Birinci parti çıkacağız, hükümeti kuracağız

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı, Milletvekili Tufan Erhürman, 7 Ocak’taki seçimlerde CTP’nin sandıktan birinci parti çıkacağını, hükümeti kuracaklarını söyledi

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı, Milletvekili Tufan Erhürman, 7 Ocak’taki seçimlerde CTP’nin sandıktan birinci parti çıkacağını, hükümeti kuracaklarını söyledi

NET OLARAK GÖRÜYORUZ

“Seçim sonucundaki öngörümüz birinci parti çıkmak, hükümeti kurmaktır. Bunu net olarak görüyoruz. Seçime 15 gün var, şu anki trend devam ederse, CTP’nin tek başına iktidarı da şaşırtıcı olmaz.”

UBP VE DP’YLE AYNI SIRALARDA OTURMAK İSTEMEM
“Eğer birisiyle birlikte hükümet kurma zorunluluğu ortaya çıkarsa planımızı, programımızı engelleyecek partilerin olmasını istemeyiz. Ama koalisyon olacaksa, Başbakan olacaksam ki öyle görüyoruz, UBP veya DP ile aynı koalisyon sıralarında oturmayı kişisel olarak istemiyorum. Elbette tercihim sol bir koalisyon olur.”

ÖZGÜRGÜN’ÜN BANKA HESAPLARI: HUKUKUN GEREĞİ YAPILACAK!
“Şimdi demokrasinin gereği yapılmalı ve Özgürgün paranın kaynağını halka açıklamalıdır. Seçimden sonra bu kez hukukun gereğini yapacağız. Hukukun gereği de bunların çok ciddi polis soruşturmasından geçip, yargı önüne kadar gitmesidir.”

‘UYKULARIM KAÇIYOR’
“UBP-DP ya da UBP iktidarı ülkede devam ederse, 5 sene sonra ülkede kültürel, ekonomik, sosyal anlamda bir şeyleri toparlamamız imkansıza yakın hale gelebilir. Üzerimde bunun çok ciddi baskısı var. Uykularımı kaçırıyor.”

İMAM HATİP MESELESİ: HÜKÜMET BOŞLUĞU…
“CTP’nin iktidarında yeni bir ilahiyat koleji veya imam hatip açılması söz konusu olmaz. Çünkü böyle bir ihtiyaç yok. Yaşanılanlar hükümet boşluğu. Mesele taraf olmak ya da karşı olmaktan daha çok her yönüyle planlamaktır.”

‘YAPTIKLARI, YAPACAKLARININ TEMİNATI’
“Bir tek insan bile sandığa gidip oy atarken, ‘Benim bu yolsuzluklardan haberim yoktu, duymamıştım, bilmiyordum’ diyemez. Kimsenin bunu diyemeyeceği bir ortamda seçime gidiyoruz.”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı, Milletvekili Tufan Erhürman, 7 Ocak’taki seçimlerde CTP’nin sandıktan birinci parti çıkacağını, hükümeti kuracaklarını söyledi, “CTP’ye yönelik çok ciddi ilgi ve destek var, iki yıldır sokaktayız, şu anda eğilim devam ederse tek başımıza iktidarımız dahi şaşırtıcı olmaz” dedi.

Erhürman, seçim sonucunda koalisyon hükümeti kurma zorunluluğunun ortaya çıkması halinde ise UBP veya DP ile koalisyon sıralarında oturmayı istemediğini, ‘sol koalisyonun’ tercihi olduğunu vurguladı.

UBP-DP iktidarının 5 yıl daha görevde olmasının uykularını kaçırdığını, üzerinde ciddi baskı yarattığını anlatan Erhürman, “Yoksa seçim sonuçlarına yönelik kişisel bir endişem yoktur, günün sonunda parti meclisimize gideriz, oradan çıkacak karara da uyarız” şeklinde konuştu.

Erhürman, kamuoyuna da yansıyan Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün banka hesaplarıyla ilgili seçim sonrasında hukukun gereğini yapacaklarını açıklayarak, Özgürgün’ün öncelike demokrasinin bir gereği olarak topluma açıklama zorunluluğu olduğunu dile getirdi.

