“Maraş uluslararası hukuka uygun olarak açılmalıdır.”

Özgür Gazete’ye konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, hükümetin pandemi sürecindeki performansını yorumladı, Maraş konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Erhürman, Cumhurbaşkanlığı vizyonunu da Özgür Gazete ile paylaştı. CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Erhürman, hükümetin pandemi sürecini yönetemediğini ancak yürütmenin bir diğer bacağının da cumhurbaşkanlığı olduğunu söyledi.

Özgür Gazete’ye konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, hükümetin pandemi sürecindeki performansını yorumladı, Maraş konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Erhürman, Cumhurbaşkanlığı vizyonunu da Özgür Gazete ile paylaştı. CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Erhürman, hükümetin pandemi sürecini yönetemediğini ancak yürütmenin bir diğer bacağının da cumhurbaşkanlığı olduğunu söyledi.

“Anayasa’nın 5. Maddesine (Yürütme yetkisi ve görevi cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu tarafından yerine getirilir) de değinen Erhürman, “Ben cumhurbaşkanı olsaydım, bu süreçte salt pandemi hastanesi gündemli bir bakanlar kurulu toplantısına çağrı yapıp, muhakkak başkanlık ederdim ve o toplantıyı ‘buradan karar çıkmazsa bitmeyecek’ bir toplantı haline getirirdim” diye konuştu. Şuanda içeride bulaşın yayıldığına vurgu yapan Erhürman, “Bizim de artık seçim çalışmalarımızın yöntemlerini değiştirme zorunluluğu altında olduğumuz bir noktaya geldik” dedi. Ülkede bulaşın artmasının sorumlusunun hükümet olduğuna işaret eden Erhürman, “Tabi geçmişte bu seçimi 1 yıl sonraya atma önerisi getirmişti, 6 olarak belirlenmişti. Sayın Cumhurbaşkanı da daha erken yapılsın demişti ama Sayın Cumhurbaşkanı bunu derken de sonbaharda bulaşın aratacağına dair bilimsel düşünceler çerçevesinde bunu önermişti. Şuanda bulaşın artması sonbaharın gelişi değil. Sürecin yönetilmemesi ile ilgilidir” ifadelerini kullandı.

“BEN CUMHURBAŞKANI OLSAYDIM…”

Erhürman, cumhurbaşkanının başka klasik parlamenter rejimlerde olmayan biçimde, dilediği her konuda ve dilediği her zaman bakanlar kuruluna başkanlık etme yetkisine sahip olduğunu kaydederek, şunları kaydetti: “Bana, ‘Siz cumhurbaşkanı olsaydınız bu dönemde ne yapardınız?’ diye soruyorlar. Mesela salt pandemi hastanesi gündemli bir bakanlar kurulu toplantısına bir çağrı yapıp, muhakkak başkanlık ederdim ve öteye giderdim. O toplantıyı ‘buradan karar çıkmazsa bitmeyecek’ bir toplantı haline getirirdim. Çünkü araçlar ortadaydı. Mali sorun yoktu, en kötü ihtimalle iç borçlanma teklifi ana muhalefetten gitmişti. Sağlık fonunda para vardı, Türkiye ile imzalanan protokol ile gelen para vardı. Mekan sorunu yoktu. ‘Bunun olmaması da mümkündür, olmasa da olur’ diyen de yoktu. Sağlık Bakanı kendisi de başta olmak üzere, diğer bakanlar ve uzmanlar bir pandemi hastanesine ihtiyaç olduğunu söylüyordu. Dolayısıyla bu pandemi hastanesinin bugüne kadar yapılmamasında aslında hiçbir makul gerekçe yoktu. Durum buyken ben de yürütmenin bir kanadı olarak o toplantıya başkanlık ederek her ne ise içimizde yaşadığımız sorun ben de geldim, hep birlikte o sorunu çözüyoruz ve öyle çıkıyoruz buradan’ derdim. Çünkü halkın beklentisi budur ve çok haklı bir beklentidir. Bir lüks değildir. Ekonomide yaşanan sarsıntının bizi seçilecek olan cumhurbaşkanının görev süresi içerisine çok ciddi şekilde etkileyeceği açık bir biçimde ortada bu 2020 sonunda bitecek bir ekonomik sıkıntı değil. Peki benim görev sürem içerisinde de beni etkileyecek. Dolayısıyla bu konuda da başkanlık edip, nedir maliyenin durumu, nedir öngörüleri bunu ayrı bir başlık olarak konuşturup değerlendirtirdim. Gene eğitimin açılmasına doğru gidilirken yaşanan gel-gitler benim ülkemin tüm çocuklarını etkileyecek konular dolayısıyla ben cumhurbaşkanı olarak bu konularda yetkisizim ve görevsizim diyemem çünkü Anayasa da ‘görevlisin’ de diyor.”

