Erhürman: “Türkiye’ye denmelidir ki ‘Bize değil, bizimle konuşun’”

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Tufan Erhürman bir grup akademisyen ve sanatçıyla buluştu. Naci Talat Vakfı Barış ve Dostluk Evi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Erhürman, Kıbrıs Sorunu’nun bir an önce kapsamlı çözüme ulaştırılması için canla başla çalışacaklarını söyledi.

“EN ÖNEMLİ ÖNCELİĞİMİZ KIBRIS SORUNU’NU ÇÖZÜME KAVUŞTURMAK”
Erhürman konuşmasına şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanlığı makamında artık çok daha aktif çalışmak zorundayız. En önemli önceliğimiz Kıbrıs Sorunu’nu bir an önce çözüme kavuşturmaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi biter bitmez hemen bir 5’li konferans gündeme gelecek ve biz o 5’li konferansa çok iyi bir ön hazırlıkla gideceğiz. Anastasiadis, Crans Montana’da ‘Ben siyasi eşitliği halkıma anlatamam’ diye kaçtı. Halbuki bu 1991 tarihli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında açıkça belirtilen bir şeydi. Ben bunu kabul edemem. Tüm çözüm irademize ve çabamıza rağmen, yine de arzuladığımız çözüme ulaşamadığımız takdirde de bizi çözüme götürecek adımları atmamız gerekmektedir. Biz bu noktada da çok çalışacağız. Sarayönü’nde oturup beklemeyeceğiz.”

“TURİZM, YÜKSEKÖĞRETİM VE TİCARETİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRMALIYIZ”
“Bu ülkede kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmalıyız. Türkiye’yle ekonomik ve mali ilişkilerde yeni bir düzlem kurmalıyız. Bilindiği üzere bu ülkeye artık Türkiye’den de para gelmiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nden 2019 yılında altyapı için gelen toplam para 9 milyon 400 bin TL. Bizim Girne’de mendireğin tamiri için bile 10 milyon TL’ye ihtiyacımız var. O yüzden biz kendi ayaklarımız üzerinde duran bir ekonomi yaratmak için de doğru adımlar atmalıyız. 15 aylık hükümet dönemimizde biz bunu başardık. Türkiye’yle görüşmelerimizde ‘buraya daha çok turist nasıl gelir’i konuşmalıyız. ‘Yükseköğretime daha fazla ve kaliteli öğrenci nasıl gelir’i konuşmalıyız. Dik durabilmek için önce kendi ayaklarımız üzerinde durabilmeliyiz. Turizmin, yükseköğretimin ve ticaretin önündeki engelleri kaldırmalıyız. Bunları da yurt dışında kabul gören tek makam olan Cumhurbaşkanlığı makamı görüşmelidir.”

“TÜRKİYE’YLE DE KONUŞMAMIZ GEREKİYOR”
“İstikrarsız hükümetler döneminde bu ülkede orta ve uzun vadeli projeleri hayata geçiremeyeceğimizi hep birlikte gördük. Biz Cumhurbaşkanlığı’nın 5 yıllık istikrarlı görev süresini içeride ve dışarıdaki sorunları çözmek için en iyi şekilde kullanmak istiyoruz. Biz tüm taraflarla görüşmeliyiz. Türkiye’yle de konuşmamız lazım. Konuşacak olan kişi de Cumhurbaşkanı’dır. Türkiye’ye demelidir ki ‘artık bize değil, bizimle konuşun’. Biz de size değil, sizinle konuşalım. Birbirimizle konuşalım.”