını söyledi.

“Tartışmalar kişiselleştirilmemeli esas olan hukuk devleti sorumluluğu”
CTP Milletvekili Erkut Şahali, bir kişinin akademik ve siyasi hayatıyla ilgili şaibeli iddialar söz konusuysa ve mağduriyet yaşıyorsa avukatlara oyalanmak yerine koşarak polise gitmesi gerektiğini ifade etti ve Öztürkler’e “bu mesele sizi kamuoyunda çiğnedi” dedi. Söz konusu davanın ilk tahkikat aşamasından beri kamuoyunu yaraladığını belirten Şahali tanığın muteber Başsavcılık makamının davetiyle ifade verdiğine çekti. Şahali, tartışmaların kişileştirilmemesi gerektiğini de belirterek kavramlar ve kurumlar üzerinden yapılmış değerlendirmeler olduğunu söyledi. Şahali, konuşmasının odağının ‘hukuk devletini yöneten kişilerin sicilinin ari olması’ noktasında olduğunu vurguladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLjE5OGN1SXZlall3

Şahali: Öztürkler’in görevden çekilme sorumluluğu var

Cumhuriyetçi Türk Partisi 27 Ocak 2026 20:50

Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı arasında imzalanan Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının (KKTC-UCVA) Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı üzerine Meclis kürsüsünde konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, UBP hükümetinin bu tür ikili protokolleri “dayatma” şeklinde Meclis’e getirdiğini söyledi. 
Akansoy, protokolün ülkede ihtiyaç duyulan verilerin bir araya getirilerek elektronik ortamda merkezileştirilmesinin ve bu yolla halka hızlı hizmet verilmesinin önemli bir içerik taşıdığını dile getirerek “Ülkemizdeki en büyük problemlerden biri (UBP) hükümetlerinin bu tip ikili protokolleri dayatma olarak Meclis’e getirmesidir. Meclis hiçbir zaman bir tasdik müessesesi değildir. İkili görüşmelerle çeşitli konuların Meclis’e gelmesi bir egemenlik, siyasi irade ve meclisin göz ardı edilmesi sorunudur” dedi ve bu konun protokolün içeriğinden bağımsız bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Bu protokol düzeni anlayışıyla kendi kurumlarımızı geliştiremeyiz”
Meclis’te tartışılan diğer protokolleri hatırlatan Asım Akansoy, “Eğer, Kıbrıs Türk halkının demokratik düzeninden, siyasi iradesinden bahsedeceksek her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti ile yapılacak protokollerde de bu iradenin tecelli etmesini sağlayacak yöntemler izlememiz esastır” şeklinde konuştu. Akansoy, protokolün içinde soru işareti yaratacak maddeler olduğunu belirterek “Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkin kurumlarının doğrudan buraya gelip aracı firmalarla süreçleri yöneten ve yönlendiren bir pozisyonda olması yerine bizim kurumlarımızla birlikte hareket etmesini sağlayacak adımları atmak çok daha önemli” şeklinde konuşarak kendi kurumlarımızın gücünü ve kapasitesinin artırabilmek adına bu tarz protokollerin araç olarak kullanmakta fayda olduğunu ekledi. Akansoy, bu protokol düzeni anlayışıyla kendi kurumlarımızı, uzmanlarımızı geliştirilemeyeceğini vurgulayarak “Buna çok dikkat etmek gerekir” dedi. Akansoy, söz konusu yasa tasarısına CTP’nin vereceği oyun olumsuz olacağını da açıkladı.

Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı arasında imzalanan Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının (KKTC-UCVA) Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı üzerine Meclis kürsüsünde konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, UBP hükümetinin bu tür ikili protokolleri “dayatma” şeklinde Meclis’e getirdiğini söyledi.
Akansoy, protokolün ülkede ihtiyaç duyulan verilerin bir araya getirilerek elektronik ortamda merkezileştirilmesinin ve bu yolla halka hızlı hizmet verilmesinin önemli bir içerik taşıdığını dile getirerek “Ülkemizdeki en büyük problemlerden biri (UBP) hükümetlerinin bu tip ikili protokolleri dayatma olarak Meclis’e getirmesidir. Meclis hiçbir zaman bir tasdik müessesesi değildir. İkili görüşmelerle çeşitli konuların Meclis’e gelmesi bir egemenlik, siyasi irade ve meclisin göz ardı edilmesi sorunudur” dedi ve bu konun protokolün içeriğinden bağımsız bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Bu protokol düzeni anlayışıyla kendi kurumlarımızı geliştiremeyiz”
Meclis’te tartışılan diğer protokolleri hatırlatan Asım Akansoy, “Eğer, Kıbrıs Türk halkının demokratik düzeninden, siyasi iradesinden bahsedeceksek her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti ile yapılacak protokollerde de bu iradenin tecelli etmesini sağlayacak yöntemler izlememiz esastır” şeklinde konuştu. Akansoy, protokolün içinde soru işareti yaratacak maddeler olduğunu belirterek “Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkin kurumlarının doğrudan buraya gelip aracı firmalarla süreçleri yöneten ve yönlendiren bir pozisyonda olması yerine bizim kurumlarımızla birlikte hareket etmesini sağlayacak adımları atmak çok daha önemli” şeklinde konuşarak kendi kurumlarımızın gücünü ve kapasitesinin artırabilmek adına bu tarz protokollerin araç olarak kullanmakta fayda olduğunu ekledi. Akansoy, bu protokol düzeni anlayışıyla kendi kurumlarımızı, uzmanlarımızı geliştirilemeyeceğini vurgulayarak “Buna çok dikkat etmek gerekir” dedi. Akansoy, söz konusu yasa tasarısına CTP’nin vereceği oyun olumsuz olacağını da açıkladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLk5uazFMemJucEpr

Akansoy: Bu protokol dayatma, Meclis tasdik makamı değildir

Cumhuriyetçi Türk Partisi 27 Ocak 2026 12:42

Şahiner: Bu protokolle veri güvenliği riske atılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı ile ilgili meclis kürsüsünde konuştu. Şahiner, protokolün çok başarılı olabilecekken zaman kaybı yaratacak bir sürece doğru sürüklediğini ve veri güvenliğimizi riske atacağını ifade etti. Coğrafi verilerin bir yerde toplanmasının öngören protokol imzalanmadan önce atılması gereken adımların atılmadığını belirten Şahiner, ülkede Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Dairesi gibi bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ve protokolden önce bununla ilgili 2 yasa tasarısının Meclis’ten geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Devletin özel verileri sisteme devletin ilgili kurumları tarafından girilmeli”
Şahiner, verilerin tek merkezde toplanmasının öneminden ve kazanımlarından bahsederek devlet yönetimine katkısı olacak bu çalışmanın içinden çıkılamaz bir hale geleceğini ifade etti. Devletin özel verilerinin sisteme devletin ilgili kurumları tarafından girilmesi gerektiğini vurgulayan Salahi Şahiner, protokolün “sistemin tam devri bütün proje tamamlandıktan sonra yapılacaktır’ maddesine dikkat çekti. Şahiner, “Tapu, tarım, meteoroloji, elektrik, su ve telefonla ilgili tüm verileri bir devletle değil, ilgili devletin bir bakanlığının parasını ödeyerek iş yaptıracağı bir aracı firmaya veriyorsunuz. Bu çok tehlikeli” dedi ve tapuyla ilgili yazılımsal sıkıntıları örnek gösterdi. Konuşmasının devamında protokol maddelerindeki çelişkileri de belirten Şahiner, protokole karşı CTP’nin oyunun ret olacağını vurguladı.

“Maliyeyi çok zor bir yıl bekliyor”
Pul (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile ilgili de konuşan Şahiner, gelir artırıcı bir düzenleme olduğu için tasarıya oy birliği verdiklerini fakat hükümetin yanlış kararları yüzünden yasa tasarısıyla elde edilmesi planlanan gelirin işe yaramayacağını söyledi. Sayısız vergi afları ve hayatı zehir edecek sözleşmelerle ile birlikte Maliye’nin batağa girdiğini, bu batağın Pul (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile düzeltilemeyeceğini ifade eden Şahiner, Maliyeyi çok zor bir yıl beklediğini söyledi. “Bu gemi batmıştır, yüzdürmek artık mümkün değil” şeklinde konuşan Şahiner, geçmişte yapılan hataların doğruları götürdüğünü sözlerine ekledi.