Toplumda tartışılan ‘imam hatip’ meselesi ile ilgili de konuşan Erhürman, CTP iktidarında yeni bir ilahiyat koleji veya imam hatip açılmayacağını, yaşananların sebebinin ‘hükümet boşluğu’olduğunu da ifade etti. Erhürman, meselenin “taraf” ya da “karşı” durmak üzerinden ele alınmaması gerektiğini de söyleyerek, “Önemli olan tüm yönleriyle planlama yapmak, toplumsal ihtiyaçlara göre hareket etmektir” dedi.
YENİDÜZEN Haber Merkezi ile bir araya gelen Erhürman, 7 Ocak öncesinde gündeme dair önemli açıklamalar yaptı.

Seçim sonucu öngörüsü…
‘Bu toplum değişim iradesi taşıyor’

YENİDÜZEN: Çalışmalar nasıl gidiyor?
Tufan ERHÜRMAN: Çalışmalarımız iyi gidiyor. Gittiğimiz her yerde aldığımız tepkiler son derece olumlu… İnsanların gerçekten genel olarak ‘bir şeyleri değiştirme’ iradesi sergileyecekleri kararlık içerisinde olduklarını düşünüyorum. Tabii halen ‘karma’ya önemli bir yönelim var. Bu durumun, Meclis’e farklı partilerden iyi insanları sokalım duygusu ile ilgisi olduğunu düşünüyorum. Mesele tek tek iyi insan olmanın ötesinde, bir şeyleri değiştirmek için plan, program ve kadro meselesidir. Karma da bir tercihtir, sonsuz saygı duyarım. Ama bir şeyin değişmesi isteniyorsa, bu bir program, plan ve kadro gerektirir. Dolayısıyla vatandaşlarla yüz yüze görüştüğümüzde bir kez daha değerlendirmeleri gerektiğini onlarla paylaşıyoruz. Ama şunu da söyleyebilirim ki benim gittiğim yerlerde insanların ‘değişime’ yöneldiğini, CTP’ye yönelik de çok ciddi ilgi ve destek olduğunu gözlemliyorum. 2 yıldır aralıksız sokaktayım. 2 yıl içinde sokağın sesini dinledik, şimdi de sokağın sesinin nereye doğru değiştiğini anlayabilecek, duyabilecek kadar sokağı anladığımı düşünüyorum. Bu anlamda da CTP’ye yoğun ve destek olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

YENİDÜZEN: 7 Ocak’ta yeni bir seçim sistemi olacak. Bu seçim sonucunda CTP için öngörünüz nedir?
Tufan ERHÜRMAN: Seçim sonucundaki öngörümüz birinci parti çıkmak, hükümeti kurmaktır. Bunu net olarak görüyoruz. Tabii ki tercihimiz de tek başına iktidara gelmektir. Eğer birisiyle birlikte hükümet kurma zorunluluğu ortaya çıkarsa ki tercihimiz seçimden birinci parti çıkmaktır. Halkımızdan da güçlü bir destek talep ediyoruz. Böyle bir zorunluluk ortaya çıkarsa, planımızı, programımızı uygulamamızı engelleyecek birileri olmamasını isteriz. Karşımızdaki ortağımızın plan ve programımızı benimseyecek, bunu hayata geçirmemizi isteyecek birisi olmalıdır. Güçlü olmamız, bu tip tercihleri yapmamız anlamında bizim açımızdan önemli. Seçime 15 gün var, şu anki trend devam ederse, CTP’nin tek başına iktidarının şaşırtıcı olmayacağını düşünüyorum.

