Hükümeti istifaya davet ediyoruz
Ülkemiz ihmalkarlık ve işbilmezlik dolayısıyla yaşanan gemi faciasının acısını yaşarken, bugün yine bir kadın cinayeti haberiyle uyandık.
Aygün’de bir kadın, eski eşi tarafından hunharca öldürüldü.
Daha geçtiğimiz ay markette bıçaklanan bir kadın ise hâlâ yaşam mücadelesi veriyor. Bir yanda yaşam savaşı veren bir kadın, diğer yanda boşandığı halde erkek şiddetinden kaçamayarak yaşam hakkı elinden alınan başka bir kadın…
Yıllardır soruyoruz ve malesef bugün de sormak zorundayız: Kaç kadın daha öldürülecek?
Kadın cinayetleri münferit olaylar değildir. Bu cinayetler, yıllardır görmezden gelinen erkek şiddetinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonucudur.
Bir hükümetin görevi, cinayet olduktan sonra açıklama yapmak değil; cinayete giden yolu önlemektir.
Oysa hâlâ Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi gerçek anlamda işlerlik kazanmış değil. Şiddeti önleyecek, risk altındaki kadınları koruyacak, erken müdahale edecek etkin ve bütünlüklü bir devlet mekanizması ortada yok.
Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve gerekli mekanizmaları hayata geçirmeyen bir hükümet yönetme sorumluluğunu yerine getiremiyor demektir.
Bir kadının daha öldürülmesini beklemeyeceğiz.
Bu nedenle hükümeti istifaya davet ediyoruz.
Çünkü kadınlar ölmeden devlet görevini yapmalıdır.
Bugün Aygün’de öldürülen kadın için yas tutuyoruz.
Markette bıçaklanan ve yaşam mücadelesi veren kadın için umut ediyoruz.
Ama sadece yas tutmakla veya umut etmekle yetinmeyeceğiz.
Soracağız.
Hesap soracağız. Yaşam hakkı gasp edilen her kadının hesabını soracağız
Mücadele edeceğiz. Erkek egemen düzeni devam ettiren ve şiddet kültürünü görmezden gelenlere karşı mücadele edeceğiz.
Bu mücadeleye destek vermek isteyen herkesi yarın saat 10.00’da Başbakanlık önünde gerçekleştireceğimiz basın açıklamamıza çağırıyoruz!
Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir.
Kadın cinayetleri politiktir!