“CUMHURBAŞKANLIĞI GENİŞ KADROLARLA, ÇOK ÇALIŞMASI GEREKEN BİR MAKAMDIR”

‘Cumhurbaşkanı hükümetin her işine karışıyor’ cümlesinin ise Anayasa’nın 5. Maddesini görmezden gelen bir cümle olacağını belirten Erhürman, şöyle konuştu: “Ben her toplantıya başkanlık yapacak bir cumhurbaşkanından söz etmiyorum. Memleketin kritik sorunlarına ve özellikle orta ve uzun vadeli kararların alınması süreçlerine müdahil olacak orada da karar verecek değil, liderlik, öncülük, koordinatörlük edecek bir cumhurbaşkanlığına ilişkin bir şey söylüyorum. Hükümet tıkır tıkır bir şeyleri götürüyorsa gidip de sürekli başkanlık etmeniz gerekmez. Orta ve uzun vadeli kararlardan vurgum da ülkenin istikrar sorunu ile ilgilidir. Yani hükümetlerin 1 yıl-15 ay ömrünün olduğu bir yerde, tarımda, turizmde, eğitimde orta ve uzun vadeli işlerin planlanıp hayata geçirilmesi maalesef gündem bile olmuyor. Ama siz 5 yıllık bir görev süresine sahipsiniz. Koalisyon ortağınız yok. Erken seçiminiz yok. Bir de hükümetlerin biri düşer diğeri gelir. Bir hükümetin başlattığı proje diğer hükümet döneminde devam etmez. Dolayısıyla bu konularda da cumhurbaşkanı yeri geldiğinde bakanlar kuruluna başkanlık edip, ‘ben biliyorum, doğal olarak siz günlük işlerin içerine boğulmuş durumdasınız ama gelin, görün ki turizm en çok gelir elde ettiğimiz sektördür. Ben de cumhurbaşkanlığında bu alanın uzmanları ile görüştüm ve bir çalışma yaptım. Gelin bunu üzerinden geçelim ve bunun bir devlet politikası olmasını sağlayalım’ demelidir.” Erhürman ayrıca cumhurbaşkanlığının geniş kadrolarla ve de çok çalışması gereken bir makam olduğunu söyleyerek, “Bir taraftan Kıbrıs sorunu müzakereleri, diğer taraftan tanınmış bir devlette şuanda Avrupa Birliği’nden sorumlu devlet bakanı veya dış işleri bakanı ne yapıyorsa bizim devletimiz içerisinde bu iki fonksiyon da aslında cumhurbaşkanlığının fonksiyonudur” dedi.

“KADROLAR SADECE BİR PARTİYE MENSUP KİŞİLERDEN OLUŞMAMALI”

Bu geniş kadrolara ihtiyaç olduğunu ancak bu kadroların da sadece bir partiye mensup kişilerden oluşmaması gerektiğinin altını çizen Erhürman, “bu memlekette gelişmiş insan sayısı nüfusumuza göre az değil ama bütün yetişmiş kişiler de bir partidedir demeye kalkarsanız bu da gerçekçi değildir. Cumhurbaşkanlığının tarafsızlığını da buraya bağlamak gerekir. ‘Partili cumhurbaşkanı olmaz’ evet, tabiki olmaz. Parti cumhurbaşkanı adayı gösterir, gösterecekse, o adayı gösterirken de bir iddiası vardır, o iddia da ‘ben bu kişiyi aday gösterdim çünkü tarafsız kucaklayıcı ve aktif bir biçimde bu görevi yapacağını düşünüyorum’ demiş olur bu parti. Önemli olan seçildikten sonra ne yapacağıdır” diye konuştu.