YENİDÜZEN: Seçim sloganınız ‘Bu sistem değişecek’. Sonuçta bu sistemi değiştirecek olanlar da insanlardır. Toplumun değişime hazır olduğunu düşünüyor musunuz?
Tufan ERHÜRMAN: Toplumun değişim için hazır olma seviyesi çok yüksek mi, buna oransal olarak yanıt veremem. Elbette, değişime böylesine ihtiyaç olduğu dönemde, doğaldır, belirli bir direnç de olur. Çünkü bu kadar değişime muhtaç, bu kadar yozlaşmış bir yapı varsa, bu durumu sadece siyaset yapanların kendi konumları ile açıklamamız mümkün değildir. Yozlaşmışlık toplumsal kültüre dönüşmüştür. Öyle olmasa zaten değişim ihtiyacı bu kadar çok olmazdı. Elbette şunu da anımsamak gerekiyor, geçtiğimiz 20 ayın çok özel bir tarafı var. Bugüne kadar yolsuzluk, hukuksuzluk, adaletsizlik, partizanlık oldu… Ama tarihimizin hiçbir döneminde bunların tümü, bu kadar görünür olmadı. Yolsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlikler bu denli toplumun gözünün içine baka baka yapılmadı. Bir tek insan bile sandığa gidip oy atarken, ‘Benim bu yolsuzluklardan haberim yoktu, duymamıştım, bilmiyordum’ diyemez. Kimsenin bunu diyemeyeceği bir ortamda seçime gidiyoruz. Dolayısıyla insanlarımız oy verirken, tam da Hüseyin Özgürgün’ün birkaç gün önce söylediği ‘yaptıklarımız, yapacaklarımızın garantisidir’ sözünü düşünmelidir. Yani herkes hem ne yaptıklarını görüyor, biliyor, duyuyor… Toplum yeterli ölçüde değişeme hazırdır. Çünkü insanlar yaşanılanları görüyor. Çocuklarına, torunlarına aynı sistemi devretmek istemediklerini biliyor, bu iradeyi sergiliyor. Böyle bir değişim için toplumdan yüzde 100 hazır olmalarını beklemem. Ama şu andaki hazır bulunuşluk bunu gerçekleştirmek için yeterlidir.

Başbakan Özgürgün’ün banka hesapları…
Seçimden sonra hukukun gereğini yapacağız
“Artık bu kadarı halkın onuru ile oynamaktır”
YENİDÜZEN: Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün basına da yansıyan banka hesaplarıyla ilgili toplum beklenti içerisinde. Merkez Bankası, gerekse Savcılık ve polis nezdinde bir girişim yapmayı düşünüyor musunuz?
Tufan ERHÜRMAN: Hatırlayacaksınız, biz Ercan sözleşmeleri ile ilgili Meclis soruşturması verdik. Bu soruşturmalar verilerle birlikte, çok ciddi iddialar barındırıyordu. Şimdi de banka dekontlarıyla desteklenmiş iddialar ortada. Başka bazı konularda da iddialar var. Vatandaşlıklarla ilgili rüşvet iddialarının ortada olduğunu, bu konuyla ilgili ciddi verilerin de elimize ulaştığını söylemiştim. Tüm bunları seçim öncesinde, son 15 günün içerisinde hatta 1 ay öncesinde polise taşımayı uygun bulmadım. Bunun seçim meselesi olarak görülmesini, kamuoyu tarafından da seçim hamlesi olarak algılanmasını istemem. Bu konu seçim kargaşası içerisinde ortaya konulmuş, sonrasında da unutulacak bir şey değildir. Özgürgün’ün bu konuda hukuk nedeniyle değil, demokrasi nedeniyle açıklama zorunluluğu var. Seçimden sonra hukukun gereğini yapacağız. Hukukun gereği de bunların çok ciddi polis soruşturmasından geçip, yargı önüne kadar gitmesidir.

YENİDÜZEN: UBP bugüne kadar kiminle koalisyon kurduysa, kendisi değil de ortağı oy kaybetti. UBP yine ilk iki partiden biri… Bu nasıl bir kültürdür?
Tufan ERHÜRMAN: İnsanlarla konuştuğumuzda sokağın sesini duyuyoruz. ‘Halkın UBP’den bir beklentisi kalmadı’ diyorlar. Halkın, UBP’nin yaptıkları dışında, adaleti getireceği, kamu hizmeti sunacağı, üretimi artıracağına dair beklentisi yok. Halkın beklentisi CTP’ye yöneliktir. Halk, iktidara geldiği zaman eğer kamu düzenini arzu edilen düzeye çıkaramazsa, üretimi artıramazsa, adaleti sağlayamazsa CTP’ye fena halde kızıyor. UBP’den böyle bir beklenti yok. Ancak artık UBP’ye oy veren insanların da çocuklarının, torunlarının geleceği için kendi kendilerine şu soruyu yöneltmesi gerekiyor: Bu yapının devamını istiyor muyuz? Bu kadar adaletsizlik, hukuksuzluk, partizanlık kendilerine bir gelecek vaat ediyor mu?
Şunu da hatırlatmak isterim. UBP’nin de hükümette ciddi bir yıpranmışlığı olmuştur. %45’lerde hükümete gelip, %27’lerle sandıktan çıktığını unutmayalım. Hükümete gelip de yıpranmamak kolay bir şey değil. UBP bu sistemin ve bu sistemin ürettiği kültürün esas sahibidir. UBP’ye oy veren insanların bir kısmı da “artık bu kadarı halkın onuru ile oynamaktır, onay vermiyoruz” diyecektir. Çok sayıda UBP’liler gelip bunu söylüyor.

