CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Rumların çözüm karşısındaki pozisyonunun eskiye oranla iyileştiğini, ancak yapılan bir ankete göre hala daha bir Rum’un bir Türk patronun yanında çalışmak istemediğini belirterek bazı konularda halkın terapiye ihtiyacı olduğunu kaydetti. Talat, “Tabii bizim tarafta da terapiye ihtiyacı olanlar var, bunu yapacak olan da bizleriz, yani barış güçleridir” dedi. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Kıbrıs müzakerelerinde gelinen aşama ile ilgili halkı bilgilendirmek üzere ilçelerde başlattığı toplantıların sonuncusunu dün akşam Lefkoşa’da gerçekleştirdi. Gönyeli Belediyesi’nin konferans salonunda düzenlenen toplantıda CTP Genel Başkanı ve 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat son on beş yılda Kıbrıs sorununda yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. Yaklaşık iki saat süren toplantıya katılanlar müzakerelerle ilgili sorularını sorma fırsatı buldu. Sorular daha çok mülkiyet konusunda odaklandı.

TALAT: ÇÖZÜM EKONOMİYİ TOPARLAYACAK
Çözümün yakın hissedildiğini belirten Talat, özellikle Rum tarafının koşullarının uygun duruma geldiğini vurguladı. 2004’te yoksul Türkleri biz besleyeceğiz endişesiyle ‘hayır’ diyen Rumların yetkilerini Kıbrıslı Türklerle bölüşmek istememesine değinen Talat, Rumların temeli olmayan finans yapılarının ve ekonomik gelişmişliklerinin, onları bu yöne ittiğini belirtti. Talat, dönemin Rum Maliye Bakanının memurlara yönelik genelge yayınlayarak maaşlarının düşeceği korkusu salması yanı sıra Rum otelcilerin ‘Girne açılınca Baf’ın pabucu dama atılacak’ diyerek propagandaya yöneldiklerini ve günün sonunda Rum halkının plana ‘hayır’ dediğini hatırlattı. Talat, “Papadopulos iktidarı bunu teşvik ediyordu. Şimdi ise şartlar değişti, Rum tarafında ekonomi ciddi bir çöküş yaşadı. Şimdi herkes birleşik Kıbrıs’ın ekonomik getirilerinin farkına vardı” dedi.

MALI KULLANANLA ESKİ SAHİBİNİN HAKLARI YAKINLAŞTI
AİHM’in aldığı Demopoulos kararı ile Kıbrıs’taki mülkiyet rejiminin günün koşullarına göre düzenlenebileceğinin uluslararası hukuk tarafından ifade edildiğini belirten Talat, bunun yeni ve çok önemli bir şey olduğunu vurguladı. Talat, “Rum tarafı diyordu ki 1974 öncesi sahip ne isterse o olur, ancak AİHM’in bu kararı ile Rum tarafı kriterlerin belirleneceğini, her bir malın iki tarafın eşit olarak kuracağı bir komisyon tarafından değerlendirileceğini kabul etti. AİHM’in kararıyla, malı kullananla eski sahibinin hakları yakınlaştı. Mülkiyet kriterleri belirlenirken bu karar dikkate alınacak. Bu nedenle çok rahat bir durum var çözüm konusunda” diye konuştu.

RUMLAR KIBRISLI TÜRK PATRONUN YANINDA ÇALIŞMAK İSTEMİYOR
Yine de Kıbrıs’ın bütününün temsiliyetini Kıbrıslı Türklerle bölüşmenin Rumlar tarafından çok arzulanan bir şey olmadığını kaydeden Talat, güneyde bir anket yapıldığını, Kıbrıslı Rumların eskiden olduğu gibi bazı konularda çok ısrarcı olmadığının görüldüğünü, mülkiyetin tazminat-takas ve iade ile çözüleceğini kabul ettiklerini belirtti. Talat, anketin olumsuz olan yanının ise bir Rum’un Kıbrıslı Türk patronun yanında çalışmayı düşünememesi olduğunu ve bunun önemli bir bulgu olduğunu ifade etti. Talat, “Bu bir terapi ihtiyacıdır aslında. Bunu yapacak olan da Rum tarafındaki barış güçleridir. Bizde de var bunun gibi ihtiyaçlar onu yapacak olan da biziz” dedi.

BARIŞ GÜÇLERİ HİÇ DURMADAN ÇALIŞMALI
İki tarafın kabul edip imzaladığı bir anlaşmanın referanduma sunulacağını ve bu anlaşmayı Kıbrıslı Türklerin reddetmesi durumunda tam bir felaket senaryosu yaşanacağını yineleyen Talat, “Bunu söylediğim için eleştirildim ama yine söyleyeceğim. Böyle bir senaryo bizim açımızdan felaket olur. Çok büyük bir izolasyon baskısı altına gireriz. Onun için halkımızın bu konuda son derece duyarlı olması lazım. Bunu da biz yaratacağız, barış dostu insanların çalışmaları sonucunda olacak. Hiçbir gün boş durmamamız, bu gerçeği halkımıza anlatmamız gerekir” dedi.

ÖNEMLİ KONULARDA ÇATIŞMA YOK
2010’a kadar Hristofyas’la yapılan görüşmelerde elde edilen 31 yakınlaşma kağıdının yeniden ele alındığını ve teyit edildiğini, bazı farklılıkların da çözümlendiğini fakat birkaç konuda da henüz yakınlaşma sağlanamadığını aktaran Talat, anlaşılamayan dönüşümlü başkanlık ve çapraz oy gibi konuların çok önemli olduğuna değindi. Mülkiyette ilk defa kriterlere bağlı çözümün olacağının kabulünün 2010’da olmayan bir yenilik olduğunu vurgulayan Talat, Ekonomi, AB ile İlişkiler başlıklarında ciddi yakınlaşmalar yaşandığına dikkat çekti. Talat, “Kıbrıs sorunun esas nedeni olan Yönetim ve Güç paylaşımı konusunda ise çok daha büyük bir yakınlaşma oldu. Kıbrıs sorununun önemli kısımlarında ciddi bir çatışma olmaması noktasındayız” dedi.

GARANTİLER VE TOPRAK KONUSU
Talat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geriye kalan iki önemli husus Toprak ile Güvenlik ve Garantilerdir. Güvenlik ve Garantiler uluslararası konferansla ele alınacak, burada sorun azdır. Garantörlerden biri bu anlaşmayı onaylamazsa bu anlaşma yürürlüğe giremez bunu bilerek garantörlerin de ortak hareket etmesi gerekir. Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası bir anlaşmayla kuruldu yeni bir uluslararası anlaşmayla değişebilir bu anlaşmanın imzacıları da Kıbrıslılar yanında Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’dır. Bu nedenle bu gerçekten yola çıkarak statü değişikliğini garanti anlaşmalarına uygun hale getirebilmek için bu üç ülkenin onay vermesi gerekir. Bu da uluslararası konferansta olacak. Toprak konusu ise biraz daha karmaşıktır. Annan Planı’nda haritalar vardı, ikinci harita referanduma sunulmuştu, bizim tarafımızdan kabul edilmişti, ama şimdi harita o şekilde mi kalmalı tartışma konusudur. Zor bir haritaydı. Bence başka şekilde de ele alınabilir.”