“MARAŞ ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN OLARAK AÇILMALIDIR”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, Maraş konusunda da önemli açıklamalarda bulundu. Maraş’ın uluslararası hukuka uygun olarak açılması gerekliliğinin önemine dikkat çeken Erhürman, şunları kaydetti: “Nasıl ki Taşınmaz Mal Komisyonu’nda uluslararası hukuk çerçevesinde ve uluslararası kuruluşlarla irtibat kurularak, Avrupa Konseyi ile iletişim kurarak bir şeyi tek taraflı olarak yaptık ve Kıbrıs Türk halkını mülkiyet konusunda uluslararası hukukla buluşturduk. Burada da evet Maraş’ta da tek yanlı işlem yapılır ama o tek yanlı işlem bu kez BM ile görüşülerek gerekse müzakere edilerek uluslararası hukuk çerçevesinde yapılır. İki toplumun orada ekonomik olarak işbirliği yapmasını sağlarız ve elbette Kıbrıs Türk halkının içeride de kalkınmasına bunun önemli bir katkısı bulunur hatta bu çözümü tetikleyen faktörlerden biri haline gelebilir. Kıbrıslı Rumların ‘Zaten zaman bizim lehimize işlediğine göre statükoyu olabildiğince müzakere edermiş gibi görünerek, sürdürelim çünkü zaman lehimize işler’ stratejisini bozan bir strateji olur.” Maraş konusunda yaptığı açıklamada, Rum lider Nikos Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e yazdığı son mektuba da işaret eden Erhürman şunları söyledi:

“Sayın Anastasiasdis’in Guterres’e yazdığı son mektupta ki Maraş konusunda şikayetçi oldu, ‘Türk tarafı Maraş’ta BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı işler yapıyor’ dediği mektuba Guterres’in verdiği cevap önemlidir. İlk paragrafında ‘Maraş’ta BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı işler yapılmasını kabul etmeyiz’ deniliyor. Hemen altında da ‘Maraş’ta BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun hareket edilmesi durumunda da yapılacak çalışmaları destekleriz’ diyor. Bu benim gözümde BM’nin bize attığı bir davettir. Bu benim için doğru hamledir. Masada, BM’nin, Kıbrıs Rum tarafının yine ayak sürdüğünü ve yine zaman kazanma oyunları oynadığını gözlemlemesi durumunda elbette bize, Maraş’ın açılması konusunda, uluslararası hukuk çerçevesinde açılırsa yardımcı olacağını söylediği noktada o yardımın şeklini, boyutunu ve iyi niyetini de etkileyebilir. Sürekli buralarda zorlamak gerekiyor. Zaten özne olmak da bunu gerektiriyor. Oturup da size çizilen çerçevenin dışına çıkmazsanız aslında o çerçevede dahi başarılı olma şansını yitiriyorsunuz.”

“ANAHTAR VAR”

Maraş konusunda farklı bir bakış açısının süreci daha da sokacağını kaydeden Erhürman, “anahtarla kapıyı açmak yerine omuz atayım ki. Bu Kıbrıs Türk halkının gelecek perspektifine uygun bir hareket değildir” dedi.

“Bizim gelecek perspektifimiz dünyaya açılma, uluslararası hukukla buluşmaktır” diye konuşan erhürman, şunları söyledi: “Bunun dışında bakışı olan arkadaşlara ilişkin benim düşüncem; adeta Maraş’ı açalım, açalım diyoruz ya bir kapı metaforu getiriyor akla ister istemez. Ben de diyorum ki benim anlattığım uluslararası hukuka uygunluk yöntemi bu kapının anahtarıdır ve orada duruyor. BM de ‘BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun açılma çabalarını destekleriz’ diyor. Anahtarı alıp da kapıyı açmak dururken çelik kapıya adeta omuz atma hali. Omuzunuzu kıracaksınız çünkü kapı çelik ve de omzunuzu kıracaksınız. Kıbrıs Türk halkının başına yeni dertler açacaksınız. Haklı olduğumuz bir konuda çözüm bulmak varken sorunlara sorun eklemeye kalkıyorsunuz aslında yaptığınız şey bu. Bu söylediğim Türkiye’nin Doğu Akdeniz çözümü konusunda söylediğiyle de çok örtüşüyor. Orda da uluslararası hukuk temelinde ve diyalog, burada da. Çünkü orada Türkiye kendini nasıl haklı görüyorsa o yüzden de bu öneri ona makul bir öneri geliyorsa ben de burada haklıyım. Çünkü hem Maraş kapalı hem de Taşınmaz Mal Komisyonu’na durmadan davalar geliyor. O davalarda da benim mahkum olma ihtimalim var. Maraş askeri bölge olduğu için ve mallar iade kapsamında olmadığı için ve talepkarlık da iade üzerinden olduğu için ve madem davalar da var ve süreç zorlanıyor, madem BM Güvenlik Konseyi kararları da var neden bu anahtarla kapıyı açmak yerine omuz atayım ki. Bu Kıbrıs Türk halkının gelecek perspektifine uygun bir hareket değil. Bizim gelecek perspektifimiz dünyaya açılma, uluslararası hukukla buluşmaktır.”