Koalisyon modelleri…
UBP veya DP ile koalisyon sıralarında oturmayı istemiyorum. Sol koalisyon tercihim…

YENİDÜZEN: Seçimden önce koalisyon modelleri konuşulup, tartışılıyor. Belli ki bu, seçimden sonra da devam edecek. TDP Genel Başkanı Özyiğit, ‘sol koalisyon tercihimdir’ dedi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir de planımızı programımızı kabul edecek biriyle görüşürüz’ dediniz. Olmazsa olmazlarınız nelerdir?
Tufan ERHÜRMAN: Tercihim ve olmasının da beni şaşırmayacağını düşündüğüm şey tek başımıza iktidara gelmektir. Ama koalisyon olacaksa, ben Başbakan olacaksam ki öyle görüyorum, UBP veya DP ile koalisyon sıralarında oturmayı kişisel olarak istemiyorum. DP ile hükümette bulunulan dönemi milletvekili, UBP ile hükümette bulunulan dönemi hem milletvekili hem de genel sekreter olarak yaşamak talihsizliğini yaşayan birisiyim. Dolayısıyla bu kesimlerle arzu ettiğimiz sistem değişikliğini hayata geçirmekte çok büyük güçlükler yaşayacağımızı biliyorum. Bire bir yaşadım, hükümet programında altına imza atarak yazdığımız şeylerin gerçekleşmesini engellemek için her iki parti de ellerinde geleni ardına koymadılar. UBP için şunu da ekleyeyim; Özgürgün’ün son yaşadığı ve yaşattıklarından sonra CTP’nin sistemi değiştirmek iddiasıyla ortaya çıkan bir partinin bu şekilde koalisyona gitmesi kabul edilebilir değildir. Ama bu konudaki kararı nihai olarak vermeye yetkili organ parti meclisidir. Şu anda parti genel başkanı sıfatı ile kendi görüşlerimi sizinle paylaşıyorum. Koalisyon olacaksa, ben de ‘sol koalisyon’ olmasını tercih ederim. Ama onun dışındaki alternatifler üzerinde parti meclisi kendi konuşur. Ben sadece kişisel görüşümü söylüyorum. Son günlerde UBP’nin yaşadığı durum, yanlış anlaşılmamalıdır. Hüseyin Özgürgün, buzdağının görünen kısmıdır. UBP, tüm yaşananlardan bütünsel olarak sorumludur. Gezdiğimiz yerlerde öğreniyoruz ki UBP’liler “Hiç merak etmeyin, biz geçmişte İrsen Küçük’ü de yedik, gerekirse Hüseyin Özgürgün’ü de yeriz. Ama UBP bu işten yara almadan çıkar’ diyebiliyorlar. Genel Başkan nezdinde yaşanan bu sıkıntı bütün parti için geçerlidir. Kaldı ki bu sıkıntı sadece genel başkan nezdinde de yaşanmıyor. Özgürgün ile ilgili sıkıntı, muhatabı olduğu bir dava nedeniyle basına yansımıştır. Diğerleri açısından belgelerin basına yansımamış olması böyle bir sorun olmadığı anlamına da gelmiyor. Bunu da toplum biliyor.

YENİDÜZEN: Satır arasında söylediklerinizle, ‘CTP ya tek başına iktidar, ya da birinci parti olarak Tufan Başbakan sonucu’ çıkıyor. Öyle mi?
Tufan ERHÜRMAN: CTP hükümeti kuracak partidir. Genel başkanı da benim… Dolayısıyla bu sonuç, dolaylı olarak çıkıyor.