Şahiner: Bu protokolle veri güvenliği riske atılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı ile ilgili meclis kürsüsünde konuştu. Şahiner, protokolün çok başarılı olabilecekken zaman kaybı yaratacak bir sürece doğru sürüklediğini ve veri güvenliğimizi riske atacağını ifade etti. Coğrafi verilerin bir yerde toplanmasının öngören protokol imzalanmadan önce atılması gereken adımların atılmadığını belirten Şahiner, ülkede Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Dairesi gibi bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ve protokolden önce bununla ilgili 2 yasa tasarısının Meclis’ten geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Devletin özel verileri sisteme devletin ilgili kurumları tarafından girilmeli”
Şahiner, verilerin tek merkezde toplanmasının öneminden ve kazanımlarından bahsederek devlet yönetimine katkısı olacak bu çalışmanın içinden çıkılamaz bir hale geleceğini ifade etti. Devletin özel verilerinin sisteme devletin ilgili kurumları tarafından girilmesi gerektiğini vurgulayan Salahi Şahiner, protokolün “sistemin tam devri bütün proje tamamlandıktan sonra yapılacaktır’ maddesine dikkat çekti. Şahiner, “Tapu, tarım, meteoroloji, elektrik, su ve telefonla ilgili tüm verileri bir devletle değil, ilgili devletin bir bakanlığının parasını ödeyerek iş yaptıracağı bir aracı firmaya veriyorsunuz. Bu çok tehlikeli” dedi ve tapuyla ilgili yazılımsal sıkıntıları örnek gösterdi. Konuşmasının devamında protokol maddelerindeki çelişkileri de belirten Şahiner, protokole karşı CTP’nin oyunun ret olacağını vurguladı.

“Maliyeyi çok zor bir yıl bekliyor”
Pul (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile ilgili de konuşan Şahiner, gelir artırıcı bir düzenleme olduğu için tasarıya oy birliği verdiklerini fakat hükümetin yanlış kararları yüzünden yasa tasarısıyla elde edilmesi planlanan gelirin işe yaramayacağını söyledi. Sayısız vergi afları ve hayatı zehir edecek sözleşmelerle ile birlikte Maliye’nin batağa girdiğini, bu batağın Pul (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile düzeltilemeyeceğini ifade eden Şahiner, Maliyeyi çok zor bir yıl beklediğini söyledi. “Bu gemi batmıştır, yüzdürmek artık mümkün değil” şeklinde konuşan Şahiner, geçmişte yapılan hataların doğruları götürdüğünü sözlerine ekledi.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLmZnRFRxVFg4WjhV

Şahiner: Bu protokolle veri güvenliği riske atılıyor

Cumhuriyetçi Türk Partisi 27 Ocak 2026 12:41

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, meclis kürsüsünde Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının (KKTC-UCVA) Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı’na ilişkin konuştu. Protokolün 1 Kasım 2024 tarihinde imzalandığını ifade eden Solyalı, bakanların imzaladığı, uygulamaya başlanan protokollerin Meclis’e geç geldiğini ve sıkışılan yerde topun Meclis’e atıldığını söyledi. Solyalı, “Bu meclis kimsenin tasdik memuru değil. Yapılan yanlış işlerde sorumlu Meclis değil. O yüzden buna imza koyan ve bakanlar kurulunda geçirenler sorumluluğunu da almak zorundadır.” dedi.

“Yıllardır toplanan kişisel verilerimiz özel şirketlerin himayesinde duruyor”
“Verinin toplanmasına ve işenmesiyle ilgili konulara çok hassas yaklaşmayı öğrendik” şeklinde konuşmasına devam eden Ürün Solyalı, E-Devlet ve tapu sistemi örneğini verdi. Solyalı, “Türksat şirketi buraya gelecekti, altyapı sistemini kurgulayacaktı ve bize devredecekti, biz de kendi E-devletimizin sahibi olacaktık. Bu hiç gerçekleşmedi. Yıllardır Türksat'ın topladığı kişisel verilerimiz özel bir şirketin himayesinde duruyor. Tapu sistemi de aynı şekilde…” dedi.

“Veriyi ve alt yapıyı oluşturmak bizim kurumlarımızın kurgulayacağı bir sistem üzerinden yapılmalı”
Veri güvenliği ile egemenlik iddiasının bütün bu protokollerde ciddi bir tartışma alanı yarattığını vurgulayan Solyalı, ülkede ‘veri özürlü’ bir yönetim anlayışı olduğunun altını çizdi ve “Doğru veriyi, kaynağı, alt yapıyı oluşturmak önemli ama bu bizim, kurumlarımızın kurgulayacağı bir sistem üzerinden, bizim çizeceğimiz sınırlar çerçevesinde yapılmalı” dedi. Solyalı, protokoldeki ‘coğrafi veri sisteminin bütün bilgisi, işlemesi, üretimi, bu protokol ve hükümleri TC hükümeti adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından yönetilir ve yürütülür’ maddesine dikkat çekti ve şu soruları yöneltti;
“Siz bu protokolde imzacı mısınız, değil misiniz? Bu protokol üzerinden bir egemenlik iddiası ortaya koyuyor musunuz, koymuyor musunuz?”