İmam hatip tartışmaları…
“Yeni bir ilahiyat koleji veya imam hatip açılmayacak!”

YENİDÜZEN: CTP’nin seçim programında din derslerinin seçmeli olmasını öngörüyor. Kamuoyunda imam hatiplerle ilgili de tartışmalar yaşanıyor. Partinin imam hatipler veya bu yönde açılması muhtemel okullarla ilgili duruşu nedir?
Tufan ERHÜRMAN: Eğitimin planlı, programı olması gerektiğini düşünüyorum. Ülkede kimi yetiştirmek ve nasıl yetiştirmek istediğimize karar vermemiz gerekiyor. Şu anda ülkede yeni bir ilahiyat koleji veya imam hatip ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. CTP’nin iktidarında yeni bir ilahiyat koleji veya imam hatip açılması söz konusu olmaz. Çünkü böyle bir ihtiyaç yok. Ülkede iş gücü yaşına gelen insanların sadece yüzde 51’i iş gücü piyasasına katılıyor. Avrupa’da ise bu oran yüzde 80’lerdedir… İşgücüne katılan kadınlarımızın oranı sadece yüzde 35… Avrupa’da bu rakam yüzde 62’dir… Eğitim planlarken yüzde 49 insanımızın iş gücüne nasıl katılacağını düşünmeliyiz. Melese tüm yönleriyle planlama yapmak, ihtiyacı belirlemektir yoksa “karşı olmak” ya da “taraf olmak” üzerine konulara bakamayız.

YENİDÜZEN: Yurttaşlıklar ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Tufan ERHÜRMAN: Burada da önemli olan nüfus planlamasıdır. CTP’nin ‘yurttaşlık’ politikasıyla ilgili CTP’nin tavrı bellidir. CTP de hem UBP hem de DP ile koalisyonda yer aldı. CTP iktidarında 4 bin kişi vatandaş yapılırken, bu arkadaşlar geldi 20 ayda 12 bin vatandaş yaptı. CTP, 50 civarında istisnai yurttaşlık verdi, bunlar 2 bin. Üstelik, bunu Türkiye ile ilişkiler üzerinden de açıklamak doğru değildir, çünkü, tüm bu dönemlerde de ilişkiler vardı. 1 günlük turist vizesiyle adaya gelen insana ‘istisnai vatandaşlık’ verilmesi TC ile ilişkiler noktasında açıklanmaz. Ancak 10 yılın üzerinde çalışma izni ile çalışmış insanların vatandaşlık talep etmesi ve bunu alması benim gözümde insan hakları ile ilgili meselesidir

YENİDÜZEN: İstisnai olmayan yurttaşlıklar ile ilgili kriterlerin sosyal entegrasyon anlamında yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?
Tufan ERHÜRMAN: Sosyal entegrasyon yılla ölçülüyor. Başka yöntemler de öngörülmelidir. Sosyal entegrasyon vatandaşlık ile ilgili bir konu değildir. Ülkede bulunan yabancılarla ilgili bir sorundur. Bizim ülkemizin altyapısı bu kadar vatandaşı kaldırmaz deniliyor. Bu tartışma bilimsel değil. Çünkü bu aslında yurttaşlık değil nüfus politikasıyla ilgili bir meseledir. Bizim hedefimiz bölgesel “taşıma kapasitesi haritaları” hazırlamaktır. Trafik, imar, ekoloji, eğitim, sağlık tüm yönleriyle taşıma kapasitemizi ölçmemiz, nüfusu politikasını da bunun üzerinden tartışmamız gerekir. Çünkü siz sadece yurttaşlara değil, çalışmak ya da eğitim için gelenlere de sağlık hizmeti veriyorsunuz, trafiğinize onlar da katılıyor.

YENİDÜZEN: İmam hatip meselesinde bambaşka bir tablo ortada. Bir tarafta eğitim ile ilgili karar verebilecek bir bakanlık var, bir tarafta da Vakıflar İdaresi var. Eski Bakan, ‘duydum ama haberim olmadı’ dedi. Vakıflar İdaresi, memleketin eğitim politikasına soyunabilir mi?
Tufan ERHÜRMAN: Aslında yaşanılanlar hükümet boşluğu meselesidir. Memlekette 20 aydan beridir yönetme iddialarını da kaybettiler. Bu memlekette özel okul da olsa nerede açılacağına, ihtiyaç olup olmadığına, hangi tür eğitim verileceğine, imar-trafik açısından uygun olup olmadığına karar verecek olan hükümettir… Peki tüm bunlara özel girişimciler ya da Vakıf gibi özel hukuk tüzel kişisi mi karar verecek? Bunu yönetmesi gereken hükümet ortada yoktur.
YENİDÜZEN: Ocak’ta Başbakan olarak göreve başladınız, bu konuda ne yapacaksınız?
Tufan ERHÜRMAN: Buraya okul yapılacaksa yetkili makamlara başvuruları yapılır. İmam hatip yapmayı düşünüyorlarsa da duruşumuz net. Şu anda ne imam hatip ne de ilahiyat kolejine ihtiyaç vardır. Kimse kafasına estiği yere okul yapamaz. Eğitim, sağlık kamu hizmetidir.

Türkiye ile ilişkiler…
“900 milyon TL’lik kaynağın, 157 milyon TL’si alabildiler”
YENİDÜZEN: Toplumda, ‘CTP ve diğer iktidarlar demokratik kaygılar nedeniyle Türkiye’den para alma noktasında sıkıntısı yaşar. UBP ise Türkiye’den en iyi para alan partidir’ algısı var. UBP’nin oy oranında bu durum etkisi var mıdır? Yurttaşta “CTP gelirse, TC’den kaynak akmayacak” kaygısı var mı?
Tufan ERHÜRMAN: UBP’nin böyle bir algı yaratmaya çalıştığını çok net görüyorum. UBP-DP Hükümeti’nde çok övünülen 13’üncü maaş işi var. 13’üncü maaşlar için iç borçlanma yapıldı. Bunu Türkiye’den para alarak yapamadılar. UBP-DP Azınlık Hükümeti’nin TC ile imzaladığı protokol nedeniyle KKTC’ye alt yapılar için 510 milyon TL kaynak ayrıldı. Bu paradan bugüne kadar 157 milyon TL alabildiler. 540 milyon TL civarında ‘reform destek ödeneği’ var… Bu ödenekten hiç para alamadılar. Hiç! Yani sıfır. Geçmişte farklıydı. Türkiye sorgusuz sualsiz sistemin devamı için para gönderir, UBP de bunu alırdı ve o dönemde Türkiye’den en iyi para koparan partiydi. Türkiye artık böyle bir para göndermiyor. Şu anda iki şekilde para aktarılıyor. Birincisi borç olarak, ikincisi de proje karşılığında hibe ve destek olarak… Kim doğru dürüst proje hazırlar, Türkiye’yle bunu görüşür, projeleri uygularsa, halkı da TC’den aktarılan kaynaklardan o oranda yararlandıracak. O nedenle daha fazla proje oluşturmak, hayata geçirmek için proje birimi, fizibilite birimi ve projeleri hayata geçirme birimini kurmayı programımıza koyduk. Yalnızca TC’den gelecek kaynak için değil hem AB hem de başka uluslar arası fonlardan yararlanabilmek için de bunu yapmalıyız. Halk, ülkede yatırım yapmak için doğru düzgün proje hazırlamak gerektiğinin farkına varmalıdır.

YENİDÜZEN: CTP 2013 seçimlerinden ciddi oy oranıyla çıktı. CTP-UBP koalisyonu sonuçlanırken, bu kez, ciddi bir oy kaybı konuşuldu. Parti başkanı olarak seçin sonucuna dair üzerinizde bir baskı var mı?
Tufan ERHÜRMAN: Rakamsal bir başarı ya da kriter baskısı yok. Ama üzerimde çok ciddi bir baskı var. UBP-DP ya da UBP iktidarı ülkede devam ederse, 5 sene sonra kültürel, ekonomik, sosyal anlamda bir şeyleri toparlamamız imkansıza yakın hale gelebilir. Bunun çok ciddi baskısı var. İşte bu tehlike uykularımı kaçırıyor. Bu nedenle gece gündüz çalışıyorum. Yoksa başka bir endişem yoktur, PM’ye giderim, oradan çıkacak karara uyarım, gerekirse fakülteme dönerim…
FOTOĞRAFLAR: Levent ÖZDAĞ