“Bizim protokole oyumuz ret”
Solyalı, ayrıca protokolün Anayasa’ya da uymadığını ifade ederek hükümete sert eleştirilerde bulundu. “Siz egemenliği tamamen Türkiye Şehircilik Bakanlığı'na devrettiniz.  Nerede egemenlik? Nerede denetim? Nerede sorumluluk? Hiçbir yerinde yok. Dolayısıyla İyi olabilecek bir işi, yüzünüze gözünüze bulaştırdınız" diyen Solyalı, protokole oylarının ret olacağını vurguladı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, meclis kürsüsünde Ulusal Coğrafi Veri Altyapısının (KKTC-UCVA) Kurulmasına İlişkin Protokol (Onay) Yasa Tasarısı’na ilişkin konuştu. Protokolün 1 Kasım 2024 tarihinde imzalandığını ifade eden Solyalı, bakanların imzaladığı, uygulamaya başlanan protokollerin Meclis’e geç geldiğini ve sıkışılan yerde topun Meclis’e atıldığını söyledi. Solyalı, “Bu meclis kimsenin tasdik memuru değil. Yapılan yanlış işlerde sorumlu Meclis değil. O yüzden buna imza koyan ve bakanlar kurulunda geçirenler sorumluluğunu da almak zorundadır.” dedi.

“Yıllardır toplanan kişisel verilerimiz özel şirketlerin himayesinde duruyor”
“Verinin toplanmasına ve işenmesiyle ilgili konulara çok hassas yaklaşmayı öğrendik” şeklinde konuşmasına devam eden Ürün Solyalı, E-Devlet ve tapu sistemi örneğini verdi. Solyalı, “Türksat şirketi buraya gelecekti, altyapı sistemini kurgulayacaktı ve bize devredecekti, biz de kendi E-devletimizin sahibi olacaktık. Bu hiç gerçekleşmedi. Yıllardır Türksat'ın topladığı kişisel verilerimiz özel bir şirketin himayesinde duruyor. Tapu sistemi de aynı şekilde…” dedi.

“Veriyi ve alt yapıyı oluşturmak bizim kurumlarımızın kurgulayacağı bir sistem üzerinden yapılmalı”
Veri güvenliği ile egemenlik iddiasının bütün bu protokollerde ciddi bir tartışma alanı yarattığını vurgulayan Solyalı, ülkede ‘veri özürlü’ bir yönetim anlayışı olduğunun altını çizdi ve “Doğru veriyi, kaynağı, alt yapıyı oluşturmak önemli ama bu bizim, kurumlarımızın kurgulayacağı bir sistem üzerinden, bizim çizeceğimiz sınırlar çerçevesinde yapılmalı” dedi. Solyalı, protokoldeki ‘coğrafi veri sisteminin bütün bilgisi, işlemesi, üretimi, bu protokol ve hükümleri TC hükümeti adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından yönetilir ve yürütülür’ maddesine dikkat çekti ve şu soruları yöneltti;
“Siz bu protokolde imzacı mısınız, değil misiniz? Bu protokol üzerinden bir egemenlik iddiası ortaya koyuyor musunuz, koymuyor musunuz?”

“Bizim protokole oyumuz ret”
Solyalı, ayrıca protokolün Anayasa’ya da uymadığını ifade ederek hükümete sert eleştirilerde bulundu. “Siz egemenliği tamamen Türkiye Şehircilik Bakanlığı'na devrettiniz. Nerede egemenlik? Nerede denetim? Nerede sorumluluk? Hiçbir yerinde yok. Dolayısıyla İyi olabilecek bir işi, yüzünüze gözünüze bulaştırdınız" diyen Solyalı, protokole oylarının ret olacağını vurguladı.

YouTube Video VVVUNXE4U3VwVG1MSXphZGM5a3hraTBRLkFyU1NQR1F3aGVB

Solyalı: Bu meclis kimsenin tasdik memuru değil

Cumhuriyetçi Türk Partisi 27 Ocak 2026 12:10